Hürriyet gazetesi köşe yazarı Uğur Meleke, Fenerbahçe'nin Başakşehir karşısındaki performansını ve Phillip Cocu'nun yeni taktiğini değerlendirdi.
Fenerbahçe, Başakşehir karşısına tipik bir ‘direkt oyun’ takımı olarak çıktı. Topu birinci-ikinci bölgede hiç gevelemiyor. Doğrudan ilerideki iki uzun santrforuna vuruyor. Slimani-Frey topu indirirlerse ne ala. Ya da seken toplar kazanılırsa da öyle. Bu başarılırsa artık son 40 metredeler zaten.
Kazanamazlarsa kalabalık savunma yapmaya devam... Bu plan Başakşehir karşısında hiç fena işlemedi. Fenerbahçe rakibinden daha az topla oynayarak, daha fazla net pozisyon buldu. Yani dün itibariyle işler yolunda gözüküyor. Ancak bu stratejiye bir itirazım var benim:
Zaten Süper Lig’de 18 takımın belki 12-13’ü böyle oynuyorlar futbolu! Bu strateji, büyük maçlarda, rakibinizin topla oynama arzusu varsa size fayda sağlayabilir. Ama zaten karşınızda sizle aynı stratejide, sonuna kadar geriye yaslanan, iki sert stoperi ve iki sert ön liberosuyla hava ötopu ustası olan takımlar varsa, sonuca gitmeniz kolay olmayacaktır.
Bir büyük takım stratejisi değil bu zira. Tipik bir Anadolu takımı stratejisi bu. Büyük planda oyunu benimsemesem de küçük plandaki gelişimleri de not etmek gerek:
Eljif, bütün engellemelere rağmen pırıl pırıl parlamaya devam ediyor. Slimani istekli, çalışkan ve bu maçla beraber liderliğe de soyundu. Frey’le değil Soldado’yla oynarsa, farklı özelliklere haiz meslektaşıyla daha fazla üretim yapacaklardır.
Sporseverler, geçen sezon Mehmet-Souza’nın yetenek kısıtından memnuniyetsizlerdi. Belki de Kocaman’ın sonunu getirdi bu ısrar. Şimdi bu ikili başlamıyor, onların yerine aynı tipte, daha kalitesiz bir ikili başlıyor! Reyes-Jailson, tipoloji olarak Mehmet- Souza’nın benzerleri. Üstelik toplam kaliteleri, seleflerinin altında...
Volkan'ın kadro dışı bırakılmasını sağlıklı yorumlamak için daha fazla doneye ihtiyaç var. Ama tahminim şu yönde: Cocu genç sayılabilecek bir teknik adam. Yeni bir ülke, yepyeni bir takımda soyunma odası hakimiyeti kurmak için böyle güçlü bir figürü sistemin dışına çıkarmak istemiş olabilir.
Ancak Aatıf ve Dirar’ın kadro harici bırakılmalarına inanın şaşırmadım. Ağustos’ta da yazmıştım, ülkeye olağanüstü bir
Kuzey Afrikalı futbolcu akını var. 2015’te ligde 6 Kuzey Afrikalı varken, bu sayı 2016’da 9’a, geçen sezon 14’e, bu yıl 22’ye sıçramış durumda.
Özellikle bir takımda 3-4 Kuzey Afrikalı varsa, bunun bir gruplaşmaya sebep olabildiğini başka liglerde de gördük. Belli ki Comolli-Cocu ikilisi, Benzia ve Slimani’yi takıma tam anlamıyla katabilmek için Dirar ve Aatıf’ı feda ettiler.