TAHİR KUM YAZIYOR...
İyi insandı... Hoş insandı... Kaliteli - düzgün bir iş adamıydı. Ama gel gör ki "kötü bir federasyon başkanıydı" benim için Mehmet Ali Aydınlar...
O koltuğa oturmadan önce benim gibi, bir çok futbol adamının da potansiyel federasyon başkanıydı Mehmet Ali Aydınlar... Dahası o dönem o evlat acısını yaşamış olmasaydı, belki de 2008 yılında TFF'nin başkanlık koltuğuna oturan isim, Özgener değil, sayın Aydınlar olacaktı. İyi bir futbol sevdalısı olmasının yanı sıra iyi bir futbol yöneticiliği tecrübesine, kaliteli, çalışkan, dürüst bir karakter yapısına sahip olduğu için...
Keşke böyle bir dönemde gelmeseydi o göreve... Keşke o içindeki Fenerbahçe aşkını bir süreliğine söndürebilseydi, bastırabilseydi. Duygusal davranmasaydı! Olmadı, yapamadı. Zaten bunu da itiraf etti, sayın Aydınlar.
Onca hatasının, onca çelişkisinin tek bir nedeni vardı; o da, içinde bir türlü bastıramadığı Fenerbahçe sevgisi... Gözlerinin önündeki o perdeyi bir türlü kaldıramadı. Sonunda kaş yapayım derken göz çıkarttı, sayın Aydınlar. Kendisinden ve ekibinden kaynaklı o yanlış icraatlerı yüzünden de bir türlü yıldızım barışmadı, o sayın Aydınlarla..
Ama gel gör ki, Sayın Aydınlar'a bu şekilde veda edilmemeliydi.
İlk gününden 31 ocak 2012'ye kadar ilk birkaç günü hariç, her günü adeta ecel terleri döken Aydınlar'a hizmetlerinden emeğinden dolayı bırakın bir plaket vermeyi kuru bir teşekkürü bile çok gördü ona vekalet eden başkanı da, o'nun yerine o koltuğa oturan yeni futbol federasyonu başkanı da...
Genel kurulda olsun, devir teslim töreninde olsun tek bir kez dahi adı anılmadı sayın Aydınlar'ın. ırakın alkışı, teşekkürü... (Bugüne kadar ki tüm federasyon başkanları bu şekilde veda ettirilmiş olsa da...)
Hele hele 3 Temmuz'dan 31 Ocak 2012 gününe kadar yaklaşık 8 ay neredeyse her günü tüm mesaisinin TFF'ye, Türk futboluna ayıran Aydınlar'a yapıldı tüm bu vefasızlık... Öyle ki, yeni futbol federasyonu başkanımız Yıldırım Demirören, devir teslim töreninde 26 günlük TFF başkanı olmasından dolayı o süreçte sadece rutin işleri yaparak hiçbir icraata ve karara imza atmayan Hüsnü Güreli için, "Hüsnü Güreli federasyonun aldığı kararları aynen devam ettireceğiz" demesi oldukça manidardı.
Öyle ki. bugün, 26 günlük görevi süresinde etliye sütlüye dokunmayan, o 26 günlük süreçte tek bir karar dahi almayan, tek bir taşın altına dahi elini sokmayan sadece ve sadece "vekaleten koltukta oturan" Güreli'nin bugün vitrinine koyacağı onurla evlatlarına, torunlarına gösterebileceği adına düzenlenmiş çok güzel bir plaketi var...
Ama gel gör ki, 8 ayın her günü adeta ecel terleri döken, yıpranan, sağlığından, özel hayatından olan o Mehmet Ali Aydınlar'ın verdiği bu emeğin çabanın karşılığında aldığı, Hüsnü Güreli gibi vitrinin baş köşesine koyabileceği (!) küçük bir çay bardağı bile yok...
Lütfen kendinizi Mehmet Ali Aydınlar'ın yerine koyarak, o genel kurulda kürsüye çıkanların, o devir teslim töreninde kamuoyu karşısına geçip nutuk atanların konuşmalarına bir göz atın, kulak verin bakın sizin de benim gibi vicdanınızı rahatsız edecek mi?
Görevi süresinde hemen hemen tamamında Mehmet Ali Aydınlar'ın karşısında durmuş, kendisiyle yıldızı barışmayan bir Tahir Kum olarak "bu veda" benim içimi cız ettirdi... Bakalım sizin de içiniz cız edecek mi?
Bunun adı "AYIP"tır, beyler...
