Basketbol Arenas'ına silah getirmek ve hip-hop kültürü

Bu aralar NBA'de, maçlardan ziyade Gilbert Arenas'ın salona getirdiği silah meselesini konuşuyor.

SPORX AI BAKIŞI
calendar 16 Ocak 2010 17:40
Haber: Sporx.com Yazarlar
Basketbol Arenas'ına silah getirmek ve hip-hop kültürü
Klavye okları ile sonraki ya da önceki habere geçebilirsiniz.
Sporx’i buradan Google’da işaretle, en özel haberlere ilk sen ulaş!
Yorum Yap Yorum Yap
Google News


Basketbolu yakından takip edenler, bu aralar NBA'de, maçlardan ziyade Gilbert Arenas'ın salona getirdiği silah meselesini konuşuyor. Açıkçası bu meseleye, "Yapmış işte bir aptallık, cezasını verirler, unutulur gider," noktasından bakmak yeterli bakmamak manasına gelecektir. 

Peki nedir bu meseleyi bu kadar "alengirli"  yapan unsurlar' Belli bir sıralamaya tabi tutmaksızın kısaca inceleyelim:

Evet, Arenas'ın yaptığı  tam bir aptallık. Olayın ortaya çıkmasının ardından söylediği sözler, "özrü kabahatinden," kategorisine girecek kadar daha büyük bir aptallık ve Philadelphia ile birkaç gün evvel oynadıkları maçın öncesinde Arenas'ın, arkadaşlarına sanki ateş edermiş gibi eliyle hareket yapması ve bunu niye yaptığını soranlara, "Arkadaşlarım böyle bir şaka yapmamı istediler," demesi kusura bakmayın ama en büyük aptallık. Galiba bizim basiret bağlanması dediğimiz şeyin kestirmeden özeti bu oluyor. Demek ki Arenas, ya hala olayın vehametini kavrayamamış ya da kendisini hala iki sene önceki sevimli çocuk zannediyor. 

Silahın içi dolu muydu boş  muydu orası beni hiç ilgilendirmiyor; ama soyunma odasında silah saklamak, oradaki görevlilere (temizlikçi, malzemeci ve bilimum personel) "Gelin, dolabıma bir bakın. İçinden canınızın çektiği bir şey varsa alın," demekten başka bir şey değil. Orada, henüz bıyıkları terlememiş bir temizlikçi veya paspasçı, silahı görmesiyle birlikte belaya doğru ilk adımını atacaktı belki de. Allah korumuş...  Ayrıca bir basketbol arenasına silah getirmek sadece NBA yönetmeliğinde değil Washington DC kanunlarına göre de ciddi bir suç.

Bu hadisenin tarihi 24 Aralık, yani Amerikalılar için Noel arefesi. Javaris Crittenton isimli diğer Wizards oyuncusunun da silah getirdiği ve bu ikilinin silahları birbirlerine karşı tehdit unsuru olarak da kullandıkları ortaya çıktı. Tabii ki olayın kökeninde kumar borcu yatıyor. Yani deştikçe bir şeyler çorap söküğü gibi geliyor. "NBA basketçileri kumar da mı oynuyor'" diye sormayın lütfen; çünkü oynamayanları göstermek daha az yorucu olacaktır.



