Orucu ne bozar ya da oruç nasıl bozulur? gibi sorular Ramazan ayının (2020 Ramazan ayı) en çok merak edilen konuları arasında yer alıyor. Sporx.com'da hazırladığımız Ramazan Özel 2020 sayfasında, Banyo yapmak, duş almak orucu bozar mı? Göz, kulak ve burun damlası kullanmak orucu bozar mı? Unutarak yemek yemek, su içmek orucu bozar mı? gibi soruların cevaplarını Sporx.com'un "Orucu ne bozar?" sayfasında bulabilirsiniz.


Ramazan'da "orucu ne bozar" sayfasının yanı sıra il il iftar saatlerini ve il il sahur saatlerini ve iftar, sahur saatleri ne zaman sorularının cevaplarına da (Diyanet, İmsakiye 2020) (İstanbul iftar saati kaçta?, Ankara iftar saati kaçta?, Konya iftar saati kaçta?, Trabzon'da iftar saati kaçta?" Ramazan haberleri sayfası üzerinden ulaşabilirsiniz.

İster abdest için olsun, isterse temizlik ya da serinlemek için olsun, oruçlu kimse tarafından ağzı su ile çalkalamak mekruh değildir ve orucu bozmayan durumlar arasında yer almaktadır. Eğer su boğaza kaçarsa, bu durumda oruç bozulmaktadır.

Ağız veya burundan su yutulmadıkça yıkanmakla veya gusül abdesti almakla oruç bozulmaz. Nitekim Hz. Aişe ile Ümmü Seleme validelerimiz, Peygamberimiz (s.a.s.)'in Ramazanda imsaktan sonra boy abdesti almış olduğunu haber vermişlerdir (Buhârî, ”Savm”, 25).

Diyanet İşleri Başkanlığından gelen açıklama dahilinde oruçlu iken banyo yapmanın hiç bir sakıncası bulunmamaktadır. Ancak oruçluyken banyo yapıldığı vakitlerde kulaklara, ağız ve buruna su kaçırmamaya azami derecede dikkat edilmesi gerekmektedir Aksi halde oruç bozulur bu sebeple oruçlu iken banyo ya da abdest alırken su yutulmamalı ve boğaza kaçırmamalıdır.

Oruçlu olunduğu vakitte banyo yaparken ağza su kaçması halinde bozulan orucun günü gününe orucu kaza yapması gerektirir. Ancak kulağa kaçan suyun mideye ulaşmadığı bilimsel olarak kanıtlanmış olduğundan dolayı orucu bozmadığı belirlenmiştir.

Diyanet'e göre günümüzde üretilen sakızlarda, ağızda çözülen katkı maddeleri bulunduğundan, ne kadar itina edilirse edilsin bunların yutulmasından kaçınılması mümkün değildir. Bu sebeple bu tür sakız çiğnemek orucu bozar. Ancak “kenger sakızı” gibi katkısı bulunmayan sakızlarla daha önce çiğnenmiş olup içinde hiç katkı maddesi kalmamış olan ve çiğnendiğinde hiçbir eksikliğe uğramayan sakızların çiğnenmesi orucu bozmaz. Bununla birlikte, oruçlu iken bu tür sakızları çiğnemek mekruhtur.
Orucun bozulması konusunda hata; abdest sırasında ağzını çalkalarken isteği dışında boğazına su kaçması örneğinde olduğu gibi, orucu bozan fiilin orucu bozma kastına dayalı olmayarak meydana gelmesidir. Orucu bozan fiilin hataen yapılması orucu bozar ve yalnızca kazayı gerektirir. Hataen boğaza su kaçması, oruçlu bulunulduğu hatırda değilken meydana gelirse, unutarak yapılmış hükmünü alır ve oruç bozulmaz. Bir sahabiResûlullah'a (s.a.s.); “Ey Allah'ın Resulü! Oruçlu iken unutarak yiyip içtim. Orucum bozuldu mu?” diye sormuş. Resulullah (s.a.s.) da, “(Hayır bozulmadı) sana Allah yedirip içirdi.”(EbûDâvûd, Savm 39) cevabını vermiştir. Şâfiî mezhebine göre orucu bozan bir işi; gerek hataen, gerek unutarak yapmakla oruç bozulmaz.

Diş fırçalamakla oruç bozulmaz. Bununla birlikte, diş macununun veya suyun boğaza kaçması hâlinde oruç bozulur ve kazası gerekir. Orucun bozulma ihtimali dikkate alınarak, dişlerin imsaktan önce ve iftardan sonra fırçalanması uygun olur.

