Dünyanın en pahalı ve en çok takip edilen ligi Premier Lig'de ilk haftadan aklımızda kalan 10 maddeyi sıralıyoruz.
Naby Keita, Gerrard'ın 8 numarasını sırtına geçirdi. İlk goldeki topu alır almaz dikine savunmayı aşması dikkat çekti. Oyun boyunca kusursuz bir futbol sergiledi. Liverpool, 4-0 gibi rahat bir skorla West Ham'ı dağıttıysa bunda Naby Keita'nın payı çok büyük. Jürgen Klopp'un transferi üzerindeki ısrarının nedeni belli oluyor.
Manchester United, yaz boyunca stoper almak için uğraştı. Son gün Jerome Boateng, Harry Maguire ve Diego Godin için girişimler yaptılar, alamadılar. Leicester'a karşı açılış maçında Eric Bailly ve Victor Lindelöf'ün performansları başarılıydı. Asıl sıkıntı sağ bekteydi. Demarai Gray ve Ben Chilwell, Matteo Darmian'ı darmadağın ettiler. Darmian yokken 33 yaşındaki Antonio Valencia veya 19 yaşında, kariyerinde henüz 8 kez maça çıkmış bir Diogo Dalot oynayacak. Mourinho'nun asıl problemi burada...
Arsenal'in 19 yaşındaki yeni orta sahası Guendouzi, oynadığı futbolla takdir topladı. Lorient ile Ligue 2 tecrübesi olan Guendouzi, hem çalışkan hem de estetik göründü. Xhaka ve Ramsey'den daha iyiydi. İlk golde hatası var ancak bu hatadan sonra çökmedi, daha iyi oynadı. Arsenal kötü göründü ama Guendouzi ümit vaad etti.
Sarr, Jorginho'yu Napoli'den getirerek oyun aklını da kopyaladı. Huddersfield belki doğru bir test maçı değil ama yapılan toplam 706 pas, %92 başarılı pas istatistiği, %64 topla oynama gibi rakamlar dikkat çekiciydi. 3-0 gibi net bir skorla kazandılar ve ilk dakikadan itibaren rahat kazanacakları havasını verdiler.
Crystal Palace'ın Fulham'ı yendiği maçı Fabri nedeniyle ayrı bir gözle izledik ama herkes Wan-Bissaka'nın oyununa hayran oldu. 20 yaşındaki sağ bek fırtına gibiydi. Fulham savunması hiçbir şekilde durduramadı. Çok güçlü, çok hızlı, çok teknik ve çok potansiyelli...
Eddie Howe, ligin en uzun süredir tek takımda giden menajeri. Bundan tam 10 yıl önce 4. seviyede olan Bournemouth, şu an Premier Lig'in en istikrarlı takımlarından biri. Cardiff'e karşı harika oynadılar, net bir skorla kazandılar. Takıma Jefferson Lerma ve Diego Rico gibi iki üst düzey isim daha eklenecek. Bu sene de kesin düşmeyecekler arasında yer alıyorlar.
Newcastle karşısında o kadar da özel bir skor almadılar ama gayet iyiydiler ve ilk 4'ün en büyük favorilerinden biri olduğunu gösterdiler. Eriksen, Aurier, Dele Alli, Jan Vertonghen ve Davinson Sanchez üst düzey oynadılar.
Burnley, bu transfer döneminde çarpıcı hamleler yapmadı. 3 oyuncu transfer ettiler ve 30 milyon Pound'dan az harcadılar. Fakat, Southampton ile oynadıkları maçta yeni transfer Aaron Lennon dikkat çekti. Sağ kanatta fırtına gibi esti. Oyununu belki gol veya asistle taçlandıramadı ama çok özel bir sezon geçireceğini gösterdi.
Watford, Andre Gray'i aldığında 20 milyon Euro'nun üstünde bir bonservis ödedi ve o dönem için transfer rekorunu kırmıştı. 33 maçta yalnızca 5 gol atabilmişti. Giderek ölü bir yatırıma dönüşüyordu. Fakat, Brighton'a karşı 2-0 kazandıkları maç kesinlikle Gray'in potansiyelinin ve neden bu bonservisin ödendiğinin ispatıydı. Dengeli giden bir maçta 3 puanın Watford hanesine yazılmasını sağladı.
Marco Silva, Richarlison için bu bonservisi ödediğinde Merseyside'ın mavi yakasındakiler ayaklandı. Fakat, Wolves'a karşı oynadığı futbolla, 'İyi ki almışız' dedirtti taraftarlarına. Everton, 10 kişi kalmasına rağmen zorlu bir deplasmandan 1 puanla dönmeyi başardılar.