Hakem ne olursa olsun, o başka bir konu. İlk yarıda sahanın genellikle tek hakimi Galatasaray’dı. Belli ki gol gelecekse Galatasaray’dan gelecekti. Feghouli ve Onyekuru, hızları ile Beşiktaş savunmasını dengesini darmadağın etti. Galatasaray takım olarak iyiydi. Hepsi birden iyiydi. O kadar iyiydi ki, Diagne’yi bile idare ettiler. Kötüleri sıralarsam, Beşiktaş savunma anlayışı ile hakem Bülent Yıldırım’ı kol kola öne çıkarırım, bu konuda birinciliği de Bülent Yıldırım’a veririm. Bugün söylemiyorum, dün de söylemedim... Yıllardır söyleyip yazıyorum... Fatih Terim varsa, her zaman ve her şartta umut vardır. Fatih Terim varsa, şampiyonluk umudu her zaman vardır. Ben Galatasaray’ın son üç haftaya lider girip şampiyonluğu kaçırdığı bir sezonu hatırlamıyorum.
Öncelikle G.Saray'ın 22. şampiyonluğu bana göre geldi. G.Saray, mayıs ayında hala zirve mücadelesinde ise genellikle şampiyon olur. Hele rakibi son düzlüğü koşamayan Başakşehir olunca işi daha kolaydı. Ancak şartlar Beşiktaş'ı da devreye soktu ve adeta bir lig finali oynandı. Böylesine bir final için berbat bir hakem vardı. Böylesine bir hakem için berbat bir maç yönetmeni vardı. Spiker dışında çok kötü bir yayın yapıldı.
Galatasaray'a beraberlik yetiyor. Fatih Terim, Fernando ile Donk'u koydu dörtlünün önüne, Belhanda'yı kullandı, sen ne yaptın? Berabere kalsan ne olacak? Beşiktaş'ın yürüyecek hali yok, Beşiktaş iyi oynamıyordu, sinyallerini verdi. Beşiktaş şahsi kazanıyordu. Taç pozisyonunu konuşuyoruz fakat maç sabaha kadar oynansın Galatasaray'ın hakkıydı. Galatasaray doğru oynadı. Fatih Terim iyi bir kadro çıkarttı. Şenol Güneş'in çıkarttığı kadro yanlıştı.
Galatasaray bu galibiyetle şampiyonluk ibresini büyük ölçüde lehine çevirdi. Senelerdir bilinen bir gerçek yine gözlendi. Terim, gerilimli final maçlarını çok iyi okuyor. Bu maçta da iyi bir taktik hazırlamış. Maç başından itibaren oyuncularına savunma güvenliğini ihmal ettirmedi. Luyindama ile Marcao'yu da zihinsel olarak o kadar iyi motive etmiş ki; Burak Yılmaz'ı kıpırdatmadılar. Galatasaray'ın geri dörtlüsü ile Fernando çok iyi oynadı.
Sezonun en önemli maçıydı. Ya Beşiktaş yoluna devam edecekti ya da Galatasaray... Kendi sahasında oynayan takımlar daima avantajlıdır. TT Arena’da 50 bin Galatasaray taraftarı vardı. Hayatımda görmediğim tezahüratı, uğultuyu ve baskıyı gördüm. Her iki takım futbolcuları için de böyle bir ortamda oynamak kolay değil. Sonuçta bu galibiyet Galatasaray’ı lider yaptı, önünü açtı. Şampiyonluğun da en büyük adayı konumuna getirdi.
Galatasaraylı oyuncular Konya deplasmanında şampiyon olmak isteyen bir ruhu ortaya koymadılar ama Beşiktaş karşısında tam anlamıyla şampiyon olmak isteyen bir takım gibi oynadılar ve bu isteği çok net yaşattılar. Artık şampiyonluk olmak Galatasaray’ın elinde. Bu saatten sonra Şampiyon olamamak, hiçbir şekilde açıklaması olmayacak büyük hatalar sebebiyle olur. Ama hepimiz biliyoruz ki, Galatasaray bu haftaların takımıdır.
Luyindama bence Galatasaray'ın en zayıf halkasıydı. Ama Marcao'nun savunmaya dönmesi Galatasaray'ın geriden topla oyuna iyi çıkmasını sağladı. Fernando'nun golü Beşiktaşlı oyuncuların dağıldığının göstergesi idi. Çünkü birbirleri ile konuşmaktan pozisyon alamadılar. Galatasaray bu galibiyetle şampiyonluk yolunda sadece bir adım atıp, zirveye yerleşmedi. Beşiktaş ile takip mesafesini açtı, Başakşehir'in de psikolojisine dokundu.
