Torino'da hava bozdu

Sezon başında "Torino'da hava değişimi" başlığında bir inceleme yazısı hazırlamıştım

SPORX AI BAKIŞI
calendar 20 Mart 2010 19:01
Haber: Sporx.com Yazarlar
Torino'da hava bozdu
Klavye okları ile sonraki ya da önceki habere geçebilirsiniz.
Sporx’i buradan Google’da işaretle, en özel haberlere ilk sen ulaş!
Yorum Yap Yorum Yap
Google News


Sezon başında "Torino'da hava değişimi" başlığında bir inceleme yazısı hazırlamıştım. İnceleme olmasından dolayı kişisel görüşlerimden uzak bir üslup kullanmama rağmen, Juventus'un iyi yolda olduğu düşüncesiyle hazırladığım bir incelemeydi. Şimdi gelinen noktada gözüküyor ki o zaman benim kafamda olan düşünce şu anki gerçeği yansıtmıyor.

18 Mart Perşembe gecesi oynanan Avrupa Ligi maçları sonucunda Juventus'un elenmesi tüm dikkatleri üzerine çekmişti. Aslında Juventus'un elenmiş olmasından öte, Fulham'ın böyle bir takımı elemiş olmasını da konuşmak gerekir. Çünkü her ne kadar eleştiriliyor olsa da o kötü Juventus ilk maçı rahat bir skorla kazanmayı başarmıştı. Rövanşta tam bir Fulham fırtınası vardı. Fakat ikinci maç gösterdi ki Juventus bırakın turu geçmeyi, o aşamada oynamayı bile hak etmeyen bir görüntü içinde. Takım organizasyonu adına hiçbir şey yok. Diego bir yetenek abidesi, her hareketi bunu belli ediyor. Fakat oyuna kendini veremediği ortada, bom boş pozisyonlarda arkadaşlarına pas vermediği veya veremediği birçok pozisyon oldu. Ondan esas istenen takımı yönetme görevini biraz bile yerine getiremedi.



Takımın kadro kalitesi de aslında pek de istenen düzeyde değil ama bunun başarısız sonuçlar ile birlikte fark edilmesi de ayrı bir nokta. Fulham maçı için söylemiyorum ama Grygera'nın yaptığı hatalar bini geçti ve onun hataları her maçın sonucuna etki eder cinsten. Şimdi Grygera'yı eleştiriyoruz fakat onun da yazın Barcelona'nın listesinde olduğu konuşuluyordu. Cannavaro için sezon başında iyi bir opsiyon olacağını belirtmiştim fakat oynadığı dönemlerde bu takım için şu haliyle ne kadar yetersiz olduğunu gösterdi. Oynadığı dönemler diyorum ama çok sayıda maçta da oynadı zaten. Ligde 16, Avrupa'da 5 maçta forma giydi. Yani Napoli'nin sezon başında ihtiyaç duymadığı Cannavaro, Juventus için önemli bir ihtiyaç konumundaymış. Felipe Melo isteneni verebilmiş değil. Aslında onun oyununda bir değişim yok, geçen sene ne ise yine o. Fakat onun da kendini takıma verebilme adına sorun yaşadığı ortada. Yani Juventus'ta tamamen bir hava sorunu var. Kulüp geçen senenin sonunda Ferrara ile bir hava yakalamıştı ve bu durum Ferrara'nın kulüp için iyi bir lider olabileceği izlenimini doğurmuştu. Bu sezonki Juventus için Ferrara da yetersiz kaldı.

Juventus'ta birçok şeyin halen değişmesi gerekiyor. Aslında direkt takım düzeni ile ilgili sorunlar var ve bunların aşılması adına uygun antrenör, uygun oyuncular ile takım ruhu yeniden harekete geçirilmeli. Bu sezon artık Juventus için bir anlamda bitti. En önemli mücadeleleri Şampiyonlar Ligi'ne katılmak. Şu anki performansları bunu da hak etmediklerini gösterir cinsten. Yeni antrenör, yeni oyuncular derken yeni stat da geliyor bu da onlar için ayrı bir hava yaratacaktır.

Biri çıksın artık
Inter son dönemdeki performansıyla şampiyonluğu vermek için elinden geleni yaptı. Savunması ile övülen Inter, son olarak 54. dakikada öne geçtiği bir karşılaşmada son 15 dakikada 3 gol yiyerek Catania'ya mağlup oldu. Milan ise Chievo karşısında zorlanmasına rağmen galip geldi fakat ümit vermiyorlar.

Sezon başında Juventus'un olmasını beklediğimiz noktada şimdi Roma var. Fakat onların şampiyonluk için yeterli olduklarını söylemek fazlasıyla yanlış olur. Juventus yok, Roma yetersiz, Inter kötü gidiyor her şey Milan için uygun. Milan'a bakınca da bu şampiyonluk isteğini göremiyoruz. Bir dönem yakaladıkları çıkış Inter maçı ile son bulmuştu ve o dönemden itibaren tam anlamıyla toparlanamadılar. Pato'nun oynayıp, oynamaması onlar için fazlasıyla belirleyici oluyor. Şimdi Seedorf'un dönmesi bile o orta sahanın hareketlenmesi adına ne kadar önem taşıyormuş gördük. Yine de Milan buna doğru dürüst sevinemeden Beckham'ın sakatlığı ie sarsıldı.

