Süper Lig'de Beşiktaş'ın Gençlerbirliği'ni deplasmanda 3-0 yendiği maçı spor yazarları değerlendirdi. İşte spor yazarlarının yorumları...
AHMET ÇAKAR: Beşiktaş, ligin en iyi futbol oynayan takımı. Hem çok coşkulu, hem de sürekli golü düşünerek oynuyorlar. Çok yorgundular, eksiktiler ama özellikle ilk yarıya baktığımızda müthiş bir Beşiktaş izledik. Maça adeta golle başladılar. Bence Ghezzal'ın daha 4. dakikada attığı gol, yılın en güzel golleri arasına girmeye layık. Bu dakikadan sonra da Aboubakar ile kaçırdılar, oyunu kontrol ettiler fakat bu arada da G.Birliği'nin maç boyunca kazandığı yegane pozisyonu verdiler. Burada da kaleci Ersin iyi kurtardı. Önce Rosier'den bahsedelim... Bitmiyor, yorulmuyor, sürekli hücumu düşünüyor. Necip ve Welinton... Birbirleriyle oynamaya alışık değiller ama ilk yarıda bazen bocalasalar da idare ettiler. Kim ne derse desin Ljajic her gün daha iyiye gidiyor. Josef malum...
AHMET ÇAKAR: Beşiktaş, ikinci yarıda biraz daha defansif önlemleri alarak oynadı ve rakibine tek bir pozisyon vermedi. Böylesine ağır bir sahada, yorgun bir Beşiktaş'ın puan kaybetme ihtimali yüksekti. Son dakikalarda Cenk oyuna girdi ve tam istediği oldu. Son 6-7 dakikada atılan bu iki gol Cenk'i de havaya sokar. Sonuçta Beşiktaş, çok zor bir dönemi kayıpsız geçti. Eksikler dönecek, takım dinlenecek ve Beşiktaş bence gümbür gümbür gitmeye devam edecek.
GÜNTEKİN ONAY: İlk düdükle birlikte Gençlerbirliği’ni baskı altına alan siyah beyazlılar, Ghezzal’in mükemmel golüyle üstünlük sayısını henüz 4’üncü dakikada buldu. Usta golcü Cenk Tosun, bulduğu fırsatları temiz gol vuruşlarıyla sonuçlandırdı ve Beşiktaş 3 gol atıp en az iki katını kaçırdığı maçı 3-0 ile geçti. Dün Josef de Souza, Ghezzal ile birlikte sahanın en iyisiydi. Oynadığı süre içinde çok çalışan ancak top ile etkili işler yapamayan Larin dışında Beşiktaş’ta herkes görevini fazlasıyla yaptı.
ALİ GÜLTİKEN: Beşiktaş, açık ara favori olduğu bir maçı kazanırken, beklentileri boşa çıkartmadı. Sonuna bırakmadan çok daha farklı da kazanabilirdi. Maçın içerisinde hem ilk yarıda hem de ikinci devrede yakalanan net pozisyonlar var. Aboubakar hat-trick yapabilirdi. Larin, Ghezzal, N'Koudou ve Ljajic rakibin fişini çok daha önce çekebilirlerdi ama görünen o ki dün işin finalini Cenk'e bıraktılar. Cenk için de harika bir 'Hoş geldin' maçı oldu. Oyuna sonradan girse de attığı gollerde nasıl bir usta olduğunu tabelaya yazdırdı ve takıma katkısı büyük olacağını gösterdi. Performansıyla "Beşiktaş formamı özledim" mesajını yine çok net verdi. Beşiktaş oynarken çok istekli ve arzulu. Her türlü şartta kendi oyunundan vazgeçmiyor.
