Spor yazarları, Galatasaray'ın Başkent'te Gençlerbirliği ile 1-1 berabere kaldığı maçı köşelerinde değerlendirdiler.
Bir maçın hiç mi iyi bir tarafı olmaz. Ankara maçında saha zemini dışında herşey kötüydü. Gençlerbirliği kötü oynadı, Galatasaray kötü oynadı. Hakem iki kötü penaltı verdi. Hele Galatasaray lehine verdiği penaltı, ekstra kötüydü. Doğa’nın eli ile en ufak teması olmayan pozisyona Galatasaraylı oyuncuların hep birlikte ellerini kaldırıp hakemi kandırmaları kötünün de kötüsüydü.
Bir halı saha maçı olsa, iki takım ancak birbirine bu kadar rahat izin verirdi. Hücum pozisyonları bile yürüye yürüye gelişti. Savunmalar bu gelişen ataklara çok rahat izin verdi. Öyle bir maç ki, penaltılar dahil, kaleleri bulan toplam şut sayısı sadece beş. Podolski gol atıyor, kabul. Ama oyuna, Galatasaray takımına en ufak katkısı yok. Orhan Hoca‘yı anlamadım, geçen haftanın iyisi Emre Çolak‘tı, çıkardı. Bu maçta kötüler arasında biraz iyi olan Bilal Kısa’ydı, bu defa Bilal‘i çıkardı.
Galatasaray takımı son yedi maçın altısında kalesinde ilk golü gördü. Zaten kalesinde ilk golü görmediği maçta 0-0 biten Konya maçıydı. Dahası da var; İki hafta önce Gaziantep’te beşinci dakikada gol yedi, geçen hafta bu defa Başakşehir karşısında aynı dakikada golü yedi. Dün de Djalma iki metreden boş kaleye ıskalamasa gene 5. dakikada bir gol daha yiyecekti. Gol yemek için bu kadar aceleniz ne kardeşim. Biraz bekleyin, biraz direnin...
Galatasaray'ın haline bakın; zavallı ve çaresiz Galatasaray yönetimi o kadar basiretsiz ki; Denizli sonrası takımın başına bir hoca bile bulamadılar. Getirdikleri Orhan Atik'i kusura bakmasın ben alt yapıda bile çalıştırmam.
Orhan hoca Podolski ile inanılmaz pas hataları yapan hatta Selçuk'u oyundan alacak cesareti gösteremiyor. Umut'un yerine öğrencisi Volkan Pala'yı bile düşünemiyor. Sonuç; Heyecanını yitirmiş oyuncularla yollarını ayıracaksın. Sözleşmesi bitenlerle asla sözleşme uzatmayacaksın.
Galatasaray'da yeniden bir yapılanma olacaksa, bu yapılanmayı mevcut yönetim yapmamalı. Mevcut yönetimin futbol bilgisi ve futbolcu anlayışı maalesef G.Saray'ı yeniden düzenleyecek kapasiteye sahip değil.
Fenerbahçe derbisi hep önemlidir ama haftaya oynanacak dev maç, oyuncuların var olan durumu kurtarması, kendi pozisyonlarını netleştirmesi, yönetimin geleceğini belirlemesi açısından son yıllardaki en önemli derbi haline geldi. Bu kadar kritik ve sert sonuçları olabilecek bir maç varken, önemli oyuncuların eksikliğini ciddi yaşarken, oyuncuların Fenerbahçe maçını düşünmemesi mümkün değil.
Galatasaraylı oyuncular için sezonun kalanı iki maç üzerinden geçecek. Fenerbahçe derbisi ve Çaykur Rizespor’u elerse kupa finali... Taraftarın yaşadığı hayalkırıklığını bir nebze olsun dindirecek, yönetimin “Ya devam ya da güven tazelenme” kararı alacağı kader maçı futbolcuların elinde. Her şey derbiye kilitlenmişken, Gençlerbirliği karşısında farklı ve canlı bir takım beklemek iyimserlik olurdu.
Bir kez daha üzüldüm G.Saray’ı izlerken. 3 kupanın 3’ünü de kazan, sezona büyük umutlarla başla ve böylesine büyük hayâl kırıklığı yaşa, yaşat. G.Saraylı futbolcuların bazıları gerçekten ahlak yoksunu.
G.Saray elbette seyircinin korkusu ve gazıyla F.Bahçe’ye karşı baskılı başlayacak ama kazanma şansları bence sıfır. Yönetim istediği kadar F.Bahçe primini yüksek tutsun ama bu G.Saray’ın gücü yok, enerjisi yok, yardımlaşma yok, arkadaşlık zaten aylar önce bitmiş.
Büyük ihtimalle ve hakem devreye girmezse F.Bahçe rahat kazanır, sonrasında G.Saray’da birkaç oyuncu kadro dışı kalır, teknik direktörlüğe doğru dürüst getirecek adam bile bulamazlar ve sezonu 4. veya 5. bitirirler, kupayı da mümkün değil kazanamazlar.
Galatasaray'ın bir puan alması, iyi bir sonuç olarak kabul edilebilir. Çünkü galibiyet inet bir şekilde kaçıran Gençlerbirliği'ydi. Podolski yine sahada var da yok! Umut elinden geldiğince iyi niyetle koşuyor, çalışıyor ama çok etkisiz.
Galatasaray’ın UEFA cezasını bu sene halletmesinin yollarından biri, ligi ilk dört içinde bitirmesi. O yüzden kazanması gerekiyor. Hiç değilse bu yüzden Gençlerbirliği karşısında coşkulu oynaması bekleniyordu, oynamadılar... Kazanması gerekiyordu, kazanamadı... Pozisyon zenginliği yaratamadı...
Olcan’ın cezalı duruma düşmemesi gerekiyordu, kart görmeden devreyi tamamlayamadı... Takım duruyorken Podolski’nin fark yaratması gerekirdi, yaratamadı! Geçen senenin 3 kupalı kadrosu rakipleri değil, sevenlerini yorup üzüyor...