Fanatik gazetesi köşe yazarı Mehmet Demirkol, 89. dakikada yarıda kalan Trabzonspor ile Fenerbahçe arasındaki derbiyi değerlendirdi.
Pereira’nın oyuncularını sürekli kontrole, topa basmaya davet eden uyarılarıyla Fenerbahçe topyekun topun arkasına geçti. Trabzonspor’un belli bir oyunu zaten yoktu. Oyun durdu.
Aslında öncesinde de anormal bir tempo vardı diyemeyiz. Hami Mandıralı’nın toptan hücum 11’inde sağ bekte Salih vardı. Muhtemelen Riekerink’den feyz almıştı...
Semih’i Volkan’ın karşısına dikmesinden... Ancak o maçta Fenerbahçe’nin skor bulamayışı bu hamleden değil, kendi beceriksizliğindendi. Arkadan Hasan Ali de bindirince Salih’in oyun dağarcığı hiç yetmedi. Arka arkaya yürüyerek ceza sahasının içine girdiler.
Nani başroldeydi. Bir asist bir de Hasan Ali’nin asistinin pasını vererek. Volkan ve Alper çok rahat goller buldular. Sağ kanat çöktü.
Sonra Pereira’nın kontrol planı geldi. Alper, Volkan ve Nani’yle bunu yapmak çok kolay değildi. Ancak Trabzonspor’un da hiçbir organizasyonu yoktu. Fenerbahçe’nin duvarını geçmeye yetmeye yaklaşmadı dahi.
Yine de Bülent Yıldırım’ın Hasan Ali’nin net penaltısını ıskalamasını unutmamalı. Tek girişim bu pozisyona yol açan Özer’in şutuydu.
İkinci yarıda Bosingwa’nın sağ bek performansı Salih’inkinden çok daha kötüydü demek yanlış olmaz. Peki bu sağ bek çaresizliği içinde bu kadar hücum ağırlıklı bir takımla çıkmak mantıklı mıydı diye sorarsanız, Fenerbahçe’nin 4-0’dan sonra bariz bir şekilde frene bastığını söylemek mümkün. Daha farklı bir sonucun tribünlere geçeceğinden endişe ettiler sanırım. Ancak bu çaba da yetmedi.
Kale arkasında önce file ve onu tutan direk yıkıldı sonra sahaya bir dolu malzeme atıldı. Bülent Yıldırım yine maçı tatil edemedi.
Dünyanın malı sahaya yağarken Diego’yu kornere yolladı. Sonuç olarak maçı sahaya giren holiganlar, hakeme saldıranlar tatil etti. Hakem sadece onlara uydu. Bende de kelime bitti.