Perşembe günkü antrenmandan sonra basın mensuplarının sorularını cevaplayan Phil Jackson her zamanki sükûneti ve zeki esprileriyle kendinden ne kadar emin olduğunu yine gözler önüne serdi. Tam soyunma odasına gitmek üzereyken son bir soru soruldu:
"Bugünkü antrenmanın bu salonundaki son antrenmanınız olma ihtimalini aklından geçiriyor musunuz?"
Cevap açık ve net: "Tabii ki hayır, Salı günü görüşmek üzere". Ve sonra geri dönüp yoluna devam etti.
Ron Artest Barea'ya o saçma yumruğu atmadan birkaç dakika öncesinden beri aynı şeyi düşünüyorum. Phil Jackson'ın kariyerindeki son seri bu mu? Ne yani Zen Master'ın Staples'taki son maçı mıydı bu? Öyle muhteşem bir hocalık kariyeri ki son 20 yıldaki şampiyonlukların 11'inde onun imzası var. Eğer bu Staples'taki son maçıydıysa, çekirdekçi Staples burjuvazisi farkında olmadan yuhalayarak uğurlamış olacak kendisini. 11 yüzükten sonra elinde süpürgeyle mi güle güle diyeceğiz Phil Jackson'a? Cuma akşamı Mavs durumu 3-0'a getirirse, bu soruların cevaplarını serinin 4. maçının oynanacağı Pazar akşamı öğreneceğiz. Doğrusunu söylemek gerekirse Phil Jackson'ın vedasına daha hiç hazır değilim.
Her başlangıcın bir sonu vardır arkadaşlar. Biz istesek de istemesek de bu böyle. Nice efsanevi oyuncuların, efsanevi takımların performansları düşüşe geçti tarih boyunca. Bunu da aşarız elbet. Lakers'ın şampiyonluk serisinin, hanedanlığın bu bölümünün ve Phil Jackson'ın hocalık kariyeri hikayesinin sonunda nasip olan buymuş deriz, bağrımıza taş başar uğurlarız Montana'daki çiftliğine Zen Master'ı.

Lakers için çekirge bu sefer sıçramadı desek yeridir. Çekirgeden kastım "son iki yıl o yüzükleri tesadüfen kazandılar" demek değil. O yüzükleri kazanırken bile her sene rakibi yeterince ciddiye almadıkları seriler yaşadılar. Bu konudaki şanslarını hep zorladılar. Ama kendilerini toparladılar son yumruğu attılar. Her seferinde şanslarını biraz daha zorladılar. Her seferinde serileri kapatmak daha da zorlaştı. Geçen sene iki defa son saniye atışıyla kazandılar serileri. Biri Thunder serisinin son maçı, öteki de Suns'la oynanan Batı Finali'nin 5. maçı. Final serilerindeyse hep daha ciddilerdi ve mutlu sona ulaştılar. Diyorsunuz ki geçmişten gereken dersi alırlar. Ama almadılar. Rakiplerini ciddiye alsalardı Batı konferansı play-off'larında son iki sezon belki daha az maç kaybederlerdi. Sonuçta güçlü bir takımdır Lakers. Bir kadrosu daha efsanevi kadrolar arasındaki yerini almıştır. Onu tartışmıyorum. Ama şampiyon oldukları zaman final serisi öncesindeki seriler unutuldu gitti. Şampiyon olunmuştu ya nasıl olsa, ondan öncesinin ne önemi vardı ki? Bu sene de aynı alışkanlık devam etti. Bu sefer iyice çizmeyi astılar ve 2. maçta bir tokat daha yediler. Çoğunluk Lakers'in 2. maçı alıp takılacağını düşünüyordu. Ama öyle olmadı işte. Mavericks Lakers'a gereken dersi hem de hiç unutamayacağı şekilde veriyor. Süpürge kapıda.
Amacım diğer takımları küçümsemek değil. Sizden daha iyi olmayan takımlara o umudu verdiniz mi, onların ciğerlerini en baştan sökmediniz mi başınıza çorap örebilirler ve bundan cesaret alıp size yer bitirirler. Bir 2004 finali izledik. Seriden önce kamuoyu ve Lakers cephesi kendinden emindi. Final serisi formaliteydi artık. Eşek sudan gelinceye kadar dayak yediler Pistons'tan. Farkına vardıklarında çok geçti ve o Pistons 7'den 70'e herkesin beğenisini kazanarak eze eze kazandı şampiyonluğu.
