SPORX DIŞ HABERLER- Ukrayna devi Shakthar Donetsk'in başında 500 maçı gören ve ulaşılması zor bir rakama ulaşan tecrübeli teknik adam Mircea Lucescu, takımının aylık dergisine açıklamalarda bulundu.
Soru cevap şeklinde yapılan röportajdan satırbaşları şu şekilde:
Daha önce yaptığınız konuşmalarda oyuncuları tanımak için ilk olarak onların hayat görüşlerini ve hedeflerini sorduğunuzu söylemiştiniz. Bunun arkasında yatan sebepleri açıklar mısınız?
-Hayatta en önemli şey insanların hedefleridir. Ben de oyuncularımızı onların hedeflerinden yola çıkarak tanıma yolunu seçtim. Bunda da başarılı olduğumu sanıyorum. İnsan ilişkilerinde bu şekilde kararlar önem taşıyor. Biz bir takımız ve burada bir hiyerarşi var. Futbol takımına bakıldığında bu hiyerarşinin başında ben bulunuyorum. Bu yüzden takımın lideri olarak oyuncularımın kişiliklerini ve kişisel eğilimlerini iyi şekilde bilmem gerek.

Takımda görmek istediğiniz oyuncuların ahlaki ve kişisel özelliklerini, transferden önce mi öğreniyorsunuz? Oyuncu seçiminizde bu de bir etken mi?
- Ne yazık ki bazı oyuncularda bunları bilmediğim oluyor. Her transferde hoca etken değildir. Bazen kulüp tanımadığınız bir oyuncuyu alır takıma kazandırır. Bu oyuncuyu antrenmana çıktığı an tanımaya başlarım. Ama diğer şekilde olduğu daha sık olmuştur kariyerimde. Çalışacağın oyuncuyu tanımak önemli.
Yani transfer kararları hoca tarafından alınmıyor. Bunu söyleyebilir miyiz?
-Tam olarak öyle değil. Transfer kararında son söz hocanın değil. Bu şekilde daha doğru.
Başarılar kazanmak için riske ettiğiniz şeyler oldu mu? Bu riskleri nasıl aldınız?
-Bunlara tam olarak risk diyemeyiz. Hayatı organize etmek de risk olarak algılanabilir. Amaç uğrunda çıktığınız yolda karşılaştığınız zorluklarda kendinizden bir şeyler bırakmanız gerekir. Ben de etrafımdakileri bu şekilde yetiştiriyorum. Başarıya ulaşma isteğinde uğrunda kaybettiğinize risk kelimesi uygun olmaz bence. Risk yerine karar desek daha doğru olur. Bir hoca risk almaz, hızlı şekilde kararlar alır. Doğru kararlar...

Alınan yenilgiler sonrasında duygularınızı kontrol etmek için özel olarak çalışıyor musunuz?
-Bir maç sırasında duygusal ve psikolojik birçok etkenle karşı karşıya kalabiliyorsunuz. Hiçbir zaman bir olay karşısında aniden reaksiyon vermem. Önce bir sakinleşirim. Derin nefes alırım. Küçük bir ara veririm gerekirse. Sonrasında hayatın devam ettiğini ve yarın bir başka güne uyanacağımızı ve önümüzde maçların olduğunu hatırlar ve hayata devam ederim. Bunu kazandığımda da yaparım. Ama durumun ciddiyetine göre bazen duygusal olabiliyorum. Bu bazen oyuncuları harekete geçirmek için de gerekebilir. Her şey kontrol altında diyebilirim.
Yani aslında bir "Mircea Lucescu maskesi" taşıyorsunuz?
Evet (Gülüyor). Bu maske çok uzun yıllar önce oluştu. Yüzlerce, binlerce maç sonrası edinilen tecrübeler bu maskenin oluşmasına yardımcı oldu. Bu sebeple nerene nasıl davranacağımı öğrendim. Maskeyi kullanmayı da...
Gerçek hayatta da bu maskeyi kullanıyor musunuz?
Hayır. Bu soruyu duyana kadar maskenin varlığından bile haberdar değildim. Cevaplarken maçlar sırasında maske kullandığımı fark ettim. Bu maskeyi yalnızca maçlarda kullanıyorum. Çünkü bazen tğm stadyum, hakem ve seyircilerle savaşmak zorunda kalıyorsunuz. Hayat bu kadar zor değil. Sahada atlayıp zıplayan hocalardan değilim. Eline kalem kağıt alıp maç boyunca not alanlardan da olmadım hiç. Gerçek hayatta insanlarda da maskeler var. Benim de gerçek hayt için değişik maskelerim var. Farklı durumlarda bunları kulanıyorum.
Sizi genelde ciddi veya üzgün görüyoruz. Çok nadir gülümsüyorsunuz.Bunun nedeni nedir?
-Büyük sonuçlar yüzlerdeki gülümsemelerle gelmez. Bu gülümseme sizi rahatlatır ve büyük başarılara ulaşmanızı zorlaştırır. Ben sdtadyum dışında gülümsüyorum. Sahay içinde gülmüyorum. Skor 7-0 olsa bile... BATE'yi 7-0 yenerken bile gülmüyordum. Bu durumda gülsem karşındaki rakibe de saygısızlık etmiş olurum.