ALİ GÜLTİKEN: Bu oyun çok şey söylüyor. Kalitesi var, etkinliği var, bunların sonucunda da istediği skoru alan bir irade var. Bu irade çok sağlam bir irade... Sarsılmaz görünüyor. İnanmanın çok önemli olduğunu bir kez daha gösterdiler. 'İnanmak başarmanın temelidir' sözünün üstünü inşaa eden takım görüntüsü Beşiktaş'ta mevcut. Bu mevcudiyet de hem takdiri hem alkışı hak ediyor. Marifet iltifata tabidir. İltifatların hepsi Beşiktaş'a.
ATİLLA GÖKÇE: Ghezzal’ın muhteşem golüyle öne geçen Beşiktaş, 89’a kadar sıkı bir mücadeleyle, dirençli, zaman zaman baskılı beraberlik arayışlarıyla oynayan Gençlerbirliği’ni hiç de hesapta olmayan farklı bir yenilgiye mahkum etti. Skor tabelasını yazan golcü de eski göz ağrısı Cenk Tosun oldu… Gördük ki, ayağının tozuyla gelir gelmez nöbete geçti. Aferin ona. Sağ kanadı Rosier’e bırakıp içeri kayarak oynayan ve Beşiktaş’ın setine katkıda bulunan Ghezzal’a asisti yapan kim? Rosier… Ona da bravo! Ghezzal sadece golü ve ortalarıyla yetinmedi. Attığı golün üstüne en az üç şut daha çıkardı. Nazara geldi sanırım. 62’de sakatlık geçirip N’Koudou’yla değişti.
ATİLLA GÖKÇE: Böyle maçlarda anlık kararlar, hamleler ve hareketler de önemli. İşte onlardan biri... Floyd Ayite’nin soldan getirip attığı güzel pasla bir anda pozisyona giren ve Beşiktaş’ı boş yakalayan Daniel Candelas, yüzde yüz gol olabilecek şutunu çekiyor ama, zamanında, çabuk ve kararlılıkla çıkan genç Ersin Destanoğlu, X işareti gibi bacak ve kollarını yana açarak alanını genişletirken, yerde kayarak yaklaşıyor rakibine. Candelas’ın ayağından çıkan topu sol ayağıyla karşılayıp taca gönderiyor. İşte anlık bir karar. Aferin Ersin’e.. Bunu da ayrıntılı yazıyorum. Ligimizde çok iyi kaleciler var. Uğurcan, Altay, elbette Muslera… Ama Ersin’i de ihmal etmemek gerek.. Hepsinin namı, Ersin’in de yarını büyüsün, devam!
ATİLLA GÖKÇE: Unutmamalı ki Beşiktaş da bu ligin en iyi takımlarından biri. Dünkü oyunun son bölümünde Sergen Hoca’nın hamleleriyle takım oyununu sürdürdüler. Maçın en iyilerinden biri Beşiktaşlı Josef’di. Atiba, Larin, Ghezzal, Rosier, uzatmayalım, hepsi çok iyi oynadı. Baskılı, çok pozisyonlu, bol şutlu oyunda üç puanla birlikte averajlarını da geliştirdiler. Bu maçın özeti şu: Zirvede hesap yaparken, Beşiktaş’la başlayın!
OKTAY DERELİOĞLU: Beşiktaş'ın maç öncesinde Gençlerbirliği'nden çok, soğuk hava, ağır zemin ile mücadele edeceği gün gibi ortadaydı. Maça Ghezzal'ın füzesiyle 1-0 önde başlayan Beşiktaş, sahanın her yerinde rakibinde fazlaymış görüntü verdi. Topu kazandığında ayağa isabetli paslarla ceza sahasında giden Siyah-Beyazlılar ağır ve kaygan zemin nedeniyle ilk yarıda maçı bitiremedi diye düşünüyorum. Savunmadaki eksiklere rağmen burda oynayan oyuncular da görevlerini tam anlamıyla yerine getirdi. Hata yapmaya çok müsait olan zeminde hata yapmadılar.
