Spor yazarları, Galatasaray ile Fenerbahçe arasındaki derbiyi köşelerinde değerlendirdiler.
Önce Caner'in olayı, ardından Diego-Gökhan Gönül tartışması. Bu olaylar, Fenerbahçe'de otoritenin sıfırlandığının göstergesidir. Bunlara bırakın 'Azizsilin'i 100 cc vermeyi atlara yapılan şırıngayla versen yine tesir etmeyecek. Çünkü takımın içindeki dayanışma bitmiş. Peki bunu sağlayacak adam kimdi? Teknik direktör Vitor Pereira'ydı. O kendi disiplinini sağlayamıyor, çok maçta atılıyor veya atılmayı hak edecek hareketler yapıyor. İmam bunu yaparsa, cemaatin daha fazlasını yapması çok doğal.
Çok açık söyleyeyim, ne Fenerbahçeli ne Galatasaraylılar kırılmasınlar, iki takım adına da üzülmesi gerekilen bir derbiydi. Fenerbahçe kalecisi bir kez yattı maç boyunca. Galatasaray prestij mücadelesi verdi ama Galatasaray eğer Volkan Demirel'i hiç yere yatıramadıysa bu duruma üzülmelidir. Fiziksel ya da taktiksel hiçbir anlayışı olmayan bir Galatasaray vardı.
G.Saraylı futbolculara söyleyecek laf bulmakta zorlanıyorum. En azından rakip F.Bahçe olunca biraz olsun motive olurlar ve forma, arma için oynarlar dedim ama nafile. Ben hayatımda kendi sahasında bu kadar ezilen, aciz kalan bir G.Saray ilk defa gördüm. Sneijder, Donk, Emre kötü değil, rezil de değil, olağanüstü berbattı. Bir oyuncu bu kadar kötü nasıl oynar anlamak mümkün değil.
Bu maçın kahramanı Muslera... En az 3 Fenerbahçe golünü savunmacı arkadaşlarının gafil avlanıp ceza alanını rakibe bıraktıkları anlarda, tecrübesi, sağlam yer tutuşuyla engelledi. Bir de kalesini ve ceza alanını terk edip adeta jonklörlük yaparak önlediği gol var ki herkese parmak ısırttı.
G.Saray’da, beceriksizlik yapacak bir oyuncu ve oyun bile yoktu. G.Saray, bu maçı kaybetmediyse, Muslera’dan daha fazla F.Bahçe forvetlerinin kötü oyununa borçlu. G.Saray tarafında artık işler kötüye gidecek. Yönetim ve oyuncular önemli bir şansı kullanamadı. Bu yolun sonu kongredir.
Maçın 41. dakikasında yardımcı hakem Alex Taşçıoğlu’nun Podolski’nin golle sonuçlanan pozisyonuna ofsayt diye bayrak kaldırması, maçın kırılma anı oldu. Bu pozisyona ister pilottan, ister kale arkasından yani hangi açıdan bakarsak bakalım pozisyon kesinlikle ofsayt değil. Gökhan Gönül’den çok Hasan Ali Kaldırım’ın son oyuncu olduğundan eminim.
İddia ediyorum, Türk futbol tarihinde bir derbide hiçbir rakibi Galatasaray'ı dün geceki gibi yakalayamaz. Galatasaray'ın dün Türk Telekom Arena Stadı'nda en iyi oyuncusu kalecisi Fernando Muslera idi. Topla en fazla oynayan oyuncu da o. Üstelik Fenerbahçe kalecisi Volkan Demirel'in yerinde bir pozisyon dışında başkan Aziz Yıldırım oynasa inanın Galatasaray'dan gol yemezdi.
