Ağustos böceği ve karınca hikayesini mi anlatsam, tavşanla kaplumbağanın yarısını mi örnek versem bilemedim. Her iki hikaye de aynı mesajı veriyor. Ağustos böceği ve tavşanın karınca ve kaplumbağadan daha yetenekli olmalarına rağmen karıncayla kaplumbağa günün sonunda disiplin ve sabırla doğru bildikleri yolda ilerleyip amaçlarına ulaşırlar. Bu hikayelerde kaybedenler yeteneği ama lakayitliği, kazananlarsa disiplin ve kararlılığı temsil ederler.
Konferans yarı finallerinin 4’ü de karıncaların ve kaplumbağaların zaferiyle başladı. Serilerin sonunda karıncalar illa kazanan tarafta olamayabilirler ama ilk maçlar için bu benzetmeyi yaparsak yanılmış olmayız. Geçen sene konferans yarı finalleri pek bir renksiz geçmişti. Biz konferans yarı final serileri kanlı bıçaklı geçecek derken 4 serinin 3 tanesi süpürgeyle bitince Celtics-Cavs serisinin bitimini dört gözle beklemiştik. Bu seneyse ilk maçlara baktığımızda ilk turdaki heyecanın üstüne eklenecek çok zevkli 4 seri bizleri bekliyor.
Matadorun kılıcı mı Boğa’nın boynuzu mu?
Bulls’a ağustos böceği yaftası yapıştırmak haksızlık olur. Bu etiketi hak eden başka takımlar var. Serinin ağustos böceği ise Hawks’ı kaale almayan bizleriz orası kesin. Nasıl desem, amiyane tabiriyle kapak oldu adeta. İyi de oldu. Zaten işin zevki burada. Hawks serinin tartışmasız karıncası. Hatta Doğu’nun en karınca takımı. Miyatlarını doldurdular derken, akordu bozuk Orlando’yu 6 maçta saf dışı bırakmaları gerçekten takdire şayandı. Orlando demişken Rashard Lewis’e etmedik lâfı bırakmadık zamanında ama Jason Richardson’ın seri boyunca yokları oynaması Orlando’nun en temel eksiğiydi. Geçen sene ilk turda Bucks’ı 7. maçın sonlarında zar zor eleyip yorulan Hawks’ın Orlando serisinde oynayacak takatı kalmamıştı ve süpürülmüşlerdi. Bu seneyse Hawks gerçekten takım olarak daha faklı bir havada oynadı Orlando serisini. Belli ki o serinin gazıyla Bulls’u da kestirmişler gözlerine.
Bulls’a gelince. Açıkçası Pacers’ın işini 5 maçta görmelerine rağmen ilk turda şampiyon olabilecek bir takım havası vermediler bana. O seri pekala 7 maça gidebilirdi ve hep MVP Rose çıktı sahneye. Serinin skoru tamamen yanıltıcıydı. Pacers’dan daha dişli bir rakiple karşılaşacaklarında zorlanacaklarını düşünüyordum. Bulls test edilmiş bir takım değil. Bulls’un finale çıkmasını şahsen istememe rağmen şampiyonluk şarkıları söylemeleri için erken. Büyük başarılar büyük hayal kırıklıklarından sonra gelir. Nasıl ki Jordan, Kobe, Shaq, Celtics’in üçlüsü gibi adamlar o hayal kırıklıklarından öğrendikten sonra o başarılara imza attılar, Rose’un da başarısızlıklardan öğreneceği seriler geride bırakması gerekiyor. Çaylakken Celtics’e karşı efsanevi seride yaşadığı hayal kırıklığı olsa da, o zaman o seriyi kazanmaları beklenmiyordu. Bu sözleri 2 sene önce Lebron için yazmıştım aynı köşede. Lebron temelinde, nedenleri ne olursa olsun o başarısızlıkları bulunduran kişi olarak, su an o başarıları yaşamak için kafaca hazır. Benzer bir dönemi Rose da yaşamalı. Bu konuya play-oflar boyunca birkaç defa daha değineceğiz.

Serinin ilk maçını izleyemedim. O yüzden skor yazarlığı yapmayayım. Bizim buralarda hortum üstüne hortumlar yaşandı, bölgece yüzlerce kişi Hakkın rahmetine kavuştu. Dolayısıyla hortum uyarısı sirenleri altında telefondan maç skoru takip etmekten başka birşey gelmedi elimden. Seri öncesindeki temel beklentim Bulls’un seriyi 4-2 alacağı yönündeydi zira Bulls ilk turda şampiyonluk için erken bir takım görüntüsü verse de Orlando serisinin cezalandırıclarından Hinrich’in sakatlanması Bulls için önemli bir avantaj olacaktı. İlk maçta kazın ayağı öyle olmadı ve Hinrich oynamamasına rağmen Hawks Boğalar'ı dize getirdi. Skor tabelasından baktığım kadarıyla Joe Johnson ve gözde yedek Jamal Crawford bu çetin boğa güreşinin ilk ayağında kılıcı boğanın boynuna saplayan iki matador olmuşlar. Zevkli bir seri olacak. Horford-Noah eşleşmesinden kemik sesleri gelir.
