Hürriyet yazarlarından Mustafa Denizli, Mehmet Arslan'ın futbol gündemiyle ilgili sorularını cevapladı. İşte o açıklamalar...
1- “Dikkat Mesut” diyeceğiniz noktalar neler?
Mesut şimdi ülke değiştiriyor. Ne diyor? “Rasyonel yanım; Almanlardan, duygusal yanım; Türklerden geliyor.” Duygusal toplumların, tepkileri de duygusal oluyor. Bu, övgüde de yergide de doz aşımı yaratıyor. Dolayısıyla Mesut’tan sadece Fenerbahçe taraftarının değil, Türk futbolseverin de beklentileri var. Fırsat ve tehlike taraflarına gelince... Mesut her iki tarafı da geçmiş. Ona, benim “Dikkat et” diyeceğim bir konu olmaz. Mesut oyunda son derece akılcı. Arkadaşları onu değil, o arkadaşlarını çözecek ve kalitesini de burada ortaya koyacak.
2- “Burak Yılmaz, Alman Milli Takımı’nı seçtiği için Mesut Özil’i eleştirdi. Futbolcuların milli takım tercihleri duygusal mı yoksa profesyonel bir 2 seçim midir? Bu tercihlere nasıl bakıyorsunuz?
Burak, düşüncelerini ifade edememiş. O da ilk soruda geçen rasyonellik ve duygusallık çizgisi arasında bir konuşma yapmış. Tercih yapan sadece Mesut değil, birçok örnek var. Bunlar yaşanabilir. Bizim atletizm, halter, basket takımlarımızda bu tercihi kullanan ve Türk asıllı olmayan çok örnek var. Mesut şunu düşünmüştür: Doğup büyüdüğü ve kültürünü aldığı ülkede daha büyük başarılar yakalayabileceğini ve ülkesini bu anlamda temsil hakkını orada kullanmaya amaçlamış. Bunu da normal karşılıyorum
3- Ben bu sezon fark yaratan teknik adam olarak Sergen Yalçın’ı görüyorum. Sergen Yalçın’ın kişiliğini ve teknik direktörlüğünü nasıl değerlendiriyorsunuz?
Değerlendirmeme gerek yok. Soru zaten Sergen Yalçın’ı yeterince değerlendirmiş! Şaka bir tarafa, Sergen Yalçın hem çok sevdiğim hem de iki tarafta da çok başarılı bulduğum bir insan. Hem futbolculuğu hem teknik adamlığı hem pratik zekası, zaman zaman duygusallığı, onu zaten başarılı olma yolunda avantajlı kılan faktörler. Açık sözlülükten, meydan okumaktan kimse bir şey kaybetmez. Bu, insanın ve bu mesleği yapanların var olma nedenleridir.
4 - Yabancı oyuncu sayısına ilişkin tartışmalar bitmek bilmiyor. Sizce bir sınır konmalı mı, yoksa serbest mi bırakılmalı?
Ne isterlerse yapsınlar... Önce ‘Ne olur?’ diye düşünüp, hem lig kalitesi hem de önünün açılması gereken genç futbolcular düşünülmeli. Artırmak-azaltmak, bunların hepsi her ülkede deneniyor... Şu anda benim bu konuyla ilgili yetkili biri olmadığım için söyleyeceğim şeylerin fazla bir önemi yok. Ancak düşüncem, tabii ki var.
5- Türkiye’de oyun çok duruyor. Her dokunuşa faul çalan hakemler, en küçük harekette kendini yere bırakan, futbolcular. Açıkçası futbol izleme 5 keyfini öldürüyorlar. Sizin bir çözümünüz var mı?
