Utangaç Rijkaard (!)

Nou Camp'ta 90 bin kişinin önünde de kulübeden çıkmıyordu Rijkaard...

SPORX AI BAKIŞI
calendar 22 Aralık 2009 10:19
Haber: Sporx.com Yazarlar
Utangaç Rijkaard (!)
Klavye okları ile sonraki ya da önceki habere geçebilirsiniz.
Sporx’i buradan Google’da işaretle, en özel haberlere ilk sen ulaş!
Yorum Yap Yorum Yap
Google News


Yıllardır yardımcı teknik adam olgusunu tartıştık, durduk.

Yardımcı teknik adamın görevlerini, sorumluluk alanlarını, yaptıklarını, yapması gerekenleri, duruşunu, saygınlığını ya da bilgi ve tecrübesini masaya yatırdık, yönetenlerin donanımlı bir ekipten oluşması gerektiğinin altını kalın kalın çizdik.

Fatih Terim'i suçladık sürekli, Sepp Piontek'i model göstererek. Müfit Erkasap'ın Terim'in karizması altında nasıl ezildiğini anlattık sürekli birbirimize...  Bazen Mustafa Denizli'den dem vurduk bazen Ersun Yanal'ın uzay üstünü andıran çalışma odasını doladık dilimize... Ortak nokta hep 'Tek Adam' oldu. Şimdi de Neeskens var, Frank Rijkaard'ın altında, yanında! Eleştiri yönümüz bir anda değişiverdi.

Sadece eleştirmek için eleştiren topluluk, Rijkaard'ın teknik direktörlük vazifesini ne denli yerine getirebildiğini sorgulamaya başladı. "Rijkaard neden kulübeden çıkmıyor, utanıyor mu yoksa!" yorumlarının yapıldığı bir ülkede yaşıyoruz... Düşünün artık, Rijkaard kimden, neden utanacak! Nou Camp'ta 90 bin kişinin önünde de kulübeden çıkmıyordu Rijkaard, yine ayaktaydı ya da oturuyordu.

Neeskens, zaman zaman yine kulübeden fırlıyordu; zaman zaman yine basın toplantısını kendisini yapıyordu. Barcelona'daki yöneten anlayışı ile Galatasaray arasındaki yöneten anlayışı arasında bir fark yok aslında... Aslında olması gereken de bu! Yardımcı teknik adam hissettirecek gücünü, kudretini. Tüm yükü birinci adamın sırtına yüklemeyecek, kazanırken de konuşacak, kaybederken de. Biz de zaten bunu istiyorduk. O yüzden eleştirmiyor muyduk Terim'i.

Şimdi istediklerimizi yapan birileri çıkınca da, beğenmiyoruz, hayal ettiğimiz organizasyonu gerçekleştirenleri eleştiriyoruz. İşte buradaki sorun, 'eleştiri' kavramı!  Neden yaptığımızı bilmiyoruz. Gerçi, Rijkaard'ın futbolu bilmediğini savunan mensupların bilirkişi ilan edildiği basın topluluğundan da fazlası beklenemezdi. Rijkaard'ı da kovduralım, sonra teknik ekip kavramının içini doldurmaya çalışalım. Aynen devam!..

Körelmiş köşe yazıları ya da varolan bir şeyi anlatan yazılarla değil de yazdığımız 'fikir yazılarının' biraz dışına çıkarak soru-cevap yöntemi ile Galatasaray odaklı bir çalışmayı sizlere yansıtalım. Sizden gelenleri, daha yalın bir dille cevaplayalım...

G.SARAY'IN İLK YARI PERFORMANSINI NASIL BULDUNUZ'
G.SARAY ÖNE ÇIKAN ZAAFLARINI NASIL KAPATMALI'


İlk yarının sonunda Galatasaray'ın beklentilerin çok uzağında kaldığını söylemek, hem acı hem de düşündürücü aslında. 'Galatasaray beklentilerin çok uzağında kaldıysa o zaman Rijkaard'da gönderilmeli' önermesinin biraz dışında sürüklersek kendimizi, var edilecek olan başarının bireysellikten uzak bir çalışmanın ürünü olabileceğini söyleyebiliriz.

Galatasaray, öncelikle en gerideki oyuncudan en ilerideki adama kadar bir bütün olmak zorunda. Rijkaard ve Neeskens öncelikle bunu başarmalı ve bu iki teknik adam da oynattığı sisteme uygun figürler kullanmalı!

