Bir dünya derbisi: G.Saray-F.Bahçe (!)

Sporx.com yazarlarından Osman Bulugil son yazısında, Galatasaray-Fenerbahçe derbisine değinirken dünya futbolundaki diğer bazı önemli derbilere de değindi.

SPORX AI BAKIŞI
calendar 05 Aralık 2011 15:32
Haber: Sporx.com
Bir dünya derbisi: G.Saray-F.Bahçe (!)
Klavye okları ile sonraki ya da önceki habere geçebilirsiniz.
Sporx’i buradan Google’da işaretle, en özel haberlere ilk sen ulaş!
Yorum Yap Yorum Yap
Google News


Spor medyamızda her Galatasaray - Fenerbahçe maçı olduğunda sıkça kullanır “dünya derbisi” tanımı. Hatta dünyanın en büyük derbisi olduğunu iddia edenlerin azımsanmayacak kadar fazladır.

Dünyanın birçok ülkesinde derbiler oynanmakta ve çoğu da sadece basit bir futbol rekabeti dışında içinde birçok unsuru barındırıyor. Politik-dini-sınıfsal temele dayanan birçok olay derbilere damgasını vuruyor. Her iki takım ve taraftar grupları, hayata bakışları arasında temel farklar belirleyici etkenler oluyor.

Galatasaray - Fenerbahçe maçlarının şiddeti meşrulaştıran bir futbol rekabeti olduğu söylenebilir. İki, yüz yıllık kulübün yaptığı birçok maç, futboldan çok yönetici atışmaları, saha içi olayları ve tribün kavgaları ile öne çıkıyor.

Dünya derbileri olarak nitelendirilebilecek, hem rekabet hem de içinde farklılıkları barındıran takımların mücadelesi tüm dünyada ilgiyle izleniyor. Bunların arasında -dünyanın en iyi derbileri olarak nitelendirilebilecek olan-  Celtic-G.Rangers, Boca Juniors- River Plate, Barcelona- Real Madrid (farklı şehirlerin takımları olmalarına rağmen) gösterebilir. Türkiye'de ise derbiler sadece futboldur. Kulüpler arasında herhangi bir farklılaşma yoktur. Görünen tek farklılaşma fanatiklikteki sınırdır. Fakat dünya derbilerinde durum farklıdır ve futbol sadece futbol olmadığını hatırlatır bize…

Barcelona-Real Madrid (El Classico)

1936'da İspanya'da başlayan iç savaş ve Franco iktidarının yarattığı etkiler iki kulübün farklı dünya görüşlerini ve ideolojilerini net bir biçimde ayırıyor ve Real Madrid kral ve kralcıların, Barcelona ise değişimcilerin -daha özel anlamıyla özgürlüğün, ilericiliğin, reformcuların- kulübü olarak tarihte yerini alıyordu. Nazilerden yardım alarak iç savaşı kazanan diktatör Franco, Barcelona'ya ait olan her şeyi yasaklamıştı. Franco diktatörlüğü Barcelona'nın sosyal tesislerini bombalatacak kadar acımasız davranabiliyordu. 1945'te Real Madrid'in başına geçen Franco, Barcelona'yı yok etmek için elinden geleni yapıyordu. Buna karşın, İspanya'da solcular için Barcelona çok önemli hale gelmiş ve Franco diktatörlüğüne karşı direnişin simgesi olmuştur. Franco'ya en güzel cevabı ise Johann Cruyyf vermiştir. Real Madrid'e imza atmamış ve 1974'de Barcelona formasıyla Santiago Bernabeu'da Real Madrid'i beş sıfır gibi hezimete uğratmaları diktatörlüğün “insanlar” karşısında en acı yenilgisi olmuştur. Daha sonraki yıllarda da rekabet -bu tarihsel mirası hiç unutmadan- devam ediyor. Bugün bizim sadece doksan dakikasını izlediğimiz bu rekabet, diktatörler ile ilericilerin mücadelesi olarak tarihte yerini almıştır.

Celtic-G.Rangers

Katolikler - Protestanların mücadelesi. Başka bir yönüyle ezenler ile ezilenlerin yeşil sahadaki savaşı olarak nitelendirilebilir. Glasgow Rangers, 1888 yılında Katolikler tarafından kurulmuştur. Celtic'in kurulmasından sonra adada yaşanan hemen her siyasi ve toplumsal olay iki kulüp arasıdaki mücadeleyi daha da artırmıştır. Tarihsel birikimi olan derbi bugün endüstriyel futbolun etkisiyle değişim sürecine girmiştir. 1990'larda başlayan rekabette yumuşama süreci de endüstriyel futbolun bu derbiyi pazarlama yolundaki çalışmalarına dayanmaktadır. 

Boca Juniors- River Plate

1901 yılında River Plate, 1905 yılında da Boca Juniors'un kurulmasıyla başlayan rekabet bugün Arjantin'in kalbi olan Buenos Aires'in simgesi durumundadır. Mücadelenin başlarında zengin-fakir ayrımı temel farklılığı oluşturmuştur. Kulüpler açısından bugün pek de zenginlik farkından söz edemeyiz. Fakat bu rekabet, iki kulübün taraftarının yaşam biçimlerine kadar etki yapabilmektedir. Örneğin, River Plate'in sponsoru olan bir ürünü Boca'lı bir taraftar asla kullanmaz. Dünya futboluna sundukları starlarla da bu iki kulübün mücadelesi devam etmektedir. Boca, Maradona ile her zaman övünç duymaktadır. Bunun yanında Veron, Tevez gibi oyuncuları da Boca yetiştirmiştir. River Plate ise Aimar, Crespo gibi oyuncuları dünya futboluna armağan etmiştir.
Tümü
 Reklam