Spor yazarları Şampiyonlar Ligi play-off maçında Trabzonspor'un sahasında Kopenhag'a elendiği maçı köşelerinde değerlendirdi. İşte yazarların sözleri...
Uğur Meleke/Hürriyet: "Eylül 2011’de Moneyball (Kazanma sanatı) filmi gösterime girdiğinde Türkiye, FIFA milli takımlar sıralamasında 24’üncü basamaktaymış. Bugün 42’nciyiz. Yine Eylül 2011’de kulüplerin Avrupa kupalarında kazandıkları puanlarla oluşan UEFA sıralamasında 10’uncuymuşuz. Bugün maalesef 21’inci basamaktayız. 2011’de bu sıralamada altımızda olan Danimarka, Norveç, Çekya, Belçika gibi ülkelerin hepsi şu an artık üstümüzde. Trabzonspor dün topa sahip oldu, çoğu kenar ortalarıyla olmak üzere pozisyonlar da üretti. Ancak bence Parken’de 48’inci dakikada gitti tur. Orada, 48’inci dakikada bir Kopenhag kornerinde biz tam 8 kişiyle boş alanı savunurken, onların ceza alanında hepsi demarke vaziyetteki 4 adamla attıkları korner golüydü kırılma anı. Kopenhag’ın buralardaki alışkanlığı da yüksek. 2020’de Avrupa Ligi’nde yarı finalin kıyısından döndüler. Geçen sezon Konferans Ligi’nde gruptan lider çıktılar. Umarım Trabzonspor da bu sezon Avrupa Ligi gruplarında göstereceği iyi performansla başlayacaktır yeni bir öykü inşa etmeye."
Levent Tüzemen/Sabah: "Kopenhaglı oyuncular "Uyu yavrum uyu. Ninnilerle uyutayım seni, ninnilerle avutayım seni" şarkısı gibi Trabzonspor'u resmen uyuttu. Abdullah Avcı ve ekibi de kulübede adeta "Hipnoz" olmuş gibi Kopenhag savunmasının direncini kıracak hamleleri yapamadı. Örneğin Cornelius iki Kopenhag maçında da çok etkisiz kaldı. Cornelius belki de ülkesinin takımına karşı yaşadığı duygusallık yüzünden kafaca konsantre olamadı. Avcı; Cornelius'u çıkarıp, Djaniny'yi santrfora çekip Trezeguet'yi çok erken oyuna almalıydı. Cornelius ikinci yarı sahada olmamalıydı. Zaten Trezeguet'nin yerine kanatta Djaniny'nin başlaması sürpriz oldu. Yine de Djaniny'nin 5. dakikada karşı karşıya kaçırdığı gol Trabzonspor adına "Kırılma noktası"ydı. Bu tür maçlarda rakibin oyun anlayışını bozmak için böyle net pozisyonları gol yapacaksın.
Ali Gültiken/Sabah: "Abdullah Avcı, hem oyunu zorladı hem de sistemi değiştirmeye çalıştı ama bir türlü istediği adım gerçekleşmedi. Kopenhag hem kendi haddini hem de Trabzonspor'un gücünü bilerek maçın genelinde savunmada kaldı. Mücadelenin son 15 dakikasında neredeyse tüm oyuncularıyla etkili bir savunma bloğu oluşturdu. Trabzonspor'u yüksek toplara mecbur etti. Bu tür karşılaşmalar teknik adamı, yönetimi ve taraftarı üzer. Çünkü yapabileceğinizi hissederseniz dokunabileceğiniz kadar yakındadır ama ulaşamazsınız."
Cemal Ersen/Milliyet: "Şampiyonlar Ligi yolundaki son viraj öncesi Trabzon kentinde tansiyon hayli yüksekti. Bordo-mavili taraftarın üst düzey motivasyonunun iki farklı sonucu olabilirdi. Sahaya pozitif yansırsa ateşleyici güç, tersi yaşanırsa, sıkıntılı bir hale dönüşebilirdi. Aklı selim kazandı. Evet gruplara kalmak inanılmaz bir kazançtı. Ama neticede futbol bu. İyi olan, daha az hata yapan, son dakikaya dek mücadele edenin turu geçmesi normaldi. İlk maçın rakibe sağladığı avantajı da unutmamak gerek. Trabzonspor’u müthiş mücadelesi için kutluyorum, ama Türk futbolunu bu eleme prangasına mahkum edenleri de gerekli yerlere havale ediyorum. Tur için her şeyi yaptılar. İnanılmaz bir efor sarf ettiler. Kimse Avcı’nın ve sahadaki oyuncuların hakkını yemeğe kalkmasın. Sorgulanması gereken, Türkiye ligi şampiyonunun neden play-off maçı oynamak zorunda kaldığı. Hesabını tüm kulüplerimiz ve Futbol Federasyonu vermeli. Kulüp derken, günü kurtarma gayretindeki başkanları gösteriyorum özellikle. İşte eseriniz ve hazin sonucu. Nereden nereye getirdiniz bizi?"
