Spor yazarları, UEFA Avrupa Ligi A Grubu ikinci maçında Feyenoord'u 1-0 mağlup ederek liderlik koltuğuna oturan Fenerbahçe'yi değerlendirdiler.
Hani bir cümle vardır; herkes rütbesini bilecek. Öyle rotasyon, motasyon derseniz sonra olursunuz patatesyon! Dünkü 60 dakikada son 2 yıldaki en iyi F.Bahçe vardı sahada... Arkayı ve ortayı kalabalık tutup, kontratakla gittiler. Gittiklerinde Emenike ve Sow'u yalnız bırakmadılar. Orta dörtlüden, hatta arka dörtlünün iki yanından takviyelerle geldiler. Çok da doğru futbol oynadılar.
Evet Advocaat’ın elinde bir on numarası yok. Ama Souza ve Ozan, iki adet sekiz buçuk olma yolundalar. Advocaat’a da bu yakışır: Var olana küsmemek. Vazgeçmemek. Eldekini geliştirmek. Ozan ve Souza’yı geliştirebiliyorsa, Salih’i de geliştirmeli hoca.
Fenerbahçe uzun haftalardır ilk defa böylesine mükemmel oynadı. Özellikle top rakipteyken takım dizilişi, alan daraltma ve hamle zamanlaması konusunda çok başarılıydılar.Feyenoord deyip geçmeyin. Bir Barcelona değil ama sonuçta Hollanda ligi lideri ve ilk maçında da Manchester United'ı yendi... Son 10-15 dakikalık bölüm dışında mutlak kontrol Fenerbahçe'de idi. Her oyuncu çok iyi oynadı. Eğer dün geceki performansı lig maçlarında da sergilemeye devam ederlerse Fenerbahçe tekrar şampiyonluk yarışında iddialı duruma gelebilir. Tıpkı dün gece UEFA Avrupa Ligi'nde iddialı duruma geldikleri gibi...
15 gün önceki Zorya maçının ardından Advocaat taraftarlara "Merak etmeyin. Geliyoruz" diye bir mesaj vermişti. Bu demeç o gün bir hayli eleştirilmişti. Ama bugün dün geceki Feyenoord maçının ardından Advocaat'ın haklı çıktığını söyleyebiliriz. Hollandalı hoca önce ideal 11'i belirledi. Sonra geçen sene çok eleştirilen orta saha oyuncularına özgürlük verdi. Ve takımın fizik gücünü artırınca ortaya neredeyse kusursuz bir takım çıktı.
Demek ki; bazı şeyler unutulmuyor, sadece hatırlanmak için fırsat bekliyormuş. Hepimizin defalarca yaşadığını Hollanda takımı Feyenoord karşısında Fenerbahçe takımı da genleriyle ortaya çıkardı. Bir Avrupalı gibi düşünüp-oynamak, dünkü maçın özetiydi.
Fenerbahçe sadece Feyenoord’u yenmedi, berbat başladığı sonra düzelir gibi olduğu bu arada seyircisini bile kaybettiği sezona dönüş müjdesini de verdi. Geç oldu, güç oldu ama oldu galiba... Çünkü en iyi şekline getirdiği elindeki malzemeyi değiştirmesi mümkün olmadığından, tek ümit o malzemenin birbiri ile uyumlu hale gelmesiydi ki, Feyenoord karşısında halledilen mesele buydu.
Doğrusunu söylemek gerekirse büyük iş bu. Sezonun en diri futboluyla bu yılın Avrupa’daki flaş ekibini yerle bir ettiler. Alkışlamak lazım. Hem de hiçbirini ayırmadan. Ama biraz Hasan Ali, Lens’ı ve Topal’ı kayırarak. Yine de abartmadan! Çünkü takım oyununun müstesna örneklerinden biriydi bu.
Wiel ve Skrtel’in hamleleri çok kritik. Pozisyon bilgisi ve müdahale zamanlamaları sayesinde kalelerini golden korudular. Galibiyette Volkan’ın katkısı da büyük. Hasan Ali’nin pozitif etkisi diğer defans arkadaşlarına göre daha ofansifti. Ofansa katkı sağlayan orta saha oyuncusu ise Ozan. Önündeki oyuncuları yalnız bırakmadı. Fenerbahçe’nin her atağında toplu ya da topsuz katılımı var. Genç Ozan bu Fenerbahçe’de daha çok iş yapar. Namağlubu yenmek zor iş. Grupta dengeler değişti. Fenerbahçe artık favori. Olması gereken de bu. Tebrikler.