Bugün aynı seriyi Mavs yaşatıyor Lakers'a. Barea'nın oyuncağı oldular 2. maçın sonlarında. Chandler tek başına pota altında terör estirdi. Dirk 2 maçta da tek bir hücum faul numarası yapmak zorunda kalmadı. Shawn Marion'a hücumda iş bile düşmedi. Mavs savunmasıyla dövdü Lakers'i. Gasol ki bence Hornets serisinde bundan daha kötüydü, Mavs'e karşı iki maça da iyi başlamasına rağmen eriyip gitti rakiplerine hücum ribauntlarını vererek. Tek tek yazmaya gerek yok, takım olarak savunmada dirençsiz, kimliksiz bir oyun oynadılar ilk iki maçta.
Serinin su an 2-0 Mavericks'in lehine olmasının yarısı Lakers'in dirençsiz, pejmürde ve inançsız oyunu (2. maçtaki yüzde 10'luk üçlük yüzdesi de bunun parçası), yarısı da Teksas şeriflerinin sert savunması ve hücumda müthiş top çevirmeleri. Her zaman galip gelen haklıdır ve daha iyi olan kazanır. Mavs de su ana kadar daha iyi gözüktüğü için kazanan takım olması da doğal. Mavs hakkında daha yazacağımız en az bir seri daha var.
Teknik detaylara çok fazla girmek istemiyorum. Zaten o anlamda yeterince irdeliyoruz takımları. Ayrıca, hem Phil Jackson'a hem de Kobe Bryant'a göre seri daha bitmedi. Maçtan sonraki basın toplantısında "Tarihi takımlar tarihi başarılara imza atarlar, bunu da aşacağız" dedi Kobe. Tarihte ev sahibi avantajına sahip olmasına rağmen evindeki ilk iki maçı kaybeden 20'ye yakın takımdan 3 tanesi ibreyi lehine çevirip seriyi kazandığına göre, Lakers bunu başaran 4. takım neden olmasın değil mi? Ama Mavs dünkü çocuk değil ki! Bu arada o dediğimiz 3 takımdan birisi hatta sonuncusu Mavs'di. 2005 play-offlarında Rockets serisinde Mavs ilk iki maçı Dallas'ta kaybettikten sonra seriyi 4-3 kazanmıştı. (Diğer iki takımdan biri 1994'ün heyecanlı Batı yarı final serisinde Suns'ı geçen Rockets't, sonra şampiyon oldular zaten, ilki de 1969'da konferans yarı finalinde San Francisco Warriors'i aynı şekilde geçen Lakers'mış). Başka takım olsa 2-0 öne geçmenin dayanılmaz hafifliğine kapılırdı belki. Mavs bu oyuna gelir mi ki? Mantığım Mavs bu seriyi aldı bile diyor. TNT'nin muzip yorumcularından Charles Barkley seri başlamadan önce Mavs'in seriyi kesinlikle kazanacağını iddia etmişti. Sanırım haklı çıkacak. Lakers bir geri dönüş yaşarsa bunu sadece Kobe'yle yapamaz. Kobe artık bir maçta 50 sayı atıp da gemisini kurtaracak yaşlarda ve fiziksel kapasitede değil. Demiyorum ki Kobe yaşlı. Alakası yok. O benim gözümde hala 1 numara. Ama sadece o yetmez. Takım olarak geri dönmeleri lazım. Neyse seri hangi maçta ne şekilde bitecek onu hep beraber göreceğiz.