Bu arada Pacers serisinde ayak bileğinden sakatlık yaşayan Rose’un ilk maçın bitimine 6 saniye kala aynı ayağını tekrar burkmasi serinin gidişatını doğrudan etkileyebilir. Mühim birşeyi yokmuş diyorlar. Seri gerçekten uzun olacak ama Bulls Pacers serisindeki ritmle oynarsa sürpriz bir şekilde erken de bitebilir. Şu saatten sonra Bulls’un 6 maçta bitireceğini söylemek mümkünse de bu iş ciddiye binecek. Rose’un sakatlığı daha da ciddi bir hal almazsa Bulls 4-3 alır diyorum.
Kuru sıcak yoncaların en önemli düşmanıdır
Yoncayı çok kurutursanız fazla yaşayamaz. Hele bir de küsküt otu sararsa yonca iyice zayıf düşer ve vaktinden önce solar. Celtics ilk turu zorlanmadan geçince fazla dinlendi ve üstüne de Miami’nin sıcağını yiyince ilk maçta sararıp soldu. Wade ise küsküt otu gibi sağdan soldan sardı Celtics savunmasını. Bu otların temizlenmesini sağlayacak ve yoncayı sulayacak en önemli faktör de Rondo’dur.
Doğu’da şu ana kadar finale çıkma emaresini en çok gösteren takım Heat olarak gözüme çarpıyor. Deneyim yenilen kazıkların bileşkesidir hesabı oynayan bir Lebron, ayrıca bu seviyede 5 sene önce oynamış son çeyreklerin adamı Wade varken Celtics’in işi gerçekten zor. imkansız olmadığını zaten biliyoruz özellikle geçen seneden dolayı. Ama bu sefer Lebron’un son çeyreklerde acizleri oynayacağı bir durum yok. Çünkü takım arkadaşı, Lebron’dan daha mangal yürekli. Bir Wade faktörü var. Onun varlığı Lebron’un da daha iyi oynamasını sağlayıp üzerindeki baskıyı alacaktır. Sezon içinde oynadıkları maçlarda Celtics 3-1 üstünlük sagladiysa da üzerinden çok zaman ve bir takas sezonu geçti.
İlk maçı yine hortum uyarılarından dolayı evin sığınağında telefondan takip edebildim. Geniş özetlerinden anladığım kadarıyla Bosh-Garnett eşleşmesi nötr vaziyette. Wade ve Lebron faktörüne karşılık Allen ve Pierce faktörleri var. İlk maçta X faktör Rondo’nun etkisizliği olmuş durumda. Çünkü Celtics Rondo’nun götürebildiği kadar gidecek bir takım. Rondo oyununu oynayabilirse Celtics de oynar. Rondo Bibby’nin savunması karşısında gerçekten yok olmuş. 5 top kaybı, sadece 7 asist, 8 sayı. Celtics’in kaybettiği herhangi bir maçı izlemediyseniz, önce bakmanız gereken istatistik Rondo’nun istatistikleridir. O rakamların kötü olması, eğer Celtics mağlup geldiyse, bu mağlubiyetin birinci nedenidir. Rondo en azından istatistiki olarak bundan daha kötü olamaz veya olmamalı serinin geri kalanında. Bibby gibi yaşını başını almış bir guarda karşı 5 top kaybı çok kötü. Bu seriyi Celtics alırsa Rondo sayesinde alacak, kaybederse Rondo yüzünden kaybedecek.

Heat’in X faktörü üçlü haricindeki herhangi bir ismin hücumda katkı sağlaması zira üçlü en az 70 sayıyı rakip potaya bırakıyor zaten. İlk maçta James Jones dışarıdan ne attıysa girmiş. Bu önemli. Celtics’in en zayıf yanı yedekler. Kağıt üzerinde ismi cismi olan yedekler. Fakat geçen seneki kimya şu an yok. Ayrıca Jermaine O’Neal’la Shaq’i toplasanız katkı olarak Perkins etmezler. Celtics’de geçen seneki kadronun aynısı olsa, Celtics bu seriyi 6 maçta bitirir derdim. O kimya, o takım savunması sertlik yok artık Celtics’te. Herşeye rağmen Heat’i Doğu’da eleyebilecek tek takım Celtics. Celtics oyuncuları bu sefer de tekmeye kafa uzatarak oynamaya çalışacaklardır, çok gerilimli maçlar izleyeceğiz o tamam da, bence Heat bu seriyi 6 maçta bitirir. Konvansiyonel tahminler 7. maçı işaret etse de, bence Heat Boston’da en az bir maç kazanacak ve işi 6. maçta bitirecek. Hatta seri 2-0 olursa Boston’daki maçlardan birini kazandığı taktirde işi 5. maçta bitirme olasılığını da göz ardı etmeyelim. Bu seride net bir karınca ağustos böceği hikayesi yok. “İki keçi köprüde karşılaşmış…” diye başladık hikayeye, bakalım hangisi geçecek köprüden?
