Tartışmasız bu sezonun en iyi futbolunu oynayan İstanbul'un Galatasaray'ına, Cüneyt Çakır'ın uydurma penaltısıyla puan kaptıran Trabzonspor için o günden tam bir hafta sonra Avni Aker'de karşılaşacağı Fenerbahçe maçının önemi ne bir maçtan ne de koca bir sezondan ibaretti. Nedeni ise çokça konuşulan 'malum' konu...
Trabzonspor taraftarı açısından oynanan Fenerbahçe maçı bir tepkinin 90 dakikalık dışavurumu olacaktı. Nitekim de öyle oldu. Açılan pankartlar, yapılan tezahüratlar, Trabzonspor ile Fenerbahçe arasında oynanan klasik bir maçtan çok daha öteydi. Taraftarın bu ruh halinde olması haliyle sahadaki Trabzon takımına da yansıdı. Zira yansımamış olsaydı ve Galatasaray karşısındaki rahat Trabzonspor, Fenerbahçe karşısında da aynen olsaydı, Trabzonspor açısından rahatlıkla kazanılabilecek bir üç puan var olacaktı.
Psikolojik etmenlerin dışında sahadaki oyuncuların ismi de etkiliydi maçın beraberlikle sonuçlanmasında. Mesela neden sahada olduğu belli olmayan bir Aykut ve nedensiz yere yedek kulübesinde oturan bir Cech… Zokora'nın Galatasaray maçındaki hatasıyla sahada olan Aykut, Şenol Güneş'in 11 seçimindeki hatasıyla sahada olmayan Cech… İlk 45 dakika ofsayttan yenen bir golle de olsa yenik Trabzonspor. Şenol Güneş'in 46. dakikada hatasından dönmesi ve ikinci yarı gelen beraberlik golü. Maçın kısa özeti…
Fenerbahçe adına 3 direkten dönen top, bir ofsayttan gelen gol. Trabzonspor adına kaçırılan en az 3 net fırsat ve verilmeyen bir penaltı. Galatasaray maçında olduğu gibi Fenerbahçe'ye oynanan maçta da sonucu etkileyen hakem hataları. Sonuç; Trabzonspor taraftarı açısından 'Yine bana hüsran, yine bana hasret var.'
Her şeye rağmen bu oyuncu kadrosu için lig üçüncülüğü başarıdır. Futbolun yalın gerçeklerine sadık kalarak, kendini kandırma yoluna tenezzül etmeyen herkes bu görüşüme saygı duyacaktır. Ve Trabzon şehri, bu kadroya rağmen, heyecanı son haftaya kadar yaşatan bu oyunculara yine de teşekkür etmelidir.
Kendini bilmez taraftar; sahaya 'bıçak' vb bir kesici aleti attığında takımını ve taraftarını nasıl bir ateşe attığını fark edemeyecek kadar zekâ geriliği yaşayan taraftardır. Sağduyulu taraftar ise; Fenerbahçe ile oynanan maçın 34. dakikasında sahaya emeğin sembolü olan terli atletlerini atarak sitemlerini güzelce iletenlerdir. Naçizane uyarım ise bir stadyum dolusu sağduyulu taraftarın anlamlı tepkisini bir kenara bırakıp birkaç kendini bilmezin sahaya attığı yabancı maddeleri gündemin tepesine çıkarmaya çalışanlara; Pire için yorgan yakmayı sadece Trabzon adına uygulamayın…
Aslında şunu kabul etmeliyiz ki, Fenerbahçe Kulübü oyuncu kalitesi ile Trabzon'un çok önündeydi. Sadece bu açıdan bile bakıldığında bu maçın bir galibi olacaksa o da konuk takım Fenerbahçe olmalıydı. Ancak, sarı-lacivertli oyuncuların Avni Aker'de beceriksizlik hastalığına yakalanması, Trabzonspor kaptanı Tolga'nın gününde olması, 3 Fenerbahçe şutunun Trabzonspor kalesinin direklerinden dönmesi Fırat Aydınus'un yardımlarını boşa çıkardı. Yani güç, şanssızlığa boyun eğdi.
Bitiriyordum, Sayın Başbakan'ın 'Kişilerin yaptıkları kurumları bağlamamalı' sözü geldi aklıma. Sahiden kişilerle kurumlar birbirini bağlamaması mümkün müdür? Mesela Fenerbahçe'nin konuk edildiği bu maçta kendini bilmez birkaç Trabzon taraftarının sahaya attığı yabancı maddelerden dolayı Trabzonspor Kulübü'nün sorumlu tutulmaması mümkün olabilir mi?