Charles Barkley sözünü sakınmayan dobra bir analisttir ve beğenerek izlerim. Hafızası süper değildir ve kendini ti'ye alır. Olduğu gibi görünür, göründüğü gibi olur. Oysa şimdilerde Amerikan medyasına bakıyorum da, 2. maçtan sonra bazı analistler inanılmaz derecede bel altından vurmaya başladı bile Lakers'a. Sanki yurdumdaki bazı skor yazarlarının İngilizce versiyonlarını okuyor ve dinliyor gibiyim. İşi birkaç saatte o kadar ileri götürdüler ki, birden "Lakers zaten şampiyon olduğu sezonlarda bile idareten oynuyordu, rakibi yoktu" demeye getirenler bile var. Zamanında Kobe Bryant'ı acımasızca eleştirerek, her adımına hunharca nefretlerini kusmak suretiyle sofrasına ekmeğini koyanlar, son birkaç sezondur methiyelerin âlâsını yazmaya başlamışlardı takıma ve Kobe'ye. Ama takım seride 2-0 yenik duruma düşünce birden eskiyi hatırladılar. Son 3 yıldır final oynamış, son 2 yılı şampiyon bitirmiş takımın seyircisi bu başarıları unutup Staples'ta daha 3. çeyrekte takımını yuhalamaya başlamışken, birkaç usta kalem bel altından vurmuş çok mu? Amacım spor yazarlığımı unutup "spor medyası yazarlığı" yapmak değil, beni kimin ne yazdığı ilgilendirmiyor. İç geçiriyorum sadece, keşke insanoğlu eleştiride daha ölçülü, övgüde daha cömert olmayı becerebilse veya deneme taklidi yapsa diye.
Günün sonunda beylik laflar kullanıp Lakers'ı aşağılamaya, onların ne kadar zayıf olduklarını falan söylemeye hiç gerek yok. Her devrin bir sonu vardır ve hangi son güzeldir ki? Bu sonun yaklaştığını zaten görüyorduk. Her takım her sezon şampiyon olamaz. Tersi eşyanın tabiatına aykırı.
Bundan 3 sene önce, yani 2008'in Haziran'ında Celtics Lakers'ı 6. maçın sonunda 39 sayı farkla yenip şampiyonluğa uzandığında arkadaşlarıma "Lakers'ın tek eksiği böyle bir dersti, kalıbımı basarım bundan sonraki 3 seneyi de Lakers kazanacak" demiştim. O zamanlar o derece emindim Lakers'ın üçleme yapacağından. Geçen iki sezon bu söylemimde çuvallamak üzere olduğum maçlar ve anlar yaşattı Lakers ama 2 sezonda da mutlu sonu alnının akıyla gördü. Bu sezonsa gerçekten çuvallamak üzereler. Sağlık olsun!
Phil Jackson'a yaşattığı tüm güzellikler, ekran karşısında sayesinde akıttığımız mutluluk gözyaşları, sükûneti ve örnek liderliğinden dolayı teşekkür ederim. NBA'in gelmiş geçmiş en başarılı hocasına 20 yılı aşkın bir süredir tanıklık ettiğim için kendimi çok şanslı hissediyorum. Bulls'ta efsane oldu, Lakers'ta efsane devam etti. Gün geldi kendisine veryansın ettim ekran başında kit basketbol bilgimle, gün geldi bilgeliğinden kendime hayat dersleri çıkardım. Yazdığı tüm kitapları tekrar tekrar okuyup basketbolun kutsalları arasına koydum. Kütüphanemin hep en üst köşesinde bulundurdum hepsini. Böyle bir hoca 50 yılda bir geliyor huzurlara.
Bizler istediğimiz kadar geçmişin efsane oyuncularıyla bugünün ve yarınların efsane oyuncularını karsılaştıraduralım, Michael Jordan'la Kobe Bryant'ın başarılarından bahsedelim, Phil Jackson olmasaydı ikisi de bu kadar büyük başarılara imza atamazlardı. Biri takmış 6 tane, öteki takmış 5 tane yüzük. Phil Jackson olmasaydı yüzüksüz dolanırlardı büzük büzük.
Demiştin "bu sezon sezonum" diye. Yani anı olmadı gidişin. Ama vedana hazır değilmişim meğer. Bu hikayenin Hollywood filmlerini andıran bir şekilde sonlanmasını tercih ederdim. Sezon başlarken, 12. yüzüğünü Staples'ta kazandığın anı, salon mor – sarı konfeti yağmuruna tutulmuşken, kafanda romen rakamıyla 12 yazan sarı şapkanı takmış oyuncularına sarılırken ve en sonunda mikrofonu eline alıp teşekkür ederken gözlerinin kırışacağı, ekran başında o renklere ve sen Zen Master'a gönül vermiş bizlerin nemlenmiş yanaklarını hayal ediyordum. Nasip değilmiş be hocam!
