Fatih Terim göreve başlarken “Bu bir meydan okuma” dedi. Çok doğru söyledi, çünkü o meydan boş değil... O meydanda, o zirve yarışında, şampiyonluk için gözünü karartmış, ciddiyetini ve istikrarını kanıtlamış Abdullah Avcı’nın Başakşehir’i var. O meydanda, çalıştırdığı her takıma ülkenin en iyi futbolunu oynatan, futbolcularını parlatan Şenol Güneş’in Beşiktaş’ı var. Sekiz puan geride kaldığı dönemlerde bile o meydanı terk etmeyen, planın, programın, stratejinin uzmanı Aykut Kocaman’ın Fenerbahçe’si var. Üstelik hemen arkadan gelen, Trabzonspor, Kayserispor, Göztepe gibi takımlar var ki, ne yapacakları, ne sonuçlar alacakları, kimlere pusu kurup çelme atacakları belli değil...
21
KIYMETİNİ BİLELİM
Bırakın haftadan haftayı değişmeyi, liderliğin günlük, hatta saatlik değiştiğini daha bu son haftada yaşadık. Bir ara transferle takviye edilmiş bu kadroların ve bu hocaların ikinci yarıdaki kapışmasını düşünün... 50 yıldır böyle bir zirve yarışı yok. Bizim lig yarım asırdır böyle bir zirve yarışı yaşamadı. Avrupa’da liderler 8’er, 10’ar puan farklarla şimdiden şampiyonluğu ilan etmeye hazırlanırken, bizim ligde liderlik günlük, saatlik değişiyor. Hep söylüyorum; kıymetini bilelim ve tadını çıkartalım.
20
EMRE MOR, YUNUS MALLI...
Ara transfer başlıyor. Görülmemiş bir zirve yarışı var ve takımlar mutlaka ciddi anlamda takviye yapmak isteyeceklerdir. Duyduğum bir şey yok, sadece düşünüyorum. Celta Vigo’da son dakikalarda oyuna giren, bazen hiç forma şansı bulamayan Emre Mor’u acaba bizim sahalarda görür müyüz? Wolfsburg’da çok iyi bir sezon geçiren Fatih Terim’in milli takımdaki gözdesi Yunus Mallı ikna edilebilir mi, verilecek para bulunabilir mi?
19
CENGİZ ÜNDER DÖNER Mİ?
İstemem ve dilemem ama Cengiz Ünder, Roma’dan erken bir dönüş yapar mı? Arda zaten manşetlerde... Görünen o ki şenlikli ve renkli bir ara transfer bizi bekliyor.
18
TÜRKİYE'NİN BARCELONA'SI
Başakşehir’in son Kasımpaşa maçını izlerken, yemin ediyorum, “Türkiye’nin Barcelona’sını” izliyorum sandım. Barcelona pas oyunuyla rakiplerini perişan ediyor ya, Başakşehir de, Kasımpaşa maçında tam 653 pas yaptı. Öyle “al gülüm-ver gülüm” paslar değil... Hepsi ileriye, hepsi etkili ve rakibi çaresiz bırakan paslar...
17
BOŞVERMİŞLİK VARDI
Denilebilir ki “Barcelona gibi Başakşehir izledin de neden o zaman Kasımpaşa önünde bu kadar zorlandı?” Bu doğru... Ama Başakşehir hem ilk, hem ikinci yarıda o kadar önemli pozisyonları gol yapamadı ki, inanılır gibi değil... Sanki o pozisyonlarda “Nasıl olsa atarız” diye bir boşvermişlik bile vardı.
16
YILDIZLARLA DOLU AMA...
Başakşehir müthiş bir değişim geçiriyor. Geçmiş yıllarda yıldız oyuncudan uzak, takım oyunu oynamaya çalışır, topun rakipte kalmasına izin verir, kontrataklarla sonuca gitmiye çalışırdı. Şimdi yıldızlarla dolu bir kadro var ama gene takım oyunu oynuyor.
