Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, Yüksek Divan Kurulu toplantısında açıklamalarda bulundu. Aziz Yıldrıım, stadyum projesiyle ilgili konuştu.
"Şimdi bir stat meselesi var. Bizden önceki yönetim ve ondan önceki yönetimin içindeki bazı insanlar devletle diyaloğa girmişler. Ve bu diyaloğun sonucunda devlet, 2032 Avrupa Futbo Şampiyonası'nı İtalyanlarla beraber yapmak üzere UEFA'dan aldı. Şimdi 2032'deki finalin Türkiye'de oynanmasını istiyorlar. Fakat bunun için de 75 bin kişilik bir stat yapmak istiyorlar ve bu statta finalin oynanmasını arzu edip çalışma yürütüyorlar. Şimdi bizim yönetimlerle konuşmuşlar, belli aşamalara da gelmişler ama yönetim gidince top bize kaldı. Top bizde."
"Mevcut olan stadın büyütülmesiyle ilgili Nihat Bey sağ olsun projeleri hazırladı. Hem Gençlik ve Spor Bakanlığına hem de Çevre Bakanlığına verdik. Bunu hızlandırmak için de ben Ankara'ya gittim iki arkadaşımla; Çevre Bakanı ile oturduk, konuştuk projeler hızlansın ki biz de başlayalım diye. O bu konuyu tekrar açtı. Dedi ki: 'Böyle böyle bir düşüncemiz var, eğer arzu ederseniz bu stadı size tahsis edelim. Siz Saracoğlu'ndan çıkıp buraya gelin.' Ben de arkadaşların yanında şunu söyledim: 'Fenerbahçe'nin menfaatine olmayan hiçbir şeye evet demem."
"Ancak menfaatli bir şey görürsem, kağıt üzerinde getirirsiniz, dersiniz ki "Bakın böyle böyle yapacağız, böyle olacak"; bizim de isteklerimiz varsa oraya koyarız, siz de onları kabul ederseniz o zaman bunu kongreyi toplayıp kongreye götürürüm. Kongre karar verir; olumlu veya olumsuz, bilemem.'"
"Bu şekilde konuştuk. Onlar bir hazırlık yapıyorlar; bu hazırlık da bir fizibilite çalışması. Ne yapacaklar, ne edecekler, bize ne vermek istiyorlar... Biz bu konuşma sırasında menfaatlerimizin gözetilmesi gerektiğini ifade ettik. Olmazsa zaten kongreyi toplamam dedim, bilin. Benden sonra gelenlerle yapılacaksa yapılır."
"Ben iş almak için devletle hiçbir zaman pazarlık yapmadım. 20 sene bu kulübe başkanlık yaptım. Geldiğimde param çoktu, 98-99 yılında 30 milyon dolar o zamanki parayla kulübe para verdim. Parayı çuvalla gelip aldılar şirketten. Biz paraların hepsini TL'ye çevirdik korkudan, maliyenin korkusundan. O zaman verdiğimiz paraları TL'ye çevirdik, dolar olarak borç gözükmedi ve borcu sıfırladık."
"Ben başkanlığı bıraktığım zaman, ağır olacak söylemem ama yine de... Üstü kapalı söyleyeceğim. Arabalar sattım, şirketimdeki insanların maaşlarını ödedim. Ben bir gün devletten gidip bir şey istemedim 20 sene."