Ülke puanı, bir federasyonun Avrupa kupalarına kaç takımla katılacağını ve o ekiplerin hangi turdan turnuvaya dahil olacağını belirler. Ancak kulüp puanı da o takımın söz konusu turda seri başı olup olmayacağını veya grup kurasına hangi torbadan gireceğini belirleyen parametre. Dolayısıyla bir takımın ilk maçta işi bitirmiş olsa da, rövanşa prestij amaçlı çıksa da alacağı galibiyet sadece ülke puanını değil, kulüp puanını yükseltmeleri için de bir fırsat anlamına geliyor. Dün Fenerbahçe, ülke ve kulüp hanesine 1 puan yazdırmış oldu Kişinev’de.
(UĞUR MELEKE - HÜRRİYET)
İsmail Hoca takıma damgasını vurup, tüm oyuncuların keyif aldığı, ter dökmeyi sakınmadığı, birbiri için koştuğu bir ekip kurdu. Tadic ve Dzeko'nun konuşmaları bir yana, Türk oyuncuların sorumluluk alması ve ellerini taşın altına sokmasıyla nelerin değişebileceğini gösteriyorlar. Fenerbahçe taraftarı "acımasızca (!)" Mert Hakan ve İrfan Can Kahveci'yi linçlerken, İsmail Hoca aslında tribünlerin kalbini bu oyuncuların taşıdığının farkında. İlk 45'i neredeyse rakip ceza alanında geçirmesine rağmen gol bulamadı Fenerbahçe. Crespo'nun sakatlığı ile birlikte gelen Mert Hakan hamlesiyle "iki 8 numaraya (Tadic-Mert)" geri döndüler. Tadic pas merkezi olmaya devam etti, Mert Hakan tüm boşluklara koşu yaptı. Birbiri ardına geldi pozisyonlar ve goller. Eskilerin coşkusu, yenilerin kalitesi ile bambaşka bir hale dönüştüler. Buna İsmail Kartal'ın akılcı ve çözüm üreten formülleri eklendi. Böylesine dominant maçları bu sezon çok izleyeceğiz.
(GÜRCAN BİLGİÇ- SABAH)
5-0 kazanılan ilk maçın ardından Fenerbahçe'den çok yüksek bir motivasyon beklemek doğru olmazdı. Ama buna rağmen dün gördük ki Zimbru karşısında İsmail Kartal oyuncularının ellerinden gelenin en iyisini yapmasını istemiş ve maça 0-0 gibi başlamaları konusunda ciddi uyarılarda bulunmuştu. İlk maçın yıldızlarından Dzeko, Kent ve Szymanski maça kulübede başlasa da sahadaki Fenerbahçe takımı rakibin oyuncu kalitesiyle kıyaslanmayacak derecede güçlüydü. Zaten ilk dakikadan itibaren Zimbru kalesini ablukaya alarak bu gücünü de gösterdiler.
Bu yoğun baskıya rağmen Fenerbahçe'nin ilk yarıda hücumda iyi organize olduğunu ve atakları sonlandırma bakımından yeterli düzeye geldiğini söylemek mümkün değil. King ilk yarı boyunca çok etkisiz kaldı. Aynı şekilde sakatlanıp çıkana kadar Crespo da hücum organizsyonlarında çok başarılı değildi. Fenerbahçe'nin kanatları çok iyi hücuma çıkmış gibi görünse de isabetli orta yapma ve golcüleri topla buluşturma konusunda aynı ölçüde göze hoş gelen işler yapamadılar. 33. dakikada Crespo'nun çıkıp, Mert Hakan Yandaş'ın oyuna girmesiyle hücumda daha hareketli bir Fenerbahçe görmeye başladık. Ancak yine de kolay yapılacak işleri bazen içinden çıkılmaz hale getirdiklerini gördük.