Spor yazarları, Fenerbahçe'nin Zenit St.Petersburg'u 1-0 yendiği UEFA Avrupa Ligi son 32 turu ilk maçını değerlendirdi.
Sahanın bize söylediğini bir yana bırakıp, eski Kadıköy Geceleri'nin geri döndüğünü gördük. Tribünler yine eski iddiasına ve hırsına kavuşup, aynı duyguları takıma yansıttı. (SABAH)
Isla bindirmeleri ile sağ kanattan pozisyon kovaladılar. Valbuena da kendini bu bölgeye taşıyınca, Hasan Ali sadece opsiyon olarak kaldı. Bu kadar istekle, "bir an önce" telaşıyla direkt olarak kaleye gitmenin, geçmenin mümkün olmadığı bir duvardan atlamaya çalışmak gibi olduğunu, Zenit savunması çok güzel gösterdi. Golün duran top karambolünden geldiğini de düşünürsek, akan oyunda, Eljif'in şutları dışında kaleciyi zorlayamadılar.
Ersun Yanal, hala işe başladığındaki, "ileriye vur, dönen topu kap" formülüne hiçbir ekleme yapmadan devam ediyor. İyi taraftan bakarsak, Fenerbahçe'nin de akan oyunda rakibine fırsat vermediğini söylemeliyiz. Harun'un kurtardığı penaltı, belki de turun anahtarı olacak. Gol yemeden rövanşa gitmek, bu baskıyı rakibe vermek de önemliydi. Ama ne olursa olsun, Slimanı'yi tekrar takımın parçası yapmak gerekiyor.
Fransa'nın 3 numaralı hakemi olan Ruddy Buquet, 42 yaşında, 2011 yılından bu yana FIFA kokartı taşıyor, UEFA'nın First Class listesinde.. Müsabakanın başından sonuna kadar oyuncular üzerindeki otoritesi, oyuna hakimiyeti ve saygınlığı üst seviyedeydi. Sakin oluşu, beden dilini çok iyi kullanması, pozitif futbola destek vermesi de en büyük artılarıydı. (Sabah)
Maçın en önemli dakikalarından biri olan 43'te Zenit lehine verilen penaltıydı. Mehmet Topal, ceza sahası içerisinde top için mücadele esnasında Driussi'nin ayak bileğine arkadan dikkatsiz bir hamle yapıyor. Dolayısı ile verilen penaltı net doğru bir karar. Karta gerek yok, penaltı çalmak yeterli bu pozisyonda.
Hakemin maç boyunca göstermiş olduğu tüm sarı kartlar yerinde ve doğruydu. Başarılı bir müsabaka yönetti. Bu 1-0'lık galibiyet, zor günler geçiren F.Bahçe açısından çok önemli moral-motivasyon artırıcı bir başarı oldu. Zenit, savunma futbola oynuyor, hücuma kontrataklarla çıkıyor. Bu nedenle F.Bahçe'nin deplasmandaki rövanş maçında çok daha temkinli, sakin ve akıllı bir futbol oynayarak turu geçeceğine inanıyoruz.
Moses herhalde Comolli'nin yaptığı en doğru transfer! Saha içi performansı bir yana çok da iyi bir profesyonel. Kendisine o kadar faul yapılmasına karşın ne rakiplere ne de hakeme tek bir itirazı olmadı. Fenerbahçe'nin hücum gücünü neredeyse yüzde 50 artırdı. (Fotomaç)
En son 9 Aralıkta resmi maç oynamış Zenit'i böyle yakalamışken daha farklı bir skor yapmak gerekiyordu. Sürekli aynı kanat hücumlarıyla yüklendi Fenerbahçe. Zira Tolgay'ın maç başlamadan hemen önce sakatlanması merkezden yapılacak hücum planını suya düşürdü. Yerine forma giyen Elmas çok iyi oynasa da forvet arkası oynayabilecek özelliklere sahip değil. Kalan tek plan Moses ve Valbuena'nın getirdiği toplarla girilebilecek pozisyonlardı. Özellikle Moses'ın rakibini eksilterek yaptığı dikine oyun Zenit'in dengesini bozdu.