Hoşça kal Phil Jackson! Hoşça kal saha kenarındaki yüksek tabureden parkeleri süzen gözlüklü adam! Yalnızlık da bir yerdir; gidilmeli ara sıra. Hani der ya şarkıda, gerçekten de bu garip bir veda oldu… Ama söylenecek söz yok, gidiyorsun sen. Hoşça kal…
"Bugünkü antrenmanın bu salonundaki son antrenmanınız olma ihtimalini aklından geçiriyor musunuz?"
Cevap açık ve net: "Tabii ki hayır, Salı günü görüşmek üzere". Ve sonra geri dönüp yoluna devam etti.
Ron Artest Barea'ya o saçma yumruğu atmadan birkaç dakika öncesinden beri aynı şeyi düşünüyorum. Phil Jackson'ın kariyerindeki son seri bu mu? Ne yani Zen Master'ın Staples'taki son maçı mıydı bu? Öyle muhteşem bir hocalık kariyeri ki son 20 yıldaki şampiyonlukların 11'inde onun imzası var. Eğer bu Staples'taki son maçıydıysa, çekirdekçi Staples burjuvazisi farkında olmadan yuhalayarak uğurlamış olacak kendisini. 11 yüzükten sonra elinde süpürgeyle mi güle güle diyeceğiz Phil Jackson'a? Cuma akşamı Mavs durumu 3-0'a getirirse, bu soruların cevaplarını serinin 4. maçının oynanacağı Pazar akşamı öğreneceğiz. Doğrusunu söylemek gerekirse Phil Jackson'ın vedasına daha hiç hazır değilim.
Her başlangıcın bir sonu vardır arkadaşlar. Biz istesek de istemesek de bu böyle. Nice efsanevi oyuncuların, efsanevi takımların performansları düşüşe geçti tarih boyunca. Bunu da aşarız elbet. Lakers'ın şampiyonluk serisinin, hanedanlığın bu bölümünün ve Phil Jackson'ın hocalık kariyeri hikayesinin sonunda nasip olan buymuş deriz, bağrımıza taş başar uğurlarız Montana'daki çiftliğine Zen Master'ı.

Lakers için çekirge bu sefer sıçramadı desek yeridir. Çekirgeden kastım "son iki yıl o yüzükleri tesadüfen kazandılar" demek değil. O yüzükleri kazanırken bile her sene rakibi yeterince ciddiye almadıkları seriler yaşadılar. Bu konudaki şanslarını hep zorladılar. Ama kendilerini toparladılar son yumruğu attılar. Her seferinde şanslarını biraz daha zorladılar. Her seferinde serileri kapatmak daha da zorlaştı. Geçen sene iki defa son saniye atışıyla kazandılar serileri. Biri Thunder serisinin son maçı, öteki de Suns'la oynanan Batı Finali'nin 5. maçı. Final serilerindeyse hep daha ciddilerdi ve mutlu sona ulaştılar. Diyorsunuz ki geçmişten gereken dersi alırlar. Ama almadılar. Rakiplerini ciddiye alsalardı Batı konferansı play-off'larında son iki sezon belki daha az maç kaybederlerdi. Sonuçta güçlü bir takımdır Lakers. Bir kadrosu daha efsanevi kadrolar arasındaki yerini almıştır. Onu tartışmıyorum. Ama şampiyon oldukları zaman final serisi öncesindeki seriler unutuldu gitti. Şampiyon olunmuştu ya nasıl olsa, ondan öncesinin ne önemi vardı ki? Bu sene de aynı alışkanlık devam etti. Bu sefer iyice çizmeyi astılar ve 2. maçta bir tokat daha yediler. Çoğunluk Lakers'in 2. maçı alıp takılacağını düşünüyordu. Ama öyle olmadı işte. Mavericks Lakers'a gereken dersi hem de hiç unutamayacağı şekilde veriyor. Süpürge kapıda.
Amacım diğer takımları küçümsemek değil. Sizden daha iyi olmayan takımlara o umudu verdiniz mi, onların ciğerlerini en baştan sökmediniz mi başınıza çorap örebilirler ve bundan cesaret alıp size yer bitirirler. Bir 2004 finali izledik. Seriden önce kamuoyu ve Lakers cephesi kendinden emindi. Final serisi formaliteydi artık. Eşek sudan gelinceye kadar dayak yediler Pistons'tan. Farkına vardıklarında çok geçti ve o Pistons 7'den 70'e herkesin beğenisini kazanarak eze eze kazandı şampiyonluğu.
