Sporx Extra Arama Logo

Ben Chilwell: "Babam benim kahramanım!"




21

VAZGEÇMEYENLERİN HİKAYESİ

İngiltere Premier Lig'de harikalar yaratan Leicester City'nin yükselen sol beki Ben Chilwell, kariyerini ve yaşadıklarını Player's Tribune için kaleme aldı. İşte İngiliz oyuncunun futbolcu olmak isteyen çocuklara örnek de olabilecek özel hikayesi..
20

"İLK MAÇIMIN VİDEOSU VAR"

İlk futbol maçımın videosu var. 6 yaşındayım, Woburn Lions diye bir takımda oynuyorum. Milton Keynes'in hemen yakınında bir kasaba. Mor ve açık mavili formalarımız var. Hatırladığım kadarıyla çok kötü görünüyorlardı. Benimki birkaç beden büyüktü çünkü bizim üst yaş gruplarımızdan bana kalmıştı.
19

"ALACAĞIM TEK AYAKKABI BU"

Babamın 4 pounda aldığı bir dizlik giyiyordum ve birlikte satın almıştık. O günü hatırlıyorum, bana siyah ayakkabılar da almıştı. Bana, 'kendi ayakkabını alana kadar alacağım tek ayakkabı bu' demişti.

18

"FORMADAN ÇEKTİM, AĞLADIK"

Green Lyef diye bir takımla oynuyorduk ve 5 gol attım. En iyi arkadaşımla birlikte çok iyi bir gün çıkarmıştık. Öyle çok çalışmamıştık, organize bir olayımız da yoktu, sadece futbolu hissetmiştik. Topa vurduk, formadan çektim, düştük, muhtemelen ağladık... Ve arkadaşımın babası tüm maçı kaydetti. 6 yıl sonrasına kadar o videoyu hiç görmedim.
17

"YANIMDA BİR KAHRAMAN OLMASAYDI..."

Zaman zaman o videoya geri dönüyorum. İngiltere Milli Takımı'nda oynuyorum şu anda ve bunu söylemek çılgınca. Sözlerle anlatabileceğimden fazlası bu benim için. Daha çılgın olanı ise, o videoyu düşündüğümde ve o morlu bol formayı düşündüğümde, iyi olduğu hakkında hiçbir bilgisi olmayan bir çocuk görüyorum. Ve çok uzun bir süre de iyi olduğunun farkında olmayacaktı. Neredeyse vazgeçecek bir çocuk görüyorum. Eğer yanında bir kahraman olmasaydı, hiçbir zaman başaramayacak bir çocuk görüyorum. Bazen en iyi hayaller seninkiler değildir, sana biri en iyisini söyler, sen de başarırsın. Ben de kahramanımı anlatacağım.
16

"SADECE BİR YILDA DÜŞTÜM"

2012'de Leicester Akademisinde U16'da oynuyordum. İyi bir oyuncu olarak büyümüştüm ve hiçbir zaman çok sıkı çalışmaktan vazgeçmedim. Gençlik yıllarında benim doğal yeteneğim buydu. Ancak vazen yaz aylarından sonra sezona başladığımızda herkes beni yakalamış gözüküyordu. Sürekli büyüyen bir grup muydu bilmiyorum, ya da benden daha fazla çalışmaya başlıyorlardı. Sadece 1 yazda, en iyi oyuncular arasından, en kötülerine düşmüştüm.
15

"PERŞEMBELERDEN NEFRET ETTİM"

Bu benim için çok zordu, babam için de çok zordu. Neredeyse her gün Milton Keynes'teki evinden idman için akademiye beni taşırdı. Perşembe günleri idman bittiğinde, hocamız hafta sonunda kimin oynayacağını söylerdi. Aylar boyunca ben kadroda olamadım. Yedeklerde bile olamadım, kadro dışında kaldım. Maç günleri dışarıda kalanlarla birlikte antrenman sahasında çalışıyordum. Perşembelerden nefret ederim, gerçekten Perşembelerden nefret ettim.
14

"BABAMLA KONUŞMADAN ÖNCE..."

O günleri tekrar düşündüğümde, babamın arabasını hatırlıyorum. İyi bir arabaydı ancak o Perşembe günlerinde onun görüş açısında kalamazdım. Otoparkta oturduğunu görüyordum ve benim için orada olduğunu biliyordum. Arabaya oturmadan önce kafamda sohbeti başlatırdım. Bir boksörün ileri, geri, yumruklardan kaçması gibi düşünürdüm onu.
13

"YETERİNCE ÇALIŞMIYORSUN"

"Takımda değilim, yine.

Ben, oğlum, sen yeterince çalışmıyorsun. Bu kafayla bir yere gidemeyeceksin. Böyle çalışırsan hiçbir şey olmayacak.

Baba, elimden geleni yapıyorum."