İtalya'da Inter'in rakibinin olmadığı bu tabloda ortaya çıkıyor. Inter kötü gitse dahi şampiyonluk adına en uygun düzene, en iyi kadroya sahip olan onlar. Şampiyonluk yolunda istedikleri zaman ritm arttırabileceklerini hissediyorsunuz. Umarım Inter saltanatı sona erer ama bu şartlarda pek muhtemel görünmüyor.

Yaş haddinden Milan'a
Genelde yaş haddi üst sınır olarak kullanılır ama Milan için alt sınır olarak kullanabiliriz bu tabiri. Milan'a 30 yaşından önce transfer olursan oynama şansın oldukça az. Avrupa'da Paris St. Germain, Nantes, Chievo gibi takımlarda forma giyen Yepes için tam 34 yaşına geldiğinde Avrupa'nın büyük kulüplerinden birinde oynama şansı doğdu. Mario Yepes'in kalitesinden şüphe etmek yersiz fakat Yepes bu yaşında Türkiye'de bir kulübe olsa ben de dahil olmak üzere bu transferi eleştirmekten bir hal olurduk. Ama Milan yılmıyor, politikasından ödün vermiyor ve yaşını dolduran oyunculara Milan'da oynayabilme şansını veriyor. Mario Yepes, Milan'ın listesindeymiş onu 34 yaşında almak ne kadar zor olabilir bilmiyorum! Şimdiden hayırlı olsun.


Başlık yok
Başlık koymuyorum çünkü bu konuyu açıklayacak bir başlık, bir ana kelime, cümle bulamıyorum. Bu aralar bayağı bir Messi'yi abartma sürecinden geçiyoruz. Sınırları zorluyoruz ama haklıyız. Gerçekten Messi için ben de diyecek laf bulamıyorum. 22 yaşında olmasına rağmen birçok insan o futbolu bıraktığında ne olacak diye düşünür hale geldi. Abartıyorum, abartacağım ve keşke böyle futbolcuların sayısı artsa da biz hangisini daha fazla abartabiliriz diye yarışsak. Messi bu performansıyla her türlü övgüyü hak ediyor.


Messi'nin yenisi bile çıkmış
Gördüğüm bir başlıkta Eden Hazard'ı "Geleceğin Messi'si'' olarak tanımlamışlar. Belki de yetenekleri açısından önemli bir oyuncu olabilir ama tanımlama biraz garip değil mi' Messi işte böyle bir noktaya geldi bizler için. Yani bildiğimiz Messi 22 yaşında, 50 yaşındaki Maradona'nın yenisi. Bildiğimiz Hazard 19 yaşında, 22 yaşındaki Messi'nin yenisi. Aralarında 3 yaş varken aradaki gelişim sürecinin Hazard için bu kadar kısaltılması garip. İlla kafayı takacak bir şey aramıyorum yetenek açısından bir değerlendirmedir belki zaten geleceğin Messi'si deniyor yani 22 yaşındaki Messi'ye, 27-28 yaşındaki bir Hazard benzetiliyor herhalde.  Çünkü Messi ile kıyaslarsak onun gibi olması için zamanı geldi de geçiyor. Ben de yeni bir isim atıyorum ortaya ve daha muhtemel bir benzetme aralarındaki farklar çok çok büyük değil. 17 yaşındaki oyuncu, şu an 19 yaşındaki Hazard'ın konumuna iki sene içinde gelebilir. Bir sonraki yazım da ondan bahsedeceğim.  "Geleceğin Hazard'ı: Maxime Lestienne''.

Seyircisiz derbi seyircileri
Yazılarımın sonunda Türkiye'den bir habere de değiniyorum genelde. Bu haftaki konu çok tartışılan Galatasaray'ın, Ankaragücü maçındaki olaydan dolayı aldığı ceza. Öncelikle orada yaşanan olayın cezasını kendi düştü, düşürüldü falan diye hesaplarla belirlemeye çalışmamız gerçekten büyük bir ayıp. Yaşanan olayın boyutu, durumu oldukça kötü.

Alınan ceza ile ilgili konuya gelirsek saha kapansaydı keşke diyenlerin sayısı oldukça fazla. Eğer yaşanan olay bunu gerektiriyorsa, uygulanması gerekir ve ben böyle düşünenlere tek bir söz söylemiyorum. Fakat sadece rakiplerinin seyircisiz oynamasının kendilerine bir avantaj sağlayacak olmasının taraftarı olanları hiç anlamış değilim. Dünyada derbimizle övünüyoruz, yere göğe sığdıramıyoruz ama taraftarlığımızın etkisiyle derbi seyircisiz oynansın diyebiliyoruz. Kimin sahasında olduğu önemli değil ama böyle bir maç ister Saracoğlu'nda olsun, ister Ali Sami Yen'de olsun bana göre kesinlikle seyirci ile oynanması gerekir. Durum her maç için böyle olmalı ama bu maçın seyirciye, seyircinin bu maça çok daha fazla ihtiyacı var.

Seyircili bir derbi isteyenlerdenim ama tekrar ediyorum uygulanması gereken kural saha kapatmayı ön görüyorsa bu da uygulanmalıdır. Böyle düşünenlere lafım yok fakat taraftarlıkları, fanatiklikleri, futbolseverliklerinin önüne geçmişleri pek fazla anlayamıyorum.
Tümü
 Reklam