Sırf diş tedavisi sebebi ile oruç bozulmaz. Tedavinin ağrısız gerçekleşmesi için yapılan enjeksiyonlar da beslenme amacı taşımadığı için orucu bozmazlar. Ancak tedavi sırasında yapılan başka işlemler sebebi ile -mesela ağız su ile çalkalanırken- boğaza su, kan veya tedavide kullanılan maddelerden biri kaçarsa oruç bozulur ve kaza edilmesi gerekir.

Ramazan orucu başta olmak üzere tutulacak bütün oruçlar için, “yarınki orucu tutmaya” şeklinde mutlak niyet yeterli olmakla birlikte geceden niyet edilmesi ve “yarınki Ramazan orucuna” şeklinde orucun gününün işaretlenerek belirlenmesi daha faziletlidir. Ramazan orucu için her günü ayrı niyet edilmesi gerekmektedir (Mevsılî, el-İhtiyâr, I, 397, 400).

Uzman göz doktorlarından alınan bilgilere göre, göze damlatılan ilaç miktar olarak çok az (1 mililitrenin 1/20'si olan 50 mikrolitre) olup, bunun bir kısmı gözün kırpılmasıyla dışarıya atılmakta, bir kısmı gözde, göz ile burun boşluğunu birleştiren kanallarda ve mukozasında mesamat yolu ile emilerek vücuda alınmaktadır. Damlanın yok denilebilecek kadar çok az bir kısmının, sindirim kanalına ulaşma ihtimali bulunmaktadır. Bu bilgiler, yukarıdaki bilgilerle birlikte değerlendirildiğinde, göz damlası orucu bozmaz.

Tedavî amacıyla burna damlatılan ilacın bir damlası, yaklaşık 0,06 cm3'tür. Bunun bir kısmı da burun çeperleri tarafından emilmekte olup, çok az bir kısmı ise mideye ulaşmaktadır. Bu da, dinî açıdan abdestte ağza su vermede olduğu gibi af kapsamında değerlendirildiğinden orucu bozmaz.

Kulak ile boğaz arasında da bir kanal bulunmaktadır. Ancak kulak zarı bu kanalı tıkadığından, su veya ilaç boğaza ulaşmaz. Bu nedenle kulağa damlatılan ilaç veya kulağın yıkattırılması orucu bozmaz. Kulak zarında delik bulunsa bile, kulağa damlatılan ilaç, kulak içerisinde emileceği için, ilaç ya hiç mideye ulaşmayacak ya da çok azı ulaşacaktır. Daha önce de belirtildiği gibi, bu miktar oruçta affedilmiştir. Ancak kulak zarının delik olması durumunda, kulak yıkattırılırken suyun mideye ulaşması mümkündür. Bu itibarla, orucu bozacak kadar suyun mideye ulaşması hâlinde oruç bozulur.

Kendiliğinden kusmakla oruç bozulmaz. Ancak kişinin kendi isteği ve müdahalesiyle meydana gelen kusma, ”ağız dolusu” olması hâlinde, orucu bozar. Mide asidinin ağıza gelip tekrar mideye dönmesi ise orucu bozmamaktadır.
"İmsak”, sabah namazının girişini ve orucun başlayış vaktini ifade eder. Oruç tutacak kişinin bu andan itibaren yeme içmeye son vermesi gerekir. Ancak, oruca niyet zamanı ile oruca başlama zamanının çakışması şart olmadığı için daha önceden de niyet edilebilir. Bu itibarla, yatmadan önce yemek yiyip oruç tutmaya niyet eden kişi, geceleyin uyandığında imsak vaktine kadar yiyip içebilir.

Pek çok İslam ülkesinde Teravih namazı cemaatle 20 rekat olarak kılınmaktadır. Bununla birlikte şunu da ifade etmek gerekir ki, Teravih namazı nafile bir ibadet olduğundan, farz gibi telakki edilmesi de doğru değildir. Bu nedenle, yorgunluk, meşguliyet ve benzeri sebeplerle, Teravih namazının evde 8, 10, 12, 14, 16 veya 18 rekat kılınması halinde de sünnet yerine getirilmiş olur. Ancak cemaate iştirak etmeye çalışmak daha iyidir.

Teravih namazı cemaatle şöyle kılınır:

Önce yatsı namazının ilk sünneti, sonra farzı daha sonra da son sünneti kılınır. Sonra imam, müezzin veya cemaatten biri teravih namazına başlanacağını duyurur.

