"8 maçtır yenilgi almamış bir takım var karşımızda. Böylesine zorlu bir sürecin ardından üstelik. Bunu nasıl başarıyorsunuz?"
"Aslında şöyle, başarı mı? Bence daha iyisini de yapabilirdik… Yenilmemek önemli bişey ama daha fazla puan toplayabilirdik. Ben geçmişe döndüğümde 8 maçta 3 galibiyet 5 beraberlik almışım ama bunun atıyorum 4 galibiyet olup 1 mağlubiyet olup 3 beraberlik olmasını da tercih edebilirdim, puan anlamında… Çünkü hepsi kazanabileceğimiz maçlarda bir tek Alanya maçında beni oyun anlamında tatmin etmeyen bir durum vardı. Ama diğer tüm maçlarda kazanma arzusuyla çıkıp kazanma isteğiyle mücadelemizi verdik."
"Ama memnun olduğum konu şu takımın yenilmeme duygusu artıyor, pes etmiyorlar onu öğrendiler. Defansı savunmayı iyi yapıyoruz. Hücum anlamında 3. Bölgede daha skora yatkın sonuçları değerlendirebilirsek o zaman puanı daha yukarlara taşıyabiliriz. Ama (belki insanlar sıkıldı artık bunu söylememden ama) biz daha çok umut için sahadayız. Nedir bu umut? O çadırdaki insanları maç saatinde biraz olsun o bulundukları ortamdan uzaklaştırmak. Gollerimizle mutlu etmek… Bu bizim için en büyük başarıdır. Futbol tarafına gelince de Kimine göre evet yenilmemezlik güzel bir duygu.
"Baktığımızda ilk Avrupa'nın 5 büyük liginde şu an 11 tane takım var ve bunlardan bir tanesi Hatayspor ki yok olmuş bir takımdan bahsediyoruz… Çok yeni bir takımız genç bir takımız buna rağmen yenilmezlik unvanını taşımak… Bence büyük bir başarıdır evet."
"Her hafta deplasmandayız. Normalde takımlar biliyorsunuz bir maç içeride oynuyor bir maç dışarıda oynuyor. Onlar iki haftada iki yolculuk yaparken biz iki haftada dört yolculuk yapıyoruz. Ve uzun süreli yolculuklar... Buradan havaalanına gitmek 1 saat, uçak 1,5 saat. Oradan Adana'dan Mersin'e geçmek 1,5 saat. Yani haftada ortalama 12 saat yolculuğumuz var. Havaalanında beklemesi etmesi… Yani kolay işler değil. Ama biz bu zorluklara sığınarak "aman biz yapamayızı" düşünmüyoruz. "Bu şartlar altında neyi daha iyi yapabilirizi" düşünüyoruz. Zaten burada benimle beraber buraya gelen herkes bu durumun bilincindeydi. Hiç kimseden bir şikayet duymuyoruz. Çünkü takımda şu var, öncelikle bana çok güveniyorlar ve bana inanıyorlar. İnanıyorlar ki, onlar da sağolsunlar hiçbir şikayet etmeden kazanma odaklı olarak veya Hatayspor'u daha iyi nereye getirebiliriz düşüncesindeler. Zaten seçtiğim oyuncularda da ne kadar doğru bir karar verdiğimi görüyorum."
"Son dönemde sizin gibi futbolculuktan antrenörlüğe geçiş yapmış isimlerin oldukça başarılı olduğunu görüyoruz. Nuri Şahin, Arda Turan, Emre Belözoğlu gibi. Bu yeni nesil antrenörlerin başarısının neye borçlu olduğunu düşünüyorsunuz?
"Bence futbolu yakın zamanda bıraktığımız için şu anki futbolcunun sahanın veya işte taraftarın isteklerini daha iyi biliyoruz gibi görünüyor. Ama kendi adıma konuşmam gerekirse ben daha bir şey başarmadım. Başarı demek sonuç almak demek. Daha bir sonuç almadık. Herhangi bir kupa kazanmışlığım yok. Sadece futbolu yorumlamaya çalışıyorum kendi ekibimle beraber. Skorlar alıyoruz, yeniliyoruz, kazanıyoruz veya berabere kalıyoruz ama bence futbol tamamen günün şartlarıyla sonuçlanan bir oyun. O yüzden ben günlük olarak maçı kazanırsam kendimi başarılı sayabilirim ancak bence kendi adıma henüz bir başarım yok. Şu anki tek başarım benim Hatayspor'u yeniden ayağa kaldırmak. Şu anki hedefim Hatayspor'u iyi bir yere getirmek. Çünkü biliyorsunuz zor bir süreç geçirdik."