12

"BABAMIN NE GÖRDÜĞÜNÜ BİLMİYORDUM"

Parka giderdik ve 2 saat boyunca topu sadece duvara atardım. Sokağın karşısındaki saati gözlerdim ve 2 saatin bitmesini beklerdim ki eve gidebileyim. Beni koştururdu sürekli, bende ne gördüğünden emin değildim.
11

"O, YETENEĞİN FARKINDAYDI"

O yeteneğin farkındaydı, o sporu biliyordu. Yeni Zelanda'da büyürken iyi bir tenis oyuncusuydu ancak hiçbir zaman hayallerinin peşinden gitme şansı bulamamıştı çünkü ailesi için çalışmaya başlamak zorundaydı.
10

"BENİM KAHRAMANIM BABAM"

Geriye baktığımda, bende kendini gördüğünü düşünüyorum ve benim potansiyelimin altında kalmamı istemedi. Yaptığı her şey sevgidendi. O benim kahramanım. 15 yaşındayken, diğer insanların sende gördüğü potansiyelin farkına varamıyorsun. Bir şeyi istiyorsan sadece kendin için istemelisin, başkası için değil diye düşünüyorsun.
9

"BABAMIN ENERJİSİNİ KULLANDIM"

Annem ve babam futbol oynamamdan vazgeçmedi. Neyin mümkün olduğunu gördüler, hayal ettiler. Beni anlayana kadar zorladılar. Onların inancı sonunda beni rahat alanımdan çıkardı. Babamın bana verdiği enerjiyi kullandım ve işime odaklandım. 'Harcanmış bir yetenek... Sadece izleyin.' Bu içimdeki ateşi Leicester U16'nın diğer senesinde kaptan olarak kullandım. Çok fena bir hale gelmiştim. Rahattım, futbolumdan mutluydum. 18 yaşına döndüğümde, mental gücüm tekrar sınandı.
8

"KAFAMDA BABAMIN SESİNİ DUYDUM"

İngiltere U21 takımıyla birlikte deplasmandaydım ve menajerimden bir telefon geldi. 'Huddersfield seni kiralamak istiyor. İyi bir hocaları olan Championship takımı ve sana ciddi bir süre verecekler' dedi. Leicester genç takımlarında oynamayı seviyordum ve A takıma girmeye yakındım. Mucize şampiyonluk zaferinin başlarıydı ve şehrin üzerindeki hava inanılmazdı. Ancak kafamda babamın sesini duyuyordum sürekli. Eğer bu şansı tepersem ne diyeceğini biliyordum. Bu yüzden Huddersfield'a gittim, bilinmezliğe bir adımdı bu.
7

"GECE 3 BUÇUKTA KALKIP GİTTİM"

İngiltere kampından gece 3 buçukta Huddersfield'a gittim. Ertesi gün idmana çıktım. Çok az uyudum. A takımda neredeyse hiç oynamamıştım, kalbim yatakta yerinden çıkacak gibiydi. Alarmın çalmasını istemiyordum, uyanmak istemiyordum. Put kesilmiş durumdaydım.
6

"BU KORKU BENCE GENEL"

Soyunma odasına girdim ve herkes beni izliyor gibiydi. Orada benim yenilmekten korkan versiyonumun ortaya çıktığını hissetttim. Herkes yeni bir yerde böyle hissediyordur heralde. Yeni bir iş, yeni bir okul, bu korkunun genel olduğunu düşünüyorum.
5

"WAGNER BANA DEDİ Kİ..."

Huddersfield'daki menajer David Wagner, bana üst seviyede oynayabileceğim güvenini veren tek kişiydi. Dortmund'da genç takımlarda birçok yetenek görmüştü ve beni bir gün kenara geçerek, böyle çalışmaya devam edersem harika bir sol bek olacağımı söyledi. Bu seni geren bir şey. 'Ben mi, en iyilerden biri mi?'. Aynı zamanda böyle bir şeyi unutamazsın.

4

"ANDY KING'İN DESTEĞİ PAHA BİÇİLEMEZ"

Oyunum gerçekten de başka bir seviyeye çıktı. Huddersfield'da profesyonel seviyede oynayabileceğimi öğrendim. Çok özel bir kulüptü. Leicester'a kiralıktan beni çağırdıkları birkaç ay sonra geri döndüm. Kupayı kovalarken takımın etrafında olmak bir genç oyuncu için gerçekten çok özeldi. Kazanan bir oyuncu olmak nasıl olur, onu gördük. Ve daha da önemlisi, Andy King gibi uzun süredir Leicester'da olan oyuncular için önemini gördük. O kulübün efsanesi ve bana olan desteği, benim için paha biçilemezdi. Onun Premier Lig'i kazandığını görmek, benim için hayallerin gerçek olmasıydı.