Barcelona artık en iyi değil mi?

Sporx.com yazarlarından Kaan Tunçbilek, Barcelona'nın son günlerde kötüye giden performansını sorguluyor.

SPORX AI BAKIŞI
calendar 26 Nisan 2012 01:27
Haber: Sporx.com Yazarlar, Fotoğraf: Sporx.com
Barcelona artık en iyi değil mi?
Klavye okları ile sonraki ya da önceki habere geçebilirsiniz.
Sporx’i buradan Google’da işaretle, en özel haberlere ilk sen ulaş!
Yorum Yap Yorum Yap
Google News


Önce La Liga, sonra Şampiyonlar Ligi. Üçüncü derecede önemli Copa Del Rey hariç, Barça için sezon sona erdi. Her zamankinden daha erken. 3 yıl boyunca dünyayı sarsan, futbola bambaşka bir boyut katan Barcelona yıldızları ilk kez Mayıs ayını TV başında geçirecek.

Peki Barça gerçekten artık en iyi değil mi? Bu soruya cevap verebilmek için önce en iyiyi tanımlamak gerekiyor:

Hala dünyanın en korkulan takımı mı? 540 milyon Avroluk Real ve 400 milyon Avroluk Chelsea kale önüne arsızca “otobüsü park ediyorsa” bu sorunun cevabı “evet”.

Hala dünyanın en iyi futbol oynayan takımı mı? Her 3 karşılaşmada da direklerden dönen topları, kaçan penaltıyı ve pozisyonları gözönüne aldığınızda ve Di Matteo ve Torres’in maç sonu görüşlerini dinlediğinizde cevap “evet”.

Hala dünyanın en kolay sonuca giden takımı mı? Gol atmak için harcanan efora bakarsanız cevap “hayır”.

Ancak, yukarıdaki cevaplar ne olursa olsun, yine de Barcelona geçtiğimiz yıldan daha kötü bir sezon geçiriyor. Peki ne oldu da efsane bu kez ayakta kalamadı?

1- Villa, namı diğer golcü forvet

Messi’nin 54 maçta 63 gol attığı bir sezonda (ve 25 asist), golcü eksiğinden bahsetmek komik gibi gelebilir. Ancak bu istatistik, oyun sıkıştığında Messi’nin yardıma ihtiyacı olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

Villa’nın kanatlardan kaleye doğru çapraz koşularla bulduğu pozisyonları, adam geçme becerisini ve uzaktan vuruşlarını hatırlayın. Mesela katı savunmaları aştığı Dünya Kupası’nı, mesela 2011 Şampiyonlar Ligi finalini. Hafta sonu Tello’nun kaçırdığı net pozisyonların bir de Villa’ya geldiğini hayal edin.

Alexis onun kadar yaratıcı ve bitirici bir oyuncu değil. Diğerleri de öyle. Barca, Dünya Kulüpler Kupası’nı kaldırırken, o gece aslında diğer kupaları kaldırma şansı da azalmıştı.

2- Yorgunluk

Böyle bir maç programına dayanabilecek kaç takım, kaç futbolcu var dünyada bilinmez. Ancak bu ufak tefek adamların üstüste bu kadar katı savunmayı açmak için sağlam bir enerjisi ve daha sağlam sinirleri olması gerekir.

Benim en çok dikkat ettiğim, Xavi’deki reaksiyon süresi. Özellikle dün gece, Alves’in hçbir kaçışını değerlendiremedi. Hep tereddütlü ve garantili paslarla oynamaya çalıştı. Oysa Barcelona’nın sisteminde için hızlı düşünmek ve hızlı oynamak çok şey demek.

Ayrıca Barca’da bu yorgunluğun diğer belirtileri, kaptırılan toplara eskisi kadar hızlı sıkıştırma yapamıyor olmaları ve topsuz oyunda geçen seneki kadar hareketli olmamaları.

Iniesta ve Messi’ye ayrı bir pencere açmak gerekiyor tabii. Onlar hala başka bir gezegenden.

3- Savunmadaki eksikler

Pique ve Abidal Barca için neden çok önemli? Basit. Çünkü savunmanın boy ortalamasını yükseltiyorlar. Havadan oynayan rakipler onlara karşı etkisiz kalıyor. Ayrıca savunma için en iyi alternatifler.