İmam “niyet ettim Allah rızası için teravih namazını kılmaya ve kıldırmaya”, cemaat de “niyet ettim Allah rızası için teravih namazını kılmaya, uydum imama” şeklinde niyet ederek iftitah tekbiri alınıp namaza başlanır.

İkişer rekât halinde kılınacaksa ikinci rekâttan sonraki oturuşta "Tahiyyat”, “Salli-Barik” ve “Rabbena” duaları okunarak sağa ve sola selam verilir. Eğer teravih dört rekât olarak kılınacaksa ilk oturuşta “Tahiyyat” ile birlikte “Salli-Barik” duaları okunarak kalkılır ve üçüncü rekâta kalkıldığında ise “Sübhaneke” duası okunur. Her selam verildiğinde “salat-ı ümmiyye”’nin okunması güzel olur. Teravih namazı ara vermeden kılınabileceği gibi ihtiyaca göre kısa aralar da verilebilir.

Teravih namazı bittikten sonra kısa bir duanın akabinde vitir namazı da cemaatle kılınır. Daha sonra tesbihat ve dua ile birlikte ibadet tamamlanmış olur.

ÖZET

Teravih namazı evde kılınabilir. Aile bireyleri teravih namazını kendi başlarına tek tek kılabilecekleri gibi içlerinden Kur’an-ı Kerim’i en iyi okuyanı ve namazla ilgili hükümleri en iyi bileni, diğerlerine imam olarak cemaatle de kılabilirler.

Ezan okunduktan sonra sırayla:

4 Rekât yatsının ilk sünneti
4 Rekât yatsının farzı
2 Rekât yatsının son sünneti
20 Rekât teravih
3 Rekât vitir namazı kılınır.

Teravihin ikişer rekât olarak kılınması daha uygundur. Bununla birlikte dörder rekât halinde de kılınabilir.

İkişer rekât halinde kılınırken aynen sabah namazının sünneti gibi kılınır. Dörder rekât kılınırken ise yatsının ilk sünneti gibi kılınır. Teravih tamamlandıktan sonra Vitir namazı kılınır.

Kişinin yerine getirmekle yükümlü olduğu ibadetlerin her birinin ayrı ayrı sorumluluğu bulunmaktadır. Her günah bağımsız olduğu gibi her ibadet de bağımsızdır. Birinin olmaması, diğerinin de reddine sebep olmaz. Kur'an-ı Kerim'de; “Artık kim zerre ağırlığınca bir hayır işlerse onun mükafatını görecektir. Kim de zerre ağırlığınca bir kötülük işlerse onun cezasını görecektir.” (Zilzal, 99/7-8) buyrulmaktadır. Bu bakımdan oruç tutmayan veya tutamayan kimsenin usulüne göre kıldığı beş vakit namaz ve Teravih namazı geçerlidir.
Oruç kefareti, Ramazan orucunun, mazeretsiz olarak bozulması sebebi ile bir ceza olarak, Ramazan dışında peş peşe iki kamerî ay veya altmış gün oruç tutmak demektir. Meşru bir mazeret bulunmaksızın yemek, içmek, cinsel ilişkide bulunmak ya da bu anlama gelecek fiillerden birini yapmakla oruç bozulur ve bozulan orucun kaza edilmesi gerekir. Eğer bu şekilde bozulan oruç Ramazan orucu ise, ayrıca kefaret orucu tutmak gerekir. Oruç kefaretini oruç tutma yolu ile ödemeye sağlığı elvermeyen kimse, 60 fakiri bir gün ya da bir fakiri 60 gün doyurur. Âdet hâlinde bulunan kadınlar, bu günlerinde kefaret oruçlarına ara verirler. Bu durumlarından çıkar çıkmaz ara vermeden kefaret orucuna devam ederek 60 günü tamamlarlar.
Yolculuk, hastalık, ileri derecede yaşlılık gibi meşru bir mazerete dayalı olarak bozulan orucun, sadece kaza edilmesi gerekir. Ayrıca, kasıt olmaksızın yemek-içmek; beslenme amacı ve anlamı taşımayan, yenilip içilmesi mutat olmayan veya insan tabiatının meyletmediği şeylerin yenilip içilmesi orucu bozar ve sadece kazasını gerektirir. Ramazanda bir mazeret olmaksızın tutulmayan oruçlar, gününe gün kaza edilir. Ancak mazeretsiz olarak Ramazan orucunu tutmamak büyük günah olup, ayrıca bundan dolayı tövbe ve istiğfarda bulunmak gerekir. Ramazan ayı günahların affı için bir fırsattır. Diğer günlerde tutulan oruç, kıymet itibariyle Ramazanda tutulan orucun yerini tutamaz.