Gol ve asist konusunda orta saha oyuncularından sezon boyunca yeterli desteği alamayan Fenerbahçe’nin derbide gol yükü sadece van Persie, Nani ve Volkan Şen’in üzerine kalmıştı. İkinci yarısı daha çok orta saha mücadelesi şeklinde geçen oyunda Fenerbahçe üstün olan taraf gibi görünse de bu üstünlüğünü skora taşıyamadı. Derbide futbol kalitesi vasatın üzerine çıkmadı.
Kaybedilen 2 puanın sorumlusu kaçan goller değil, Pereira’nın bizzat kendisidir. Şampiyonluk dün değil, Osmanlı maçında kaybedildi. Pereira son derbisini oynadı ve mümkünse sezon sonu değil, şimdiden bırakıp gitsin.
Pereira, oyuncu değişikliklerinde ezberciydi. Ama Fenerbahçe'nin de pozisyon verimliliği öyle düşük ki, 4-4-2'de Nani değil, Sow olsa işler değişebilirdi. Fenerbahçe, Sow'u satarak şampiyonluğu da markete koymuş galiba o gün.
İkinci yarının başında kaçırdığı golle kariyerin en kötü gecesini yaşayan Volkan’a rağmen oyunun kontrolü yine Fenerbahçe’nin elindeydi. Mücadele vardı, topu üç direk arasına bir türlü atamıyordu. Volkan gibi bir oyuncu kafasını kaldırıp, daha önce topu Fernandao'nun önüne yuvarlayabilirdi. Ama yapamadı. Fernandao'da gol kaçırdı. Yani takım yine kale önünde sakin değildi.
Haftalardır yediği gollerle Galatasaray taraftarını üzen Muslera derbide 'gecenin kralı' oldu. Muslera hep oyunun içindeydi, çok dikkatliydi, doğru yer tuttu, kalesini zamanında terk edip Nani ve Persie'ye gol izni vermedi. Sonuçta; Muslera Galatasaray takımını maestro gibi yönetti. Galatasaraylı oyuncular, Fenerbahçe'ye yenilmemek için prestij mücadelesi verdi.
Dün geceki derbi bir bakıma sezonun aynası oldu. 2 takım da oyun olarak Beşiktaş’ın fersah fersah gerisinde. F.Bahçe, bu kadar yetersiz bir G.Saray karşısında 2 maçta da kazanamıyorsa “neden şampiyon olamıyorum?” dememeli.
Galatasaray için dün geceki Fenerbahçe derbisi çok önemliydi. Alınacak yenilginin yaralarını sarmak mümkün değildi. Futbolcular bu maçı onur mücadelesi olarak kabul etmişler. Sezon başından beri ilk defa iyi mücadele edip 90 dakika ayakta kaldılar. Bunda TT Arena’ya ulaşmanın zor olduğu bir günde tribünleri dolduran 40 bin taraftarın çok büyük payı var.
Podolski'nin golünü vermeyen hakemin Ozan'ın atağında çıkan topu da görmemesi enteresandı. Son dakikalarda Fernandao'nun kaçırdığı gol inanılmazdı. Beraberliğin Fener'e yarışta sekte vurduğu kesin ama Galatasaraylılar'ı ne kadar mutlu etmiştir orası meçhul.
Belki de en efektif deplasman oyunu vardı sahada Fenerbahçe adına. Bu performans, tribünlerde "sezonun hediyesini" bekleyen 38 bin seyirciyi de uzun süre sessizliğe mahkum etti. İlk yarının hevesi ve temposu, ikinci yarıda iki takımın da nefesini kesti.
F.Bahçe kültürünün son yıllarda beğendiğim, saygı duyduğum bir felsefesi var; "Başlayan, bitirir."Beş puan geriye düşse de Pereira, F.Bahçe'de ligi bitirmeli. Şampiyon olmaktan daha önemli değerler de vardır büyük kulüpler için... Ligin bitimine daha 6 hafta var. Bu ligde olmaz, olmaz. Ama bu kadar kötü bir G.Saray’ı yenemeyen F.Bahçe’nin, şampiyonluk şansı çok az.