Özel hayatınızda gülümser misiniz peki?
-Şu anda oldukça fazla gülüyorum. Bir kadınla bu şekilde konulardan konuştuğum için olsa gerek. Sahada olup bitenleri bir erkekle konuşmak doğal ancak bu derece bilgili ve hazırlıklı bir kadınla konuşmak oldukça ilginç. Gülüyorum...
Yani normal zamanda gülmüyorsunuz öyle mi?
-Hayır. Tabii ki gülüyorum. Ama bunu kimse görmüyor.Maskemi kullanıyorum.(Gülüyor)
Hayatta düşmanlarınız olmuştur. Bu konuda ne diyeceksiniz?
-Bu kadar başarının karşılığında düşmanlarımız olmaması imkansız. Romanya'da bir söz vardır; "Meyve veren ağaç taşlanır..."
Dışarıya göstermediğinizi biliyorum ama zor zamanlarda paniklediğiniz oluyor mu?
-Evet bazı zamanlarda oluyor. Hoca da olsam sonunda insanım. Duygularımızı bir şekilde gösteriyoruz. Bir hoca olarak birçok insanın aklında yer ediyoruz. Ama bunu net olarak göstermemeliyiz. Oyuncular, taraftarlar, hakemler, gazeteciler... Herkes sizi bir şekilde yemek için bekliyor. Bir şekilde zayıflık gördükleri an oradan yüklenirler. Her zaman en güçlü olan hayatta kalır. Diğer şekilde sizi de yerler.
Takım da sizinle aynı karakteri yaşıyor mu?
-Evet kesinlikle! Bu zaman alıyor ama hoca bunu takıma öğretebilmeli.
Soru cevap şeklinde yapılan röportajdan satırbaşları şu şekilde:
Daha önce yaptığınız konuşmalarda oyuncuları tanımak için ilk olarak onların hayat görüşlerini ve hedeflerini sorduğunuzu söylemiştiniz. Bunun arkasında yatan sebepleri açıklar mısınız?
-Hayatta en önemli şey insanların hedefleridir. Ben de oyuncularımızı onların hedeflerinden yola çıkarak tanıma yolunu seçtim. Bunda da başarılı olduğumu sanıyorum. İnsan ilişkilerinde bu şekilde kararlar önem taşıyor. Biz bir takımız ve burada bir hiyerarşi var. Futbol takımına bakıldığında bu hiyerarşinin başında ben bulunuyorum. Bu yüzden takımın lideri olarak oyuncularımın kişiliklerini ve kişisel eğilimlerini iyi şekilde bilmem gerek.

Takımda görmek istediğiniz oyuncuların ahlaki ve kişisel özelliklerini, transferden önce mi öğreniyorsunuz? Oyuncu seçiminizde bu de bir etken mi?
- Ne yazık ki bazı oyuncularda bunları bilmediğim oluyor. Her transferde hoca etken değildir. Bazen kulüp tanımadığınız bir oyuncuyu alır takıma kazandırır. Bu oyuncuyu antrenmana çıktığı an tanımaya başlarım. Ama diğer şekilde olduğu daha sık olmuştur kariyerimde. Çalışacağın oyuncuyu tanımak önemli.
Yani transfer kararları hoca tarafından alınmıyor. Bunu söyleyebilir miyiz?
-Tam olarak öyle değil. Transfer kararında son söz hocanın değil. Bu şekilde daha doğru.
Başarılar kazanmak için riske ettiğiniz şeyler oldu mu? Bu riskleri nasıl aldınız?
-Bunlara tam olarak risk diyemeyiz. Hayatı organize etmek de risk olarak algılanabilir. Amaç uğrunda çıktığınız yolda karşılaştığınız zorluklarda kendinizden bir şeyler bırakmanız gerekir. Ben de etrafımdakileri bu şekilde yetiştiriyorum. Başarıya ulaşma isteğinde uğrunda kaybettiğinize risk kelimesi uygun olmaz bence. Risk yerine karar desek daha doğru olur. Bir hoca risk almaz, hızlı şekilde kararlar alır. Doğru kararlar...

