Dün de Fenerbahçe’nin Antep’e karşı başlayan 11’i, Maribor formülünü içeriyordu. 4-1-4-1’le başladılar, Szymanski bu kez merkezde ilk 11’deydi. Tadic de solda başladı. İlk gol Tadic’in soldan, ikincisi de Szymanski’nin merkezden asistleriyle üretildi. Elbette Dzeko’nun özellikle ikinci goldeki klasını da ekleyelim tabloya.
Ancak Fenerbahçe için o olumlu tablo sadece 20 dakika sürdü. 2-0’dan ve hemen peşinden gelen Maxim’in sorumsuz kırmızı kartından sonra farklı bir perde başladı maçta. Eksik kalan Gaziantep doğal olarak uzun oynamaya başladı, umutlarını Markovic’le Gradel’in hızına ve duran toplara bağladı. Bir duran toptan da Arda’yla gol buldular hatta. Lâkin bu 70 dakikada eksilen sadece Gaziantep değildi; Fenerbahçe de bu bölümde bir türlü topun hızını artıramadı, seri paslaşamadı ve bir kişi fazla oynamanın avantajını tabelaya yansıtamadı. Yani maçın 10’a 11 oynanması ne Antep’e, ne Fenerbahçe’ye yaradı dün aslında.
Sonuç olarak eğer dün iki saat boyunca televizyon başında sabredip bu tatsız-tuzsuz maçı izlemeyi başardıysanız elinizde kalan aşağı yukarı şu: İtirazlar ve tartışmalarla sürekli duran bir oyun. Kartlar, penaltılar, VAR incelemeleri... Çoğunlukla itiş kakış. Ve o itiş kakış arasına sıkışmış biraz futbol kırıntısı.