F.Bahçe / Dövüş Kulübü*

Son 1-2 senedir kolları olmayan Fenerbahçe kollarını, kanatlarını yeniden kazanmış gibi. Bardağın dolu tarafı bu ama bu kollar sürekli düşünülürse sıkıntı kapıda. Artık futbolda "defansif yönü olmayan oyuncular" kontenjanı birçok kritik maçın birçok kritik cevabı, sonucu...

SPORX AI BAKIŞI
calendar 24 Ağustos 2010 14:46
Haber: Sporx.com Yazarlar
F.Bahçe / Dövüş Kulübü*
Klavye okları ile sonraki ya da önceki habere geçebilirsiniz.
Sporx’i buradan Google’da işaretle, en özel haberlere ilk sen ulaş!
Yorum Yap Yorum Yap
Google News


- esatd@sporx.com -

Futbolun esasen göz kırptığı bu ilk dönemde sık sık yazmanın pek doğru olduğunu hiç düşünmemişimdir. Takımlar, hocaları, oyuncular yeni yeni sahnenin ortasına geliyor. Bir 90 dakikadan sonra dolan 3000 vuruşluk düşüncelere saygım var ama geçerliliği muamma.

Üç büyüklerdeki suya alışma dönemi olan bu süreçte şu an ufak tefek şeyler ise düşünebilir, söyleyebiliriz. Ortada fark edilmeyen bir yanılgı var. Bunu taraftarın görmesi mümkün değil, çünkü onun futbol tutkusunun en sıkı arkadaşı "hücum etmek", onun en çok sevdiği şey gol.

Futbol şansı yardım eder mi bilinmez ama Fenerbahçe'de Aykut Kocaman uzun sürecek gibi gözüken bir değişim treninde yol alıyor şu an. Bunu Trabzonspor maçında Alex de Souza ve Miroslav Stoch'un yedek kalmasıyla bağdaştırmayalım, çünkü çoğumuz bunu -rotasyon, çift forvet denemesi- olarak algıladık ama Kocaman maç sonu "PAOK maçına sakladım" dedi.

Pas konusunda Fenerbahçe'nin genetik bir avantajı var. Hangi hoca gelirse gelsin bu takım muhtemelen tempo yaptığında yarı sahada tam dikine olmasa da trafik anlamında en seri işleri yapabilen ekip olacak.

Fenerbahçe ve dolaylı olarak üç büyüklerdeki temel sıkıntı ise mekanik.


Nedir takım mekaniği? (TDK; Denge veya hareket kurallarıyla ilgili.) Futbol ileriye doğru oynanan, 22 kıllı adamın bir topun peşinden koşturduğu oyun gibi gözükse de nasıl ortaya bir dönemde modern matematik çıktıysa futbolda da son döneme bu futbol mekaniği çok kilit bir durum.

Bir takım ofansif ve defansif özellikleriyle, oyuncularıyla tam dengelenmiş olmak zorunda.

Maça göre kadrolar ve oyun düşünceleri değişebilir olsa da genel olarak standart bir mekanik tutturmalısınız. Oluşan yeni Fenerbahçe kadrosunun Aykut Kocaman'a uzun vadede "fiziki problemler" kadar yaratabileceği  sıkıntılardan biri de bu. Şükrü Saracoğlu'nda oynanacak bir Antalyaspor maçında düşünülmesi gerekmese de bazı maçlarda ilk 11'nizdeki "defansif özelliği olan / olmayan" oyuncu dengesi / sayısı düşünülmeli.

Sporx ofisinde oturup uzun uzun konuşurken "Beşiktaş bu sene bana kalırsa ligi dört bitirir" dediğimde acayip surat ifadeleri görüyorum, normaldir ama o da bundan. Beşiktaş da bunun farkında değil ve bizim ligimiz veya Avrupa'da size karşı oynayan her takım elinizde dokuz canlı futbol büyücüleri olsa da bu açığınızdan yararlanır, yararlanacaktır da (bkz: Istanbul BB)

Artık kadrolardaki "defansif yönü olmayan" oyuncu kontenjanı çok önemli. İlk 11'ler 1'i idare ederken bu rakam 3-4'lere çıkarsa o maç "güzel futbol" değil "halı saha maçına" döner. Bu -güzel futbol- olayına döneceğim ama Fenerbahçe'nin ideal 11'i üzerinden gidelim, defansif yönü olmayan oyuncular; Issier Dia, Özer Hurmacı (0.5), Miroslav Stoch, Alex de Souza, Andre (0.5)



(90 dakika içinde genelde dizilişlerin çok iç içe girip, çıktığının farkındayım)

Sizin lehinize oyunun boyu ileriye doğru uzasa da, rüzgar karşıdan estiğinde oyunun boyu tam tersi de gelişebilir. Futbolda kazanmak için düşüncelerinize tüm muhalif hareketleri katmalısınız. Aykut Kocaman'ın bu değerlendirmeyi yapmaya başlayacağını tahmin ediyorum. Ben de tabloda en saf futbolsever rejiminden soldakinden yanayım ama bazı maçlar ve bölümlerde bu duygusal rejimden kurtulup sağ tarafın daha doğru olduğuna kanaat getiriyorum.

