ÖMER ÜRÜNDÜL: Ederson'un 6 tane net kurtarışı olmasaydı tarihi bir hezimet olabilirdi. Peki neden böyle oldu; öncelikle İsmail Kartal dersine hiç iyi çalışmamış. Beşiktaş çok iyi takım, kadrosu oturmuş, aynı zamanda da günümüz futbolunun istediği atletik oyuncular ağırlıkta. Bir de buna mükemmel bir Trossard'ın kalitesini eklemek lazım. İlk yarı genelde daha dengeli oldu. Ama yine de Beşiktaş'ın cesur oyunu ve kondisyon üstünlüğü açıkça görülüyordu. İrfan Can çıkarken İsmail Kartal'ın bunu göz önüne alıp İsmail hamlesi yapması gerekiyordu. Kerem'i alacaksa da çok net bir pozisyonda pas vermeyip şut atan ve defansif görevini hiç yapmayan Grenwood'u çıkarmalıydı. Kısaca Kerem ve İsmail girip yerine Greenwood ile İrfan Can'ın çıkması gerekirdi. Aslında ikinci yarıda Fenerbahçe'nin yediği gole kadar net görüntü bir an önce İsmail hamlesi gerekiyordu. Kaleci Ederson müthiş kurtarışlarla o dakikaya kadar oyunu tuttu. Ama kenardan gereken hamle gelmeyince Beşiktaş ikinci golü de attı. Dün gece Fenerbahçe açısından bir şey daha açıkça belli oldu; dirençli bir 10 numara kadroda yok. Ayrıca zorlu bir rakip karşısında defansif görevler paylaşılamadığı için Kante ve Guendouzi de iflas ettiler. [SABAH]
ZEKİ UZUNDURUKAN: "Fenerbahçe ise dördüncü haftada ikinci yenilgisini alarak taraftarlarını hayal kırıklığına uğrattı. İtaliano; taktiksel hamleleri, cesur oyun anlayışı ve Beşiktaş'a oynattığı coşkulu futbol ile İsmail Kartal'a hocalık dersi verdi. Fenerbahçe dünkü derbide Talisca'nın yokluğunu çok hissetti. Muriç ve Lukaku, Beşiktaş savunmacıları arasında çok etkisiz kaldı. Bir sözüm de Kerem Aktürkoğlu'na! Kardeşim, Fenerbahçe Kulübü senin için yaklaşık 50 milyon euro'luk yatırım yaptı. Sen, rakibe ve hakeme itiraz etmeyi bırak, futbolunu oyna. Bu sinirli ruh halinle Fenerbahçe'ye katkıdan çok zarar veriyorsun. İlk yarıda başa baş bir mücadele ortaya koyan Fenerbahçe'nin, ikinci yarıda Beşiktaş karşısında tel tel dökülmesi Fenerbahçe taraftarını kahretti." (SABAH)
HALİL ÖZER: "Fenerbahçe daha çok topu rakibine bırakarak oynamayı tercih etti. Ani kontralarla da gol aradı. Beşiktaş post oyunu tercih etmeye çalıştı. Ancak Fenerbahçe defansında Skriniar ve Ake’yi geçmek kolay değildi. Vlahoviç neredeyse nefes alamadı. Fenerbahçe’de Greenwood dünkü maçta bir kez daha gösterdi ki takımın her şeyi. 2. yarı ise bambaşka bir senaryo sergilendi. Beşiktaş sahanın tek hakimiydi. Öyle bir hakimiyet ki Fenerbahçe’yi resmen tükettiler. Orta alanı teslim aldılar. Bir ara o bölgede Fenerbahçeli hiçbir futbolcu yoktu. Ve enteresandır İsmail hoca maçı hiçbir şekilde okuyamadı. Ne önlem alabildi ne de değişiklikleri zamanında yapabildi. Koca takımda bir tek Ederson ayakta kaldı o kadar. Artık oyunun ilerleyen dakikalarında Beşiktaş’ın gol atacağı belliydi ki sadece dakikasını tahmin edemedik. Ve kaçınılmaz gol tabii ki geldi. Fenerbahçe fizik olarak tam bir çöküntü içindeydi. Üstelik rakip öne geçtikten sonra bir şut bile çekemediler. Yani Talisca’yı gönderdiğin zaman bunları hesaplaman lazımdı. Kimin aklı, kimin fikri bilemiyorum. Sonuç olarak hakkı olan üç puanı alıp gitti." (MİLLİYET)