Meseleyi esas söylemek isteyeceklerime bağlamadan evvel, Arenas'ın durumuyla alakalı bir şey daha ilave edelim: Arenas, son yıllarda NBA'in adeta palyaçosu veya maskotu haline gelmiş bir karakterdi. Yazdığı bloglar en çok takip edilen sporcu bloguydu ve bizzat NBA'in resmi sitesi Arenas'ı pek çok yönden destekliyordu. Arenas NBA'in "güzel görünümlü, azimli, cici çocuğu" idi. All-Star maçlarında devre arasında trambolinden smaç yapacak kadar da PR (Halkla İlişkiler) etiketi taşıyordu üzerinde. Böylesine göz önünde olan birisinden silah çıkması, NBA'in son yıllarda düzeltmek için çok gayret sarf ettiği "uslu basketbolcu" imajını yeniden yerle yeksan etti. Ayrıca aşağıdaki tabloda, Arenas'ın bu yıl ve önümüzdeki yıllarda kontratından alması gereken parayı bulabilirisiniz. Geçen sene aldığını da sayarsak 100 milyon doları geçiyor. Elbette şu andan itibaren bu paranın ne kadarını alabilecek orası muamma; çünkü hapis yatma ihtimali bile mevcut Arenas'ın ve nitekim savcıyla uzlaşan Arenas'ın avukatı, Arenas'ın suçunu itiraf etmesini sağladı. Tabii ki kaçışı yok bu meselenin.

2009/10 - 16,192,080.00
2010/11 - 17,730,694.00
2011/12 - 19,269,308.00
2012/13 - 20,807,922.00
2013/14 - 22,346,536.00       

Neyse gelelim esas söyleyeceklerimize. Arenas'ın bu durumu NBA oyuncularının son yıllarda artan sabıka dosyalarına bir yenisini eklemekten başka bir işe yaramıyor gibi gözükse de, NBA ve diğer sporların, ABD'de (ve belki bazı başka ülkelerde) zayıf karakterli, kişilikli insanlar tarafından temsil edilmekte olduğu gerçeğini önümüze koydu. Arenaya silah getirme yeni bir vaka değil. Bundan 40 sene kadar önce Chicago Bulls, Detroit'ten Reggie Harding isimli bir oyuncuyu kadrosuna katarken, mahallesindeki aynı benzin istasyonunu üç kere soyan ve çocukluğu silahlarla iç içe geçmiş birisini kadrosuna kattığını ne kadar biliyordu acaba' Keza Jordan'ın eski takım arkadaşlarından Julius Hodge da silahla arası iyi olanlardandı. Bu sadece  buzdağının görünen kısmından verilmiş üç tanecik örnek. Bir de yansıtıl(a)mayanlar var.

Başlıkta bahsettiğim hip-hop kültürünü  sadece hiphop (rap) müzik dinlemek "breakdance" yapmak olarak algılamak da yine eksik kalacaktır. 70'lerde Brooklyn'de doğan hiphop kültürünün maddi plandaki dört önemli unsuru kadın, para, araba ve mücevher oluşturur. Silah, kumar ve uyuşturucu ise bana göre biraz daha "tali" (ikincil) unsurlardır. Bilhassa 90'lardan sonra NBA oyuncularının büyük çoğunluğuna hakim olan bu kültür, hiphop müzik dinlemeyeni bile "ilkeleriyle" esir almıştır. Zaten bir yaşam tarzı olarak hiphop, müzik türü olan hiphop'un çok masum görünmesini sağlamaktadır.

NBA oyuncularının genelinde yukarıda saydığım dört unsur fazlasıyla mevcuttur. Bunun çok parası  olmak veya para kazanmakla bir ilgisi yok. Nitekim kendisini uzak tutmayı başaran tutabiliyor. Ve tabii ki, bu sadece NBA değil, NFL (Amerikan futbolu), MLB (beyzol), NHL (buz hokeyi) oyuncularına da sirayet etmiştir. Konumuz NBA olduğu için örnekleri oradan veriyorum. Bu kültürün parçası olan oyuncular, toplumun "kutsal" sayacak derecede önemsediği değerleri hiçe saymaktadır. Aslında NBA'in başındaki insan David Stern de bu kültürden kurtulmanın çabasında; zira bu kültürle ilişkisini kesemeyen bir oyuncunun gün geçmiyor ki bir vakası gazetelere veya televizyonalra yansımasın. Sırf bu kültürü yansıtan kıyafetlerden kurtarmak için birkaç sene önce oyunculara kılık-kıyafet zorunluluğu getirildi. Salona gelirken veya sakatlığından ötürü maça çıkamayanlar kenarda otururken takım elbise giymek zorundalar. Forma giydiklerinde hemen hemen hepsinde en az bir adet kalıcı dövme görmek gayet mümkün. İsterseniz, bu kültürle içli dışlı olan oyuncuların bazılarında yakın zamanda ortaya çıkan suç listesine bir bakalım:

