Maçın başı istediğimiz gibiydi. Top bizdeydi. Rakip agresif değildi, bloklar arası buluştuk, rakip kaleye kolay gittiğimiz ve 1-0'ı bulduğumuz bir bölümdü. Bunun devamında çok net pozisyon vermedik. Kornerden yediğimiz gol sonrası oyunumuz geriye gitti. İlk yarı sonuna kadar bize yakışan, bu zamana kadar sergilediğimiz oyunu sergileyemedik. Çok net pozisyonlar vermedik ama ikinci yarı soyunma odasında takımı uyarmak, bize yakışan oyunu oynamak, önde baskı yapmak, bireysel olarak da performansların yukarı çıkması gerekiyordu. İkinci yarıya başlarken bu değişimi bekliyorsunuz. İkinci yarının ilk 5 dakikası bizim istediğimiz gibiydi.
53-58 arası 3-4 tane şans verdik. İki orta saha oyuncumu yanıma çağırmıştım. Berkan ve Midtsjö'yü alacakken bireysel hatadan gol yedik. Sonra ofansif hamlelerimiz oldu. Buradan sonuç alabilirdik. Giren hücum oyuncuları bizi daha diri tuttu. Final paslarını daha iyi yapsak 2-2 olabilirdi. O şanslar bize geldi. Devamında yediğimiz bir gol, 3-1'lik bir mağlubiyet. Üzgünüz. Niye üzülüyoruz? Kaybettiğimiz için. İkincisi istediğimiz oyunu sergileyemediğimiz için. İstek ve arzu var ama bu tür maçlarda kırılma anları oluyor. İlk golden sonra kırıldık. İkinci yarıda bir yerden sonra kırıldık.
Duran topta; futbolu bilen, oynayan alan mı adam mı yapıyorsunuz der. Alan savunmasında eşleşmeler farklı, adam savunmasında eşleşmeler farklı. Alanı adamı bilmeyen biri Lucas niye onla, Sergio niye onla eşleşti diyebilir. Biz sezon başından beri alan savunması yapıyoruz. Çok az gol yedik. Sergio ve Lucas hep aynı pozisyondaydı. Orada Lucas'a yapılan bir itme var. Hakemler değerlendirmedi. Lucas'a yapılan bir itme var. Sergio da daha agresif olup rakibini bloklamalıydı. İyi bir orta da geldi. Yakın markaj da önem kazanıyor. Böyle bir gol yedik. Bu sezon başından beri bu eşleşmeler geliyor. Belki de bu maç farkına vardılar. Futbolu oynamak, içinde olmak... Alanı adamı bilmeyen Lucas, Sergio niye onlarla eşleşti diyebilir.
Galatasaray bu süreçlerden kazanarak çıkmıştır. Bundan sonraki hedefimiz kalan maçları kazanmak. Bu oyunu ortaya koyacağız. Bu maç bir kaza. Çok hata yaptık. Galatasaray bu değil. Bugüne kadar bunu gösterdik. Kazandığımız galibiyetler bizi ümitlendiriyor. İlk defa bu sezon derbi kaybettik. Üzgünüz ama kafamızı kaldırıp şampiyonluğu hak etmek, almak için elimizden geleni yapacağız. Taraftarımız merak etmesin. Bu senenin şampiyonu Galatasaray olacak.
Bu maç derbi, önce ya da sonra da oynasanız, bir şey fark etmez. Fenerbahçe puan kaybetseydi, bu bizi daha olumsuz da etkileyebilirdi. Fenerbahçe maçının skoru bizi etkilemedi. Şampiyonluğa en yakın takım Galatasaray. Ben çok rahatım! Geçen hafta ne düşünüyorsam, bu hafta da aynı şeyleri düşünüyorum. Üzerimizde baskı yok. 4 maçı kazanacağız ve şampiyon olacağız. Fenerbahçe'yi 3-0 yendik, ikili averajda da öndeyiz. Üzerinde baskı olan takım biz değiliz, bunun altını çiziyorum. Galatasaray girdiği şampiyonluk yarışlarının çok büyük kısmını kazandı.
Öğlen İtalya'dan bir maç izledim, acayip zevksizdi. İtalya'da bir iki takım dışında, izlediğinizde zevk almıyorsunuz. Ama biz Süper Lig'i, Premier Lig ile kıyaslıyoruz. Bu sene çok güçlü takımlar var. Üç takım da lig ortalamasının üzerinde gidiyor. Kazanma baskısı altında zaman zaman hakemler, başkanlar, yöneticiler, teknik adamlar ezilebiliyor. Bu yüzden de farklı açıklamalar yapılabiliyor. Zaman Zaman ligimizi Avrupa ile karşılaştırmakta zorlanıyoruz ama o kadar yabana atılacak bir lig değiliz.