Molde'nin Senegallileri

Diouf'un transferinde en büyük pay sahibi ismin Solskjaer olduğu söyleniyor.

SPORX AI BAKIŞI
calendar 17 Şubat 2010 18:46
Haber: Sporx.com Yazarlar
Molde'nin Senegallileri
Klavye okları ile sonraki ya da önceki habere geçebilirsiniz.
Sporx’i buradan Google’da işaretle, en özel haberlere ilk sen ulaş!
Yorum Yap Yorum Yap
Google News


Geçtiğimiz hafta Marbella'da düzenlenen Copa Del Sol maçlarında Norveç Ligi'nin iki önemli takımı Molde ve Rosenborg karşı karşıya gelmişti. Transfer konusunda Mame Biram Diouf'un, Manchester United'a transferi ile adı geçen Molde'nin, özellikle hücum hattındaki Senegallilerinin performansı beni bu yazıyı yazmaya teşvik etti. Molde, Christian Steen'in kendi kalesine attığı gol ile maçı 1-0 kaybetmesine rağmen hem oynadığı futbol, hem de kadro yapısı ile doğru yolda olduğunu bu hazırlık maçında da gösterdi.

Bundan önce Beveren'in, Fildişi Sahilli oyunculara yönelik transfer politikası ile ilgili bir inceleme yazmıştım. Molde'nin durumu biraz daha farklı. Afrika kıtasını hedef seçmek yönünden benzerlik taşıyan bu transfer politikasını Molde ölçülü bir şekilde uygulamakta. Beveren ise tamamen bu oyuncular için basamak halindeydi ve çok sayıda Fildişi Sahilli oyuncu kadroya katılmıştı. Molde'de Senegallilerin sayısı bu derece fazla değil. Üstelik Molde'nin transfer başarısı sadece ticari bir boyutta kalmamakta ve takım ligde de iyi bir tablo çizmekte. Molde geride bıraktığımız sezonu Rosenborg'un ardından ikinci sırada tamamlamayı başardı.

Mame Biram Diouf

Diouf, 2007'nin Ocak ayında ülkesi Senegal'in Dakar takımından Molde'ye transfer olmuştu. Oyuncu bunun öncesinde zaten Molde ile antrenmanlara çıkmış ve daha sonra takım kadrosuna katılmıştı. Diouf'un Molde ile sergilediği performans, onun birçok takımın transfer listesine girmesini sağlamıştı. Arsenal, Feyenoord gibi takımlar bu transferi bitirmezken 2009 yazında Manchester United oyuncuyu transfer ettiğini açıklamıştı. Fakat devam eden Norveç Ligi'nin tamamlanmasından sonra Diouf, Ocak transfer döneminde Manchester United kadrosuna dahil oldu.

Mame Biram Diouf'un transferinde en büyük pay sahibi ismin Ole Gunnar Solskjaer olduğu söyleniyor. Eski bir Molde oyuncusu olan ve bu takımdan Manchester United'a transfer olan Solskjaer şu an Manchester United'ın reserve takımının teknik direktörlüğünü yapmakta. Diouf yeni transfer olduğu Manchester United ile şu ana kadar 3 maça çıktı ve Burnley maçında da 1 gol atmayı başardı. Reserve takımda ise çıktığı 2 maçta 3 gol atmayı başardı.

Diouf kariyerindeki en önemli karşılaşmayı ise Molde forması ile Brann'a karşı oynamıştı. Genç oyuncu takımının 5-2 kazandığı karşılaşmada ilk 9 dakikada hat-trick yaparken, 27. dakikada da kendi adına 4. golü kaydetmişti. Genç oyuncu Senegal'in Kongo ile oynadığı hazırlık karşılaşmasında da ilk kez A milli takım forması giymeyi başardı.

