Sporx Extra Arama Logo

Luka Jovic, sonu Real Madrid'e çıkan hikayesini anlattı




20

JOVIC HAYATINI ANLATTI

Real Madrid'in yeni golcüsü Luka Jovic, hayat hikayesini Players Tribune'a anlattı. İşte yıldız golcünün ağzından o hikaye...
19

BAZEN SADECE...

Bazen sadece bununla doğduğumu düşünüyorum.  Herkesin hayatta belirli yetenekleri var, bence benim yeteceğim gol atmak.
18

"EN ETKİLENDİĞİM MİLLA VE ORJİNAL RONALDO"

Nasıl santrafor oynamaya başladım hatırlamıyorum, ama en eski hatırladığım şey gol atma takıntılı olmam. Ben çocukken, video oynatıcılardan 2006 Dünya Kupasına kadar olan tüm Dünya Kupası gollerini izlerdim. Hatırladıklarımdan en çok etkilendiğim Kamerun’dan Roger Milla’nın 90 Dünya Kupası golü, ve tabiki orijinal Ronaldo. Onun kalecilere nasıl çalım attığına kafayı takmıştım. Çok hızlı gerçekleştiğini hatırlıyorum, sanki bir sihirbaz hareketi gibi, ve evde bunu nasıl yapabilirim diye çalışıyordum. Ronaldo futbolu çok rahatmış gibi oynuyordu, sanki yüzde 30’unu veriyor gibiydi ve bunun inanılmaz olduğunu düşünüyordum. Onun stili ve kendine güveni bende iz bıraktı.
17

"HER FUTBOLCU İÇİNDEKİNİ HİSSEDER"

Bence benim eski hocalarım da içimdekini gördü ve beni futbola ilk adım attığım andan itibaren forvete koydu. Babam beni Sırbistan’da Omladinac isimli bir takıma yazdırdı ve hatırladığım her şeyin mavi olması. Oraya dair bir fotoğrafımı görseniz, gerçekten çok gülerdiniz, çünkü çok küçük bir sahaydı ama o benim gerçek bir futbol sahasında geçirdiğim ilk vakitlerimdi. Her futbolcu içindekini hisseder hatta çok küçük olsalar bile.

16

"FUTBOL SAHALARI MAVİYLE KAPLI SANIRDIM"

Küçükken tüm futbol sahaları maviyle kaplı sanırdım. Kızılyıldız’dan scoutlar beni izlemeye gelince futbol dünyasında başka renklerinde olduğunu anladım. O zamanlar 8 yaşındaydım, o sıralar futbolun beni nerelere götüreceğine dair en ufak bir fikrim yoktu.
15

"BATAR DİYE BİR YERDE BÜYÜDÜM"

Ben Batar denen bir yerde büyüdüm. Endişelenmeyin, orayı bilmenizi beklemiyorum. Gerçekten çok küçük bir yerdi, tüm köyde sadece 105 ev vardı ama benim için özeldi. Bir keresinde Batar’dan birinin bana “Benim köyüm Paris’ten daha güzel.” dediğini hatırlıyorum, bence de öyle. Neredeyse herkes tarımla uğraşıyor, ve onlara neye inandıklarını sorarsanız iki şey söylerler çok çalışmak ve büyük düşünmek. Batar’daki herkes tüm birikimini çocuklarının eğitimi için veya daha iyi bir yerde yaşaması için harcar.
14

"SIRP AİLELERİN ÖZEL OLMASININ SEBEBİ..."

Bu durum benim için de aynıydı. Ailem çok çalıştı ve hayatımı yoluna koymama yardımcı oldu. Ben büyürken babamın süpermarketi vardı. Ama o yıl kötü bir geçirdiyse, bankadan kredi çekmek zorunda kalırdı ki beni antremanlara götürebilsin. Amcam Rusyada çalışıyordu, ama bizim finansal sıkıntılar yaşadığımızı duyduğunda hemen babama para ve futbol eşyaları göndermişti. Bence Sırp ailelerinin özel olmasını sebebi bu, ne zaman bir ihtiyaç olsa çok çok yakın olurlar.
13

"ABLAM HASTALANDI, ANNEM İŞTEN ÇIKTI..."