İftar vakti dua ve tövbelerin kabul edildiği ,rahmet kapılarının sonuna kadar açık olduğu bir vakittir. Peygamber Efendimiz (S.A.V) Ramazan ayında orucunu hurmayla açardı, şayet hurma bulamazsa su ile açmayı tercih ederdi. Allah Resulü (S.A.V.) orucunu açarken okuduğu dua nasıldı? Sorusuna ise şöyle cevap verilebilir. Peygamberimiz orucunu açarken iftar duası olarak “Allah’ım Senin rızân için oruç tuttum. Sana inandım. Sana güvendim. Senin rızkınla orucumu açıyorum.” (krş. Ebû Dâvud, Savm, 22) derdi.

Oruç açmadan önce Şu duayı okuyarak da oruç açılabilir:

"Allahümme leke sumtü ve bike Amentü ve aleyke tevekkeltü ve ala rızgıke eftartü ve savme gadin neveytü.

Anlamı: Ey Allahın senin rızan için oruç tuttum,sana iman ettim,sana tevekkül ettim,senin verdiğin rızıkla iftar ettim,Ve Yarının orucuna niyet ettim"

Halk arasında fitre diye bilinen fıtır sadakasının 2020 için bedeli belli oldu. Diyanet'ten yapılan açıklamaya göre 2020 yılı için fitre 27 lira olarak belirlendi.

Fıtır sadakasının vacip olma zamanı Ramazan bayramının birinci günü olmakla birlikte, bayramdan önce de verilebilir. Hatta bu daha faziletlidir. Bununla birlikte, bayram günü veya daha sonra da verilebilir. Ancak, bayram namazından önce verilmesi müstehap kabul edilmiştir.

Deri üzerindeki gözenekler ve deri altındaki kılcal damarlar yoluyla vücuda sürülen yağ, merhem ve benzeri şeyler emilerek kana karışmaktadır. Ancak cildin bu emişi, çok az ve yavaş olmaktadır. Diğer taraftan bu yeme içme anlamına da gelmemektedir. Bu itibarla, deri üzerine sürülen merhem, yapıştırılan ilaçlı bantlar orucu bozmaz.
Zekât vermenin belli bir zamanı olmayıp, farz olduğu andan itibaren verilmesi gerekir. Bunun için belli bir ayı veya Ramazanı beklemeye gerek yoktur. Zekât vermekle yükümlü olanların, yükümlü oldukları andan itibaren en kısa zamanda zekâtlarını vermeleri uygun olur.
Unutarak yemek, içmek orucu bozmaz. Peygamber Efendimiz, ”Bir kimse oruçlu olduğunu unutarak yer, içerse orucunu tamamlasın, bozmasın. Çünkü onu, Allâh yedirmiş, içirmiştir” buyurmuştur (Buhari, ”Savm”, 26). Unutarak yiyen içen kişi, oruçlu olduğunu hatırlarsa hemen ağzındakileri çıkarıp ağzını yıkar ve orucuna devam eder Oruçlu olduğunu hatırladıktan sonra yeme-içmeye devam eden kişinin orucu bozulur, kaza edilmesi gerekir.

Oruç tutanların deodorant, parfüm veya kolonya kullanmaları, bunları koklamaları caizdir. Kolonya, parfüm ile krem, yemek ve içmek sınıfına dahil olmadığımdam orucu bozmazlar.

Orucun temel unsuru, yeme, içme ve cinsel ilişkiden uzak durmak, nefsi bunlardan mahrum bırakmak olduğu için, oruçlu iken bunlar ve bu anlama gelecek davranışlar orucu bozar. Yemek ve içmek, yenilip içilmesi mutat olan her şeyi kapsamı içine alır. Sivilce sıkmak orucu etkilemez.
Hastalık, Ramazan'da oruç tutmamayı mubah kılan özürlerdendir. Bir kimsenin oruç tuttuğu takdirde hastalanacağı, hasta ise hastalığının artacağı tıbben veya tecrübe ile sabit olursa oruç tutmayabilir. İyi olunca da yalnız yediği günler sayısınca kaza etmesi gerekir. Âyet-i Kerime' de ”Sizden her kim hasta yahut yolcu olursa tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde oruç tutar” buyrulmuştur (Bakara, 2/184). Ömrü boyunca bu durumda hasta olan kişiler ise, her gün için bir fidye verirler. Yoksul ve muhtaç kişilerin fidye vermeleri de gerekmez. Zira dinimizde hiç kimse, gücünün üstünde bir sorumlulukla yükümlü tutulmamıştır.
TÜMÜ