2. maç notu: 2-0 oldu. Şimdi Celtics düşünsün. Boston’da Rondo hücumda daha iyi olmasına rağmen takım olarak savunmada yine agresif olamadılar. Celtics’in o sert kimliğinden eser yok şu ana kadar. Miami’nin üçlüsü oyuncak yaptı Celtics savunmasını. Boston’da işler değişecek elbet. Yalnız Miami’nin bu seriyi 5 maçta bitireceğine inanmaya başladım.
Mazeretim var ağustos böceğiyim ben
Lakers’la ilgili play-off tahmini yaparken bozuk plak gibi kötümser konuşmam adetten oldu. Onlar mecbur ediyorlar beni böyle yazmaya. Hornets serisinde 5. maçın 2. çeyreğinden sonra Chris Paul’un yani Hornets’in pili bitti tamam. Ama Mavs’in kadrosu o kadar geniş ve tehlikeli ki, bu seri hata kaldırmaz. Karşındaki takım geçen seneki Thunder gibi ilk defa play-offlara çıkmış, veya ondan önceki sene 2. turda karşılaştığın Rockets gibi bir takım değil. Lakers bunu her sene muhakkak bir seride yapıyor. Ama aynı sene iki seride bunu yapmak çok tehlikeli. Çekirge her zaman sıçramaz. Mavs’e o umudu verirseniz Mavs affetmez.
Lakers Grizzlies’in oyun disiplini ve kararlılığıyla oynadığı taktirde Lakers’la Mavs 10 maç oynasın, 9’unu Lakers kazanır. O kadar iddialı konuşuyorum. Bunun nedeni biraz Mavs’in Lakers’a karşı psikolojisi. Son yıllarda Lakers’a karşı iyi oynadıkları maçları bile ne yapıp edip kaybediyorlar. Ülkemizde Fenerbahçe-Galatasaray derbilerinde özellikle de son 10 senede Fenerbahçe’nin bariz bir psikolojik üstünlüğü vardır. Hepimiz futbolu yakinen takip ettiğimiz için amacımın kimseyi sinirlendirmek olmadığını anlamışsınızdır diye tahmin ediyorum. Lakers’ın Mavs’e karşı öyle bir üstünlüğü var. Mavs’in Lakers’a karşı aşması gereken en önemli unsur psikolojik savaş. İlk maçın ilk yarısı genelde başabaş gidiyordu. 2. çeyreğin son dakikalarında Lakers’ın yakaladığı seriyle Mavs oyuncuları gene pimi çekmeye başladılar. Son saniyede Lamar orta sahadan karpuz gibi sallayacakken Terry’nin atış halinde faul yapması, Lamar’ın üç atışı soktuktan sonra Dirk’in sinirlenip teknik faulü almasıyla Lakers’ın soyunma odasına 9 sayı farkla gitmesi ve 3. çeyreğin başlarında da skoru 60-44’e getirmesiyle maç kopma anına gelmişti. Buraya kadar bildiğimiz klasik bir Lakers-Mavs maçı izledik. Ondan sonrasıysa tamamen Lakers’ın zevzekliğidir. Lakers ilk maçı, 3. çeyrekte maçı kafasında bitirdiği için kaybetti. Artest’in savunmasına söz söyleyemem ama geçen sene play-offlarda en kritik sayılara imza atmış olsa da, potaya baktığında yazı-tura atarken iki atışta da tura tutturmak bile daha yüksek bir ihtimaldir. Takım 16 sayı öndeyken 4 tane üçlük sallayıp karavana atmak, 2’sini potaya bile değdirmemek, ve dönen topların hızlı hücum olarak potaya girmesiyle Mavs’i maça ortak etmek de nereden çıktı? Ayrıca Gasol ilk yarıda gerçekten kendini bulmuşken, Hornets serisinin kasırgası Bynum içeriden "topu bana verin gereğini yapayım" diye dururken dış atışlara yönelmenin ne lüzumu vardır? Mavs’in savunmasını da övmek gereklidir fakat söz konusu Lakers’sa en önemli neden Lakers’ın Mavs’i ciddiye almaması, rakibine saygı duymamasıdır.

Daha önce onlarca 20 sayıdan geriden gelip kazanan takım izledik. Hele Mavs’in herhangi bir maçı söz konusuyken bunun olması kadar doğalı olamaz. Mavs 23 sayı öndeyken Blazers’a maç vermiş, serinin 6. maçında da 15 sayı geriden gelip maçı hatta seriyi almış bir takım. Ama Lakers’ın buna izin vermesi tamamen Lakers’ın zevzekliği. Dirk elbette muhteşem bir oyuncudur. Jason Terry çok değerli bir yedektir. Hatta Chandler Mavs kadrosunun son 10 yılda barındırdığı en yırtıcı (tabi yeterli derecede kullanılırsa, daha önce de yazdık) pivotudur. Kidd övgüye gerek yok yılların eskitemediği bir maestrodur ki Blazers serisinde çok önemli üçlükler yazdı. Hatta Marion’la, kenardan üçlük üstadı Peja’sıyla, kritik hamleleriyle Brewer’ıyla, Mavs’in kadrosunu aşağılamak haddimi aşmak olur.
