Spor yazarları, Galatasaray'ın Lokomotiv Moskova karşısında aldığı 3-0'lık galibiyetleri değerlendirdiler. İşte Türk spor basınından öne çıkan köşe yazıları...
Rusya ve Türkiye, Avrupa’nın baş altı ligleri. Galatasaray ve Lokomotiv de Avrupa’nın baş altı kulüpleri. Belki tarihlerinde hiçbir zaman Şampiyonlar Ligi yarı finali olmayacak ama Avrupa’nın devleri İstanbul’a ya da Moskova’ya gelirken hep çekinecekler bu seyahatlerden. Bir süre Şampiyonlar Ligi’nden uzak kalan Galatasaray dün isteğiyle, arzusuyla, coşkusuyla net bir şekilde verdi bu mesajı: İstanbul, hâlâ Avrupa’nın çekinilecek deplasmanlarından biri.
Dün tam bir Şampiyonlar Ligi akşamı yaşandı TT Arena’da. Devler Ligi tarihinin iki önemli parçası olan iki kulüp, özlemle, iştahla çıkmışlardı savaşmaya. Ve kan-ter-gözyaşı dolu bu savaşın galibi kalite farkıyla temsilcimiz Galatasaray oldu. Bravo Galatasaray. Bravo tekmeye kafa sokan adamlar... Bir kez daha gururlandırdınız bizi.
Dün dakikalar 41’i gösteriyordu. Galatasaray hücumdaydı ve Belhanda, daha önce sıkça yaptığı gibi sorumsuzca verdi topu rakibine. Faslı’nın artık alıştığımız o top kaybının faturasını, vazgeçmeyip rakibine faul yapmak zorunda kalan ve ilk sarısını gören N’Diaye ödedi. Linnes tekmeye kafa sokarken, Belhanda’nın böyle sorumsuzluk hakkı olmamalı bence.
Dün gece Telekom Stadyumu’nda müthiş bir atmosfer vardı. 45 bin taraftar öyle bir ortam yarattı ki, bırakın Lokomotiv Moskova’yı hepimiz etkilendik... Bu Galatasaray taraftarının hakkı ödenmez...
Galatasaray takımına bakıyorum bütün futbolcular, bir kişi hariç, kalbini, yüreğini, her şeyini sahaya koydular... Şampiyonlar Ligi gerçekten çok zor... Sahada büyük bir savaş var... Zaman zaman Galatasaray zorlandı, kalesinde tehlikeler yaşadı... Her şeyi bir kenara koyun grubun ilk maçını kazanarak iyi bir başlangıç yaptı.
Rodrigues’i Allah nazardan saklasın... Attığından fazlasını kaçırdı. Ama müthiş bir temposu var... Rakip defansın beklerini ve stoperlerini kafa kafaya vurup rakip kaleci ile karşı karşıya kalabiliyor. Müthiş bir yetenek... Futbolunun üzerine her maç bir şeyler daha ekliyor...
Galatasaray alıştığı ligde çok iyi bir başlangıç yaptı. Hem futbol olarak hem de skor olarak çok doyurucu bir sonuçla ayrıldı. Eksikler var mıydı, tabii ki vardı. Özellikle ilk yarının son 15 dakikasında duran toplardan anlamsız pozisyonlar verdiler. Bunlardan biri gol olsa, G.Saray yine kazanırdı ama çok zorlanırdı.
Şampiyonlar Ligi'ne 3 puanla başlamak çok iyi. Yalnız unutulmasın ki Lokomotiv Moskova yaşlı, ağır ve temposuz bir takım. Grubun bence en zayıf halkası. G.Saray'ın ofansif anlamda gerçekten bir problemi yok ama defans oyuncularının ağırlığı ve duran toplarda yapılan hatalar önündeki maçlar için büyük handikap olarak görülüyor. Bir diğer handikap da Porto ile oynanacak maçta Ndiaye gibi G.Saray'ın en fazla yük taşıyan oyuncusunun oynayamayacak olması.