Bunun hakkında pek konuşmam ama ben dokuz ya da on yaşındayken, ablam çok ciddi şekilde hastalandı ve o an hepimizin hayatı değişti. Doktorlar lösemi olduğunu söyledi ve uzun süre durmadan bir hastanede bir dışardaydı. Annem ona bakmak için süpermarketteki işini bıraktı. Bütün bir yıl ailemiz dağılmış durumdaydı. Ben, babam ve dedemle birlikte yaşıyordum, annem kardeşimleyken Kızılyıldız antremanlarına gidip geliyordum.
12

"ABLAM KAĞITTAN BİR ŞAPKA TAKMIŞTI VE..."

Çok zor zamanlardı, en çok hatırladığım duygu ise maç sonrası Belgrad’dan Batar’a, eve gidişimdi. Bir gün babam, antremandan eve dönüşte durdu ve dedemle kuzenimi arabaya aldı. Başta ne olduğunu anlayamamıştım, sonra fark ettim ki büyük bir kutlamaya hazırlanıyorduk. Eve gittiğimizde ablam kağıttan bir şapka takmıştı sanki doğum günü gibiydi. Bize onun iyileştiğini söylediler ve o an harika duygular içerisindeydim. Onun iyi olduğunu bilmek çok iyi gelmişti, uzun süre bizi çok korkutmuştu.
11

"ABLAM GİBİ KAZANAN OLMAK İSTİYORDUM"

Ablam hastalığını yendiğinde, bana başarılı olmam için gereken kıvılcımı vermişti. Ben de onun gibi bir kazanan olmak istiyordum. Benim de hayalim Batar’daki tüm çocuklarla aynıydı, Kızılyıldız için oynayıp Partizana ebedi derbide gol atmak. Sırbistan dışındaki insanlar belki anlayamaz, Kızılyıldız tam anlatamayacağım ama farklıdır. Belki kulübü tünelinden dolayı biliyorsunuzdur. Kızılyıldızla oynamaya geldiğinizde avlanıyor gibi hissedersiniz. Duvarlarda grafiti vardır, ve çok karanlıktır. Sanırım bazıları bundan korkuyor, ama benim için bu tamamen normal. Ben tünele gitmeye alışkınım çünkü sekiz dokuz yaşımdan beri çocukların maskot olmasına izin verilmesiyle alt yapıdan bizi götürmeye başladılar. Staddaki atmosferi duyduğunuzda inanamazsınız.
10

"KAZANAMIYORSANIZ, BAŞARISIZSINIZDIR"

Kızılyıldızda her şey kazanmakla ilgilidir. Kazanamıyorsanız, başarısızsınızdır. Bir kaç yıl öncesinden bir hikaye var, takım finansal sıkıntılarla  baş etmeye çalışırken takımdaki bazı oyuncular taraftarlara mektup yazdı. Gazetede yayınlanan mektupun bir bölümünde “Bakın işler kötü durumda. Kulüp şu an duşlar için şampuanın parasını bile veremiyor.” yazıyordu.
9

"KIZILYILDIZ, FUTBOL KULÜBÜNDEN FAZLASI"

Ertesi gün, bazı taraftarlar futbolcuların arabalarına girip koltuklara şampuan bıraktı.  Ne söylediğimi anlıyor musunu? Orası futbol kulübünden fazlası. Böyle bir çevrede büyümek size hiç bir şeyden korkmamanız gerektiğini öğretiyor.
8