"Hedefinizde Avrupa var mı?"
"Var evet, uzun vadede böyle bir hedefim var. Birçok hedefim var. Ama uzun vadede olacak hedefler bunlar. Şuan tek buraya odaklıyım. Buranın başarısı için mücadele ediyoruz. Ama kendim bireysel olarak düşündüğümde çok hedefim var. Avrupa'sından tutun da büyük takımlarda çalışmak gibi. Ama her şey doğru zamanda ve doğru yerde. Ben şuan doğru yerin burası olduğunu düşünüyorum."
"Taktiklerinden ve çalışma stilinden ilham aldığınız, örnek aldığınız bir hocanız var mı?"
"Şimdi hepsinden bir şey aldım ama hiçbir zaman örnek almadım. Hepsini gözlemledim oyununu okumaya çalıştım ama kimseden örnek almadım. Futbol kariyerim bittikten sonra Fransa, İngiltere, Almanya ve İspanya'yı gezdim. Buranın futbolunun hangi yönlerin daha güçlüyse oralardan bir şeyler alıp hepsini bir toplayıp harmanlayıp kendi kafamda bir oyun planı çıkartmaya çalışıyorum. Çünkü izlediğim bir hocanın oyun stilini örnek almaya çalışırsam benim elimdeki oyunculara uygun olmayabilir."
"Fenerbahçe'nin yeni teknik direktör arayışında sizin de isminiz geçmişti İsmail Kartal ile birlikte. Bu süreçte sizinle bir temas sağlandı mı gerçekten, siz mi reddettiniz veya bu süreç nasıl tamamlandı?"
"O iş biraz geride kaldı. Geriye dönmeye gerek yok. Ben o zaman da söyledim. Ben Hatayspor'la devam etmek zorundayım. Şu an da bana bir teklif gelse ben şuan da burayı bırakamam. Depremden sonra da teklif geldi ben yine bırakmadım. Ben bu sene buradayım. Şartlar ne olursa olsun. Buradaki insanları futbolcuları bırakmam. Çünkü hepsi bana inanarak geldi. Bana inanan insanları da bırakmak bana yakışan bir şey değil."
"Ben her zaman beni Volkan yapanın Fenerbahçe olduğunu söylüyorum. Fenerbahçeli olduğumu da söylüyorum ama ben şu an Hatayspor'un teknik direktörüyüm bugün Fenerbahçe'yi yenmek için elimden geleni yapacağım. Ama bu futbol, skor ne olur bilemeyiz. Üç tane skor var. Birinden biri olacak. Ama biz elimizden geleni yapacağız ve yenmek için sahaya çıkacağız. Ama her zaman söyleyeceğim beni Volkan yapan Fenerbahçe'dir. O yüzden çok saygı duyuyorum çok seviyorum. Ama dediğim gibi benim bir takımım var: Hatayspor."
"Kadroyu değerlendirmek benim haddime değil. Yani, sezon başlarında herkes bir planlama yapıyor. Ben de kendi bütçemle kendi düşüncemle bir kadro kurmaya çalışıyorum. Bana göre de benim kadrom en iyi. Kimine göre kendi kadrosu en iyi. Bu göreceli bir durum. Benim bunu yorumlamam doğru olmaz. Ama şu an bakıldığında iyi giden bir Fenerbahçe var. Bu sezon şampiyonluk yarışında Galatasaray ile çekişecekler gibi duruyor. İnşallah hak edenin kazanacağı bir lig olur."
"Altay benim çok sevdiğim bir kardeşim. Beraber de çalıştık. Bence çok da iyi bir kaleci. Fenerbahçe'den gitmesine üzüldüm ama Manchester'a gitmesine sevindim. Altay, Fenerbahçe için bir değerdi. Ama şuan Türkiye için bir değer. Manchester'da oynayacağı için. Fenerbahçe de uzun yıllar sonra yabancı bir kaleciyle çalışmaya başladı. Ara sıra Kameni'ler Fabiano'lar Enke'ler geldi. Ama çok uzun süreli bir kalecilik dönemi yaşamadılar. Livakovic benim geçmişte de takip ettiğim bir kaleciydi. Beğendiğim de bir kaleci. Uzun zaman sonra kaleyi yabancı bir kaleci teslim aldı. Umarım başarılı olur."
"Livakovic de sizi izlediğini söylemişti."
"Doğrudur, ben de onu çok izledim. Ben yaş olarak onların jenerasyona yakınım. Hem son dünya kupasında hem de daha öncesinde takip etme fırsatım olmuştu. Fenerbahçe'ye gelmesini istemişimdir. Ama dediğim gibi uzun zaman sonra uzun vadede Fenerbahçe'nin kalecisini koruyacak gibi duruyor."