İşte Lakers’in bunları hesaba katıp 48 dakika boyunca oyun planına sadık kalması gerekir. Lakers’ın Mavs’e karşı en büyük üstünlüğü, yani Bynum’dan sonraki en önemli ikinci X Faktor’ü psikolojik üstünlüğüdür. Mavs’e o umudu verdiler bir kere. Bundan sonrası tufan. Lakers 3. çeyrekte farkı 16’ya çıkardıktan sonra tavşan gibi ağacın altında havucunu yiyedurmuşken, Mavs çaktırmadan alıverdi maçı. Olayı bu kadar basite indirmek biraz fazla tepeden bakmak oluyor, farkındayım. Eşleşme ve oyuncu kalitesi olarak karşılaştırdığımızda Mavs de Kobe’yi maç içinde uzun süre durduracak oyuncu yok. Maçın sonlarında Kobe’yi birkaç kritik pozisyonda yorup hata yapmasına neden olacak oyuncu var: Jason Kidd. Bu konuda Mavs’in hocası Carlisle’dan kopya çektim. Çünkü ilk maçın sonlarındaki iki pozisyonda Kobe’nin önüne Kidd’i koymak bence hocalık dehasıdır. Şapka çıkardım. Onun haricinde Lakers uzunlarıyla oynarken Mavs’in pota altı savunmasında Chandler haricinde önemli bir tehdit yok. Dirk ve Haywood’un savunma performansları en azından Hornets’dan daha yerinde, gene de yeterli mi tartışılır.
Lakers’ın en önemli artılarından biri de Lamar’ın istikrarlı performansı, özellikle de hızlı hücumlarda sahayı katettiği zaman vücudunu eskiye göre daha dengeli kullanıyor. Zaten bu sayede en iyi 6. adam ödülünü hakederek aldı. Mavs’in artılarıysa Lakers’da Dirk’i teketekte durduracak adamın olmaması, yedek kadronun derinliği, dış atışlar ve her zaman uygulamasalar da sabırlı alan savunması. Günün sonunda oldukça kaliteli, bol teknik faullü, seri ilerledikçe horozların savaşına dönüşecek renkli mi renkli, duygusal mı duygusal bir seri izleyeceğiz. Mavs ilk maçı aldığına göre Lakers o kibirini, zevzekliğini üzerinden atmaya çalışacaktır. Lakers aklını başına devşirirse seri 2-2’ye gelir bir şekilde. Sonrası aynı Hornets serisi gibi 6. maçta Lakers’ın üstünlüğüyle biter. Lakers aklını başına devşirmezse 2. maçı da kaybedeceği için Mavs işi 5. maçta bitirirse şaşırmayın. Nihai tahminim Lakers’ın 4-2 alacağı yönünde. Bu arada iki takım play-offlarda en son 1988 yılında Batı Finali’nde karşılaşmış ve seriyi 4-3 Lakers kazanmış. 23 senedir ilk defa eslesiyorlar. Her sene play-offlara kalan bu iki takımın yollarının özellikle son 10-15 yılda kesismemis olması hakikaten enteresan.
“Delilik ha? Burası Memphis”
La Fontaine’lik değil bu takımın hikayesi. Öyle kaplumbağa karınca gibi börtü böcekle anlatılmaz. Bu takım her maçında 300 Spartalı gibi ruhunu yüreğini ortaya koyarak oynuyor. Kelimelerle anlatmak zor aslında Grizzlies’in hikayesini. Ve öyle sanıyorum ki Grizzlies bu play-offlarin en inanılmaz hikayesi olmaya devam edecek. Bu sütunlarda yazmaya devam edeceğiz şehrin ve takımın içinde bulunduğu durumu.
Bilmiyorum Türkiye’de Amerika’nın güney tabir edilen bölgesinde hortum felaketlerinden ne derece bahsedildi. Geçen hafta Çarşamba günü 24 saat içinde başlıca Alabama, Mississippi, Georgia ve Memphis’in bağlı olduğu Tennessee eyaletlerinde toplam 312 tane hortum vakası yaşandı ve 400’e yakın insan öldü, bir o kadar kayıp var, evler parça pinçik. Ülke tarihinde daha önceki 24 saatlik hortum rekoru 148’miş. Bizler Memphis’te hortum sirenlerini ninni yaptık. Şanslıydık Twister filmindeki hortumlar en azından bizim şehrin tepesine inmedi. FedEx Forum’daysa hortumun âlâsı vardı. Geçen haftaki yazımda 6. maç çok şeye gebe diye yazdıktan sonra 6. maçın son 3 dakikasına Spurs 80-79 girince herşey bitti sandık. Ama halt ettik. Play-offlarda şu ana kadar kesinlikle MVP gibi oynayan Zach Randolph, 300 filmindeki kral Leonidis’in Pers elçisini kuyuya depiklediği gibi Spurs’e karşı 15-4’lük serinin elebaşlığını yaptı ve şehir merkezinde siren seslerinin yerini sevinç çığlıkları aldı.