Son ayların hem Hollanda liginde hem de Avrupa kupalarındaki en başarılı takımlarından birinden alınan dünkü galibiyet çok önemli. Fenerbahçe, mevsim başından bu yana hiç bu kadar istekli ve hırslı olmamıştı. Fizik kondisyonlarında gözle görülür bir gelişme var. Rakibine karşı agresif olma ve oyun alanının boyunu kısaltma hesapları özellikle ilk yarıdaki pozitif görüntülerdi. Belli ki takıma Advocaat’ın eli yavaş yavaş değmeye başlamış
Lens çok kaliteli bir oyuncu. Biraz kilosu var, tam hazır değil ama çok iyi niyetli. Tam formu bulmak için de elinden geleni yapıyor. Dün gece de çok iyi bir futbol sergiledi. Ama deneyimli Advocaat'ın yüzünden sakatlandı. Neden diye soracaksanız, tam hazır olmayan futbolcu bu kadar koşmuşken ve de o müthiş son deparı atmışken onu oyundan çıkarmamak büyük bir hatadır. Advocaat'a bir eleştirim daha var. Bir düzen ve bir takım kurdum diye beyanat verdi o takımda ligde üst üste 2 maç kazandı.
Defansta Wiel ve Hasan, istenilen ofansif futbolu sergilemiyorlarken, Kjaer-Skrtel'in topu geriden oyuna sokma eksiklikleri de az da olsa görülüyordu. Mehmet-Souza-Ozan üçlüsünün orta alandaki yapmış olduğu prese karşılık Lens-Emenike-Sow'un da hücum presiyle oyunu rakip sahaya taşımaları F.Bahçe için pozitif görüntülerdi. Ayrıca bu üçlünün ileri uçta dönerli oynaması, F.Bahçe'nin şampiyon olduğu yılları bize hatırlattı.
2 notu sonuçtan bağımsız maç başlamadan evvel şuracığa not etmeli. 1-) Sakatlığı, cezası yok iken 2’si kolay 1’i zor, son 3 maçta Salih 18’de yok. Ve ilk maçı dışında ‘haber’ bile değil! 2-) Tribünlerle futbol takımı arasında yönetimce feshedilen sosyal kontrat, bu kulübün başına bela olacak. Bilet fiyatlarının pahalılığı elbette gerekçedir; ancak bu taraftar geçmişte 33 dolar ödeyip çokça Avrupa Kupası maçına gidip yırtmıştı hançeresini.
Dün gece sarı kavgaydı, lacivert dava. Yol arkadaşlarının verdiği mücadeleye saygılarımızı sunarken. Gördük ki, Hollanda'da kaç amandır yenilmeyen bir takımı İstanbul'da yenmek keyifli oluyor. Her şeyin bir ilki vardır. Ve bu demektir ki; olmaz diye bir şey yok. Yeter ki isteyin. "Adınız Fenerbahçe sizin."
İlk yarı bittiğinde müthiş bir tempo ile basan, yaratıcı olmasa da, rakibe tek isabetli orta ve şut attırmayan bir Fenerbahçe vardı. Ama kendi 8 ortasının tümünün isabetsiz olması da bir kenara yazılmalıydı. İkinci yarının başında bu kez Feyenoord önde basmaya başladı. Bu baskı Topal'a hata yaptırdı ama Volkan, Kuyt'a izin vermedi.
Avrupa’nın seçkin hakemleri arasında yer alan Jonas Eriksson; geçtiğimiz sezon UEFA Avrupa Ligi finalinde ve EURO 2016’da da düdük çalma başarısını göstermişti. Ciddi bir tecrübeye sahip olan İsveçli hakem dünkü maça çok iyi başlayamadı. Özellikle Fenerbahçe’nin çok iyi başladığı ve oyunu sürekli rakip sahada oynadığı maçın ilk bölümlerinde kontrolü sağlamakta zorlandı. Misafir takımın sertliklerine kartlarını çıkartmadı.
Josef de Souza, Ozan ile birlikte yeni oyunun mimarlarından. İlginçtir, Advocaat ilk geldiğinde geçen sezonun maçlarını analiz edip Souza’yı (sakatlığından bağımsız olarak) göndermek istemişti. Kjaer ve Topal’ın aynı anda kırmızı kart cezasından dolayı Souza’yı oynatmak zorunda kaldı ve buna da pişman olmadı. Zira Josef, Ozan ile birlikte oyunun merkezini rakip kaleye yaklaştırıyor, baskının beyni oluyor, top kazanıyor ve hep rakip ceza sahasına koşu yapıyor. Josef bana, Bursa’nın kapısından dönüp Mayıs 2000’de UEFAKupası’nı kaldıran Bülent Korkmaz’ı hatırlatıyor.