MURAT ÖZBOSTAN: "Sezonun ilk derbisini kimse kaybetmek istemez. Hele iki takım da dünya kadar yatırım yapmışsa… Fenerbahçe'nin ise bu maçta önemli bir avantajı vardı: Taraftarı ve kendi sahası. Nitekim maçın ilk bölümünde de sahada daha iyi olan taraf Fenerbahçe'ydi. Orta sahada Kante ve Guendouzi iyi mücadele etti, savunma hattı Beşiktaş'a fazla alan bırakmadı. Greenwood ve Oğuz da hücumda etkili olmaya çalıştı. Fenerbahçe oyunun kontrolünü elinde tutan, daha istekli ve daha organize bir görüntü verdi. Ancak ikinci yarıyla birlikte işler değişti. Fenerbahçe'nin yaratıcılığı düştü, hücumdaki etkinliği azaldı. İrfan Can'ın yerine Kerem girdi. Beklenti, Kerem'in hızı ve hareketliliğiyle Fenerbahçe'nin hücumuna yeniden canlılık getirmesiydi. Ancak tribünlerin aklındaki isim başkaydı: Talisca… Sahi, böyle bir oyuncu nasıl gönderilir? Beşiktaş'ın eşitliği yakalamasının ardından maçın dengesi tamamen değişti. Özellikle 50 ile 76. dakikalar arasında siyah-beyazlılar neredeyse tek kale oynadı. Fenerbahçe kendi sahasına çekilirken Beşiktaş peş peşe fırsatlar yakaladı. Fakat karşılarında Ederson vardı. Brezilyalı kaleci, bu sezon Fenerbahçe'nin adeta taşıyıcısı haline geliyordu sanki! Kritik kurtarışlarıyla takımını ayakta tutan Ederson, Beşiktaş'ın baskısının arttığı bölümde kalesinde devleşti. Son bölüm ise adeta gelecek golün habercisiydi." (SABAH)
BÜLENT TİMURLENK: Geçen sezonun devre ortasında üç santrforu gönderip golcü almamak nasıl bir gafletse, bu hafta da Asensio sakat ve yakın vadede durumu belirsizken Talisca'yı göndermek bir o kadar futbol faciası. Fenerbahçe taraftarının önünde baskılı değil ama rakibi ikili mücadelelerde sindiren bir futbolla başladı. Duran toptan golü de buldular ancak oyuna hükmetmekte zorlandıkları ilk yarının 25-45 diliminde yaratıcılıkları sadece sağ kanattan merkeze gelen Greenwood ile sınırlıydı. Kartal'ın Lukaku ve Nene hamleleri, İtaliano karşısında iflasıydı. Fenerbahçe Asensio dönene kadar üretkenlik problemi yaşamaya devam eder. (SABAH)
UZAY GÖKERMAN: Fenerbahçe, kaybetmemesi gereken derbiyi hem rakibine büyük moral vererek hem de kendisini fazlasıyla güçsüz göstererek teslim etti. Bana göre yenilginin en temel sebebi, takımın sakin kalamaması ve özellikle ikinci yarıda gerilimi taşıyamayarak dağılmasıydı. Skriniar, Vlahovic ile yaşadığı mücadeleden mental olarak olumsuz etkilendi ve zaman zaman yerini kaybetti. Greenwood ise bireyselliğin zirvesine çıktı; takımın oyun düzenini bozarken birçok hücumun ters atağa dönüşmesine neden oldu. İsmail Kartal’ın İrfan Can tercihi hatalıydı, yerine Kerem’i alması ise orta alanı tamamen boşalttı. Fenerbahçe ikinci yarıda yorgun, güçsüz ve dağınık bir görüntü verdi. Beşiktaş ise akıllı ve pragmatik oynadı. Rakibinin sinir uçlarıyla iyi oynadı, ayakta kaldı ve maçı kazandığı bölümde tüm hatlarıyla Fenerbahçe’den daha güçlüydü. İsmail Kartal, önemli bir sınavı geçemedi. (MİLLİYET)