OKTAY DERELİOĞLU: Beşiktaş'ta Aboubakar ve Rossier takım arkadaşlarına nazaran biraz geri planda kaldılar. Eski formlarında görünmediler. Bir parantez de Cenk Tosun için açmak gerek. Cenk sanki kaldığı yerden devam ediyor. Oyuna girdi ve attığı 2 golle maçı bitirdi. "Ben burdayım" mesajını verdi. Beşiktaş buz gibi bir Ankara soğuğunda futbolu ve mücadelesiyle içimizi ısıttı. Galibiyeti sonuna kadar hak ettiler.
BİLAL MEŞE: Beşiktaş’ın eksikleri malum, Vida ve N’Sakala cezalı, Montero, Oğuzhan ve Rıdvan sakat. Gençlerbirliği karşısında ilk yarıda bu eksiklikleri ben hissetmedim, ya sizler? Onca eksiğine karşın Kartal cephesinde değişen bir şey yoktu. Yahu arkadaş, bu kadar pozisyon üreten, ancak atmayan başka bir takım gördünüz mü, ben gördüm adı; BEŞİKTAŞ!
BİLAL MEŞE: Ve 89’da Cenk Tosun sahne aldı, Dorukhan’ın asistiyle ceza alanı içine girdi, tecrübeli golcü plase vuruşla topu filelere gönderdi, Kartal nihayet rahat bir nefes aldı. Adam golcü kardeşim golcü! Cenk Tosun 90+4’te skoru da belirledi. İşin özeti mi? Beşiktaş iyi futbol oynuyor, beğeni topluyor tamam, ama çok kaçırıyor! Kartal’ın maçını izlerken, yatıştırıcı almayı da sakın unutmayın arkadaşlar! Kartal, zoru başarmayı seviyor, izleyenleri heyecanlandırıyor, çekiciliği de belki burada yatıyor!
REHA KAPSAL: Beşiktaş, son bir haftada 3. maçını oynadı. İki Konya maçından birinde 10 kişi kaldıklarında 75 dakika, kupa mücadelesindeki 120 dakikalık oyunlardan sonra zeminin her geçen dakikada daha ağırlaşıp, hem oyunun hem de görüş açısının sıkıntı olacağı bir maçta oyun başlangıcı coşkulu ve istekliydi. İlk yarı yüksek tempoyla istedikleri skorla devre arasına girip maçı da bitirebilirlerdi. Bu pozisyonları da çok rahat buldular. Özellikle Beşiktaş'ın hücum organizasyonlarında diğer takımlara göre en temel farkı; rakibin hem orta saha ile savunma bloğu arasına çok rahat geçebilmeleri, bunun devamında da rakip savunmanın arkasına çok rahat sarkıp pozisyonlar üretmesi..
REHA KAPSAL: Siyah-beyazlıların bu kadar hücum çeşitliliğiyle çok net pozisyonlar yakaladığı zaman maçın 1-0 olduğu dönemlerde Gençlerbirliği maçı gibi son dakikalarda gol üretmek yerine daha önce pozisyonları değerlendirmesi gerekir. Çünkü Beşiktaş, 1-0 skoru almış gibi oynamıyor. O kontrollü ve skora dayalı tempoyu zaman zaman düşüren veya yükselten görüntüde değil. Sanki maçı 0-0 ya da gerideymiş gibi oynuyor. Buna mutlaka ilerleyen haftalarda dikkat etmeleri gerekir.
REHA KAPSAL: İki şey insanları yaptığı işte ayırır. Bir, sorunun değil çözümün parçası olmak. Sergen Yalçın, takım saha içinde bir performans veremediği zaman krizi yöneterek, devre arası belki istediği oyuncular alınmadığı dönemde de bu süreci çok doğru yönetti. İki, hayatta her şeye yeni bakış açısıyla yaklaşabilmek. Sergen Yalçın, futbolculuğu döneminde kalmayıp, teknik adamlıkta kendini güncelleyen, özgür, orijinal, farklı, kararlı ve özgüveni yüksek görüntüsüyle takımını sezon başından gelinen noktaya kadar değiştirip, oyuncuların keyif aldığı, izleyenlere de keyif veren futbolun ve başarının baş mimarı oldu.