Sıra Thioune'de

Molde'nin Diouf'tan sonra bir başka Senegallisi de Avrupa'nın önemli ekiplerinin takibinde. Orta sahada hücuma dönük oynayan Makhtar Thioune için özellikle Alman kulüpleri devrede. Makhtar Thioune, Kasım ayında sona eren Norveç Ligi'nde yılın oyuncusu olmayı da başardı. Gole dönük bir orta saha olmasının yanında takım arkadaşlarına da önemli pozisyonlar hazırlayan oyuncunun peşinde Hertha Berlin, Schalke 04, Hannover, Feyenoord gibi takımların olduğu belirtiliyor. Hatta ligde de çoğu maçta oyuncunun bu takımlar tarafından izlendiği bilinmekte. 23 yaşındaki oyuncu, Biram Diouf'un gitmesine rağmen kadroda kendisi dışında halen 3 Senegalli oyuncuyu bulunduran Molde'den henüz ayrılmak istemiyor.

Molde'nin diğer Senegalli oyuncularından da bahsetmek gerekirse bir diğer önemli isim de Pape Pate Diouf. Sona eren Norveç Ligi'nde oynadığı 28 karşılaşmada 11 gol atarken 4 de asist yapmayı başardı. Molde kadrosunda bir başka Diouf daha bulunmakta. Mame Mbar Diouf, Manchester United'a transfer olan Mame Biram Diouf'un kardeşi. Geçtiğimiz yaz kadroya katılan oyuncu henüz 18 yaşında. Ülkemizde Ankaraspor'a transfer olan daha sonra Ankaragücü kadrosunda da yer almış olan ve geçtiğimiz yaz Honefoss forması ile Norveç'e dönen Madiou Konate de eski bir Molde oyuncusu. Mame Biram Diouf ve Pape Pate Diouf ile aynı dönemde bu takımda forma giymişti.

Genelde potansiyeli olan oyuncuları Avrupa'ya getirme yoluna giden Molde, Ocak ayında kendini kanıtlamış bir Senegalli oyuncuyu da kadrosuna kattı. Auxerre tarafından keşfedilen daha sonra Randers, Al Ain, Odense gibi takımlarda forma giyen Baye Djiby Fall'ı geçtiğimiz Mart ayında 5 milyon avroya transfer olduğu Lokomotiv Moskova'dan kiraladı. Brondby'nin de transfer döneminde kiralamak istediği 24 yaşındaki oyuncunun yeni adresi Molde oldu.

Köşe bucak futbol notları…
Arjantin modeli mi' Asla!

Yayın ihalesi futbol gündemimize adeta damgasını vurdu. Artık herkes maç yayınları ile çok daha ilgili hale geldi ve de haklı olarak yayıncı kuruluştan da ödenen para dışında beklentiler oluşmaya başladı. Çünkü federasyona, kulüplere ödenen paradaki artışın sonuçta tüketiciye de yansıyacağı kesin. Talep etme hakkını bulan futbol seyircisinin en büyük derdi maç sırasındaki reklamlar. Ekranın küçülmesi veya maçın izlenmesine bir engel oluşturması reklamların yarattığı önemli sorunlar.

İhaleden aylar önce TRT'nin de ihaleye girmesi gündemdeydi. Arjantin'deki yayın krizine devletin el koyarak maçların devlet televizyonunda yayınlanmasının Türkiye için bir model olduğu söyleniyordu. Arjantin Ligi maçlarının çok sıkıcı olduğunu düşünen biri olduğumdan, bizim Türk kanallarında yayınlanmadığı sürece özellikle Arjantin'den bir maçı izlemeye çalışmam. Fakat oldu da geçen hafta River Plate – Rosario Central maçını izlemeye kalktım. Yayın Arjantin televizyonundan ve maç sırasında bir anda ekranı bir şey kapladı. Oyun durmuştu, ben ne olduğunu anlamaya çalışırken televizyonun bir sonraki yayın ile ilgili yaptığı reklamla karşılaştım. Ben ne reklamı olduğunu şaşkınlıktan anlayamadım. Maçın içinde ekran tamamen kapanıyor, ortada ne saha var, ne oyuncular, ne tribünler… Daha sonra tekrar aynısı oldu bir sonraki maçın reklamı çıktı. Bizde dizi reklamlarını sözle yapıyorlar diye kızanların başında geliyorum fakat maç içinde reklam arası gibi bir durumla ilk defa karşılaştım. İşte acaba özel bir televizyon bu yayınları yapmadığı takdirde bu kaçınılmaz bir durum oluyor herhalde. Bu duruma alışık olanlar ne var bunda diyebilir ama ben Arjantin Ligi'ni özetler dışında ve Türkiye'deki yayınları dışında özellikle izleyen biri değildim. Neticede durumu görünce de şaşırdım.