Bugün aynı seriyi Mavs yaşatıyor Lakers'a. Barea'nın oyuncağı oldular 2. maçın sonlarında. Chandler tek başına pota altında terör estirdi. Dirk 2 maçta da tek bir hücum faul numarası yapmak zorunda kalmadı. Shawn Marion'a hücumda iş bile düşmedi. Mavs savunmasıyla dövdü Lakers'i. Gasol ki bence Hornets serisinde bundan daha kötüydü, Mavs'e karşı iki maça da iyi başlamasına rağmen eriyip gitti rakiplerine hücum ribauntlarını vererek. Tek tek yazmaya gerek yok, takım olarak savunmada dirençsiz, kimliksiz bir oyun oynadılar ilk iki maçta.
Serinin su an 2-0 Mavericks'in lehine olmasının yarısı Lakers'in dirençsiz, pejmürde ve inançsız oyunu (2. maçtaki yüzde 10'luk üçlük yüzdesi de bunun parçası), yarısı da Teksas şeriflerinin sert savunması ve hücumda müthiş top çevirmeleri. Her zaman galip gelen haklıdır ve daha iyi olan kazanır. Mavs de su ana kadar daha iyi gözüktüğü için kazanan takım olması da doğal. Mavs hakkında daha yazacağımız en az bir seri daha var.
Teknik detaylara çok fazla girmek istemiyorum. Zaten o anlamda yeterince irdeliyoruz takımları. Ayrıca, hem Phil Jackson'a hem de Kobe Bryant'a göre seri daha bitmedi. Maçtan sonraki basın toplantısında "Tarihi takımlar tarihi başarılara imza atarlar, bunu da aşacağız" dedi Kobe. Tarihte ev sahibi avantajına sahip olmasına rağmen evindeki ilk iki maçı kaybeden 20'ye yakın takımdan 3 tanesi ibreyi lehine çevirip seriyi kazandığına göre, Lakers bunu başaran 4. takım neden olmasın değil mi? Ama Mavs dünkü çocuk değil ki! Bu arada o dediğimiz 3 takımdan birisi hatta sonuncusu Mavs'di. 2005 play-offlarında Rockets serisinde Mavs ilk iki maçı Dallas'ta kaybettikten sonra seriyi 4-3 kazanmıştı. (Diğer iki takımdan biri 1994'ün heyecanlı Batı yarı final serisinde Suns'ı geçen Rockets't, sonra şampiyon oldular zaten, ilki de 1969'da konferans yarı finalinde San Francisco Warriors'i aynı şekilde geçen Lakers'mış). Başka takım olsa 2-0 öne geçmenin dayanılmaz hafifliğine kapılırdı belki. Mavs bu oyuna gelir mi ki? Mantığım Mavs bu seriyi aldı bile diyor. TNT'nin muzip yorumcularından Charles Barkley seri başlamadan önce Mavs'in seriyi kesinlikle kazanacağını iddia etmişti. Sanırım haklı çıkacak. Lakers bir geri dönüş yaşarsa bunu sadece Kobe'yle yapamaz. Kobe artık bir maçta 50 sayı atıp da gemisini kurtaracak yaşlarda ve fiziksel kapasitede değil. Demiyorum ki Kobe yaşlı. Alakası yok. O benim gözümde hala 1 numara. Ama sadece o yetmez. Takım olarak geri dönmeleri lazım. Neyse seri hangi maçta ne şekilde bitecek onu hep beraber göreceğiz.
Charles Barkley sözünü sakınmayan dobra bir analisttir ve beğenerek izlerim. Hafızası süper değildir ve kendini ti'ye alır. Olduğu gibi görünür, göründüğü gibi olur. Oysa şimdilerde Amerikan medyasına bakıyorum da, 2. maçtan sonra bazı analistler inanılmaz derecede bel altından vurmaya başladı bile Lakers'a. Sanki yurdumdaki bazı skor yazarlarının İngilizce versiyonlarını okuyor ve dinliyor gibiyim. İşi birkaç saatte o kadar ileri götürdüler ki, birden "Lakers zaten şampiyon olduğu sezonlarda bile idareten oynuyordu, rakibi yoktu" demeye getirenler bile var. Zamanında Kobe Bryant'ı acımasızca eleştirerek, her adımına hunharca nefretlerini kusmak suretiyle sofrasına ekmeğini koyanlar, son birkaç sezondur methiyelerin âlâsını yazmaya başlamışlardı takıma ve Kobe'ye. Ama takım seride 2-0 yenik duruma düşünce birden eskiyi hatırladılar. Son 3 yıldır final oynamış, son 2 yılı şampiyon bitirmiş takımın seyircisi bu başarıları unutup Staples'ta daha 3. çeyrekte takımını yuhalamaya başlamışken, birkaç usta kalem bel altından vurmuş çok mu? Amacım spor yazarlığımı unutup "spor medyası yazarlığı" yapmak değil, beni kimin ne yazdığı ilgilendirmiyor. İç geçiriyorum sadece, keşke insanoğlu eleştiride daha ölçülü, övgüde daha cömert olmayı becerebilse veya deneme taklidi yapsa diye.
