Fatih Altaylı, Bloomberg HT'de yayınlanan Spor Saati adlı programda Emin Çağlar'ın moderatörlüğünde spor gündemini değerlendirdi. Altaylı'nın yorumlarından öne çıkanlar şöyle:
Hatırlama konusu olunca bu maçı kimse hatırlamayacak ama öbürü herkesin uzun süre hatırlayacağı bir maçtı. 16 dakika uzayıp Fenerbahçe'nin şampiyonluğu kaçırdığı hatta Appiah'ın son dakikada kaçırdığı gol gözümün önünde. Rotariu'nun Werder Bremen'e atamadığı gibiydi. Bunu seneye Fenerbahçeliler bile hatırlamaz, o yüzden yanlış cevap vermişler. Gerçi Denizlispor'un yaptığı centilmenliğe, terbiyeye, futbolun bugünkü ortamına uyan bir şey de değil ama bunun cevabı o değil. Fenerbahçe 'Ben bu konulara girmiyorum' deyip üstten bir bakış sergilese daha doğru olurdu.
Geçen haftaki kötü oyununu kıyasla iyi oyunu vardı. Diğer yandan Denizlispor'un da yanlış bir oyun anlayışı vardı. Fenerbahçe'ye oynamaya bırakırsanız oynuyor. Denizlispor kendini mahkum etti. Fenerbahçe ilk yarıda göstere göstere oyun oynadı.
Serdar Aziz'in atılması... Fenerbahçelilerin atılmayla ilgili itirazı var mı bilmiyorum ama Serdar Aziz'in 'Hakaretvari bir şey söylemedim' açıklaması... Hakaretvari ifade kullanmadığında atılıyorsun, ana avrat küfür ettiğinde atılmıyorsun demektir bu çünkü Serdar Aziz ana avrat küfür ettiği zaman Göztepe maçında atılmamıştı. Herhalde hakemlerin Serdar Aziz'e karşı 'Bu terbiyesizliğin bir yeri vardır, sen konuşma' deme yöntemi olsa gerek bu. Eğer Serdar Aziz'in dediği gibi olsaydı hakemin sarı kart göstereceğini pek zannetmiyorum. Ali Palabıyık gibi Fenerbahçe'ye her zaman iyi davranmış bir hakemin durduk yerde buna kart gösterme heveslisi olduğunu sanmıyorum.
Şu anda Emre'nin mirasını paylaşmaya çalışan bir grup var. Birisi Serdar Aziz. Diğeri Ozan Tufan. Bu ikisi 'Emre'nin mirasçısı benim' gibi bir yarışı var. Serdar, Ozan'a kıyasla biraz daha antipatik, daha vikingvari yapıyor itirazları. Galatasaray'da da yapıyordu. Serdar Aziz daha çok kırmızı kart görür bu tavrıyla.
VAR'a niye gittiğini anlamadım çıplak gözle de net penaltı gibi duruyordu. Ağır çekim görüntülerde de benim penaltı olduğuna ilişkin fikrim pekişti. 'Bu penaltı hatta iki kez penaltı' diyorsun. VAR'dan sonra başka bir itiraz merci de yok. Hakem değil dedi. Arda Kardeşler ne gördü de Ali Palabıyık, Arda Kardeşler'in ne gördüğüne katıldı anlamış değilim. Penaltı idi ama hakemlerin de bizim görmemiş olduğumuzu görme ihtimalleri var. Kör parmağın gözüne bu kadar bariz bir penaltıyı iptal ediyorlarsa başka bir kural var herhalde bilmiyorum.
Fenerbahçe'nin bu sezon hakemlerle oynamak istediği, hakemlere sürekli olarak bir şeyler söylemeye çalıştığı çok net. Bunu bir iletişim metodu olarak benimsemişler herhalde. Sürekli tekrarlıyorlar. Kimse de diyemez ki 'Yanlış yapıyorlar' Bu da futbol takımı yönetmenin taktiklerinden bir tanesi. Yöneticiler bunu bir taktik olarak da baskı unsuru olarak kullanmakta da özgürler. Buradaki mesele şu, aynı sözleri başka birisi söylediğinde kendisinin PFDK'ya sevki, ceza miktarına falanına filanı nasıl olacak onu gözlemlemek isterim. Çok kibar bir şey söyleniyor dört maç ceza... Öbürü söylüyor üç maymun, duymadım görmedim... Garip olan bu.
Erol Bulut'un durumu normal. Yeni kurulmuş bir takım yeni bir teknik direktör, Fenerbahçe'nin ligdeki yerinde bir sıkıntı yok. Ama 'Giderek daha iyi olacağız' Erol Bulut'un kendi söylemiydi, daha iyi olmuyorlar. Bir iyi oluyor bir kötü oluyor. Yoksa kimsenin durumu fevkalade başarılı değil.