Kanatlardan ceza sahasına yapılan bunca girişimin ödülü tek golden fazlası olmalıydı. Slimani attığı gole rağmen yine takımın en etkisiz oyuncusuydu. Gelelim Harun'a... 1-2-3 değil tam 11 penaltı kurtarmış kariyerinde... Buna tesadüf demek abesle iştigal olur. Artık ona "penaltı profesörü" lakabı yakışır. Takım onun kurtarışı sayesinde avantajı cebine koydu. Fenerbahçe bu sezon özellikle ligde taraftarını çok üzdü. Hiç değilse Avrupa'da yüzümüzü güldürdü. Ersun Yanal'ın bundan sonraki hedefi Avrupa'da sonuna kadar gitmek olmalı. Taraftar bu acılı sezonu ancak bu şekilde unutur.
18-29. dakika arasına baktığımızda, bulduğu gol hariç, net en az 3 pozisyonu vardı Fenerbahçe'nin, yani 4 golü bulması işten bile değildi. Karşılaşmada 44. dakikaya kadar, kalemize şutu olmayan Zenit'in, Mehmet Topal'ın gereksiz yere yaptığı penaltıyı atarken düşüncem buydu. Ama bir taraftan da "Penaltı canavarı Harun kurtarır ve haksız bir ilk yarı sonucunu önler" diye de düşünüyordum. Nitekim öyle de oldu. (Fotomaç)
Aslında, çok iyi oynadı ilk yarıyı Fenerbahçe, ön alanda bastı, rakibi çıkartmadı, kendi kalesine getirmeyip, ön alanda müthiş bir baskı kurdu. Valbuena ve Moses sürekli dikine oynadılar. Elif, orta alandan hücuma sürpriz giden adam olarak gol kaçırdı. Özellikle sağ bekteki Şilili İsla, daha az da olsa Hasan Ali Kaldırım sürekli bindirdi. Skrtel ve Sadık iyice öne çıkıp, takımın boyunu kısalttı.
Jailson ve Mehmet Topal, rakibin orta sahasına üstünlük kurdu. Slimani de gol atınca, sarılacivertlilerde kötü oynayan kalmadı ilk yarıda...
İkinci yarıda daha kontrollü başladı takım. 60'dan sonra oyundan düşmeler başlayınca Elif-Ayew değişti. Kenar ortaları daha fazla kullanmaya başladı Zenit. Takım yorulunca final paslarındaki başarısızlık oranı arttı. Alper, Moses ile değişti. Bu skor bence iyi bir skor, umutlar devam ediyor.
Önce skordan başlayalım, Avrupa Kupaları'nda kendi sahanızda aldığınız 1-0'lık galibiyet önemli bir avantajdır. Çünkü deplasmanda atacağınız bir gol rakibin 3 gol atmasını gerektirir. Bu yüzden Fenerbahçe'nin avantajlı bir skor aldığını söyleyebiliriz. Oyuna gelecek olursak, bence oyun skordan daha iyiydi. Özellikle beni 50-60 dakikalık bölümde Fenerbahçe planladığı herşeyi sahada uyguladı. (Takvim)
Penaltı pozisyonu şanssızlıktı. Fenerbahçe bunun haricinde rakibine pozisyon vermedi. Fenerbahçe buna karşın rakip kalede önemli pozisyonlar buldu ama farkı artıramadı.
Valbuena'nın ilk 11'de başlaması hepimiz için sürprizdi. Ama oynadığı oyunla "Ben ihmal edilecek bir oyuncu değilim" mesajı verdi. Gecenin bir diğer başarılı ismi de Isla'ydı. Fenerbahçe'yi resmen bir kişi fazla oynattı. Rakip kalede gelişen her tehlikeli atakta vardı.
Ligde inişli çıkışlı bir performans gösteren Fenerbahçe, taraftarının da desteğile Zenit maçına çok etkili başladı. İlk dakikadan itibaren oyunun kontrolünü eline alan Sarı-Lacivertliler, aradığı üstünlük sayınısı Slimani ile buldu. Uzun süredir sessiz olan Slimani de attığı golle şanssızlığını kırmış oldu. Fenerbahçe dün topa sahip oldu, iyi pas yaptı, rakibine şans tanımadı... Bekler Isla ve Hasan Ali de hücuma katkı verdi. (Takvim)
F.Bahçe'nin böyle oynaması durumunda Zenit'le deplasmanda oynayacağı maçta turu geçeceğini düşünüyorum. Dün akşamki maçla ilgili bir parantez de Harun'a açmak lazım. Mehmet Topal'ın istemsizce yaptırdığı penaltıda harika bir refleksle gole izin vermeyen Harun, takımını ayakta tuttu. Penaltılardaki başarılı performansını da sürdürdü.