İŞTE GENÇLİK HİKAYESİ

16 yaşındayken, ilk maçıma Vojvodina karşısında çıktım. Alın size bir hikaye, maçtan önceki gece Novi Sad’da oteldeyken, ama bilmelisiniz biz genç takımdayken dahi saat kaçta odada olmamız gerektiği ile ilgili bir kural yoktu. Otelde oda arkadaşımla birlikte otururken çok acıktık. Markete yemek almaya gittik, sonra geri döndük ve hocamızın barda içki içtiğini gördük. Bize baktılar ve şoka girdiler ama biz anlamamıştık. Hocamız “Saatin kaç olduğundan haberiniz var mı?” diye sordu. Saate baktık 11:30’du, bize “11’de yatakta olmanız gerekirdi!” diye bağırdı.
7

"BENİM İÇİN GOL ATMAK İÇGÜDÜ!"

Ben gerçekten bilmiyordum, 16 yaşındaydım. O gece sinirliydi, ama size şunu söyleyebilirim ki sonraki gün sahaya adımımı attığıman tamamen güven doluydum. Benim için gol atmak bir iç güdü. Bence benim en güçlü yanım bu. Ne olduğundan bağımsız, bana topu filelerde buluştur derseniz ben tamamen odaklanmış olurum.
6

BENFICA TRANSFERİ İTİRAFI!

Ve sonuç olarak o gün sahada gol attım. Deplasman taraftarımızın nasıl golü kutladığını hala hatırlıyorum, inanılmaz bir duyguydu. Kızılyıldız bir ailemin ferdi gibidir. Her zaman onlar için oynamayı istedim, hatta daha büyük kulüplere transfer olmak için şansa da sahiptim ama gerçekten gitmek istemedim. Hatta Benfica’nın beni 2016’da istediği doğru. Anneme gitmek istemediğimi söylediğimi hatırlıyorum. Onun sözlerini de hatırlıyorum, “Hayatım hepimiz biliyoruz ki sen Kızılyıldızı hepimizden çok seviyorsun, ama kendini birinci plana almak zorundasın.” demişti.
5

"AİLEM BENİM İÇİN DÜNYALAR DEMEKTİR!"

Sonuç olarak, Benfica’ya transfer olmaya karar verdim. Ama bence her şey çok hızlı gelişiyordu. Ailem benim için dünyalar demektir ve onları bırakmaya hazır değildim. 18 yaşında 3000 kilometre öteye, dilini bilmediğin bir yere taşınmak, konu artık sadece futbol değildi. Hayatım artık basit değildi, ilk olarak Lisbon’a vardığımda evimi düşünmeye ve bir anda sebepsizce ağlamaya başladım. Benim kariyerimdeki en kötü anlardandı çünkü kendimi çok yalnız hissediyordum. Ama neyseki Eintracht Frankfurt’a transfer olunca her şey değişti.

4

JOVIC'TEN CHELSEA İTİRAFI

Benim tek pişmanlığım Avrupa Ligi yarı finalinde Chelsea’ye karşı. Bu muhtemelen kariyerimdeki gerçekten üzüntüden ağladığım ilk an, kaybettiğimiz için değil sahada yürürken kaybetmiş olmamıza rağmen bizi göz yaşlarıyla alkışlamayan taraftarlarımızdı beni ağlatan. Kaybederken taraftarların sizi desteklemesi çok ayrı bir duygudur, ben bunu ilk defa yaşadım. Bu dünya üzerinde çok nadir olmuştur, bu yüzden Frankfurt’tan ayrılırken çok üzüldüm, çünkü bu kulüp benim kariyerimi değiştirdi.
3

"STEVAN MITROVIC BANA DEDİ Kİ..."

Milli takım’da son oynadığımda komik bir şey oldu. Stefan Mitrovic bana dedi ki “Dostum sendeki güven bende olsa inanılmaz şeyler başarabilirim.”. Bana biraz garip gelmişti çünkü güvensiz nasıl santrafor olunur bilmiyorum. Çünkü bu pozisyon için en önemlisi nasıl başladığınız değil, nasıl bitirdiğinizdir.