Bu bağlamda Trabzonspor maçı için belirlenen 11 doğruya yakın bir seçimdi. Maçın ilk yarısındaki futbolun en aykırı anlarını hesaplamanıza olanak yok. Trabzonspor gibi iyi bir takım karşısında ilk yarı aleyhinizde gelişebilecek bütün şokları (kendi kalesine gol, rakibin ilk atağında ilk gol, duran toptan gol ve ara dakikaların kısalığı) yemenize karşın oyunu Fenerbahçe'nin bırakmaması ilerisi için çok iyi bir işaret. Oyunda dik durmak, uzun vadede sizin kalın ve sinirleri sağlam bir ekip olmanızı sağlayabilir.

Tabii bir o kadar da ikinci yarı Fenerbahçe defansının beş sene geriye gitmiş görüntüsü de Aykut Kocaman - Christoph Daum analizi yapılacaksa altı koyu koyu çizilerek söylenecek en belirgin şey olmalı. İşler tersine döndü ve bir uzun süreç bu şekilde ilerleyecek. Daum'un takımı gol konusunda sıkıntıydı, Kocaman'ın takımı gol atacak. Daum'un takımı defans olarak "öğrenmişti", Kocaman'ın takımı henüz 1.sınıfta. İki işi bir arada yapmak değil mi zaten esas mesele?

Aykut Kocaman'ın imzası öncesi "zamanı, biçimi, Kocaman'ın durumu, ortadaki ateş ve yeterlilik" konusunda başına bir bence koyarak "hayır" demiştim. Fakat bu ona koşulsuz, fanatik bir şekilde karşı olacağım, bu düşüncede olanların gibi her saniye "ahkam" keseceğim anlamına gelmiyor.

Fenerbahçe taraftarı imza öncesi umutluydu, benim öngörülerim tersti. Şimdi Fenerbahçe taraftarı doğal olarak sonuçların da etkisiyle bir hayli stresli gözüküyor.

Benim bu ilk dönemde izlediğim maçlarda skora bakmadan oyunun belli dilimindeki potansiyel ve takımın raya oturma sürecini düşündüğümde görüşlerim yavaş yavaş olsa da terse dönüyor. Özellikle Trabzonspor maçı bunun için önemli bir 90 dakikaydı. Elbette Fenerbahçe yönetimi, teknik ekibi de savunmadaki alternatiflerin ligi ve Avrupa'yı bir arada götürecek kalıpta olmadığının farkında, takviye yapılacaktır, yapılmak zorundadır, keza orta yuvarlak oyuncusu sıkıntısı da kapıda.

Transfer döneminin bittiği gün saat şunu sormalılar; "Ya bu sakatlanırsa..."

Fenerbahçe çok değil, bu süreçte biraz da skor şansını yanına alırsa ritmini bulacaktır. Sağınız ve solunuzdaki stresli taraftarı düşünmeye ve anlamaya itin. Şu an Kocaman çok uzun sürecek bir konferansta konuşmacı, önce anlamaya çalışıp, ardından yanlışları sorabiliriz.

* Meşhur Dövüş Kulübü filminden bir replik, kitaptan bir alıntı. Chuck Palahniuk der ki; "Ancak her şeyini kaybettikten sonra canının her istediğini yapmakta özgür olursun"

Fenerbahçe'de Aykut Kocaman'ın pozitif "yerli" ayrımcılığının ilerleyen dönemde daha da ortaya çıkması bir yana, veya teknik olarak yeteneği, ekibinin günümüzün tüm rekabet koşulları göz önüne alındığında tam "profesyonel" olup olmaması da. Kocaman şu sıralar bir şeyler kaybetmeden özgürlüğünü ilan edebiliyor, bu önemli. Kahramanlık yapma hevesinde, kanıtlama peşinde değil, düşünüyor ve en az yanlışla doğruya gitme peşinde. Bu gidiş de yolun hucümdan, defans değil, defansın ardından hucüm olması düşüncesindeyim. Bu takım golü zaten yapacak, ağırlığın verildiği nokta bu süreçte orta alan savunması ve geri dönüşler olmalı...