Galatasaray ile Beşiktaş arasında oynanmış, oynanacak bütün maçlar elbette önemlidir; ancak üçüncü bir takımın performansı dün akşam oynanan maçı sezonun düğüm maçına çevirmiş oldu. Maça hızlı başlayan ev sahibi olmanın avantajına yaslanan G.Saray oldu. İlk dakika dolmadan tehlike yaratabilecek bir serbest vuruş ve bir köşe vuruşu kazandıran, Beşiktaş’ı sahasına kapatan türden bu baskı 6-7 dakika sürdü. Beşiktaş bu baskıyı Muslera’dan başlayarak G.Saraylı oyuncuları sıkıştırarak kırmak yoluna giderken faul sayısını da hızla yükseltti. İlk 20 dakikada G.Saray hiç faul yapmazken, Beşiktaş’ın hanesinde 6 faul yazıyordu.
Psikolojik olarak maça iyi hazırlanmadığı çok belliydi. Yenilen gol sonrası santra protestosu, "Küstüm oynamıyorum" tripleri, profesyonel bir takımın oyuncularına yakışmadı. Beşiktaş hakemi sürekli bir engel olarak görerek bir gerginlik yaşadı. Bu da Beşiktaş'ı çok yıprattı. Galatasaray ise 51 bin taraftarının desteğiyle sezonun final maçını kazanarak şampiyonluk kupasının ucundan tuttu. Hafta boyunca teknik kadro ve yönetimiyle sıkı sıkıya bu maça konsantre oldu
Büyük maç ustası Fatih Terim’i de bir kader gününden daha zaferle çıktığı için tebrik etmek gerek elbette. Büyük bir maça çıkıyorum diye fantastik bir kadro tercihi yapıp rakibini şaşırtmaya kalkmadı. Zaten bu tarz büyük maçlarda yapılan “rakibi şaşırtma” denemeleri genelde kendi takımınızın şaşırması olarak döner size. Terim, ligin ikinci yarısında 13 maçlık namağlup seriyi yapan taktiği ve oyuncularıyla, daha önce Antalya’ya-Malatya’ya karşı ne oynuyorsa, onu uygulamak için çıktı Telekom Stadı’na. Bu cesur düşüncesinin karşılığını da aldı kesinlikle.
Galatasaray seyircsinin de avantajı ile maça çok baskılı başladı. Ndiaye'nin yerine Donk tercihi ile başladı Cimbom. Oyunun çok durması maçın kalitesini de düşürdü. Onyekuru ile hızlı ataklarla etkili oldu. Diagne yaptığı asistlerde maçın yıldızı oldu. Cimbom, hem liderliği aldı ve ŞAMPİ... oldu.
Bu maçta gördük ki, taç kullanmak bir sanat işiymiş. Öyle ya, dün Galatasaray taçları adeta penaltı atışı gibi kullandı. Galatasaray, baştan sona üstün götürdüğü ve çok etkili bir futbol ortaya koyduğu derbiyi kazanarak liderlik koltuğuna oturdu. Sezonun final haftalarını oynama konusunda usta olan Aslan Cimbom, bundan sonra liderliği bırakmaz ve mutlu sona ulaşır. Galatasaray, muhteşem taraftarı ve dün oynadığı müthiş futbol ile şampiyonluğu hak ettiğini herkese gösterdi..
Final maçları kapıya gelince Fatih Terim ve ekibinin hayatının finallerle geçmiş olması Galatasaray'ın bu seviyeleri nasıl oynadığını anlatmak için yeterlidir. Stres seviyesi zor maçlarda Galatasaray evinde hep farkını ortaya koymuştu. Bu tarz maçları oynama tecrübesi ve geleneği Galatasaray'da futbolcular değişse de aynı kalıyor. Galatasaray geçen sezon şampiyon olurken evinde oynadığı Beşiktaş ve Başakşehir karşılaşmalarını kazanmıştı. Terim'in, Ndiaye'yi tribüne göndermesi benim adıma şaşırtıcıydı. Ama Şenol Güneş'in Necip-Atiba-Dorukhan üçlüsü ile orta sahayı kurması "Önce kaybetmeyeyim, bir gol atarsam kazanırım" zihniyeti idi.