Alınan yenilgiler sonrasında duygularınızı kontrol etmek için özel olarak çalışıyor musunuz?
-Bir maç sırasında duygusal ve psikolojik birçok etkenle karşı karşıya kalabiliyorsunuz. Hiçbir zaman bir olay karşısında aniden reaksiyon vermem. Önce bir sakinleşirim. Derin nefes alırım. Küçük bir ara veririm gerekirse. Sonrasında hayatın devam ettiğini ve yarın bir başka güne uyanacağımızı ve önümüzde maçların olduğunu hatırlar ve hayata devam ederim. Bunu kazandığımda da yaparım. Ama durumun ciddiyetine göre bazen duygusal olabiliyorum. Bu bazen oyuncuları harekete geçirmek için de gerekebilir. Her şey kontrol altında diyebilirim.
Yani aslında bir "Mircea Lucescu maskesi" taşıyorsunuz?
Evet (Gülüyor). Bu maske çok uzun yıllar önce oluştu. Yüzlerce, binlerce maç sonrası edinilen tecrübeler bu maskenin oluşmasına yardımcı oldu. Bu sebeple nerene nasıl davranacağımı öğrendim. Maskeyi kullanmayı da...
Gerçek hayatta da bu maskeyi kullanıyor musunuz?
Hayır. Bu soruyu duyana kadar maskenin varlığından bile haberdar değildim. Cevaplarken maçlar sırasında maske kullandığımı fark ettim. Bu maskeyi yalnızca maçlarda kullanıyorum. Çünkü bazen tğm stadyum, hakem ve seyircilerle savaşmak zorunda kalıyorsunuz. Hayat bu kadar zor değil. Sahada atlayıp zıplayan hocalardan değilim. Eline kalem kağıt alıp maç boyunca not alanlardan da olmadım hiç. Gerçek hayatta insanlarda da maskeler var. Benim de gerçek hayt için değişik maskelerim var. Farklı durumlarda bunları kulanıyorum.
Sizi genelde ciddi veya üzgün görüyoruz. Çok nadir gülümsüyorsunuz.Bunun nedeni nedir?
-Büyük sonuçlar yüzlerdeki gülümsemelerle gelmez. Bu gülümseme sizi rahatlatır ve büyük başarılara ulaşmanızı zorlaştırır. Ben sdtadyum dışında gülümsüyorum. Sahay içinde gülmüyorum. Skor 7-0 olsa bile... BATE'yi 7-0 yenerken bile gülmüyordum. Bu durumda gülsem karşındaki rakibe de saygısızlık etmiş olurum.

Özel hayatınızda gülümser misiniz peki?
-Şu anda oldukça fazla gülüyorum. Bir kadınla bu şekilde konulardan konuştuğum için olsa gerek. Sahada olup bitenleri bir erkekle konuşmak doğal ancak bu derece bilgili ve hazırlıklı bir kadınla konuşmak oldukça ilginç. Gülüyorum...
Yani normal zamanda gülmüyorsunuz öyle mi?
-Hayır. Tabii ki gülüyorum. Ama bunu kimse görmüyor.Maskemi kullanıyorum.(Gülüyor)
Hayatta düşmanlarınız olmuştur. Bu konuda ne diyeceksiniz?
-Bu kadar başarının karşılığında düşmanlarımız olmaması imkansız. Romanya'da bir söz vardır; "Meyve veren ağaç taşlanır..."
Dışarıya göstermediğinizi biliyorum ama zor zamanlarda paniklediğiniz oluyor mu?
-Evet bazı zamanlarda oluyor. Hoca da olsam sonunda insanım. Duygularımızı bir şekilde gösteriyoruz. Bir hoca olarak birçok insanın aklında yer ediyoruz. Ama bunu net olarak göstermemeliyiz. Oyuncular, taraftarlar, hakemler, gazeteciler... Herkes sizi bir şekilde yemek için bekliyor. Bir şekilde zayıflık gördükleri an oradan yüklenirler. Her zaman en güçlü olan hayatta kalır. Diğer şekilde sizi de yerler.
Takım da sizinle aynı karakteri yaşıyor mu?
-Evet kesinlikle! Bu zaman alıyor ama hoca bunu takıma öğretebilmeli.
















































































