"Saha içi işin en kolayı. Hocalık yapmak isteyen insan futbolu bir şekilde biliyordur. Emre Belözoğlu mesela, Başakşehir'i izlerken büyük keyif alıyorum. Aynı şekilde Ömer Erdoğan'ın Hatayspor'u. Ancak asıl önemli olan saha dışı. Futbolcular tesise geldiği zaman mutlu olmalı. Herkese samimi yaklaşmaya çalışıyorum. Bir oyuncuyu neden oynatmadığımı yalan söylemeden anlattığım için oyuncular bana daha çok güveniyor. Futbolun en önemli parçası futbolcular."
"6-7 senedir teknik direktörlük hayalim vardı ancak Antalyaspor'a teknik direktör olmak için değil futbolcu olarak gelmiştim. Teknik direktörlük kararı almadan önce en çok danıştığım isim Jürgen Klopp oldu. Tuchel döneminde de geçirdiğim sakatlık nedeniyle sahalardan uzak kalmıştım ve o dönemde taktik toplantılara girerek kendimi hocalığa hazırlamaya başladım."
"Keşke şu top bana gelseydi" gibi düşünceleriniz oluyor mu?
"Fernando gelmeden önce oluyordu (gülerek). Şaka bir yana oyuncularım ben onlardan ne istediysem yaptı bugüne kadar. O yüzden hiç öyle bir düşüncem olmadı."
"Fernando, çok emek harcadığımız bir transferdi. Adını ilk duyduğumda inanmamıştım geleceğine açıkçası. İspanyolca bildiğim için ben görüştüm onunla ve hocalık kariyerimdeki ilk transfer oldu Fernando. Luiz Adriano ile de ilk ben konuştum. O yaşta oyuncular genelde parayı tercih edebiliyor ve biz bu konuyu açık açık konuşup samimi bir davranış gösterdik. Genç oyuncular için müthiş bir örnek Luiz Adriano."
"Her teknik direktörden bir şey aldım. Klopp benim için çok değerli. Altay maçını kazandıktan sonra bizim maçın skorunu bana gönderip altına 'Wow!' yazmıştı. Hala irtibat halindeyiz. Hocalığa ilk geldiğimde 15. veya 16. sıradaydık. Klopp bana 'Emin misin?' demişti. Ben de ona bir hesaplama yaptığımı ve iyi yerlere geleceğimizi söylemiştim. Şu an o yolda ilerliyoruz."
Dört büyüklerde çalışır mısınız?
"Futbol çok hızlı gelişen bir sektör. Antalyaspor'da çok mutluyum. 5 yıllık imzayı laf olsun diye atmadım. Tabii ki benim de hedeflerim var. Kupalar kazanmak, oynadığım takımlarda hocalık yapmak istiyorum. Futbolcuyken Sinan Engin dönemi Beşiktaş ile görüşmüştüm. Galatasaray ile Skibbe dönemi ve Fenerbahçe ile de Emre Belözoğlu dönemi transfer için konuşmuştuk."
"Benden sonra gelen nesillerde Türk Milli Takımı'nı seçmeyen oyuncuların benim milli kariyerimin önemli olduğunu düşünüyorum. Mesut Özil Almanya'yı seçip çok başarılı oldu. Benim ise Milli Takım kariyerim hiçbir zaman istediğim gibi geçmedi."
"Almanya'yı seçen arkadaşlarımıza saygı duyuyorum ancak benim için milli takım tercih yapabileceğiniz bir yer değil. Ya Türk'sündür ya değilsindir. Stefan Kuntz'un başarılı olacağını düşünüyorum. Çok kaliteli bir kadromuz var. Türkiye'nin bir turnuva takımı olması gerekli. Biz 2002'de nasıl okuldan kaçıp maçları izlediysek, yeni nesile de böyle bir heyecan vermeliyiz.Ülkeye katkı sağlayamadığımı düşündüğüm zaman Milli Takım'ı bıraktım. Ben istediğim verimi hiçbir zaman Milli Takım'a sağlayamadım ancak ben Milli Takım'ı sevmediğim için değil katkı sağlayamadığım için bıraktım."
"Genç oyuncular için söylenen 'koruma' düşüncesine katılmıyorum. Bizim onları geliştirmemiz ve buraya ait hissettirmemiz lazım. Arda Güler'i çok büyük keyifle izliyorum. O yaşta o olgunlukta oynaması inanılmaz bir şey. Ben 18 yaşında Dortmund'da kaptanlık yaptım, Real Madrid'de oynadım beni kimse korumadı. Benim ailem değil bu insanlar."
Keşke böyle olmasaydı dediğiniz an?
"Real Madrid'de ilk günümde çok ağır sakatlık geçirmiştim ve sürekli tekrarlayan bir sakatlıktı. Real Madrid'e girmek orada kalıcı olmak kadar zor değil. Sakatlıktan sonra Modric geldi ve zaten çok iyi bir transfer olduğunu hala görüyoruz. O dönemde keşke biraz daha sabırlı olsaydım diyorum."
Dortmund'u özlüyor musunuz?
"Aşığım"
Yenilgilerden sonra ne hissediyorsunuz?
"Açlık"
Hangi dönemde kimlerle oynamak isterdiniz?
"Redondo ve Zidane"