Bu duruma nasıl gelindi? Aynı kadro, Seyrantepe'de de 50 bin kişi önünde Galatasaray'a karşı 2-0'dan döndürmüştü maçı. Sonrasında, "Bu oyun ve sonuç oyunculara yapabileceklerini ispat etti. Kalan maçlarda bu güvenle oynayacaklar" diye yazdım. Olmadı. Peki, şimdi nasıl olacak? Çünkü o dönem takımın bir oyunu veya karakteri yoktu.
Ersun Yanal ise istediklerini benimsetmeye başladı, artık oyuncu grubu bu oyunu oynamaya çalışıyor, yeni transfer ile kalite biraz yükseldi ve her şeyin ötesinde taraftar takımın peşine takıldı. Bu yüzden Beşiktaş maçı aslında çıkışın başlangıcı değil, çıkışın "ta kendisi" oldu.
Teknik verilere de baktığınızda Malatya maçıyla berabere rakiplere "akan oyunda" 1,5 pozisyon verdiler. Vodafone'de 62'ye 38 topla oynama oranı elde ettiler. Dirar'ı da, Tolgay'ı da etkili kullanıyorlar, Soldado'nun gelmesiyle birlikte ön tarafın "akıl düzeyi" yükseldi. Artık oyunu geliştirecek ve formda oyuncu sayısını arttıracaklar. Sonrasında neler olacağını hep birlikte göreceğiz.
Yanal takıma kavuştu. Ersun Hoca'nın maç sonrasında, kupa süreçlerinin bitmesinden duyduğu memnuniyeti izledik.
Eğer yeni bir takımsanız ve sistemi de değiştiriyorsanız zamana ihtiyacınız var. Hem takvimi, Ersun Yanal'a istediği antrenmanları, istediği kadroya yaptırma fırsatını vermiyordu. Şimdi hep bir haftası olacak ve kafasındaki ekiple daha verimli, daha uzun süre birlikte olacak.
Bu demek ki; bundan sonraki maçlarda Silimani ve Frey yine olmaz, Benzia ile birlikte bu isimlere eklenenler olabilir.
Ali Koç ve Fikret Orman'ın, maçtan saatler öncesinde bir araya gelmesi, rekabetin sahada yaşanması için söyledikleri, günün gerginliğini de bitirdi. Zamanlamanın erken olması, stada gelenlerin de bu görüntüleri görme ve sohbeti duymalarını sağladı. İki takım taraftarı da aslında dost olduklarını başkanlarıyla fark ettiler.
Hırslarını veya öfkelerini de bir kenara attılar. Tebrikler.