"İnişli çıkışlı performanslar olacak. Bizim zamanımızda da bu tip eleştiriler çok yapıldı. Ben tesislerden gece 4'te çıkamadığım günleri de hatırlıyorum. Daha eminim ki yaşamamıştır bu günleri Fenerbahçeli futbolcular ama tabii ki, bunlar geçmişte kaldı. Neticesinde eleştiri her zaman var. İyisi de var kötüsü de var. Bunları dikkate almak lazım mı evet ama fazla da üstünde durmamak lazım. Bunun sizin performansınızı etkilememesi lazım. Bize de çok eleştiri oldu ama ben her zaman sahaya çıkıp işimi yapmaya çalıştım."
"Oralarla çok uğraşırsak o zaman ister istemez bir aşağı çöküş oluyor. Bunları daha çok yaşatmadan, çünkü baktığımızda Altay Fenerbahçe için bir değerdi, Uğurcan Trabzon için bir değer, Ersin Beşiktaş için bir değer… Yani bu kalecilerin, genç yaşta bu kaleleri koruması, bu kadar gündem olmaları, bence biraz onlara hoşgörülü bakmamıza sebep olmalı. Ama ne yazık ki bizde de biraz. En ufak şeyde aşağı çekiş veya eleştiri var. Hele ki şu dönemde sosyal medyanın gücü çok fazla. Ki, herkes de eminim ki futbolcuların maç sonrası yaptığı ilk şey internetten isimlerini aratmak olduğunu bildiğim için o eleştiriler ister istemez insanları etkiliyor."
"Madde madde bakarsak çok madde sunabiliriz. Her olumsuzlukta sorunları dile getirmek bence yanlış. Bunun yerine sorunları çözmeye çalışmak daha doğru bir yol. Sebepleri dile getirmekten daha büyük bir iş en azından. Yoksa herkes yaşadığı sorunlarla ilgili sebep bulabilir."
"Altay, 'Galatasaray'da forma giyer misiniz?' sorusuna 'Profesyonel bir futbolcuyum bu durumlarda profesyonel düşünmek gerekir' dedi. Siz bu açıklama hakkında ne düşünüyorsunuz, ilerde bir gün Beşiktaş ya da Galatasaray'dan teklif gelse değerlendirir misiniz?"
"Altay'ın söylediklerine şöyle diyeyim. Altay profesyonel bir çocuk. Bizim jenerasyonda biraz daha aidiyet vardı. Bunu eleştirmeyelim, çünkü evet dedikleri gibi profesyonel bir hayat. Bizler biraz amatör tarafıydık. En azından ben amatör tarafıydım açıkçası. Şuanki görüşüm yine aynı şekilde olurdu. Ama Altay'ı da eleştirmek doğru değil. Şimdi Manchester'a gitti. İnşallah da oralarda kalır, bir daha Türkiye'ye gelmez. İngiltere Ligi bence Altay için çok ekstra bir durum olacaktır."
"Bir de Ömer Faruk Beyaz için ne düşünüyorsunuz, sizce Emre Mor gibi bir çıkış yakalayabilir mi?"
"Bunu yapmak için zaten takımımıza aldık. Ömer bence Türk futbolunun değerli olabilecek isimlerinden bir tanesi. Fenerbahçe'deki ilk antrenmanında ben de oradaydım. Nasıl bir futbolcu olduğunu biliyorum. Ama biraz yönetilmeye ihtiyacı olduğunu söyleyebiliriz. Ben de bu işi yönetmek anlamında, yani tabii ki bir şey gösterdiğim var mı yok ama ne yaşadıysam onu anlatmaya çalışıyorum. Doğruyu göstermeye çalışıyorum. Karşınızdaki kişi de istekliyse ki, Emre istedi bunu, Bertuğ istedi, Ömer de istiyor… İnşallah Türk futboluna tekrardan Ömer Faruk ismini hatırlatacağız. Ömer'in buraya gelmesindeki en büyük etkeni de size şöyle anlatayım. Ben Ömer'le ilk konuştuğumda, hocam seninle olmayı isterim dedi. Ve buraya gelirken de maaşının bir kısmını depremzedelere bağışlamak istedi. Bence asıl konu bu bence. Hani Ömer'in buraya gelmesi evet bizim için çok önemli ancak bunu düşünerek buraya gelmesi bence onun ne kadar doğru bir insan olduğunu gösteriyor. Biz Ömer'e elimizden geldiği kadar yardımcı olmaya çalışacağız ama tabii ki gerisi ona kalmış."