Kısacık Mascherano’nun Ronaldo ile hava topuna çıkmasının sonuçlarını hem 2010 Copa Del Rey finalinde hem de hafta sonu El Clasico’da gördük.

Pique’nin konsantrasyon eksikliği Guardiola’nın bu sezon en büyük sıkıntılarından biriydi. Dün gece Pique iyi başladı ancak başına aldığı darbe bütün planları bozdu. Sanırım önümüzdeki sezon, takıma uygun ve hava toplarında iyi bir yedek savunmacı bulmaya çalışacaklar.

4- Futbol sektörü

Futbol sektörünün giderek büyüdüğü bir dönemde Real, M.United, M.City, Bayern, Chelsea, Milan gibi büyük kulüplerin Barcelona’ya karşılık vermemesi sözkonusu bile değildi. Barca bu rakiplerin çoğunu geçerken kolay geçmesi, bu takımların seviyeyi yükseltmelerine yol açtı.

Özellikle Real, Mourinho ile olsun olmasın (Pellegrini’nin tek sezonunda 96 puan topladığını da unutmayalım), katı savunma yapsın yapmasın (Mourinho’nun oyunculara kızıp “ben taktik vermedim, bildikleri gibi oynadılar” gibi sözler sarfettiği ve Real’in hücum oynayarak Nou Camp’ta kupa rövanşını neredeyse kazanacağı günü unutmayalım) bir yerde yakalamalıydı Barca’yı. Barca’nın eksiklerinin olduğu ilk fırsatta da bunu başardılar.

5- Sistem ve uyum

Guardiola’nın sistemi Villa’nın sakatlığı ve Fabregas’ın gelişi sonrası değişikliğe uğradı. 3 sezondur 4-3-3 oynayan Guardiola, 3-4-3’e geçiş yaptı. Bunun en büyük nedeni, Villa’nın yokluğunu dolduracak oyuncu bulmaktansa Fabregas’a yer açarak daha fazla yeteneği sahada tutmak.

Ancak geçtiğimiz sezonlarda kanatlar, hücumcu bir bek ve forvetin kanadı tarafından 2 oyuncu ile kullanılırken, bu sezon tek kişiye kaldı. Özellikle Alves’in yalnız kalması kanat hücumlarını çok etkiledi. Rakiplerin sıfıra inerek geri çıkarılan toplara kolaylıkla önlem almasını sağladı.

Takımın bu sisteme henüz uyum sağlamadığı gerçek. Eksiklerle bu uyum daha da gecikti.

Bu noktada, Cruyff’un Dream Team’de uyguladığı 3-4-3’ü ile Guardiola’nınki arasındaki en büyük farkı atlamamak lazım: Ronald Koeman.

Cruyff, savunmanın göbeğinde oynayan Koeman’ı katı savunmalardan seken topları kaleye şutlaması için görevlendirmişti. Sözkonusu dünyanın en iyi şut çeken adamı olunca, bu sistem yıllarca mükemmel işlemişti.

Barca’da şut çekebilecek oyuncu kıtlığı ve şut denememesi katı savunmalar karşısında elini daha da güçsüzleştiriyor. Oysa 2011 Şampiyonlar Ligi finalinde ceza sahası dışından gelen 2

golü hatırlayın.

6- Şans…

Tüm bunlara karşın Barca ekmeğini taştan çıkarıp El Clasico’yu ve ŞL yarı finalini kazanabilirdi. Casillas’ın ve Cech’in olağanüstü kurtarışları, direklerden dönen toplar ve gençlerin tecrübesizliği olmasaydı.

Barcelona’nın seneye nasıl döneceği şu anda yönetimin elinde. Rosell, Laporta’nın yardımcısıyken bile hep hayal ettiği, iri oyunculardan kurulu bir takıma mı dönmek isteyecek (Messi o zaman olur muydu?) yoksa Guardiola’ya güvenip bu sistemin oturmasını mı bekleyecek?

Birinci seçeneği tercih ederse Guardiola kalacak mı? Benim düşüncem, Guardiola’nın bir sezon daha mevcut sistemi oturtarak yola devam edeceği.

Böyle olduğu taktirde, gençlerin tecrübe kazandığı ve Villa’nın güçlü döndüğü bir Barca’nın seneye gözlerimizi tekrar futbola doyuracağına eminim.

Tümü
 Reklam