Yakın gelecekteki seçimleri çok önemli.
Yazanların değil, kendi seçimleri olmak zorunda.



MAMADOU NIANG

PAOK maçında beş dakikada kendini belli etmeyi başardı. Trabzonspor maçında da aynı şekilde devam etti. İmza töreninde geniş omuzları direkt dikkatimi çekmişti, Fransa'da izlediğimiz maçlarda Televizyon dezavantajıyla bunu farkedemiyorduk. Bu fiziki mücadelesi yüksek ligde Niang'ın fiziğiyle karşılaştıkça Güiza'nın kulaklarıyla uğraşılacağı kesin. En önemli yararı rakip savunmanın Fenerbahçe oyun kurarken yakın geçmişte sürekli orta alana yakın bir bölümde bozduğu sarı-lacivertli futbolcuları bu dertten kurtaracak. Çünkü ileride savunmanın ilgilenmek zorunda olduğu birisi var artık. Niang tamam, fakat yine kaçırdığımız bir durum var. Fenerbahçe gelecek yaz da forvet almak zorunda ve bu Aykut Kocaman'ın kafasındaki -gelecek-, -potansiyel- üzerine olmalı. Kimse şu an bunu düşünmüyor ama Fenerbahçe yönetimi bu SEFER çalışmalarını sezon sonuna doğru hızlandırıp yaz dönemi başında bitirmeli.

1-2 sene önceden 1-2 sene sonrayı düşünmek önemli...

GÜZEL FUTBOL NEDİR?

Bu konuda sizlerden de görüş bekliyorum. Ben mi futbol yaşlısı oldum böyle düşünüyorum son yıllarda kestiremiyorum. Hiç şuurumu kaybedemiyorum artık nedense. Nedir güzel futbol? İki takımın iki yarı alanda amiyane tabirle yardırıp gol pozisyonu üstüne gol pozisyonu bulması mı? En basit tanımı bu değil mi? Ve Trabzonspor - Fenerbahçe maçının heyecanı için tamam ama özellikle ikinci yarıda iki takımın sergilediği oyun için "güzel futbol" diyebilir miyiz? İspanya ve İngiltere'de özellikle tempolu futbol oynayan takımlar karşı takımın boşalttığı alandan değil, karşı takım oyuncuları bozarak bu işi gerçekleştiriyorlar. Yani yıkarak. Trabzonspor - Fenerbahçe maçının ikinci yarısında öyle bir futbol açığı vardı ki sahada, arka mahallede oluyor öyle şeyler. Mircea Lucescu kafasında gibi görünmüş olabilirim bu yazıda size ama futbolda defans, yapabilmek çok önemli. Inter'in Barcelona karşısında yaptığı inanılmaz şey de güzel futboldur aslında. Takımların, skorun ve oyunun bir bölümünde mecburen oluşa zaaflardan yararlanan takımların tempo yapması güzel futbol olmasın, rakip defansı zorlayan, yıkan tempo olmalı..

REKABET ORTAMI

Fenerbahçe'nin bu sene yaptığı transferler 7'den 77'e geçen sene herkesin gördüğü ve konuştuğu noktalar üzerine atışlar gibiydi. Transferlerin mevkii kapatmak kadar en büyük yararının ise takımda görülmeye başlanan rekabet ve motivasyon ortamı olduğu aşikar. Semih Şentürk bugünlerde twitter'a yeni adım atan oyunculardan ve yazdıklarıyla kendini nasıl motive ettiğini görebiliyoruz. Belki de Semih hiç bu kadar heyecanlı ve "amaç" dolu olmamıştı. Aynı şekilde orta sahada sağ ve sola gelen iki transfer iç orta saha oyuncuları Mehmet Topuz, Özer Hurmacı'ya bir başka sorumluluklar yüklemiş durumda. Fenerbahçe'de yakın gelecekte bu rekabet ortamından güzel bir meyva üretileceğini ve sürpriz formlar görebiliriz. Emre Belözoğlu'ndaki görülmeyen form düşüklüğü de başka bir nüans, dikkat...

Ya peki Miroslav Stoch? Hiç ondan bahsetmedik değil mi...
O kendini bir yazı haline getirmeye başladı bile.
Çünkü futbolu son dönemde olmasa da beğenilen Arda Turan'ın daha hızlısı...

Sevgiler,
Takip edin
http://twitter.com/esatdergi
Tümü
 Reklam