Liverpool Menajeri Jürgen Klopp, Ozan Kabak transferini değerlendirdi. Alman menajer, Ozan'ın hayat hikayesine değinirken bu transferin kulüp için de büyük bir şans olduğunu söyledi. İşte Klopp'un sözleri:
"Ozan Kabak çok özel bir çocuk. 20 yaşında olmasına rağmen çok tecrübeli. Hayat hikayesi çok ilginç. Zorlu bir yoldan geliyor. Bu tip hikayelere şahit olmak için Hollywood filmleri izlemenize gerek yok. Ozan Kabak'ın hayat hikayesi şimdiden çok ilginç ve güzel."
"Ozan Kabak ile birlikte çalışmayı gerçekten sabırsızlıkla bekliyorum. Ben genç insanlara şans vermek ve onlara inanmaktan yanayım. Bu Ozan için bir şans olduğu kadar Liverpool için de bir şans. Bugüne kadar yaptıkları, onu transfer etmemiz için yeterliydi. Şimdi Ozan'dan bugüne kadar yaptıklarının daha fazlasını bekliyorum."
Ozan Kabak, filmlere konu olacak hayat hikayesini TFF'nin dergisi Tam Saha'ya anlatmıştı. İşte Ozan'ın ağzından hayat hikayesi...
25 Mart 2000 doğumluyum. Ankara'da dünyaya geldim ama ailem Mardin Derik'ten. Babam cezaevinde müdür olarak çalışıyor. Ben doğduktan sonra tayini çıkmış, o yüzden Ankara'dan Silivri'ye taşınmışız. Annem ise ev hanımı. Bir ablam, bir de erkek kardeşim var.
Babam da eskiden amatör olarak futbol oynamış. Ancak, futbolda istediği yerlere gelememiş ve bu durum da içinde hep bir ukde olarak kalmış. O yüzden babam futbol oynamamı ve futbolcu olmamı en başından beri destekledi diyebilirim. Diğer yandan Silivri'deyken okulda teneffüslerde ve beden eğitim derslerinde sürekli olarak futbol oynardım arkadaşlarımla. Beden eğitimi öğretmenim de yetenekli olduğumu ve bir kulüpte futbol eğitimi almam gerektiğini babama iletmiş. Babam da bunun üzerine beni Silivrispor altyapısına yazdırdı. Böylece futbol hayatım başlamış oldu.
Futbola ilk başladığımda santrfor oynuyordum. Küçükken, hücum hattının her mevkiinde yer aldım. Galatasaray altyapısına geçtiğimde ise 11 yaşındaydım. Burada, hocalarım bana savunmadan oyunu iyi kurabildiğimi ve oyun kurma esnasında da soğukkanlı olduğumu söyledi. Bu özelliklerimin üzerine de beni stoper olarak oynatmaya başladılar. O günden bu yana stoperim.
Silivrispor altyapısında kendimden yaşça büyüklerle antrenman yapma fırsatı buldum. Hazırlık maçlarına da çıktım ve iyi performans gösterdim. Bunu gören altyapı hocamız Uğur Alper, o dönem Galatasaray'ın altyapısında olan, şimdi ise Millî Takımlarda antrenör olarak görev yapan Nedim Yiğit'le görüşmüş ve beni kendisine önermiş. Bunun üzerine, beni Galatasaray altyapısına denemeye çağırdılar.
Babamla Silivri'den Florya'nın yolunu tuttuk. İlk antrenmanımda gösterdiğim performansla takıma seçilmeyi başardım. Nedim Hoca ve Uğur Hocanın üzerimde emeği çoktur o yüzden. Ailem şu an babamın işi nedeniyle Tekirdağ'da yaşıyor. Ama bu sene annem ve kardeşim yanıma geldi. Artık İstanbul'da beraberiz. Babam da işten geriye kalan izin günlerinde yanımıza geliyor.
Galatasaray altyapısına seçildikten sonra iki sene boyunca Silivri'den Florya'ya gidip geldim. Ancak, trafikten ve mesafeden ötürü çok yoruluyordum. Üzerine, babamın tayini Tekirdağ'a çıkınca, 1 sene boyunca da Florya'ya Tekirdağ'dan gidip geldim. Zamanımın çoğu yollarda geçiyordu. Bu yorgunluktan ötürü antrenmanlarda ve maçlarda performansımı tam olarak sergileyemiyordum. Bu zorluklar nedeniyle bir ara futbolu da bırakmayı düşündüm açıkçası ancak, bu süreçte ailem bana yılmamam konusunda desteğini sürdürdü. O dönem, hayatımın kırılma noktasıydı diyebilirim.
Ertesi sene ise İstanbul'da Fen Lisesi'ni kazandım ve Galatasaray'ın altyapısında yatılı olarak kalmaya başladım. Galatasaray'da, akademide yatılı olarak kalmam konusunda yine o dönem Galatasaray'ın altyapısında olup şu an Millî Takımlarda antrenör olarak görev yapan Kerem Yavaş'ın da emeği büyüktür. Akademide yani Florya'da kalmaya başladığımdan bu yana performansım sürekli arttı ve hem kendimi daha iyi hissetmeye hem de başarılı olmaya başladım. Ailemin desteği bu konuda çok etkiliydi dediğim gibi.
Babamın karakterini ve hayata karşı dik duruşunu her zaman kendime örnek aldım. Galatasaray'ın efsane kaptanlarından Bülent Korkmaz'ı oynadığım mevkii itibariyle da idol olarak görüyorum. Çok küçükken onu izleme şansı bulmuştum. Daha sonra da eski maçlarını seyrettim. Hırsını ve oyun karakterini çok beğeniyorum. Ben de onun gibi adımı Türk futbolunun unutulmazları arasına yazdırmak istiyorum. Günümüzden bahsetmek gerekirse de kendi mevkiim itibariyle dünya futbolunda en çok İspanyol oyuncu Sergio Ramos'u beğeniyorum.