Spor yazarları, Milli Takımımızın İsveç'i 2-1 mağlup ettiği hazırlık maçının ardından köşelerinde oyunumuza övgülerde bulundular.
Bu nesil, 2008 neslinden biraz farklı. Bol yetenekli orta sahalı, bol kısalı, efsanevi İspanya’yı andıran bir grup var bu sefer. Stoper ve santrfor bölgesinde seçenek az. Ama kalan 7 formaya 7 yetenekli orta saha koyabilecek kadar geniş bir merkez oyuncu havuzu söz konusu. Xavili, Iniestalı, Cazorlalı, Fabregaslı, David Silvalı İspanya’nın bir demosu gibi.
Ofansta en büyük kozumuz Arda. Bizi rakip kaleye götürecek en önemli yeteneğimiz. Defans arkası koşuları da portföyüne eklemiş. Her sene yeni bir kreasyonla çıkıyor karşımıza. Kendini bu kadar geliştirebileni çok az gelir. Reklamların da yıldızı. Film yıldızı olursa yandık. Yapamayacağından değil, Oscar bile alabilir. Ama bizim diri bir Arda’ya itiyacımız var. Güçlü olduğunda yapabilecekleri hepimizce malum.
Cenk Tosun... Ligde 10-15 dakikayı zor gören, ama oyuna girer girmez skoru da takımını da “hazır güç” göstererek rahatlatan Cenk, Milli Takım’a da hazır geldiğini gösterdi. Attığı iki şık gol, her şeyden önce kendi emeğinin ve hocalarının ona duyduğu güvenin ürünü. Evet, iyi başladık... Taze bir nefes aldık. Gururlandık, umutlandık, rahatladık. Alkışlar size arkadaşlar!
A Millilerimiz’de Cenk, Mehmet Topal, Oğuzhan, sakatlanana kadar Hakan Balta ve kaleci Volkan çok iyi oynadı. Selçuk İnan, Caner, Alper, Kerim, Volkan Şen biraz daha form tutarsa bu Milli Takım, Fransa’nın altını üstüne getirir. Terim’i de yıllar sonra kenarda olgun ve sakin gördüm. Elbette hırsını kaybetmemiş ve bu gelişim bile çok önemli.
Benim için hazırlık maçlarındaki esas kıstas 'maç kaç kaç bitti' değil 'nasıl bir oyun' olduğudur. Bu pencereden kimler öne çıktı diye bakarsak tabii ki attığı 2 golle Cenk Tosun'u birinci sıraya koyabiliriz. Oyundaki devamlılığı ile Selçuk İnan ve oyundan çıktığında aranan bir Oğuzhan'ın performansı dün akşamın önemli notlarıydı.
Fatih Hoca'nın Milli Takım'da oluşturduğu kadro istikrarının oyuncularda oluşturduğu birbirleriyle oynama alışkanlığının başarıda önemli yer tuttuğuna inanıyorum. Almanya, İspanya, Brezilya, İtalya gibi ülkeler hep kadro istikrarıyla başarılı oldu. Değişikler sonrası Milli Takım'ın ritmi ve dengesi bozulur gibi oldu. Fatih Hoca uyum ve güven kazanmaları için yeni isimlere daha uzun süre vermeli. Sonuç; Fatih Terim'in önderliğinde Arda Turan ve arkadaşları bize kazanmayı alıştıran bir Milli Takım yarattı..
İsveç'le hazırlık maçı, gücümüzü test etmek açısından doğru bir tercih. Keşke İbrahimoviç de olsaydı! Takım savunmamızın gücünü en üst düzeyde test edebilseydik. Bir İbrahimoviç değil ama Cenk’in ilk goldeki vuruşu gayet iyi. Vuruş öncesi rakibin hatasını kovalayıp doğru koşuyu yapması daha da iyi. Maç günü hayata gözlerini yuman büyük futbol filozofu Cruyff’un hep dediği gibi: Forvet için asıl belirleyici olan hız, koşuyu ofsayta düşmeden rakipten önce doğru anda başlatma hızı.
Beşiktaş'ta çok az şans bulmasına rağmen ciddi santrfor sıkıntısı çektiğimiz dönemde Cenk'in performansı sevindiriciydi. Arda Turan'ın sezon başından beri çok fazla maç eksikliğinden sıkıntı yaşadığı da dün gece gündemdeydi. Dünkü güzel gecede beni üzen tek şey Hakan Balta'nın sakatlığıydı.
Daha 1 yıl önce yerlerde sürünen takımın geldiği moral ve form çok olumlu. Üstün oynadığımız bölümde bile pozisyon vermemiz, ki kaleci Volkan başarılı kurtarışlar yaptı, soru işaretleri yarattı. Cenk Tosun'un golleri ise santrfor sıkıntısı yaşayan milli takım için harika bir sürpriz oldu.
Skor önemli değil. Milli takım gruplarda kendilerini yenilmez yapan oyun anlayışlarını olgunlaştırabilecekleri gösterdiler. Elbette oyun olarak sallandığı dakikalarda beraberliğe yakalandığı halde kazanması da Millilerin artısıydı!