Bülent Uygun, Antalyaspor - Fenerbahçe maçını değerlendirdi.
"Tedesco'ya geçmiş olsun. Herhalde işte ateşlenmiş, hastalanmış. Geçmiş olsun da. Yani hastalanmış olabilirsin, çok ateşte yatıyor olabilirsin. Biz de defalarca ateşte yattık. Tedesco hocayı hani haftalardır övdük. İyi insan, iyi şeyler... Yeri geldiğinde neler olması gerektiğini... Hani biz teknik direktörler belki çok fazla bilgiler vermezler ama ben bazı şeyleri hep söyledim. Duran top organizasyonları, oyun sistemleri, taktikleri, her şeyini görmek isterler. Ve dolayısıyla Tedesco hoca, ben şunu söyleyeyim; 96 yılında şampiyon olduğumuzda, 39 derece ateşle yatıyordum maç sabahı. Öğleden sonra da maç var Samsunspor'la. Hasta yatağımdan kalktım, neyse bir tane serum... O zamanlar serum da hani bu zamanki işte pascorbin gibi C vitaminleri falan o zamanlar yok öyle bir şey. Boğazımı bir baticonla temizleyip, oradaki sarı iltihapları alıp, bir tane B12 ile dodex bir de novalgin miydi o... Novalgin karıştırılmış serumla tekrar maça çıktık ve maçta bir tane gol attım, 1-0 yendik Samsun maçını. O sezon da zaten ligin bitimine 6 hafta vardı, 7 hafta vardı. O galibiyetle de şampiyonluğa büyük etki etti. Sonra da gittik işte Trabzon'u Trabzon'da yendik falan filan."
"Korona da olduk, biz maç kenarında olduk. Hocam kusura bakma ama, değil hastalıkla, yürüyemeyecek halde de olsan o yeşil sahanın kenarında durman lazım. Antalya bir de 23-24-25 derece sıcaklık var. Allah aşkına camdan adam mısınız da hani hastalandınız da... Ya bu hastalıktan dediğin şey zaten üst seviyede bir hastalık olsa gelmezsen amenna."
"Ya arkadaş teknoloji o kadar... Ya doktorlarda problem var diyeceğim ama doktorlar da Oosterwolde'yi bilmem neyi, hemen Brown'u bilmem hepsini sakatlıktan hemen çabucak çeviren bir doktorumuz var. Şimdi bu süreç içerisinde, böyle bir hastalıktan dolayı sen sahanın kenarında takımını yönetmeden duramazsın. Önce komutanlar sahanın kenarında savaşacak ki askerleri onun için savaşsın"
"Bir zıpladın, iki zıpladın, geri döndün, üçüncü zıplamanda geri dönemedin. Bugün baktığımızda Antalya'da ıstırap da vardı, korku da vardı, kahır da vardı, heyecan da vardı. Belki de mağlubiyetle biteceği bir maçtı, sonra geri dönmeyi başardın, berabere bitirdin... Sezon başında olsa hani girdiklerin, yapmak istediklerinle özellikle son 20 dakikayı sayıyorum, evet bir şeyleri gösterdiğini düşünebilirdik ama ligin boyu kısaldığı bir ortamda, bu sürecin geldiği noktada ne bu golleri kaçırma hakkın var, ne de bu golleri yeme hakkın var."
"Saadettin Saran başkan çıkıp, söylemen gerektiğinde, tepki göstermen gerektiğinde, yapılanları ve diğer olayları anlatman gerektiğinde, camianın önderi olarak çıkıp liderlik göstermediğin sürece, yaşatılanları kabullenmek zorundasın. Ama taraftar kabullenmiyor."
"Taraftarın 11-12 seneden beri yaşadığı, yaşatılanlar, yapılan haksızlıklar, zulümler, kahırlar canına tak etti. 100 milyon Euro bir bonservis kasa kolaylığı, olayların diğer detaylarına girmiyorum. E sonucunda bu Fenerbahçe kulübünde olması gereken sistemler, kurumsallıklar, hiçbir şey yerine gelmiyor."