Şimdilerde Mississippi nehrinin taşmasını bekliyoruz. Şehir teyakkuzda. Sel nereleri vuracak diye beklerken Oklahoma’nın Thunder’ı mı yaman, Memphis’in Hortum’u mu yaman göreceğiz. İlk maçta Grizzlies yine Zach ve Marc eşliğinde Thunder’ı pilav üstü tandır yaptı. Açıkçası bu takım şımarmayıp böyle oynadığı taktirde Thunder’ı da eler, Batı finalinde Mavs karşısında favori olur, Lakers’ı da bayağı zorlar hatta eleyebilir. Şımarmazsa dememin sebebi Zach’in ilk Thunder maçından sonra biraz “beni durduracak kimse yok” havalarındaki demeçleri. Tamam Durant’in demecini doğruladın ama ağır ol Zach façanı alabilirler. Perkins gibi pis oynayan kaya gibi bir adam var Thunder’da. Böyle konuşup sonra hüsrana uğrayan çok adam var tarihte. Alçakgönüllülüğü elden bırakmamakta fayda var. Bu seriler boşuna 7 maç üzerinden oynanmıyor. 1 numaralı takımı eleyen otomatikman finale çıkmıyor.

Thunder çok yetenekli ve kaya gibi bir takım. Play-offlar başlarken Lakers’la beraber Batı finaline yakıştırdığım bir takım. Önemli yıldızları var. Listelemeye gerek yok uzun uzun. Ama o Zach yok mu o Zach. Teketekte kesinlikle devrilmiyor. İlk maçtan sonra Thunder’ın yapması gereken şey Perkins ve İbaka’nın Zach’ın sinirini bozmaları, onu faul problemine sokmaları, hatta teknik fauller aldıracak pislikler yapmaları. İlk maçta sert savunmayı denediler fakat bu sefer de Marc’ın orta mesafeden gayet isabetli atışlar atacağı tuttu ve Grizzlies maçı kolayca aldı, bir ara fark 3’e düşmüş olsa da. Thunder’ın ne olursa olsun sert oynaması lazım, dahası olayı psikolojik savaş boyutuna taşıması lazım. Ayrıca yedeklerden Harden sezonun ikinci yarısında gayet iyiydi. Tabureden katkı gelmesi şart. Grizzlies’e karşı hücumda sadece Durant’le Westbrook’la olacak iş değil bu. Sportmenlik dışı faullerle dayak kötek bir seri olacak devamında. Zira Shane Battier ve Tony Allen’in elleri de armut toplamıyor. Memphis öyle bir kadro kurdu ve öyle inatçı, öyle oyundan kopmayarak oynuyor ki, en agresif seyirci, en zorlu deplasmanlarda bile bana mısın demiyor adamlar. Grizzlies, Nuggets gibi yetenekli, seyri eğlenceli, geleceğin takımı modunda ama şimdilik vur ensesine al ekmeğini hesabı bir takım olmadığını çoktan gösterdi. Ayrıca su an için fazla gösterge olmasa da sezon içindeki maçlarda Grizzlies’in Thunder’a 3-1’lik üstünlüğü var. İkinci maçın skoru ne olursa olsun ipler Grizzlies’ın elinde. Serinin 3. ve 4. maçları Memphis’te. Şehir halkının beklentisi Thunder’ın Mississippi’nin sel sularının altında eriyip gitmesi. Maçların ertelenmesi düşünülmüyor şu safhada. Zira FedEx Forum, nehrin hemen dibinde değil. Eski salon Piramit’te oynansaydı maçlar, o zaman rahat ertelenirdi zira Piramit nehrin dibinde.
2. maç notu: Thunder 2. maçta zorlanmadı. Hücumda top dolaştırmaları üst düzeydeydi. Yedekler 48 sayı attı. Grizzlies Harden’a ve Maynor’a hazırlıksız yakalandı. İçeride duvar ördüler, sert savunmayla yıprattılar Grizzlies uzunlarını. İlk maçta içeriden 58 sayı bulan Grizzlies bu maçta 34 sayı buldu. Yalnız Grizzlies ilk maçtan sonra takım olarak çok zorlamadı bana kalırsa. Maçı kazanması gereken kazandı ama top hala Grizzlies’de. Şimdi 4 gün dinlenme var.
GÖKTEN DÜŞEN ELMALAR...
Madem masallarla başladık masalla kapatalım bu haftayı. “Onlar erdi muradına biz çıkalım kerevetine” dememiz için daha var. Ama playoffların ilk turunda gökten düşen üç elmanın sahipleri bence son yılların en müthiş hikayesi olmaya namzet Grizzlies’dan: Tank gibi Zach Randolph, takımın mentörü, aslan yürekli Shane Battier ve oyuncularını, disiplin ve inanmanın başarmanın yarısı olduğuna inandırmış, mütevazi, senin benim gibi insan, gönül adamı ama mangal yürekli hoca Lionel Hollins.
