İdari işlerde bir yerler patlamışsa olmaz. Hasan Çetinkaya, 3 Temmuz öncesinde iyi bir dönemde çalıştı. 3 Temmuz'da iyi performans gösterdi. 3 Temmuz'dan önce her şey yerli yerine oturmuş gibiydi. Olmasaydı, Fenerbahçe çok ileriye gidebilirdi.
Alex, ünlü Galatasaray maçını başka türlü anlatıyor. Sakattım, hazır değildim, takım Trabzonspor'u yenmişti diyor. "Final maçında konuştuk" diyor, "Ben gittim Aykut Kocaman'a hazırım, oynayabilirim dedim" diyor. Aykut Hoca da, "Seni ihtiyacım olunca oynatacağım." diyor. Benzer hikayetleri, başka açısından anlatıyor. Alex bunu atlatmış. Sordum, Aykut Kocaman ile konuşurum dedi kısa süre önce.
"İki farklı Alex var" diyor, sevgili Hasan Çetinkaya. Bunu idare etmek onun işiydi. Aklımda birkaç isim var, Alex'i yönlendirdiği düşünülen. Fakat, iş o zaten. Fenerbahçe'nin idari veya sportif direktörlüğü denilen iş, Alex'i idare etme işi zaten. Van Persie geldi, sakatmış meğerse. Ben mi bulacağım onu. Kendi sorumluluğumuzla ilgili çok şikayetlendiğimiz dönemler oluyor. Sevgili Hasan için demiyorum bunu, kendi içinde çözmeyi sever, işinde yetkindir. Çok dışarı taşırmaz. Söylediği şey de belki başka türlü çıktı zaten.
Benim dün başıma geldi, "Karius gelirse, kadınlar da gelir." dedim. Tepki gösterdiler, "Oooo, biz Karius'u yakışıklılığından mı sevdik!" falan. Ondan bahsetmiyorum. Yakışıklı adam, birkaç kişi de onun için gider. Sen onun için gitmeyebilirsin. Röportajlarda söylenen şey, tam olarak öyle yazılmıyor aslında. Bun unutmamak lazım.
Alex'i yönlendirdiği düşünülen isimler, kulübün dışında kaldılar zaten. Fakat, Alex'in onlarla dostluğu devam ediyor hala. Normal. Samet Güzel, öyle bir şey yapmıyordu. Samet'in öyle huyları yoktu.
Islam Slimani'nin zamana ihtiyacı olduğu görülüyor. Titrek değil. Güiza gibi değil, titrekti. Nasıl atacak diyordun, arada güzel goller atıyordu. Slimani öyle değil, atacak diyorsun hala. Bir tane daha yakalarsa atar diyorsun.
Emre Akbaba, Galatasaray'ı istedi. Hamza Hoca'nın hikayesi vardı. Hamza Hamzaoğlu ile kaleci Altay, Galatasaray ile görüşme yapıyor. Transfer dönemi. Hamza Hoca'ya soruyorlar, "Hangi takımlısın?" diye. "Fenerbahçe." diyor. Altay'a soruyorlar, "Galatasaray." diyor. İki ay sonra Hamza Hoca Galatasaray'a, bir yıl sonra Altay Fenerbahçe'ye transfer oluyor. Yani, profesyonel futbolcuların tuttukları takımlar önemli değil.
Ben küçükken maç seyrederken düşünüyordum ki, seyrettiğim takımın bütün futbolcuları o takımı tutuyor. Öyle bir şey mümkün değil. Hatta, 1 tane bile o takımı tutan oyuncu yok. Herkesin takımında var. Buradan efsane takımlar, oyuncular çıkmış. Emre'nin Galatasaray'ı tutması romantik bir hikaye oldu.
Kulüp Birliği'nin profesyonel bir organizasyon olması gerekiyor. 'Naklen yayın gelirini artıralım'ın dışında da bir şeylerin olması gerekiyor. Profesyonel yöneticilerin olması lazım. Ben profesyonel yönetici olsam, bir tek öneri veririm. 5 sene içinde 3 takımın Şampiyonlar Ligi'ne gitmesi gerekiyor. Bütün organizasyonu ona göre yapmak lazım. Bu da zor bir iş değil.
Birkaç tane yapılacak şey var. Bütün zeminler düzelecek, top daha hızlı akacak. Oyuncu, 34 hafta boyunca çıktığı zeminde üç aşağı beş yukarı aynı topu oynayacak. Gereksiz fauller ve topun oyunda durduğu süre. Biz topu 55 dakikanın üzerinde sahada olması gerekiyor. Amacımız maç kazanmaktan ziyade hakem, futbolcu, antrenör olarak amacımız bu. Bunları yapınca standart yükselir. Sahası iyi, faulü az, top daha fazla oyunda kalınca ister istemez daha iyi oynamak zorunda kalırsın. Bunun başka şeyleri de var.
Oyun yükselirse, bu ülkeden 3'ü yakalayamasan da 2 takım direkt Şampiyonlar Ligi gruplarına kalır. Zaten oyunu yükseltirsen, o takım elemelerden tık tık girer. Bunu yapacaksın. Bütün ligi yükseltmek lazım. Amacın o olması lazım.