Günün sonunda beylik laflar kullanıp Lakers'ı aşağılamaya, onların ne kadar zayıf olduklarını falan söylemeye hiç gerek yok. Her devrin bir sonu vardır ve hangi son güzeldir ki? Bu sonun yaklaştığını zaten görüyorduk. Her takım her sezon şampiyon olamaz. Tersi eşyanın tabiatına aykırı.
Bundan 3 sene önce, yani 2008'in Haziran'ında Celtics Lakers'ı 6. maçın sonunda 39 sayı farkla yenip şampiyonluğa uzandığında arkadaşlarıma "Lakers'ın tek eksiği böyle bir dersti, kalıbımı basarım bundan sonraki 3 seneyi de Lakers kazanacak" demiştim. O zamanlar o derece emindim Lakers'ın üçleme yapacağından. Geçen iki sezon bu söylemimde çuvallamak üzere olduğum maçlar ve anlar yaşattı Lakers ama 2 sezonda da mutlu sonu alnının akıyla gördü. Bu sezonsa gerçekten çuvallamak üzereler. Sağlık olsun!
Phil Jackson'a yaşattığı tüm güzellikler, ekran karşısında sayesinde akıttığımız mutluluk gözyaşları, sükûneti ve örnek liderliğinden dolayı teşekkür ederim. NBA'in gelmiş geçmiş en başarılı hocasına 20 yılı aşkın bir süredir tanıklık ettiğim için kendimi çok şanslı hissediyorum. Bulls'ta efsane oldu, Lakers'ta efsane devam etti. Gün geldi kendisine veryansın ettim ekran başında kit basketbol bilgimle, gün geldi bilgeliğinden kendime hayat dersleri çıkardım. Yazdığı tüm kitapları tekrar tekrar okuyup basketbolun kutsalları arasına koydum. Kütüphanemin hep en üst köşesinde bulundurdum hepsini. Böyle bir hoca 50 yılda bir geliyor huzurlara.
Bizler istediğimiz kadar geçmişin efsane oyuncularıyla bugünün ve yarınların efsane oyuncularını karsılaştıraduralım, Michael Jordan'la Kobe Bryant'ın başarılarından bahsedelim, Phil Jackson olmasaydı ikisi de bu kadar büyük başarılara imza atamazlardı. Biri takmış 6 tane, öteki takmış 5 tane yüzük. Phil Jackson olmasaydı yüzüksüz dolanırlardı büzük büzük.
Demiştin "bu sezon sezonum" diye. Yani anı olmadı gidişin. Ama vedana hazır değilmişim meğer. Bu hikayenin Hollywood filmlerini andıran bir şekilde sonlanmasını tercih ederdim. Sezon başlarken, 12. yüzüğünü Staples'ta kazandığın anı, salon mor – sarı konfeti yağmuruna tutulmuşken, kafanda romen rakamıyla 12 yazan sarı şapkanı takmış oyuncularına sarılırken ve en sonunda mikrofonu eline alıp teşekkür ederken gözlerinin kırışacağı, ekran başında o renklere ve sen Zen Master'a gönül vermiş bizlerin nemlenmiş yanaklarını hayal ediyordum. Nasip değilmiş be hocam!
Hoşça kal Phil Jackson! Hoşça kal saha kenarındaki yüksek tabureden parkeleri süzen gözlüklü adam! Yalnızlık da bir yerdir; gidilmeli ara sıra. Hani der ya şarkıda, gerçekten de bu garip bir veda oldu… Ama söylenecek söz yok, gidiyorsun sen. Hoşça kal…





