"Zeki Uzundurukan/Sabah: Bu atmosferde başlayan maçın hemen başında Djaniny ile kaçan gol, umutlarımızı artırdı. Kopenhag çok fizikli ve güçlü oyunculardan kurulu takım. Cornelius'un müthiş kafa vuruşunu Ryan tıpkı Djaniny'nin şutundaki gibi müthiş çıkardı. İlk maçta olduğu gibi dün de kornerlerde topu arka direkteki Daramy'ye servis etmeye çalıştılar. Savunmanın önüne dörtlü setler kurmayı bu maçta da sürdürdüler. Abdülkadir Ömür bir türlü basit oynamayı öğrenemedi. Çok şey yapıyormuş gibi göründü ama hiçbir şey yapamadı. Kopenhag oyunu çok soğuttu; Hollandalı hakem bu duruma göz yumdu. Bizim Kopenhag'da oynamamız gereken futbolu dün rakip oynadı. 0-0'ı çok iyi oynadılar ilk yarıda. Ve ilk yarıda sahanın en iyisi tribündeki taraftarlardı. Evet ilk yarıda 3 net pozisyon bulduk ama yavaş oynadık. Cornelius'u topla buluşturamadık. Sol kanat hiç çalışmadı desek yeridir. Sahada bir oyun lideri yoktu. Bu kadar yumuşak bir orta saha ile gol bulmamız imkansızdı. Savunma ile hücum hattı arasındaki kopukluğu çok iyi kullandı Kopenhag. İlk yarıda rakibi yoramadık bile. Trabzonspor'un Acilen problem çözen oyunculara ihtiyacı var. Geçen yılki Trabzonspor, bu Kopenhag'ı perişan ederdi."
Bilal Meşe/Milliyet: "Her maçın ayrı bir hikayesi vardır. Dün geceki hikâyenin de güzel başlayıp, harika bitmesi için bilinen tüm dualar okundu; ülke puanı ve Trabzonspor için…Şifre; iki farkı galibiyet, parola; Şampiyonlar Ligi. Siz bakmayın ilk yarının golsüz bittiğine. Trabzonsporlu oyuncuların kaçırdığı o kadar pozisyon var ki… Bardhi bir yandan, Djaniny’i diğer yandan, Cornelius havadan, neler kaçtı neler…Onlardan biri gol olsa, rahatlayacağız, derin bir nefes alacağız. Trabzonspor’un ikiyi bulması işten değildi. Hele Djaniny’nin, Ryan ile karşı karşıya kaldığı o an. Djaniny, topun altına girip kalecinin üstünden aşırabilse... Doğrusunu söylemek gerekirse, futbol şansı da Danimarkalı oyuncuların yanındaydı, bilhassa kaleci Ryan’nın… Anlayacağınız bilhassa ilk yarı salladı ama yıkamadı Trabzonspor. Kopenhaglı oyuncular oyun disiplininden hiç kopmadılar. Her alanda inanılmaz pres yaptılar, iyi alan daraltılar. Ayrıca hiç hata yapmadılar. 75’te Ryan’ın inanılmaz çıkardığı top, maçın en büyük kırılma anı idi. Orta sahada Hamsik gibi bir lider ve Vişça gibi bir kanat oyuncusunun olmaması bordo-mavililer için büyük şansızlıktı… İkinci yarı, ilk yarıda izlediğimiz Trabzonspor’dan eser yoktu, onu da yazmadan geçmeyelim… Netice itibariyle böyle bir maçta girmiş olduğunuz pozisyonları değerlendirmeniz gerekir. Atamazsanız; sonunun harika olmasını istediğiniz, beklediğiniz, dilediğiniz Şampiyon Ligi hikayesi daha başlamadan bitmiş olur, dün gece bittiği gibi… Bir başka deyişle Ryan, böyle olmasını istedi…"