Play-offsuz kalmayın…
Konferans yarı finallerinin 4’ü de karıncaların ve kaplumbağaların zaferiyle başladı. Serilerin sonunda karıncalar illa kazanan tarafta olamayabilirler ama ilk maçlar için bu benzetmeyi yaparsak yanılmış olmayız. Geçen sene konferans yarı finalleri pek bir renksiz geçmişti. Biz konferans yarı final serileri kanlı bıçaklı geçecek derken 4 serinin 3 tanesi süpürgeyle bitince Celtics-Cavs serisinin bitimini dört gözle beklemiştik. Bu seneyse ilk maçlara baktığımızda ilk turdaki heyecanın üstüne eklenecek çok zevkli 4 seri bizleri bekliyor.
Matadorun kılıcı mı Boğa’nın boynuzu mu?
Bulls’a ağustos böceği yaftası yapıştırmak haksızlık olur. Bu etiketi hak eden başka takımlar var. Serinin ağustos böceği ise Hawks’ı kaale almayan bizleriz orası kesin. Nasıl desem, amiyane tabiriyle kapak oldu adeta. İyi de oldu. Zaten işin zevki burada. Hawks serinin tartışmasız karıncası. Hatta Doğu’nun en karınca takımı. Miyatlarını doldurdular derken, akordu bozuk Orlando’yu 6 maçta saf dışı bırakmaları gerçekten takdire şayandı. Orlando demişken Rashard Lewis’e etmedik lâfı bırakmadık zamanında ama Jason Richardson’ın seri boyunca yokları oynaması Orlando’nun en temel eksiğiydi. Geçen sene ilk turda Bucks’ı 7. maçın sonlarında zar zor eleyip yorulan Hawks’ın Orlando serisinde oynayacak takatı kalmamıştı ve süpürülmüşlerdi. Bu seneyse Hawks gerçekten takım olarak daha faklı bir havada oynadı Orlando serisini. Belli ki o serinin gazıyla Bulls’u da kestirmişler gözlerine.
Bulls’a gelince. Açıkçası Pacers’ın işini 5 maçta görmelerine rağmen ilk turda şampiyon olabilecek bir takım havası vermediler bana. O seri pekala 7 maça gidebilirdi ve hep MVP Rose çıktı sahneye. Serinin skoru tamamen yanıltıcıydı. Pacers’dan daha dişli bir rakiple karşılaşacaklarında zorlanacaklarını düşünüyordum. Bulls test edilmiş bir takım değil. Bulls’un finale çıkmasını şahsen istememe rağmen şampiyonluk şarkıları söylemeleri için erken. Büyük başarılar büyük hayal kırıklıklarından sonra gelir. Nasıl ki Jordan, Kobe, Shaq, Celtics’in üçlüsü gibi adamlar o hayal kırıklıklarından öğrendikten sonra o başarılara imza attılar, Rose’un da başarısızlıklardan öğreneceği seriler geride bırakması gerekiyor. Çaylakken Celtics’e karşı efsanevi seride yaşadığı hayal kırıklığı olsa da, o zaman o seriyi kazanmaları beklenmiyordu. Bu sözleri 2 sene önce Lebron için yazmıştım aynı köşede. Lebron temelinde, nedenleri ne olursa olsun o başarısızlıkları bulunduran kişi olarak, su an o başarıları yaşamak için kafaca hazır. Benzer bir dönemi Rose da yaşamalı. Bu konuya play-oflar boyunca birkaç defa daha değineceğiz.

Serinin ilk maçını izleyemedim. O yüzden skor yazarlığı yapmayayım. Bizim buralarda hortum üstüne hortumlar yaşandı, bölgece yüzlerce kişi Hakkın rahmetine kavuştu. Dolayısıyla hortum uyarısı sirenleri altında telefondan maç skoru takip etmekten başka birşey gelmedi elimden. Seri öncesindeki temel beklentim Bulls’un seriyi 4-2 alacağı yönündeydi zira Bulls ilk turda şampiyonluk için erken bir takım görüntüsü verse de Orlando serisinin cezalandırıclarından Hinrich’in sakatlanması Bulls için önemli bir avantaj olacaktı. İlk maçta kazın ayağı öyle olmadı ve Hinrich oynamamasına rağmen Hawks Boğalar'ı dize getirdi. Skor tabelasından baktığım kadarıyla Joe Johnson ve gözde yedek Jamal Crawford bu çetin boğa güreşinin ilk ayağında kılıcı boğanın boynuna saplayan iki matador olmuşlar. Zevkli bir seri olacak. Horford-Noah eşleşmesinden kemik sesleri gelir.
