İyi bir teknik direktör olmak için sadece teknik / taktik bilgisinin yeterli olmadığını biliriz. İlişki yönetimine sahip olması. Takımı iyi yönetmesi. Kulübü iyi temsil etmesi. Arkasında enkaz bırakmaması. Ve oyuncusunun psikolojisini okuyabilmesi.
Bu yazının konusu sadece sonuncusu...
Yaklaşık 10 gün önce Galatasaray'ın yükselen başarısındaki 8 sırrı yazdığımda Sabri'nin zaaflarından bahsetmiştim. İtiraf edeyim, bunu yazarken 3-4 gün sonra Samsun maçında bu kadar somut ve bariz örnekler yaşayabileceğimizi düşünmemiştim.
Sonrasında Terim'in Sabri'yi sahiplenmesi büyük bir incelikti. Onu kaybetmeme konusunda güzel bir örnek verdi. Hazır olmadığını söyledi. Ve bunun kendi hatası olduğunu söyledi. Terim, buraya kadar alkışı hakediyor.
Ancak Terim eğer bu söylediğine gerçekten inanıyorsa, bence bu eksik bir değerlendirme. Çünkü Terim iki konuda yanılıyordu.
Birincisi, Sabri'nin yenilen gollerde yaptığı hatalar hazır olmamakla ilgili değildi. Tamamen önceki yazımda bahsettiğim oyun tarzıyla ilgiliydi.
İkincisi, Terim'in hatası hazır olmayan bir oyuncuyu sahaya sürmek değil, Sabri'yi “savunmada” oynatmaktı.
Ancak yine de Terim Sabri'ye sahip çıkmakla iyi bir teknik adamdan beklenecek bir davranış gösterdi. Onu ateşe atmadı. Basının önüne yem yapmadı.
Serkan…
Şimdi gelelim diğer konuya.....
Sayın Terim, şimdi de sizi biraz eleştireceğim. Çünkü bir oyuncuyu kaybetmenin başka yolları da vardır.
Sahneyi gözünüzde canlandırın. Asıl sağ bekiniz ülkesinin milli takımında. Ara sıra kullandığınız Sabri sizi hayal kırıklığına uğratmış (veya henüz hazır olmadığını göstermiş).
Önünüzde kolay bir kupa maçı var, 2 lig altınızdaki bir takımla sahanızda oynuyorsunuz. Sonra da kolay geçmesi beklenen bir lig maçınız var. (Nitekim bu 2 maçta 9 gol attınız.)
Elinizde ise sıra bekleyen Serkan Kurtuluş adında genç bir sağ bek var. Henüz 20 yaşında. Altyapılarda, milli takımlarda ve Bursaspor'daki ilk maçlarında olağanüstü işler çıkarmış bir oyuncu.
Galatasaray'da taraftar tarafından acımasızca eleştirilmiş ve -abartılı bir şekilde- neredeyse geçen sezonun kötü gidişatından sorumlu tutulmuş olsa da, zaman zaman çok başarılı maçlar çıkarmış bir oyuncu. Önünde hemen hemen hiçbir zaman iyi bir sağ kanat oynamamış olduğunu, sakatlıklar ve aldığı tepkilerle kendine güveninin gittikçe azalmış olduğunu da unutmayalım.
Kadronuza bu oyuncuyu tutuyorsunuz. Ancak bu kadar müsait bir ortamda, her iki kolay karşılaşmada da ona forma vermeyi tercih etmiyorsunuz. Birinde yedek kalıyor, diğerinde sahaya bile çıkmıyor. Bunun yerine başarılı stoperinizi sağ beke kaydırıyor, deneyimli ama sorunlu başka bir stoperinize yer açıyorsunuz.
Hatırlayın, Barcelona'da Thiago, Fontas, Adriano ve diğer gençler hep böyle maçlarda yer bulmaya başlayarak kendilerini geliştirdiler. Hatta Messi bile. Hiçbiri o maçlarda büyük işler başarmadı.
Arsenal'in genç yıldızları da öyle. Wilshere, Ramsey, Walcott ve bu aralar Oxlade-Chamberlain, Miquel.
Sayın Terim, bir oyuncuyu kaybetmenin en iyi yolunda ilerliyorsunuz. Evet, Serkan Kurtuluş'tan kurtulmak istediğiniz haberleri ayyuka çıktı. Ancak Serkan daha çok genç ve sizin gibi bir teknik adamdan öğreneceği çok şey var. En önemlisi de kendine güven ve cesaret kazanması.
Ancak ondan yine de kurtulmak istiyorsanız, -yok pahasına da olsa- düzenli oynayabileceği ve kendini geliştirebileceği bir hocanın çalıştırdığı bir takıma kiralık göndermelisiniz.