Kart nerede!

Bu aralar FIFA'yı muhatap almış gibi yazıp duruyorum. Geçen yazılarımda oyuncuların hakemi alkışlamasının ve düdükten sonra topa vurmanın sarı kart ile cezalandırılmasının oldukça ağır olduğunu düşündüğümü belirtmiştim. Şimdi ona buna kart çıkarılmasını ön gören FIFA kurallarına girmesini istediğim bir kural var.

Kuralı bir örnek üzerinden açıklayacağım. Geçtiğimiz pazartesi günü oynanan Colchester – Southend maçında Colchester 2-0 önde. 78. dakikada Colchester'da Odeyaji oyundan çıktı ve yerine forvet oyuncusu Steven Gillespie oyuna girdi. Adam bir forvet ama oynamanın açlığını falan hiç çekmiyor belli ki. Gole gidebileceği yerlerde bile topu alıyor, korner bayrağının oraya kadar gidip orada topu saklıyor. Aklınca zaman geçiriyor, futbolu bilenlerce profesyonelce davranıyor, taraftarca takımının galibiyeti için uğraşıyor… İşte ben futbolu izlemeye çalışan biri olarak tüm bu görüşlere karşıyım. Futbolcu demek futbol oynayan insandır. O futbol oynamak için orada, ben ise izlemek için ekran karşısında… Fakat daha önceden de her maçta olan bu zaman geçirme durumları artık can sıkıyor. Hele Gillespie'nin hocası da bu yeteneğinden dolayı onu oyuna aldı herhalde. Ceza sahası önünde topla buluşup korner bayrağına kadar sürmek, ceza sahasının önünden gole gitmekten daha zordur.

Sürekli futbolun akışını sağlamayı, güzel futbol seyrettirmeyi amaçladığı söylenen FIFA, duy sesimi bıktık artık. Ben de taraftarım ama takımımın böyle şeylere ihtiyacı olduğunu düşünmüyorum. Kasaplar gündemi var Türkiye'de. Alkış, topa vurma, kart isteme bunlara sarı kart oluyor zaten sert müdahalelerde falan sorun yok. İşte bence bu topla yapılan olay, futbolun akışını engelleyen olay da ortadan kaldırılmalı.

Spor öldürür!


Futbol notları desem de, futbol dışında bir konu var ki değinmeden geçemeyeceğim. Türkiye'de basında diğer spor dalları ile uğraşan kişi sayısı az. Diğer spor dalları derken futbol, basketbol, voleybol gibi dalların dışındakileri kastediyorum. Bu insanlar hep diğer sporlara insanların verdiği önemin azlığından şikayet ederler. Fakat genelde de bu işle uğraşanları da eleştirirler. Ben anlamam kızak sporundan falan ama Kış Olimpiyatları'nı az çok takip etmeye çalışan biri olarak yazmak istediklerim var.

21 yaşındaki bir insan, olimpiyat düzeyinde bir sporu icra ederken hayatını kaybediyor. Nedeni pist veya başka bir şey bilemem. Yine de kayakla atlama platformları konusunda olan şüphelerin, kızak pisti açısından da geçerli olduğu görüşündeyim. Ama bunu sporcunun hatasından kaynaklı bir durum olarak gösteren görüşlerden bahsediliyor. Yıllarca her aşamada spor teşvikinden konuşulur. Peki bir sporcunun hata sonucunda öldüğünü söylemek nasıl bir spora teşvik olabilir.

Nodar Kumaritaşvili'nin en çok korktuğu virajda ölümle buluşması bir hatanın sonucu deyip geçiştirilemez. Virajın durumu bir yana orada kocaman bir demir direk bulunuyor. Bunun tehlikesini bilmem için kızak sporunu bilmem gerekmiyor herhalde. Çok etkenli yarışmaları bir kenara bırakıyorum çünkü orada tek faktör siz değilsinizdir. Şimdi ben sporda hata yarış, yarışma, maç kaybettirir diye biliyordum ama görüşler gösteriyor ki sporda hata hayat kaybettirir!
Tümü
 Reklam