Galatasaray eğer fark atacağı bir maçı 3-1 kazanmış ise bunun sorumlusu öncelikle Emre Çolak'tır.. Şaşırdınız mı? Dakika 62.. Kişisel gayretiyle bir gol atıp, Yasin'e gol pası veren Podolski'ye maç boyu Emre Çolak pas vermemeye çalıştı. Ben yıldız tablosunda maçta 1 gol atan ve iyi oynayan Emre'ye bilerek (0) verdim.. Neden mi? Emre dahil hiç kimse Galatasaray'dan büyük değildir. Yasin'in attığı golden sonra Podolski'ye sarılmasına Emre'nin gösterdiği tepkiyi de ayıpladım.. Kaptanlık yaptığı Galatasaray'ın çıkarlarını hiçe sayan Emre Çolak'a "Utan Emre utan" diyorum.. Galatasaray'da yönetici olsam Emre'den bunun hesabını sorarım.. Ünlü İtalyan hoca Lippi, "Futbol iyi oyuncularla oynanır. Elinizde kaliteli oyuncular yoksa başarı kazanmak zor." der...
Galatasaray tüm maçlarını kupada oynasaydı şimdi zirve yarışının ortağı olurdu. Bu yorumum "Galatasaray iyi oynadı" olarak anlaşılmasın. Çünkü ligde "sefiller"i oynayan Galatasaray kazandığı Rize maçıyla kupada yenilmezliğini sürdürdü. Galatasaray'ın kupa karnesine bakalım: 10 maç, 8 galibiyet, iki beraberlik..
Spor yazarları, Galatasaray'ın Rizespor'u 3-1 ile geçtiği maçı köşelerinde değerlendirdiler.
Fizik desen onda. Eminim six packleri de vardır karnında. Boy pos yine onda. Gözler, burun, jöleli saçlar tek kelimeyle harika. Ne Kurtlar Vadisi’nin Polat Alemdar’ı, ne Çağatay Ulusoy ne de Kerem Bürsin eline su dökebilir. Ben yerinde olsam hemen başlarım modelliğe. Sonra da ver elini diziler ve reklamlar. Şu anda kazandığından kat kat fazla kazanır, kızları da peşinden koştururum Ali Palabıyık’ın yerinde olsam. Dünkü gibi maç yönetmeye devam ederse, en geç 1-2 sene sonra düdüğünü asar ya da klasman düşüp yok olup gider.
Maça iyi başladığını sanıyorsunuz fakat bir bakıyorsunuz net pozisyonlarla karşı karşıya kalan Muslera oluyor. Maçın son bölümünde ağırlığını koyar diye bekliyorsunuz, ama fiziken düşmüş oluyor ve maç kazanamıyordu.Kupa, Galatasaray için son kale. Dolayısıyla bu maçlar, oyuncuların farklı oynadığı ve az hata yaptığı karşılaşmalar olmalı.
Dün ilginç bir yarı final maçı izledik. Maçta her şey vardı. Net pozisyonlar, kartlar ve gollere bakınca ne müthiş maç diyen çıkabilir, ancak bunun sebebi iki takımın futbolları değil. Karşılaşma adeta jübile maçı gibi başladı. İlk 15 dakikada iki takımında yaptığı felaket defans hatalarının 5 tanesinin sonuncusunda Emre'nin golü geldi. Sonrasında Galatasaray bu golün üstüne yatmaya çalıştı. Rize ise bundan faydalanmak istese de, pek başarılı olamadı.
Riekerink’in oyuncu değişiklikleri beni de şaşırttı. Son bölümde Sabri niye oynadı. Bilal’in yerine oyuna girecek orta saha oyuncusu yok muydu? Bindik bir alamete gidiyoruz, kıyamete. Aslan iyi oynamasa da Podolski’nin son saniye golüyle bana göre finalist oldu.
Hakan Balta’ya bariz gol şansını engellediği için gösterdiği kırmızı karta da katılmıyorum. Çünkü Deniz Kadah’tan önce Hakan çabuk davranıp topa dokunuyor. Rakip Hakan’ın ayağına takılıp düşüyor. Pozisyon kesinlikle bariz gol şansını engellemeye yönelik bir hareket değil. Sonuçta özellikle ikinci yarıda Ali Palabıyık’ın önemli sayılabilecek kritik pozisyonlardaki kararları maçın gidişatına direkt olarak etki etti.
Canı isterse oynayan bir futbolcu topluluğu Galatasaray. Hocanın etkisinin en az olduğu takım olabilirler. Dün kupa yarı finalinde Rize karşısında ligdeki omuzları düşük oyunlarından eser yoktu. Öyle ahım şahım bir organize halde değillerdi. Fakat maça beklenmedik derecede atak başladılar. Defansta pozisyon verseler de avantaj sağlayan deplasman golünü atmayı başardılar. En azından bu dakikalarda sevenlerinin yüreklerini titretmediler.