Hiddink futboldan ne anlar!?

Guus Hiddink’in futboldan anladığı şey ile bizim futboldan anladığımız şey arasında dağlar kadar fark olduğu aşikar, ve naçizane bizim futboldan pek de anladığımız söylenemez.

SPORX AI BAKIŞI
calendar 12 Kasım 2011 06:55
Haber: Sporx.com Yazarlar
Hiddink futboldan ne anlar!?
Klavye okları ile sonraki ya da önceki habere geçebilirsiniz.
Sporx’i buradan Google’da işaretle, en özel haberlere ilk sen ulaş!
Yorum Yap Yorum Yap
Google News


Bir ülkeye nazar değer mi?

Van'da yaşanan büyük deprem, ardından Japonya'dan vatandaşlarımıza yardıma gelen Atsushi Miyazaki adlı Japon doktorun hayatını kaybettiği bir deprem daha… Yıkılan otelde hayatını kaybedenlere ek olarak DHA muhabiri Cem Emir'in vefat haberinin geldiği, deniz otobüsünün kaçırıldığı 11.11.11 tarihi…

Ülke olarak mutlu olma konusunda hiçbir sebebimiz yokken “güzel oyun” futbolda iki gram yüzümüz gülsün istemenin de bize çok olduğunu gördüğümüz bir gece daha yaşadık dün.

Maç içinde ne oldu ne bitti gibi konuları zaten birçoğunuz benim çocukluğumdan beri köşe yazan, televizyona çıkan ancak kelime haznelerine geçen 15 yıl içinde dörtten fazla katkı yapmamış bir çok isimden okudunuz, dinlediniz.

Bu ülkenin başına gelmiş en güzel futbol işlerinden birisi olan Guus Hiddink hakkında yapılan yorumlar ise benim –çoğuna göre saçma- futbol algılarıma takılan asıl mesele oldu.

Mazisiyle övünme özelliği en belirgin refleksi olan bir toplumun, mazisinin son 10 yılında 3 Hollanda Ligi şampiyonluğu, 3 uluslar arası milli takımlar düzeyi turnuva (ki ikisinde yarı final), 1 İngiltere Federasyon Kupası şampiyonluğu bulunan bir teknik adamın kuyruğuna nasıl teneke bağlamaya çalıştıklarını hayretler içerisinde okudum.

Hiddink'in bu devrimleri gerçekleştirdiği dönemlerde biz ise son 11 yılda (sırf başarılarımız artsın diye bizi kayırıyorum Lütfücüm*) 1 UEFA Kupası, 1 Süper Kupa, 2 uluslar arası milli takımlar turnuvası (ki ikisinde de yarı final) başarımız bulunuyor. Hatta bunların birisinde Hiddink'in başında bulunduğu Güney Kore'yi yenerek Dünya üçüncüsü oluyoruz.

Adına “Yeter ki gitme istersen karımla beraber ol” besteleri yapılan, Güney Kore'de 43.000 kapasiteli Gwangju Stadyumu'na ismi verilen Guus Hiddink'in bizde yaptığı en büyük hata, oynatmak istediği futbol mantalitesinin bizim futbolcularımızın kavrama eksikliği yüzünden havada kalacağını fark edemeyişiydi bence.

Biz hala Bosna Hersek ile eşleşince çantamıza bir keklik attığımızı zannederken, elenince sorunu nerede arayacağımızı fark edemiyoruz. Bizim elendiğimiz Bosna Hersek'in üzerine neler kattığını dün akşam Portekiz'e mağlup olmayarak görmemiz gerektiği gibi,  2008'de penaltılarla elediğimiz Hırvatistan kadrosunda yer alan oyuncuların hangi liglerde hangi takımlarda forma giydiğini ve takımlarında aldıkları sürelere bakmamız gerektiğini de fark edemiyoruz.

Son dakika golleri ile kazandığımız maçlar sonunda “İşte buuu!” diye sevinç naraları atmaktan, bir 'kaos' takımı haline geldiğimize uyanamayıp buna bir çözüm üretmek yerine, göreve geldiğinde uzun vadeli planlar yapan ve bir sistem kurmaya çalışan Hiddink gibi futbol devrimcilerini yaftalamakla meşgul oluyoruz.

Bu ülke, çalıştırdığı 3 yıl içinde sadece 4 galibiyet almış 15 yenilgisi bulunan Sepp Piontek'in ektiklerinin meyvalarını, ayrılmasının ardından hala yerken Hiddink'in kısa vadeli başarısızlıklarını ona “futbolu bilmiyor” diyebilecek  kadar hadsizce yorum yapabilen insanlarla dolu. Kişisel görüşüm bu ülkede futbol menajerlik oyunları yasaklanmalı, zira insanlar reel hayatta da takım yönetmeyi böyle zannediyorlar.

Hiddink'in de tam bu noktada vurguladığı şey aynı oldu; realizm ve duygusallık! Milli maçlar önce hazırlanan tanıtım videosunda da dediği gibi “It is I think a little bit a Turkish way” yani bu biraz da Türk futbolunun karakteri…

Gel gelelim Hiddink bunu değiştirmeye çalışma cüretinde bulundu ama bizim futbol ulemalarımız, bu topraklarda Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu apoleti bulunan Del Bosque'leri, Avrupa Şampiyonu Aragones'leri, Barcelona'nın total futbolundaki ikinci basamak olan Rijkaard'ları yaşatmamışken Hiddink de kim oluyormuş diye buyurdu ve buyuruyor da…

1998'de Hollanda ile 2008'de de Rusya ile yarı final oynarken, birisinde Rijkaard diğerinde Neeskens'i kendisine iki numaralı adam yapan Hiddink'in Türkiye'deki yardımcı antrenör seçimi konusundaki eleştirilere karşı ise saygıyla susuyorum.

Tarihin bir cilvesi olarak da Rusya ile 2008 Avrupa Şampiyonası'na giderken son maçlarda Scott Carson'un hatalı bir gol yemesi sonucu İngiltere'nin turnuva dışı kalması sayesinde tur biletini kapan Hiddink'in o gün İngiltere'yi yenerek yüzünü güldüren Hırvatistan, bu sefer güldürmedi…

Son söz Türkiye'nin başına gelmiş ama kıymeti bilinmemiş en güzel şeylerinden birisi olan Guus Hiddink'ten gelsin: “Yıldızlarla çalışmak zor değildir. Asıl zor olan, yetenekleri kısıtlı olmasına rağmen kendisini yıldız zanneden futbolcularla çalışmaktır.”
Tümü
 Reklam