Transfer ayı dert ayı... Kulüplerde kadro adına ihtiyaç çok, kasalarda para yok, üstelik UEFA elinde sopa kafamıza indirmeye hazır bekliyor. Bol keseden harcama devri bitti... Bitmese de kasalarda para bitti. Taraftara bunu anlatamazsınız... Onlar transfer bekliyor. Onlar daha iyisini, daha şöhretlisini, en şöhretlisini bekliyorlar. Şampiyon Galatasaray, Şampiyonlar Ligi oynayacak. Fatih Terim nerede oynarsa oynasın asla “konu mankeni” olmaz. Bu bakımdan çok iyi bir kadroya ihtiyacı var. Ama sıkıntı diz boyu...
9
DENAYER VE YUTO NAGATOMO
Galatasaray savunmasının iki kiralık adamı gitti. Stoper Denayer ile sol bek Nagatomo... Galatasaray’ın zaten stopere çok ciddi ihtiyacı vardı. Şimdi önce Denayer ile yeniden anlaşmanın yollarını arayacaksın, yanına da Şampiyonlar Ligi’ni kaldırabilecek çok iyi bir stoper bulacaksın. Yetmedi, mutlaka Nagatomo işini halledeceksin. Yazmak, söylemek kolay da, anlaşmak, almak o kadar kolay olmuyor.
8
ÇOK ETKİLİ İKİ ORTA SAHA
Şampiyonlar Ligi’nde yokluktan var ettiğin Donk ile idare edemezsin. Açık konuşalım bu alanda Feghouli ile Belhanda fazla bir şey vermedi. Ben Fatih Hoca’nın orta sahasından pek de mutlu olmadığını düşünüyorum. Nereden baksanız çok etkili, çok kaliteli iki orta saha oyuncusuna ihtiyacınız var.
7
YENİ BİR RODRIGUES BULACAKSIN
Bitmedi, dahası var. Rodrigues ya sağda, ya solda fırtına gibi... Ama oynamadığı kanadın işlediğini görmedik. Hücumda Rodrigues markalı tek motordan çift motora dönmek için ya Feghouli’yi gerçek çizgisine getireceksiniz, -ki ne kadar gelir tartışılır-, ya da o kanada yeni bir Rodrigues bulacaksınız. Kolay değil... Önce adamı, sonra parayı bulacaksınız. Gerçekten kolay değil...
6
ÜRETKEN SANTRAFOR ŞART
Devam... Lig, kupa, Şampiyonlar Ligi... Eren Derdiyok’un verimsizliği düşünülürse, bu kadar yükü Gomis’in sırtına yükleyemezsiniz. Üretken bir santrfor daha gerekiyor.
5
ZORLU BİR DÖNEM BEKLİYOR
Şampiyonluk güzel, tarihe yeni bir şampiyonluk yazmak güzel, beşinci yıldıza bir adım daha yaklaşmak güzel... Onuru, coşkusu, mutluluğu çok güzel... Her kulübün, her takımın hedefi, hayali şampiyonluk... Getireceği yüklere rağmen herkesin hayali, hedefi bu... Ancak şurası kesin: Başkan Mustafa Cengiz’i, Abdurrahim Albayrak’ı ve Fatih Terim’i gerçekten sıkıntılı bir dönem bekliyor. Hem parayı bulacaksın hem de iyi futbolcuyu... İkisi de kolay iş değil...
4
HELAL OLSUN GOMIS'E
Süper Lig’in gol kralı Galatasaraylı Gomis, Fenerbahçe Stadı’nın önünden geçerken, kaleci Volkan’ın duvarlarda asılı olan posterini de alacak şekilde bir görüntü çekmiş ve “Büyük rakipler olmasa, elde edilen zaferler bu kadar güzel olmazdı” diye yazıp paylaşmış. Helal olsun Gomis’e... Hem rakibe saygı gösteriyor hem de Galatasaray’ın şampiyonluğunu daha da yüceltiyor. İyi sporculuğun yanına iyi bir sportif kişilik de ekleyince tadından yenmiyor.
3
MUSTAFA CENGİZ'İN HAKKIYDI
Dursun Özbek “Baskın seçim” kararı aldığında ve ortada kimse yokken Mustafa Cengiz “varım” diye ortaya çıktı. 10 gün gibi çok kısa bir sürede mucize gerçekleştirip seçimi kazandı. Dört ay sonra seçim yapacağının sözünü verdi. Tribünlere huzur geldi. Parasal sorunlar kısmen askıya alındı. UEFA görüşmeleri olumlu gelişti. Sözünü tutup seçim tarihini ilan etti. En önemlisi takım şampiyon oldu. Sonuçta Galatasaray delegasyonu kötü günde ortaya çıkan Mustafa Cengiz’i iyi günde terk etmedi. Doğrusu budur. Başkanlık Mustafa Cengiz’in hakkıydı. Tebrikler ve başarılar...
2
ÖDÜNÇ OYLAR
Dursun Başkan mali genel kurulda “ibra” olunca o oyları kendi oyları sanarak büyük bir yanılgıya düştü. Oysa Galatasaraylı delegeler Adnan Polat’ın “ibra edilmeyişi” ile düşülen tarihi yanlışı bir daha yapmak istemediler ve Dursun Başkan’ı ibra ettiler. Yani mali genel kurulda “ibra” için Dursun Özbek’e verdikleri ödünç oyları geri alıp başkanlık seçiminde Mustafa Cengiz’e attılar.
1
BAŞKAN OLSA İKTİDAR OLAMAZDI
Dursun Özbek başkan olsa da iktidar olamazdı. Tribünler kendisini çalıştırmazdı. Her maçta istifa, her maçta tepki sesleri yükselirdi. Hem kendi huzursuz olurdu hem de Galatasaray... Çok üzüldüğünü tahmin edebiliyorum ama hem kulübün hem kendisinin ve ailesinin huzuru adına sanki böylesi daha iyi oldu. Aslında Dursun Başkan “kaybederken kazandı...”