15
ABDULLAH AVCI BÜYÜK HOCA
Üstelik geçmiş yıllarda olduğu gibi rakibi beklemiyor, oyunu rakibe vermiyor, maçın çok büyük bir bölümünü kendi kontrolu altında tutuyor. Yiğidin hakkını teslim edelim: Başakşehir Kulübü iyi yönetiliyor, Abdullah Avcı büyük hoca...
14
SON DERECE BAŞARILI
Beşiktaş’ın yenilmeden lider bitirdiği Şampiyonlar Ligi grubundaki puanı 14... Maç başına böldüğünüzde 2.35 puan ediyor ki, son derece önemli ve kıymetli... Üstelik grupta geçen yıl Şampiyonlar Ligi finalini zorlayan Monaco, Avrupa şampiyonalarının artık klasik takımı haline gelmiş Porto ve Almanya liginde üst sıraların mücadelesini veren Leipzig... Buna rağmen maç başına 2.35 puan... Son derece yüksek ve başarılı bir puan ortalaması...
13
ŞAMPİYON OLAMADI
Beşiktaş’ın Süper Lig’de ilk yarı sonunda 17 maçta topladığı puan 30... Maç başı ortalamaya vurduğunuzda 1.75 civarı... Bugüne kadar hiçbir takım bu düşük puan ortalaması ile şampiyon olamadı.
12
BAL GİBİ YETER
Anlamadığım şu: Dışarıda çok güçlü rakipler karşısında yenilmeden elde edilen maç başı ortalama 2.35 puan... Süper Lig’de daha sıradan, daha rahat rakipler karşısında 1.75’te kalan son derece düşük puan ortalaması... Avrupa’ya gücü yeten Beşiktaş’ın, Süper Lig’e mi gücü yetmiyor? Herkes biliyor ki, bal gibi yeter...
11
MAÇ SEÇİYORLAR
O zaman bu müthiş fark nasıl doğuyor? İhtimalleri düşünüyorum, aklıma “maç seçiyorlar”dan başka bir şey gelmiyor.
10
ÇİLİNGİRLER FAZLAYDI
Şenol Güneş, Süper Lig’de rakiplerinin çok kapalı oynadıklarından dert yanıyor. Hoca haklı da, rakipler de ne yapsın? Beşiktaş’la oynayınca ister istemez kapanıyorlar. Beşiktaş son iki yılda da süper futboluyla şampiyon olurken, rakipler gene kapanıyordu. Ama o zaman takımın orta sahadaki çilingirleri daha fazlaydı.
9
OĞUZHAN, TOLGAY, TALISCA...
Beşiktaş son iki sezonda şampiyon olurken, ilk yılında Oğuzhan’ı, ikinci yılında Oğuzhan, Tolgay ve Talisca’yı çok iyi kullandı. Bu üç oyuncu kapalı savunmaları iyi açıyorlar, araya bıraktıkları toplarla savunma anlayışını çaresiz bırakıyorlar. Ama bu sezon bakıyorum, Oğuzhan, Tolgay, Talisca üçlüsünden genellikle biri oynuyor. Oysa bu üçlüden ikisi doksan dakika sahada olursa Şenol Hoca’nın şikayetçi olduğu kapalı savunmaları Beşiktaş’ın daha rahat açacağını düşünüyorum.
8
DOĞRU TERCİH DEĞİL
Beşiktaş rakibi durdurmaz, rakipler Beşiktaş’ı durdurmaya çalışır. Ben Beşiktaş orta alanı için Medel-Atiba ikilisinin doğru tercih olduğunu düşünmüyorum.
7
RAKAMLAR AÇIK
Beşiktaş’ın son üç yıldaki ilk yarı performanslarının istatistiklerini veriyorum. Fazla söze gerek yok.. Rakamlar, bir geri gidişi çok açık ortaya koyuyor:
Fenerbahçe, geri dörtlüsünün tamamı değişmiş bir kadroyla Konya maçını oynadı. Kadro zenginliğiniz ve kaliteniz ne olursa olsun, geri dörtlünün tamamının değişmesi altından kalkılacak kolay bir iş değil... Kaldı ki Fenerbahçe’de sanıldığı gibi o kadar da zengin ve kaliteli kadro yok.