Çözüm; insan. Futbol, akışı olan bir oyun. Hakem çok çalıyor, evet. İmkanı olsa, aynı maç Premier Lig’de ve Türkiye Ligi’nde oynanıyor olsun, bire bir aynı şeyler yaşansın. İngiltere’de 7 düdük çalınıyorsa, bizde 27 düdük çalınıyor. Ama daha önemlisi; kendine, rakibine, topluma ve mesleğine çok azını tenzih edeceğim yerli-yabancı oyuncular hariç, yani hangi ifadeyi kullanayım bilmiyorum... Futbolun marka değerini, izlenme değerini düşüren, kendisi hariç herkesi, hakemi seyirciyi, izleyiciyi aldatan futbolcular; tabii ki futbol izleme keyfimi öldürüyor. Şampiyonlar Ligi’nde futbolcuların kolunda İngilizce bir kelime vardır; ‘respect’ yani saygı. Kendisine saygısı olmayanın, başkalarına saygı göstermesini bekleyemeyiz. Özellikle dikkat edin, rakiple girdiği ikili mücadeleyi kaybeden ve kendi kalesinde tehlike olacağını hisseden futbolcular, sineğin çarptığı yerde, TIR çarpmıştan beter bir görüntü veriyorlar! Hem kendilerine hem mesleklerine ihanet ediyorlar. Böyle olunca da, futbolu keyifle izlemek söz konusu değildir.Çözüm şu; bunları mutlaka cezalandırmak lazım. Hakem süzüyorsa, kartını kullanmalı. Hakem çözemiyorsa, bunların defalarca gösterilmesi var TV’de. Anında ceza veremiyorlarsa, bunlara sonradan mutlaka ama mutlaka ceza ver.
6- Adettir sormadan olmaz, Süper Lig’de sezonun ilk yarısı bitti; şu ana kadar sergilenen performansları göz önünde bulundurursak, şampi- 6 yonluk ipini kim göğüsler?
Sezonun bu haftaları, bu soruya cevap yaratmaz. Her teknik adam kendi takımı için hedef hafta koyar ve bunu gerçekleştirmeye çalışır. Görünen o ki; bu yarış üçlü, belki de son görüntüsüyle üç büyükler ve Trabzon arasında geçer. Durum budur
7- Türkiye’de bir hakem kalitesi sorunu mu var, yoksa Türk futbolseverinin hakemlere bakışı mı sorunlu?
İki sorunlu taraftan bahsediyorsunuz. Hem hakem yönetimlerinde hem de toplumun hakem değerlendirmelerinde. Ama belki de bu mesleğin zor taraflarından biri de bu ülkede bu işleri yapmak. Yani birçok ülkede mevzu edilmeyen bahisler, bizim saatlerimizi alıyor. Sayfalarımızı ve programlarımızı kaplıyor. Bu da hem değerlendirme ve hoşgörü açısından toplum olarak eksik taraflarımızdan birisi.
8- Futbolda Fenerbahçe-Galatasaray maçına tercih edeceğiniz (yerinde izlemek şartıyla) herhangi bir spor organizasyonu var mı?
Eğer şampiyonluk yarışı içerisinde mücadele veriyorlarsa, mutlaka Fenerbahçe-Galatasaray maçı... Eğer bu şekilde bir durum yoksa, bir basketbol maçı izlerim.
9- Bir de fantezi.. Hakem tartışmasını kadın hakem uygulaması ya da yabancı hakem uygulaması bitirir mi?
Bitirmez... Kadın hakem bir derece ama yabancı hakemi gündeme getirmek, ülke insanına güvensizlikten başka değildir. Başarılı kadın hakemlerimiz varsa, görev yapabilirler. Avrupa finalini kadın hakem yönetti, kimse bir şey diyebildi mi?
10- Maçların seyircisiz oynandığı bir dönem yaşıyoruz. Bundan siz nasıl 10 etkilendiniz, takımlar, oyuncular nasıl etkilendi? Futbol nereye gidiyor?
Bu oynanan futbol, seyirciyi hak etmiyor. Futbol seyirciyle farklı bir boyut kazanıyor mu, evet kazanıyor. Bir bakın dünyaya... Neden futbolda 50 bin, 70 bin, 100 bin kişilik statlar yapılıyor? Keyif veren bir spor olduğu için. İyi yapıldığı zaman mükemmel olan bir aktiviteden bahsediyoruz. Evet, futbolcuyu farklı kılan, taraftarın tribündeki varlığıdır. Burada bir şey de diyeyim; futbolcular aldatmaca hareketlerine, seyirci yokken dahi tenezzül ediyorlar. Seyirci varken daha çok tenezzül edecekler. Kurtarış yapan kaleci ardından üç dakika sakat şekilde yerde yatıyor. İnanılır gibi değil.