Trabzonspor taraftarı açısından oynanan Fenerbahçe maçı bir tepkinin 90 dakikalık dışavurumu olacaktı. Nitekim de öyle oldu. Açılan pankartlar, yapılan tezahüratlar, Trabzonspor ile Fenerbahçe arasında oynanan klasik bir maçtan çok daha öteydi. Taraftarın bu ruh halinde olması haliyle sahadaki Trabzon takımına da yansıdı. Zira yansımamış olsaydı ve Galatasaray karşısındaki rahat Trabzonspor, Fenerbahçe karşısında da aynen olsaydı, Trabzonspor açısından rahatlıkla kazanılabilecek bir üç puan var olacaktı.
Psikolojik etmenlerin dışında sahadaki oyuncuların ismi de etkiliydi maçın beraberlikle sonuçlanmasında. Mesela neden sahada olduğu belli olmayan bir Aykut ve nedensiz yere yedek kulübesinde oturan bir Cech… Zokora'nın Galatasaray maçındaki hatasıyla sahada olan Aykut, Şenol Güneş'in 11 seçimindeki hatasıyla sahada olmayan Cech… İlk 45 dakika ofsayttan yenen bir golle de olsa yenik Trabzonspor. Şenol Güneş'in 46. dakikada hatasından dönmesi ve ikinci yarı gelen beraberlik golü. Maçın kısa özeti…
Fenerbahçe adına 3 direkten dönen top, bir ofsayttan gelen gol. Trabzonspor adına kaçırılan en az 3 net fırsat ve verilmeyen bir penaltı. Galatasaray maçında olduğu gibi Fenerbahçe'ye oynanan maçta da sonucu etkileyen hakem hataları. Sonuç; Trabzonspor taraftarı açısından 'Yine bana hüsran, yine bana hasret var.'
Her şeye rağmen bu oyuncu kadrosu için lig üçüncülüğü başarıdır. Futbolun yalın gerçeklerine sadık kalarak, kendini kandırma yoluna tenezzül etmeyen herkes bu görüşüme saygı duyacaktır. Ve Trabzon şehri, bu kadroya rağmen, heyecanı son haftaya kadar yaşatan bu oyunculara yine de teşekkür etmelidir.
Kendini bilmez taraftar; sahaya 'bıçak' vb bir kesici aleti attığında takımını ve taraftarını nasıl bir ateşe attığını fark edemeyecek kadar zekâ geriliği yaşayan taraftardır. Sağduyulu taraftar ise; Fenerbahçe ile oynanan maçın 34. dakikasında sahaya emeğin sembolü olan terli atletlerini atarak sitemlerini güzelce iletenlerdir. Naçizane uyarım ise bir stadyum dolusu sağduyulu taraftarın anlamlı tepkisini bir kenara bırakıp birkaç kendini bilmezin sahaya attığı yabancı maddeleri gündemin tepesine çıkarmaya çalışanlara; Pire için yorgan yakmayı sadece Trabzon adına uygulamayın…
Aslında şunu kabul etmeliyiz ki, Fenerbahçe Kulübü oyuncu kalitesi ile Trabzon'un çok önündeydi. Sadece bu açıdan bile bakıldığında bu maçın bir galibi olacaksa o da konuk takım Fenerbahçe olmalıydı. Ancak, sarı-lacivertli oyuncuların Avni Aker'de beceriksizlik hastalığına yakalanması, Trabzonspor kaptanı Tolga'nın gününde olması, 3 Fenerbahçe şutunun Trabzonspor kalesinin direklerinden dönmesi Fırat Aydınus'un yardımlarını boşa çıkardı. Yani güç, şanssızlığa boyun eğdi.
Bitiriyordum, Sayın Başbakan'ın 'Kişilerin yaptıkları kurumları bağlamamalı' sözü geldi aklıma. Sahiden kişilerle kurumlar birbirini bağlamaması mümkün müdür? Mesela Fenerbahçe'nin konuk edildiği bu maçta kendini bilmez birkaç Trabzon taraftarının sahaya attığı yabancı maddelerden dolayı Trabzonspor Kulübü'nün sorumlu tutulmaması mümkün olabilir mi?





















