A Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü Stefan Kuntz beIN Sports'ta gündeme dair açıklamalarda bulundu. İşte Alman çalıştırıcının sözleri...
Benim zamanıma göre en büyük değişiklik, o zaman 3 yabancı oynuyordu. Aynı milletten olurdu teknik direktörler de genellikle. Dürüst olmak gerekirse sadece kendi performansıma ve takımıma kafa yoruyordum. Diğer takımlara çok fazla kafa yormamıştım. O zaman Rosenborg'la oynamıştık ve başarılı olamamıştık Avrupa'da. Bu konulara çok yoğunlaşıyordum. Beşiktaş'taki son dönemimde çok öğreti ile ayrılmıştım.
Milli takım teknik direktörü olarak Galatasaray - Trabzonspor maçını izledim. Yabancı oyuncularla ilgili bir cevap verebileceğimi bilmiyorum çünkü ben Türk oyuncularla ilgileniyorum.
Avrupa'ya da bazı statlara gidip canlı maç izlediğim zamanlarda biraz karşılaşma yapabilirim ama Türk futbolunu yargılamak istemiyorum. Belki 16 canlı maç izledim statta. En az o kadar da televizyonda izledim. Yavaş yavaş bu gözlemleme etabını aşıyoruz. Bazı isimler belki martta bünyemize dahil olabilir. Hemen Portekiz maçına hazırlanmamız gerekiyor.
Genç oyunculara ne önerebilirdim? Bazen soğukta dışarı çıkmayın derim, hasta olmasınlar diye. Cenk mesela ne kadar şiddetli koşu atıyor, kaç sprint atıyor ve hangi mesafelerde atıyor? Taktik açıdan bir bakış açımız ve bir de oyunculara bakış açımız var. Eğer 30 şiddetli koşu, 20 sprint yapacaksın dersen oyuncular bir dahaki maçta onu yapabilir ama taktik kısım hocaya bağlı. Pas sıklığı konusu da önemli. Zor bir alana pas atmak daha önemli. Nasıl atak yapmalısınız, bekleyerek mi, topu alıp mı, sürekli presle aktif mi? Bunlar arasında seçim yapmak gerekiyor. Oyuncularla bunları konuşuyorum. Bizim için de çok önemli. Çok iyi hazırlanmak istiyoruz mart ayındaki Portekiz maçına.
Daha önce söylediğim gibi şu süreç içerisinde herhalde canlı izlemediğim takım yok gibi bir şey. Hangi koşullarda yargılayacağınız önemli oyuncuları. Basit bir seviyede mi yoksa büyük oyuncularla zor liglerde mi oynuyorlar? Daha sonra aralarında karşılaştırma yapıyorsunuz. Bunu göz önünde bulunduruyorsunuz. Mart ayında yeni oyuncular olabilir.
Hangi kriterlere göre oyuncu seçiyorsunuz diye sorarsanız, geçmişte kalan bazı performanslar var, güncel performanslar var ve takım ruhuna nasıl adapte olacağını düşünüyorsunuz. Daha fazla esneklik verir mi taktik açıdan diye düşünüyorsunuz. Yaklaşık 6 yeni oyuncu oldu 4 maçta oynattığım. Daha sonra gelecek jenerasyonun da çok özel olacağını düşünüyorum.
Benim için öncelikli olan şey hangi oyuncuların hangi pozisyonda oynama becerisine sahip olduğudur. Mesela Hakan Çalhanoğlu'nu göz önünde bulunduralım, son oynadığı maçlar, milli takımdaki en iyi maçlarıydı bence. Ben de hangi pozisyonda acaba daha başarılı olabilir diye düşünüyorum yetenekleri bağlamında. Bu çalışmaları tüm oyuncularla yapıyoruz. İlerletmek ve daha iyi hale getirmek istediğimiz şey, topu kendi kalemizden daha uzakta kazanmak, daha yüksek savunma yapmak istiyoruz. Rakibimizin sahasında daha fazla baskı yapmak, top kazanmak istiyoruz. Son maçların istatistiklerine göre bunları geliştirmek istiyoruz.
Norveç'e karşı zor bir maç oynadık, diğer 3 maçta biz daha favoriydik ve daha yüksek savunma kurmamız gereken maçlardı. Ufak bir gerçekle yüzleştiğimizi düşünüyorum. Adım adım gitmek zorundayız. Mümkün olduğunca ileride kurmak istiyorum defans kurgumu. İleri oyuncularınızın da bunu yapabilecek yeteneğe ve isteğe sahip olması gerekiyor. Alman oyuncular zaten her zaman 3. bölgede pres yaparlar ve şiddetli koşular atar, yorulmazlar. Bunu yapmak istiyorum ama oyuncuların da uygun olması gerekiyor. Portekiz ve İtalya maçlarında belki favori biz değiliz ama takım farklı yüzlerini göstermeyi başarmasını bekliyorum. Rakiplerimize kolay zamanlar yaşatmayacağız.
Ben belki milli takım teknik direktörü olabilecek en iyi isim olmayacağım ama her zaman yüzde yüzümü vereceğim. Oyuncuların korkularının farkındayım, ne kadar baskı altında olduklarının farkındayım. Hamit de bu baskıyı hissediyor. Beraberce bir yabancı teknik direktörle çalışma kararı verdiler. Şu bir gerçek ki milli takım son zamanlarda iyi gitmiyordu. Bireysel bakış açımdan bakacak olursak benim hissettiğim baskı ve sorular şöyleydi; gergin değil misin, stres göremiyoruz? Bu iyi. Çünkü ben iyi bir oyuncuyum, iyi bir aktörüm. Yüzümde gözükmese de içimde baskı hissediyorum. Az sayıda Türk seyirci vardı Letonya'da. Hissettiğim baskıyı dışa vurabilirdim, çok Türk seyirci yoktu. Çok sevinmedim duygularımı bu kadar gösterdiğim için. Ancak bu baskıların dışavurumuydu.