Galatasaray Şampiyonlar Ligi'nin ilk sınavında müthiş seyirci desteğiyle maça çılgın bir başlangıç yaptı. İkinci ve üçüncü bölgedeki etkili takım presi, yüksek tempo, sınırsız enerji ve dikine hızlı ataklar... Devre ortasına kadar Lokomotiv Moskova topa sahip olamazken 2-3 pas dahi yapamıyordu. G.Saray erken bir skor avantajı yakaladı. Bu baskıda ikinci golü de her an bulabilirdi. Ama 21. dakikadan sonra rüzgar terse döndü. İlk organize ileri çıkışında Lokomotiv pozisyon yakaladı. Ardından da devre sonuna kadar kanatları da iyi kullanarak oyunu domine ettiler. 3 kere de önemli pozisyonlar yakaladılar. Bu bölümde G.Saray hücuma hiç çıkamadığı gibi, savunma güvencesini de oluşturamıyordu.
G.Saray'da dün herkes elinden geleni yaptı ama öne çıkan bir numaralı isim olan Ndiaye ne yazık ki ikinci sarıdan kızardı. Hiç de gereği yoktu. Rodrigues ve Nagatomo da sahanın diğer en iyileriydi. Rodrigues G.Saray'ın en önemli hücum silahı olduğunu bir kere daha belgeledi. G.Saray'da hem kadro yapısından hem de Terim'in genel oyun felsefesinden kaynaklanan bir eksiklik var. O da; kontrol futbolunun yetersiz oluşu. Ama günümüz futbolunda buna ihtiyaç var. Bilhassa Avrupa kulvarında.
Futbol, akıl ve pozisyon oyunudur. G.Saray enerjisini ekonomik kullanıp doğru bir strateji ve taktik ile L.Moskova'yı yendi. Topa çoğu zaman Rus ekibi hakim oldu, G.Saray ise dikkatli ve akıllı alan savunması yaptı ve sürekli rakibinin eksik kaldığı anları kolladı.
Ndiaye sahanın en iyisiydi, kaptığı topları akıllı kullanırken ikili mücadeleleri hep kazandı. Ancak sarısı varken 2. sarıdan atılması büyük hataydı. Nagatomo-Rodrigues ikilisi birbirlerini tamamlarken etkili gollük bindirmeler yaptı.
Şampiyonlar Ligi'ne galibiyetle başlamak çok önemliydi. G.Saray akıllı oyununun karşılığını galibiyet olarak aldı. Rodrigues'in golünde Emre Akbaba'nın payı büyüktü. Şut atabilecek pozisyonda topa vurmayıp Rodrigues'e pas verdi. Emre'nin atılan 3 golde de izi vardı. G.Saray'ın baskı yediği kritik anlarda Muslera müthiş kurtarışlar yaptı.
Uzun aradan sonra statta Şampiyonlar Ligi maçı izlemeye gittim. Önce şunu söyleleyim, gerçekten özlemişim. Hatıralar canlandı ve tarihin tekkerürüne şahitlik etme fırsatı doğdu. Şampiyonlar Ligi müziğini duyunca içi kıpırdamayan, yerinde küçük küçük zıplamayan, ayaklarını sallamayan, kafasını hafifçe yukarı kaldırıp müziğin etkisine girmeyen yoktur.
Rodrigues’i attığı golde topu aldığı pozisyonda durdurabilecek oyuncu nerdeyse yok. Kısa alandaki çabukluğu, topla ne yapacağının bilinmemesi ve her iki köşeye de vurma becerisi var. Bu golleri çok atar ve bu goller onun Rodrigol adıyla markası olur. Dar alanda geniş alanda, kısa mesfede uzun mesafede, yakından uzaktan her şekilde adam geçen ve gol atabilen Rodrigues, bu sezon her kulvarda yıldız olur.
Dahası, rakip rahat pas yaparken, orta saha oyuncularının agresif olmayan, ısırmayan hali vardı ve sorunu daha da büyüttü. 60’dan sonra tekrar dengelenen oyun ve Eren’in varlığını nefis golle ağır şekilde hissettirmesi maça noktayı koydu. Eren son maçlarda oyunda etkinliği olmayan, takımı eksik oynatan ama bir şekilde gol atmayı beceren bir görüntüde. Golcüler için sonuç önemlidir ve Eren oyunda olmasa da gol attığı sürece bekleneni vermiş olacak.
Galatasaray kendi sahasında kolay kolay kaybetmez ve iç sahada kazanacağı maçlar ile gruptan çıkar. Bu net galibiyet gruptaki diğer takımlara da önemli bir mesaj ve “Gruptan çıkış hesaplarında beni ayrı tutun” demek.