Bu arada Pacers serisinde ayak bileğinden sakatlık yaşayan Rose’un ilk maçın bitimine 6 saniye kala aynı ayağını tekrar burkmasi serinin gidişatını doğrudan etkileyebilir. Mühim birşeyi yokmuş diyorlar. Seri gerçekten uzun olacak ama Bulls Pacers serisindeki ritmle oynarsa sürpriz bir şekilde erken de bitebilir. Şu saatten sonra Bulls’un 6 maçta bitireceğini söylemek mümkünse de bu iş ciddiye binecek. Rose’un sakatlığı daha da ciddi bir hal almazsa Bulls 4-3 alır diyorum.
Kuru sıcak yoncaların en önemli düşmanıdır
Yoncayı çok kurutursanız fazla yaşayamaz. Hele bir de küsküt otu sararsa yonca iyice zayıf düşer ve vaktinden önce solar. Celtics ilk turu zorlanmadan geçince fazla dinlendi ve üstüne de Miami’nin sıcağını yiyince ilk maçta sararıp soldu. Wade ise küsküt otu gibi sağdan soldan sardı Celtics savunmasını. Bu otların temizlenmesini sağlayacak ve yoncayı sulayacak en önemli faktör de Rondo’dur.
Doğu’da şu ana kadar finale çıkma emaresini en çok gösteren takım Heat olarak gözüme çarpıyor. Deneyim yenilen kazıkların bileşkesidir hesabı oynayan bir Lebron, ayrıca bu seviyede 5 sene önce oynamış son çeyreklerin adamı Wade varken Celtics’in işi gerçekten zor. imkansız olmadığını zaten biliyoruz özellikle geçen seneden dolayı. Ama bu sefer Lebron’un son çeyreklerde acizleri oynayacağı bir durum yok. Çünkü takım arkadaşı, Lebron’dan daha mangal yürekli. Bir Wade faktörü var. Onun varlığı Lebron’un da daha iyi oynamasını sağlayıp üzerindeki baskıyı alacaktır. Sezon içinde oynadıkları maçlarda Celtics 3-1 üstünlük sagladiysa da üzerinden çok zaman ve bir takas sezonu geçti.
İlk maçı yine hortum uyarılarından dolayı evin sığınağında telefondan takip edebildim. Geniş özetlerinden anladığım kadarıyla Bosh-Garnett eşleşmesi nötr vaziyette. Wade ve Lebron faktörüne karşılık Allen ve Pierce faktörleri var. İlk maçta X faktör Rondo’nun etkisizliği olmuş durumda. Çünkü Celtics Rondo’nun götürebildiği kadar gidecek bir takım. Rondo oyununu oynayabilirse Celtics de oynar. Rondo Bibby’nin savunması karşısında gerçekten yok olmuş. 5 top kaybı, sadece 7 asist, 8 sayı. Celtics’in kaybettiği herhangi bir maçı izlemediyseniz, önce bakmanız gereken istatistik Rondo’nun istatistikleridir. O rakamların kötü olması, eğer Celtics mağlup geldiyse, bu mağlubiyetin birinci nedenidir. Rondo en azından istatistiki olarak bundan daha kötü olamaz veya olmamalı serinin geri kalanında. Bibby gibi yaşını başını almış bir guarda karşı 5 top kaybı çok kötü. Bu seriyi Celtics alırsa Rondo sayesinde alacak, kaybederse Rondo yüzünden kaybedecek.

Heat’in X faktörü üçlü haricindeki herhangi bir ismin hücumda katkı sağlaması zira üçlü en az 70 sayıyı rakip potaya bırakıyor zaten. İlk maçta James Jones dışarıdan ne attıysa girmiş. Bu önemli. Celtics’in en zayıf yanı yedekler. Kağıt üzerinde ismi cismi olan yedekler. Fakat geçen seneki kimya şu an yok. Ayrıca Jermaine O’Neal’la Shaq’i toplasanız katkı olarak Perkins etmezler. Celtics’de geçen seneki kadronun aynısı olsa, Celtics bu seriyi 6 maçta bitirir derdim. O kimya, o takım savunması sertlik yok artık Celtics’te. Herşeye rağmen Heat’i Doğu’da eleyebilecek tek takım Celtics. Celtics oyuncuları bu sefer de tekmeye kafa uzatarak oynamaya çalışacaklardır, çok gerilimli maçlar izleyeceğiz o tamam da, bence Heat bu seriyi 6 maçta bitirir. Konvansiyonel tahminler 7. maçı işaret etse de, bence Heat Boston’da en az bir maç kazanacak ve işi 6. maçta bitirecek. Hatta seri 2-0 olursa Boston’daki maçlardan birini kazandığı taktirde işi 5. maçta bitirme olasılığını da göz ardı etmeyelim. Bu seride net bir karınca ağustos böceği hikayesi yok. “İki keçi köprüde karşılaşmış…” diye başladık hikayeye, bakalım hangisi geçecek köprüden?
2. maç notu: 2-0 oldu. Şimdi Celtics düşünsün. Boston’da Rondo hücumda daha iyi olmasına rağmen takım olarak savunmada yine agresif olamadılar. Celtics’in o sert kimliğinden eser yok şu ana kadar. Miami’nin üçlüsü oyuncak yaptı Celtics savunmasını. Boston’da işler değişecek elbet. Yalnız Miami’nin bu seriyi 5 maçta bitireceğine inanmaya başladım.