Barda kavga çıkarma, silahlı tehdit, eşini dövme, taciz, gayrımeşru çocuk sahibi olma, marihuana (bir çeşit uyuşturucu) kullanma, ufak çaplı gayrıahlaki skandallara karışma, adam yaralama, "aşırı" sürat, tecavüz, şiddet...

Bu saydıklarımın bazıları  tek tük, bazıları ise yaygın oranda görülüyor oyuncularda. Hatta bazen benzer nitelikli oyuncular aynı takımda toplandığında takımın ismi bile değiebiliyor. En basitinden, birkaç sene önce Portland Trailblazers takımı oyuncularının çoğunun kanunla başı derde girince, medya, takıma "Jailblazers" (Jail, kodes/hapishane manasına geliyor) ismini takmışlardı. Sırf bu nedenle, Portland yönetimi başı belaya karışmış bütün oyuncuları takımdan gönderdi de, takım yeniden yapılanmaya ve gayet güzel bir imaj edinmeye başladı yeniden.

Bu yukarıda sayılan suçlara ek olarak suç sayılamayan ama büyük bir ahlaki ("etik" diyoruz günümüzde) bir problem teşkil eden bir suç daha var: "Kontrata yatma." Ne demek oluyor çok kısa anlatayım. NBA'e giriş yapan oyuncular ilk birkaç sene çaylak kontratıyla oynadıktan sonra şayet gelecek vaat ediyorlarsa büyük kontratlara imza atıyorlar (bkz. yukarıdaki Arenas örneği). Bu oyunculardan bazıları tam kontrata imza atacakları yıldan bir yıl önce ciddi manada kasıp (buna NBA jargonunda "kontrat senesi" (contract year) deniyor), harika maçlar çıkarıyor. Takım sahipleri de, "Tamam bu çocukta iş var deyip bol sıfırlı bir kontrat sunuyorlar arkadaşa. Sonra o arkadaş ilk seneden itibaren "yatış" kıvamına geçiyor. Sık sık sakatlanıyor, isteksiz/ruhsuz bir mücadele sergiliyor ve en önemlisi kimseyi takmıyor. Mutlaka kazandığı paranın hakkını fazlasıyla veren basketbolcular da var; ama lafımız zaten onlara değil. İşte, hiphop kültürü burada tesirini gösteriyor ve bu oyuncular hem takımlarını "salary cap" (bilahare açıklanması gereken apayrı bir kavram) noktasında çok müşkül durumlara koyuyor, hem de "helalinden" sayılmayacak paraları cebe indiriyorlar. Takım sahiplerinin, "Geçen sene kötü oynadın, bu sene sana para yok," deme lüksleri yok. Alın teri, başkalarının haklarına saygı, maça gelen seyirciye hak ettiğini izletme gibi kavramların hepsini birden çöpe atan hiphop kültürü, basketbolcuların takım uçaklarında (bildiğim kadarıyla her takımın kendi özel uçağı mevcut) en az binlerce dolardan başlayan poker partilerine, gidilen otellerde karışılan skandallara, silahla oynamaya ve "Para ve güç bende" sloganına göz yummaya devam ediyor.

Dikkat edildiyse, yukarıda sayılan hiçbir suça belirli bir basketbolcuyu örnek gösterilmedi; zira burada önemli olan isimlerden ziyade zihniyet ve kültür ve bu ikisinin yansımaları. İnsanlara saygı göstermeyen ve tamamen maddiyat endeksli olan bu kültürün köklerine gitmek ise daha çaplı bir yazının konusu. 

Hey Arenas, arkadaşların yüksek bir binadan atla deseler atlayacak mısın'
Tümü
 Reklam