Kendine güvenin varsa oyuncu anlar. Kısa vadede ya despot olup sertlikle yaparsın, iyi giderse bir şey demez. Kötü giderse ‘Bize kötü davranıyor’ der. Yumuşaksak “Hoca zaten boş veriyor” der. Futbolcu beni inandırmalı. ‘Hocam idman yapmaya gerek yok, biz maçı alacağız.’ Ee hadi, buyur al! Futbolcunun futbolcudan başka dostu yoktur. Her gün beraberler.
- Alvaro Negredo hiç küsmedi. Çıkıyor oynuyor. Artık gollerini de atıyor. Onun için ne diyeceksiniz?
“İşte markalık bu... Messi her maç oynuyor. O da belki ‘Ben her maç niye oynuyorum kardeşim, oynamam’ diyebilir. Ama demiyor. Dışarıdan ad koyuyoruz. Futbolda kültür değil ‘genel kültür’ eksikliği var. Dar baktıkça, ihtiraslar fazlalaştıkça başarısızlık olur.
-Oyun tipiniz Barcelona’ya benzetiliyor. Takımdaki oyuncu kalitesi de yüksek... Bu önemli bir avantaj... Katılıyor musunuz?
“Bir takımın oyununu beğenmek, onun gibi olmak değildir. Oradaki değerleri uygulamak önemli... Hızlı bir oyun anlayışı var; tiki-taka. Beğeniyorum. Rakipleri şaşırtmalısın. Biz bazen tersini yapıyoruz şaşırtıp puan veriyoruz. Sıkıcı olmamalı oyun.
- Beşiktaş’taki geleceğinizi nasıl görüyorsunuz? Teklif gelirse değerlendirir misiniz?
“Avrupa’da yeniden antrenörlüğe başlamak istemem. Doğuya gidip de sadece para kazanmak işime gelmez. 2 yıl önce bir Çin takımı çağırdı, Bursa’ya gittim. Yaş olarak futbolun son dönemine geldim ama heyecan olarak gelmedim. Bir şeye kızıp bırakabilirim, bu dünyanın sonu değil.
Buraya geldiğim için çok mutluyum. Ben Trabzonlu’yum, Trabzon’un kendisiyim ama hiç yabancı değilim burada. ‘Bana niye geldin?’ dediler. ‘Evim yakın’ dedim. Benim yapım Beşiktaş ile örtüştü. Rıza da Trabzon ile örtüştü. Sadece bilgi değil karakter yapısı da önemli.”
- Kayseri beraberliği sonrası çok eleştirildiniz. Üzülüp kırılıyor musunuz bunlara?
“Adam niye bunları oynatmadı diyorsa eleştirebilir bu bakış açısı. Bize ışık tutar. Adam maksatlı yaparsa bu sıkıntı... Bizde genelde o! Hocaya kızıyorlar. Seviyorlarsa yanlışını da görmüyorlar bu da doğru değil. Ben de oyuncumu eleştiriyorum.
Kulübe karşı sezon başından beri var maksatlı yayınlar. Bu sene sıklaştı. Başkan da söyledi, “3. şampiyonluk istenmiyor” diye. Algılar yapılıyor. İletişimin en güçlü dönemindeyiz. Kazandığım maçlarda da yanlış kararlar vardı. Hiç konuşmadık.
- Türkiye’deki genel futbol yapısı ile ilgili düşünceleriniz nelerdir?
“Zaman geçirme nedir? Zaman geçirmek istiyorsan topla yap. Yatıp kalkmalar numara, yapmalar yakışmıyor. Futbolcuyu kötü yola sevk etmek demektir. Tekme atmaktan ne farkı var! Zamana oynamak oyun taktiğidir. Skora göre, zemine göre yaparsın bunu. Bunlara izin vermeyeceksin.
Bir maçta rakip oyuncuya ‘Topu alsana oynasana’ dedi Guardiola. Adam top oynanmasını istiyor. Adam, ‘Gel bize gol at’ diyor. O zaman geçiriyor. Oynaya oynaya sen onu yenmeyi öğreneceksin. Ben takıma da diyorum: “Bu takımda oynuyorsan en iyisini yapmaya zorla kendini” diye.
Yapamazsan bu kadarı olur. Her gün ölmekten iyidir. Tabii ki savunma yapacaksın. Bu taktiktir ama her gün dayak yeme. Adamların bize motive olması güzel. Böyle rakibe saygı duyarım. Ama onlar kadar koşmayacaksan büyüklüğün tartışılır.”