Milliyet gazetesi köşe yazarı Şansal Büyüka, Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş'ın gündemlerini değerlendirdi.
Yanlış bir kadro yapılanmasına rağmen gene de abartılı bir durum var. Ama oynadığın her maçta gol yersen ki 7 maç 9 gol, bu da Fenerbahçe için alışılmış bir durum değil... Attığın gollere gelince 12 golün 8’ini iki maçta (Kasımpaşa’ya 5, Kayseri’ye 3) atıp, diğer 5 maçta sadece 4 gol bulursan, bu puan kayıpları, bu hayal kırıklıkları kaçınılmaz olur.
Savunma yapamıyorsun, gol atamıyorsun. Fenerbahçe, transfer ayındaki yanlışların, Pereira ile yeni sezona başlamanın, çok sağlam geri dörtlüsünü bozmanın, büyük ihtiyaca rağmen bir golcü ve bir orta saha ustası almamanın faturasını erken ödemeye başladı... Yani “Ne ekersen, onu biçersin...”
Fenerbahçe’nin 8’er puan önünde üç takım var. Hadi Başakşehir’in kadrosunu bir tarafa koyuyorum. Beşiktaş ile Galatasaray kadrosu Fenerbahçe’den daha iyi... En önemlisi, Fenerbahçe’ye oranla çok daha iyi oynuyorlar. Hem rakibinin kaybetmesini bekleyeceksin ki, kaybetmiyorlar, hem de sen kazanacaksın ki, ne içerde, ne dışarda kazanabiliyorsun... Nasıl olacak bu iş?
Bu takıma gelir misin? Kaliteli kadrosu yok. Israrla kötü oynuyor. Her maçta gol yiyor, iki maç dışında gol atamıyor, içerdedışarda kazanamıyor. Niye gelsin seyirci... Ayrıca seyircinin büyük bir bölümünün Başkan’a kırgın ve kızgın olduğunu duyuyorum. Fenerbahçe Yönetimi’nin her şartta seyircinin gönlünü alması, onların eleştirisel yaklaşımlarına anlayış ve hoşgörü ile bakmaları lazım... Seyirci küser de, başkan ve yönetimin seyirciye kızma, seyirciye küsme hakkı olamaz. İki hafta önce de yazdım: O muhteşem seyirci yoksa, Fenerbahçe’de her şey eksik...
Advocaat, böyle sıkıntıları çok görmüş geçirmiş bir hoca... Ama bakıyoruz, dinliyoruz, adam çaresiz... Bazı oyuncuların Fenerbahçe’de oynayacak yetenekte olmadığını söylüyor. Adam daha ne desin? İkiüç adamın sakat diye oyuna kurtarıcı olarak Aatıf’ı sokuyorsan, bu kadronun yeterliliğinden, yeteneğinden, kalitesinden söz edemezsin.
Derler ya “tırnaklarıyla kazıya kazıya geldi” diye... Riekerink adeta tırnaklarıyla kazıyarak Galatasaray camiasına kendini kabul ettirdi. Muhalef edenler olsa bile, Hollandalıyı seyirci benimsedi... Ayrıca takım çok iyi olmasa da iştahlı oynuyor. 7 maçta 5 galibiyet, 2 beraberliği var, zirveye ortak... Ama kaleci Muslera, ligin en fazla kurtarış yapan ilk üç kalecisinden biriyse, ligdeki yenilmezliğe rağmen halen sorun var demektir
Muslera haksız rekabet yaratıyor demek yerine, Galatasaray’a çok büyük avantaj sağlıyor demek daha doğru olur. İyi kaleci, demek ki iyi yaşıyor, iyi çalışıyor, iyi oynuyor ve en önemlisi istikrarını bozmuyor. Bakıyorsunuz, özellikle bu sezon hatalı yediği gol sayısı, yazıyla belirteyim: Sıfır...
Bruma dünya starı olur mu bilemem ama Galatasaray bu sezon Avrupa sahalarında olsaydı Bruma’ya 20-25 milyon euroya alıcı çıkardı. Böyle giderse gene de çıkabilir. Hiç unutmam, Bruma’yı aldırdı diye Galatasaray scout ekibini yerden yere vurmuşlardı. Scout ekibi demek, bilinmeyeni, genci bulup çıkarmak demek... Şöhretleri zaten herkes tanıyor, herkes biliyor.
Aboubakar değil de bir başka çok önemli santrfor da gelse gene işi çok zordu. Camia seyirci alıştı bir kere... Demba Ba geldi, 25 golü geçti. Gomez geldi, gene 25’i geçti. Bundan sonra Beşiktaş’a gelip 20’yi bulamayan golcüye dudak bükülür... Belli ki Aboubakar ciddi bir baskı altında... Ayrıca sordum , çok duygusal olduğunu söylediler. Bir daha bu kadar uzun süre suskun kalacağını sanmıyorum. Buna rağmen Demba Ba ile Gomez’i yakalar mı derseniz, onu da sanmıyorum...
Beşiktaş kendisi ile yarışıyor. Öyle de devam edeceğe benziyor. Elbette geçen yıl ortaya koyduğu futbol daha fazla zevk veriyordu. Rakip kale önünde kurduğu kısa üçgenler, baş döndüren pas trafiği, bu sene elbette yok. Buna rağmen Beşiktaş, Osmanlıspor ile birlikte bu ligin futbol adına en iyi işlerini yapan takımı...
Beşiktaş’ın bırak kendi sahasını, futbolcular yattığı yatağı unuttu. Ayrıca ciddi anlamda kaliteli ve geniş bir kadro var. “Kayseri maçında zorlandı” diyoruz, kaleci Muammer’in sadece ilk yarıda kurtardığı tam 5 net pozisyon var. Düşün, bu maç Beşiktaş’ın “zorlandı” dendiği maç...
Napoli kadro olarak Beşiktaş’tan daha büyük bir takım değil... Biz şansımızı hep rakip takım üstünden değerlendiriyoruz. Napoli’den önce Beşiktaş nasıl oynayacak ona bakalım... Benim iddiam şu: Beşiktaş iyi oynasın, Napoli ne oynarsa oynasın, Beşiktaş yenilmez... Yeter ki, bireysel hata yapmasın ve iyi oynasın.