Fenerbahçe'nin yeni teknik direktörü olması beklenen Sergio Conceiçao'yu kısaca anlatıyoruz.
Sergio Paulo Marceneiro da Conceiçao, 15 Kasım 1974 tarihinde Portekiz'in Coimbra kentinde dünyaya geldi. Futbol eğitimine memleketinin köklü kulübü Académica altyapısında başladıktan sonra Porto akademisine transfer oldu. Genç yaşta gösterdiği yüksek çalışma disiplini ve hızı, profesyonel futbola erken adım atmasını sağladı.
Çeşitli kulüplerde kiralık olarak forma giydikten sonra 1996 yılında Porto'nun A takım kadrosuna kalıcı biçimde dahil oldu. Sağ kanattaki enerjik oyunu, isabetli ortaları ve skora katkısıyla takımın vazgeçilmez parçalarından birine dönüştü. Mavi-beyazlı formayla üst üste kazandığı iki lig şampiyonluğu, Avrupa devlerinin dikkatini çekmesini sağladı.
1998 yazında dönemin en iddialı kadrolarından birine sahip olan İtalyan ekibi Lazio'ya imza attı. Sven-Göran Eriksson yönetimindeki yıldızlar topluluğunda sağ kanadın en güvenilir isimlerinden biri oldu. İtalya'daki ilk sezonunda sergilediği dinamik performansla taraftarların sevgisini kazandı.
1999-2000 sezonunda Lazio formasıyla kulüp tarihinin ikinci Serie A şampiyonluğunu kazandı. Aynı dönemde UEFA Kupa Galipleri Kupası, UEFA Süper Kupa ve İtalya Kupası zaferleri yaşadı. Roma temsilcisinde geçirdiği bu parlak dönem, futbolculuk kariyerinin en verimli yılları arasında yer aldı.
2000 yılında Hernán Crespo transferinin bir parçası olarak rekor bir takasla Parma'ya transfer oldu. Ardından Milano ekibi Inter'in yolunu tutarak İtalyan futbolunun zirvesinde mücadele etmeyi sürdürdü. Yaşadığı bazı sakatlıklara rağmen Serie A'nın yüksek taktiksel disiplinine başarıyla uyum sağladı.
İtalya kariyerinin ardından Belçika'nın Standard Liège takımına imza atarak kariyerine yeni bir ivme kazandırdı. 2005 yılında sergilediği başarılı futbolla Belçika'da Yılın Futbolcusu (Altın Ayakkabı) ödülüne layık görüldü. Kariyerinin son bölümünde ise Yunan ekibi PAOK forması giyerek tecrübesiyle sahada liderlik yaptı.
Oyunculuk yıllarında sürati, tükenmeyen fiziksel dayanıklılığı ve isabetli kenar ortalarıyla klasik bir sağ kanat oyuncusu profili çizdi. Sahadaki tavizsiz mücadeleci ruhu ve hırsı, takım arkadaşlarını her an ateşleyen bir güç oldu. Hücumdaki üretkenliğinin yanı sıra savunma yardımı konusundaki sadakatiyle modern kanat oyuncularının öncülerinden kabul edildi.
Portekiz Milli Takımı formasını 56 kez terletti ve ülkesi adına 12 gole imza attı. Euro 2000 turnuvasında Almanya'yı 3-0 mağlup ettikleri grup maçında attığı üç golle turnuva tarihine geçti. Luís Figo ve Rui Costa gibi isimlerin yer aldığı Portekiz'in "Altın Jenerasyonu"nun en değerli parçalarından biriydi.
2010 yılında PAOK'ta futbolu bıraktıktan hemen sonra aynı kulüpte sportif direktörlük görevine getirildi. Kısa süre sonra Standard Liège'de yardımcı antrenörlük yaparak kulübedeki ilk saha içi tecrübesini edindi. 2012'nin başında Portekiz ekibi Olhanense'nin başına geçerek teknik direktörlük kariyerini resmen başlattı.
Olhanense sonrasında Académica, Braga ve Vitória de Guimaraes gibi ülkesinin önemli kulüplerinde görev yaptı. Braga ile 2015 yılında Portekiz Kupası'nda finale yükselerek teknik adamlık potansiyelini kanıtladı. Çalıştırdığı takımlara aşıladığı agresif ve kompakt oyun yapısıyla ligin en dikkat çeken genç çalıştırıcıları arasına girdi.
2016 yılının Aralık ayında Fransa Ligue 1 ekiplerinden Nantes'ın teknik direktörlük koltuğuna oturdu. Düşme hattında devraldığı Fransız ekibini müthiş bir çıkışla sezon sonunda 7. sıraya kadar taşıdı. Fransa'da kısa sürede yarattığı bu etki, eski kulübü Porto'nun kapılarını ardına kadar açtı.
2017 yazında dört yıldır şampiyonluğa hasret kalan Porto'nun teknik direktörlüğüne getirildi. Kulübün finansal kısıtlamalar ve transfer kısıtlarıyla mücadele ettiği zorlu bir dönemde görevi devraldı. Takıma aşıladığı yüksek kazanma arzusuyla ilk sezonunda Benfica egemenliğine son vererek lig şampiyonluğuna ulaştı.
Mavi-beyazlıların başında geçirdiği yedi sezonda kulüp müzesine toplam 11 kupa kazandırdı. Bu süreçte üç kez Portekiz Ligi, dört kez Portekiz Kupası, bir kez Lig Kupası ve üç kez Portekiz Süper Kupası şampiyonluğu yaşadı. Kazandığı bu zaferlerle kulüp tarihinin en çok kupa kazanan teknik direktörleri arasına adını yazdırdı.
Porto ile UEFA Şampiyonlar Ligi'nde sınırlı bütçelere rağmen Avrupa devlerine karşı başarılı sonuçlar aldı. Juventus ve Chelsea gibi kulüplere karşı sergilenen taktiksel mücadelelerle iki kez Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek finale yükselme başarısı gösterdi. Taktiksel disiplini ve dirençli oyun kurgusu, Avrupa genelindeki teknik direktörlük itibarını güçlendirdi.
Takımlarında önde şiddetli pres ve top kazanıldığında doğrudan kaleye giden hızlı geçiş hücumlarını temel felsefe olarak benimser. Ağırlıklı olarak tercih ettiği 4-4-2 düzeninde tüm futbolcularından maksimum fiziksel efor ve savunma katkısı talep eder. Sahayı daraltan kompakt savunma kurgusu ve duran top organizasyonlarındaki başarısıyla öne çıkar.
Karşılaşmalar boyunca teknik alanda sergilediği aşırı duygusal, tutkulu ve reaktif tavırlarıyla tanınır. Zaman zaman hakemlerle, rakip teknik ekiplerle ve yönetimlerle yaşadığı hararetli tartışmalar basına sıkça yansımıştır. Bu hırçın yapısı eleştirilse de oyuncularına aşıladığı mücadeleci ruhun temel kaynaklarından biri olarak kabul edilir.
Porto'daki görev süresi boyunca pek çok genç ve potansiyelli futbolcunun dünya çapında isimler haline gelmesini sağladı. Luis Díaz, Eder Militao ve Vitinha gibi futbolcular onun tedrisatından geçerek Avrupa'nın dev kulüplerine yüksek bonservis bedelleriyle transfer oldu. Kadrodaki yıldız kayıplarına rağmen her sezon takımı zirve yarışında tutmayı başardı.