Yıkılmaz duvarlardan vazgeçilmeli ve şayet Elano bu takım dengesini bozuyorsa, oynatılmamalı! -Real Madrid nasıl ki 36 milyon avro'ya aldığı Karim Benzema'yı oynatmıyorsa, Galatasaray'da Elano'yu pekala oynatmayabilir- Seri galibiyetler alan takım formasyonuna geri dönülmeli ve Elano'yu kazanmak için işleyen Galatasaray mekanizması bozulmamalı ya da o mekanizmanın içerisine Elano maksimum verim alacak bir şekilde monte edilmeli.  Sezon başından bu yana söylediğimiz gibi, Galatasaray'ın patlama gücü olan Keita nefes aldığı ölçüde soyunma odasındaki tahtaya herkesten önce yazılmalı.

'Meli, malı' ekli cümlelerden kendimizi biraz da olsa kurtarırsak; Galatasaray'ın ilk yarıdaki performans beklentilerin çok uzağında kaldı. Kadro kalitesi, teknik adam farkı ve fikstür avantajı ile Galatasaray'ın Fenerbahçe'ye Kadıköy'de kaybetmesine rağmen en az 3-4 puanlık bir farkla zirvedeki yerini alması gerekirdi. Sezonun ikinci yarısında Galatasaray'ın fikstürü Fenerbahçe'ye oranla oldukça sert....

GALATASARAY HANGİ MEVKİİLERE TRANSFER YAPMALI'


Real Madrid transfere 295 milyon avro harcadı, hala transfere ihtiyacı var. Buradan yola çıkarak Adnan Polat'ın "Hayat biter, transfer bitmez" sözünü katılmamak da elde değil aslında.

Sarı-kırmızılı takımın genel sorununun takım savunması olduğunu düşündüğümüzde, takımın direncini arttıracak, oyunu geriden yönetecek, zaman zaman agresif yapısıyla oyuncuları ateşleyecek 'bir orta saha' oyuncusuna ihtiyacı var.

Bu orta saha oyuncusu Mehmet Topal ve Mustafa Sarp ikilisinin toplama özelliklerini bünyesinde barındıracak, şütor, zeki ve bir o kadar da tecrübeli olmamalı. Bu oyuncuyu nereden bulacak Galatasaray derseniz, onun cevabını da bu ülke topraklarına Keita, Kewell ve Elano gibi üst düzey futbolcuları getiren Haldun Üstünel verecek.

Takımı yönlendirecek orta saha oyuncusunun yanı sıra bir değil iki de stoper lazım Galatasaray'a... Özgüveni amatör ruhuna zarar veren Servet ile her zaman sakatlık korkusu yaşayan Gökhan Zan Galatasaray'ı Avrupa'da istenen başarıya sürüklemez. İki stoper ihtiyacı devre arasında olmasa da sezon sonunda muhakkak giderilmeli. Bunun yanı sıra Galatasaray'ın santrfor ihtiyacı olduğu görüşüne de en azından 'kısa süreli de' olsa katılmıyorum.

Milan Baros'un ikinci yarı ile birlikte yeniden takıma döneceği, Nonda'nın iyi bir alterantif olduğu ve Kewell'in santrfor mevkiinde hiç de yabana atılamayacak bir performans sergilediğini düşündüğümüzde; Galatasaray'ın transfer bütçesini öncelikli olarak önlibero ve stoper mevkiine harcamasına fayda var.

LİGİN İLK YARISINDA GÖZE ÇARPAN OYUNCULAR KİMLERDİ'

Sezonun ilk yarısında Leo Franco tam bir hayal kırıklığı olarak dikkat çekti. Aykut ya da Ufuk Galatasaray'ın kalesinde olsaydı, oluşan tablonun Leo Franco'dan kötü olmayacağı yargısı sadece benim değil tüm Galatasaray taraftarının düşüncesi.

Galatasaray'ın savunmada yaşadığı sorunlar her ne kadar Leo Franco'nun performansını örtese de, iyi bir kaleci en azından bir maç kurtarmalı! Bu maç, Fenerbahçe maçı da olabilirdi, Ankaragücü maçı da. Ancak ben, Leo Franco'nun Galatasaray'a bir maç kazandırdığını görmedim. Aksine Fenerbahçe maçı Arjantinli file bekçisinin bir hediyesi olarak tarih yapraklarındaki yerini aldı.