Onlar bir plaketi, bir teşekkürü çok görse de, gayretiniz, emeğiniz ve çabanız için "Teşekkürler sayın Mehmet Ali Aydınlar"

İyi insandı... Hoş insandı... Kaliteli - düzgün bir iş adamıydı. Ama gel gör ki "kötü bir federasyon başkanıydı" benim için Mehmet Ali Aydınlar...
O koltuğa oturmadan önce benim gibi, bir çok futbol adamının da potansiyel federasyon başkanıydı Mehmet Ali Aydınlar... Dahası o dönem o evlat acısını yaşamış olmasaydı, belki de 2008 yılında TFF'nin başkanlık koltuğuna oturan isim, Özgener değil, sayın Aydınlar olacaktı. İyi bir futbol sevdalısı olmasının yanı sıra iyi bir futbol yöneticiliği tecrübesine, kaliteli, çalışkan, dürüst bir karakter yapısına sahip olduğu için...
Keşke böyle bir dönemde gelmeseydi o göreve... Keşke o içindeki Fenerbahçe aşkını bir süreliğine söndürebilseydi, bastırabilseydi. Duygusal davranmasaydı! Olmadı, yapamadı. Zaten bunu da itiraf etti, sayın Aydınlar.
Onca hatasının, onca çelişkisinin tek bir nedeni vardı; o da, içinde bir türlü bastıramadığı Fenerbahçe sevgisi... Gözlerinin önündeki o perdeyi bir türlü kaldıramadı. Sonunda kaş yapayım derken göz çıkarttı, sayın Aydınlar. Kendisinden ve ekibinden kaynaklı o yanlış icraatlerı yüzünden de bir türlü yıldızım barışmadı, o sayın Aydınlarla..
Ama gel gör ki, Sayın Aydınlar'a bu şekilde veda edilmemeliydi.
İlk gününden 31 ocak 2012'ye kadar ilk birkaç günü hariç, her günü adeta ecel terleri döken Aydınlar'a hizmetlerinden emeğinden dolayı bırakın bir plaket vermeyi kuru bir teşekkürü bile çok gördü ona vekalet eden başkanı da, o'nun yerine o koltuğa oturan yeni futbol federasyonu başkanı da...
Genel kurulda olsun, devir teslim töreninde olsun tek bir kez dahi adı anılmadı sayın Aydınlar'ın. ırakın alkışı, teşekkürü... (Bugüne kadar ki tüm federasyon başkanları bu şekilde veda ettirilmiş olsa da...)
Hele hele 3 Temmuz'dan 31 Ocak 2012 gününe kadar yaklaşık 8 ay neredeyse her günü tüm mesaisinin TFF'ye, Türk futboluna ayıran Aydınlar'a yapıldı tüm bu vefasızlık... Öyle ki, yeni futbol federasyonu başkanımız Yıldırım Demirören, devir teslim töreninde 26 günlük TFF başkanı olmasından dolayı o süreçte sadece rutin işleri yaparak hiçbir icraata ve karara imza atmayan Hüsnü Güreli için, "Hüsnü Güreli federasyonun aldığı kararları aynen devam ettireceğiz" demesi oldukça manidardı.
Öyle ki. bugün, 26 günlük görevi süresinde etliye sütlüye dokunmayan, o 26 günlük süreçte tek bir karar dahi almayan, tek bir taşın altına dahi elini sokmayan sadece ve sadece "vekaleten koltukta oturan" Güreli'nin bugün vitrinine koyacağı onurla evlatlarına, torunlarına gösterebileceği adına düzenlenmiş çok güzel bir plaketi var...
Ama gel gör ki, 8 ayın her günü adeta ecel terleri döken, yıpranan, sağlığından, özel hayatından olan o Mehmet Ali Aydınlar'ın verdiği bu emeğin çabanın karşılığında aldığı, Hüsnü Güreli gibi vitrinin baş köşesine koyabileceği (!) küçük bir çay bardağı bile yok...
Lütfen kendinizi Mehmet Ali Aydınlar'ın yerine koyarak, o genel kurulda kürsüye çıkanların, o devir teslim töreninde kamuoyu karşısına geçip nutuk atanların konuşmalarına bir göz atın, kulak verin bakın sizin de benim gibi vicdanınızı rahatsız edecek mi?
Görevi süresinde hemen hemen tamamında Mehmet Ali Aydınlar'ın karşısında durmuş, kendisiyle yıldızı barışmayan bir Tahir Kum olarak "bu veda" benim içimi cız ettirdi... Bakalım sizin de içiniz cız edecek mi?
Bunun adı "AYIP"tır, beyler...
Onlar bir plaketi, bir teşekkürü çok görse de, gayretiniz, emeğiniz ve çabanız için "Teşekkürler sayın Mehmet Ali Aydınlar"






