Çünkü henüz 20 yaşında olan ve Galatasaray'a gelene kadar büyük yetenekler göstermiş bir oyuncu bu kadar kolay kaybedilmeyi haketmiyor.
Bu yazının konusu sadece sonuncusu...
Yaklaşık 10 gün önce Galatasaray'ın yükselen başarısındaki 8 sırrı yazdığımda Sabri'nin zaaflarından bahsetmiştim. İtiraf edeyim, bunu yazarken 3-4 gün sonra Samsun maçında bu kadar somut ve bariz örnekler yaşayabileceğimizi düşünmemiştim.
Sonrasında Terim'in Sabri'yi sahiplenmesi büyük bir incelikti. Onu kaybetmeme konusunda güzel bir örnek verdi. Hazır olmadığını söyledi. Ve bunun kendi hatası olduğunu söyledi. Terim, buraya kadar alkışı hakediyor.
Ancak Terim eğer bu söylediğine gerçekten inanıyorsa, bence bu eksik bir değerlendirme. Çünkü Terim iki konuda yanılıyordu.
Birincisi, Sabri'nin yenilen gollerde yaptığı hatalar hazır olmamakla ilgili değildi. Tamamen önceki yazımda bahsettiğim oyun tarzıyla ilgiliydi.
İkincisi, Terim'in hatası hazır olmayan bir oyuncuyu sahaya sürmek değil, Sabri'yi “savunmada” oynatmaktı.
Ancak yine de Terim Sabri'ye sahip çıkmakla iyi bir teknik adamdan beklenecek bir davranış gösterdi. Onu ateşe atmadı. Basının önüne yem yapmadı.
Serkan…
Şimdi gelelim diğer konuya.....
Sayın Terim, şimdi de sizi biraz eleştireceğim. Çünkü bir oyuncuyu kaybetmenin başka yolları da vardır.
Sahneyi gözünüzde canlandırın. Asıl sağ bekiniz ülkesinin milli takımında. Ara sıra kullandığınız Sabri sizi hayal kırıklığına uğratmış (veya henüz hazır olmadığını göstermiş).
Önünüzde kolay bir kupa maçı var, 2 lig altınızdaki bir takımla sahanızda oynuyorsunuz. Sonra da kolay geçmesi beklenen bir lig maçınız var. (Nitekim bu 2 maçta 9 gol attınız.)
Elinizde ise sıra bekleyen Serkan Kurtuluş adında genç bir sağ bek var. Henüz 20 yaşında. Altyapılarda, milli takımlarda ve Bursaspor'daki ilk maçlarında olağanüstü işler çıkarmış bir oyuncu.
Galatasaray'da taraftar tarafından acımasızca eleştirilmiş ve -abartılı bir şekilde- neredeyse geçen sezonun kötü gidişatından sorumlu tutulmuş olsa da, zaman zaman çok başarılı maçlar çıkarmış bir oyuncu. Önünde hemen hemen hiçbir zaman iyi bir sağ kanat oynamamış olduğunu, sakatlıklar ve aldığı tepkilerle kendine güveninin gittikçe azalmış olduğunu da unutmayalım.
Kadronuza bu oyuncuyu tutuyorsunuz. Ancak bu kadar müsait bir ortamda, her iki kolay karşılaşmada da ona forma vermeyi tercih etmiyorsunuz. Birinde yedek kalıyor, diğerinde sahaya bile çıkmıyor. Bunun yerine başarılı stoperinizi sağ beke kaydırıyor, deneyimli ama sorunlu başka bir stoperinize yer açıyorsunuz.
Hatırlayın, Barcelona'da Thiago, Fontas, Adriano ve diğer gençler hep böyle maçlarda yer bulmaya başlayarak kendilerini geliştirdiler. Hatta Messi bile. Hiçbiri o maçlarda büyük işler başarmadı.
Arsenal'in genç yıldızları da öyle. Wilshere, Ramsey, Walcott ve bu aralar Oxlade-Chamberlain, Miquel.
Sayın Terim, bir oyuncuyu kaybetmenin en iyi yolunda ilerliyorsunuz. Evet, Serkan Kurtuluş'tan kurtulmak istediğiniz haberleri ayyuka çıktı. Ancak Serkan daha çok genç ve sizin gibi bir teknik adamdan öğreneceği çok şey var. En önemlisi de kendine güven ve cesaret kazanması.
Ancak ondan yine de kurtulmak istiyorsanız, -yok pahasına da olsa- düzenli oynayabileceği ve kendini geliştirebileceği bir hocanın çalıştırdığı bir takıma kiralık göndermelisiniz.
Çünkü henüz 20 yaşında olan ve Galatasaray'a gelene kadar büyük yetenekler göstermiş bir oyuncu bu kadar kolay kaybedilmeyi haketmiyor.















Galatasaray