Leo Franco'nun yanı sıra Hakan Balta da Galatasaray'ın beklenmedik bir şekilde yumuşak karnı olarak dikkat çekti. Bir futbolcu bir maç kötü oynayabilir, ki Hakan Balta'nın bunun için fazlasıyla kredisi var. Ancak o da savunma kaosuna kendisini kaptırdı ve sol koridoru adeta tramvay yoluna çevirdi.

Hakan, ilk yarı boyunca ne savunma da kendini gösterdi ne de hücumda... O, kendisine bir oyun alanı belirlemiş, 20 metreden oluşan; sanki orta saha çizgisini geçmeme cezası almış. Tabii bir de Aydın var. Galatasaray ona hiçbir genç oyuncusuna vermediği şansı verdi.  Aydın da tıpkı Mehmet Güven, Ferhat gibi Arda'nın açtığı yoldan yürüyemedi.

Pozitif anlamda en dikkat çeken oyuncu ise şüphesiz Sabri oldu. Kendisinden bekleneni bir adım öteye taşıyan genç-tecrübeli futbolcu, Rijkaard'ın oyun sistemi içerisinde Hakan Balta'nın yapamadıklarını yaparak Galatasaray hücum organizasyonlarına zenginlik kattı.

YENİ TRANSFERLERİN PERFORMANSINI NASIL BULDUNUZ'


Keita ve Mustafa Sarp şu ana kadar beklentileri karşıladı. Özellikle Keita sürati, teknik kapasitesi ve oyun zekası ile Galatasaray'ın patlama noktasını oluşturdu. Keita için tek sıkıntı, müthiş performansını maçın geneline yayamaması oldu.

Ancak herşeye rağmen 90 dakikanın her 10 dakikasında parlayan bir Keita bile, Galatasaray için büyük bir avantaj. Tabii bir de Mustafa Sarp var. Bedelsiz olarak Galatasaray kadrosuna katılan Mustafa, özellikle sezonun ilk 10 haftasında müthiş bir performans sergiledi.  Mücadeleden bir an olsun yılmayan tecrübeli futbolcu, Mehmet Topal'ın vasatı aşamayan performansına rağmen Galatasaray orta sahasını ayakta tutmaya çalıştı.

Hayal kırıklığı yarattığı iddia edilen Elano ise tam takıma ısınmaya başlamışken, ligin ilk yarısı sona erdi. Zaman ve motivasyon onun da ilacı olacak. Galatasaray taraftarı, Türkiye'nin en iyi futbolcusu olarak gösterilen Alex'in ilk geldiği dönemde Kadıköy'de 40 bin kişi tarafından yuhalandığını ve sayın Aziz Yıldırım'ın şeref tribününden ayağa kalkarak 40 bin kişiyi susturduğunu unutmayacak.  Biraz zaman, biraz moral ve oyuncunun istediği sosyal ortamı camia içerisinde yaratmak şart...

Caner Erkin ve Gökhan Zan ise 'olmasa da olur', cinsten transferler olarak aklıma yer etti. Gökhan'ın yaptığı işi iki Emre'den biri, Caner'in alternatif misyonunu da Volkan Yaman pekala üstlenebilirdi.

GALATASARAY, A.MADRİD'İ ELEYEBİLİR Mİ'

Atletico Madrid, ikinci torbadan gelebilecek en sert takımlardan biriydi. Ancak Atletico Madrid'in kanıra kanıra elediği Panathinaikos'tan 6 puan aldı Galatasaray, bu da kaderin bir cilvesi. İspanyol temsilcisi elenmeyecek bir takım mı' Kesinlikle hayır! Şubat ayına kadar birçok gelişme yaşanabilir.

Takımın en iyi oyuncusu Sergio Agüero, Chelsea'ye gidebilir, ki bu Chelsea için son şans. Önümüzdeki transfer döneminde transfer yapamayacak Londra temsilci. Bu yüzden, Agüero'da oldukça ısrarlılar. Bir oyuncunun takımdan ayrılması, Galatasaray'ın tur şansını arttırır mı' Söz konusu isim Agüero ise arttırır.

Galatasaray en az Atletico Madrid kadar bir takım! Aradaki konuşulduğu gibi büyük bir uçurum söz konusu değil. Uzun bir zaman var ve dengeler değişebilir. Galatasaray'ın Atletico Madrid eşleşmesi, Fenerbahçe-Lille eşleşmesinden daha içaçıcı aslında. G.Saray, Atletico Madrid'i elerse; UEFA Avrupa Ligi'nde yarı final oynar!..
Tümü
 Reklam