Mazeretim var ağustos böceğiyim ben
Lakers’la ilgili play-off tahmini yaparken bozuk plak gibi kötümser konuşmam adetten oldu. Onlar mecbur ediyorlar beni böyle yazmaya. Hornets serisinde 5. maçın 2. çeyreğinden sonra Chris Paul’un yani Hornets’in pili bitti tamam. Ama Mavs’in kadrosu o kadar geniş ve tehlikeli ki, bu seri hata kaldırmaz. Karşındaki takım geçen seneki Thunder gibi ilk defa play-offlara çıkmış, veya ondan önceki sene 2. turda karşılaştığın Rockets gibi bir takım değil. Lakers bunu her sene muhakkak bir seride yapıyor. Ama aynı sene iki seride bunu yapmak çok tehlikeli. Çekirge her zaman sıçramaz. Mavs’e o umudu verirseniz Mavs affetmez.
Lakers Grizzlies’in oyun disiplini ve kararlılığıyla oynadığı taktirde Lakers’la Mavs 10 maç oynasın, 9’unu Lakers kazanır. O kadar iddialı konuşuyorum. Bunun nedeni biraz Mavs’in Lakers’a karşı psikolojisi. Son yıllarda Lakers’a karşı iyi oynadıkları maçları bile ne yapıp edip kaybediyorlar. Ülkemizde Fenerbahçe-Galatasaray derbilerinde özellikle de son 10 senede Fenerbahçe’nin bariz bir psikolojik üstünlüğü vardır. Hepimiz futbolu yakinen takip ettiğimiz için amacımın kimseyi sinirlendirmek olmadığını anlamışsınızdır diye tahmin ediyorum. Lakers’ın Mavs’e karşı öyle bir üstünlüğü var. Mavs’in Lakers’a karşı aşması gereken en önemli unsur psikolojik savaş. İlk maçın ilk yarısı genelde başabaş gidiyordu. 2. çeyreğin son dakikalarında Lakers’ın yakaladığı seriyle Mavs oyuncuları gene pimi çekmeye başladılar. Son saniyede Lamar orta sahadan karpuz gibi sallayacakken Terry’nin atış halinde faul yapması, Lamar’ın üç atışı soktuktan sonra Dirk’in sinirlenip teknik faulü almasıyla Lakers’ın soyunma odasına 9 sayı farkla gitmesi ve 3. çeyreğin başlarında da skoru 60-44’e getirmesiyle maç kopma anına gelmişti. Buraya kadar bildiğimiz klasik bir Lakers-Mavs maçı izledik. Ondan sonrasıysa tamamen Lakers’ın zevzekliğidir. Lakers ilk maçı, 3. çeyrekte maçı kafasında bitirdiği için kaybetti. Artest’in savunmasına söz söyleyemem ama geçen sene play-offlarda en kritik sayılara imza atmış olsa da, potaya baktığında yazı-tura atarken iki atışta da tura tutturmak bile daha yüksek bir ihtimaldir. Takım 16 sayı öndeyken 4 tane üçlük sallayıp karavana atmak, 2’sini potaya bile değdirmemek, ve dönen topların hızlı hücum olarak potaya girmesiyle Mavs’i maça ortak etmek de nereden çıktı? Ayrıca Gasol ilk yarıda gerçekten kendini bulmuşken, Hornets serisinin kasırgası Bynum içeriden "topu bana verin gereğini yapayım" diye dururken dış atışlara yönelmenin ne lüzumu vardır? Mavs’in savunmasını da övmek gereklidir fakat söz konusu Lakers’sa en önemli neden Lakers’ın Mavs’i ciddiye almaması, rakibine saygı duymamasıdır.

Daha önce onlarca 20 sayıdan geriden gelip kazanan takım izledik. Hele Mavs’in herhangi bir maçı söz konusuyken bunun olması kadar doğalı olamaz. Mavs 23 sayı öndeyken Blazers’a maç vermiş, serinin 6. maçında da 15 sayı geriden gelip maçı hatta seriyi almış bir takım. Ama Lakers’ın buna izin vermesi tamamen Lakers’ın zevzekliği. Dirk elbette muhteşem bir oyuncudur. Jason Terry çok değerli bir yedektir. Hatta Chandler Mavs kadrosunun son 10 yılda barındırdığı en yırtıcı (tabi yeterli derecede kullanılırsa, daha önce de yazdık) pivotudur. Kidd övgüye gerek yok yılların eskitemediği bir maestrodur ki Blazers serisinde çok önemli üçlükler yazdı. Hatta Marion’la, kenardan üçlük üstadı Peja’sıyla, kritik hamleleriyle Brewer’ıyla, Mavs’in kadrosunu aşağılamak haddimi aşmak olur.
İşte Lakers’in bunları hesaba katıp 48 dakika boyunca oyun planına sadık kalması gerekir. Lakers’ın Mavs’e karşı en büyük üstünlüğü, yani Bynum’dan sonraki en önemli ikinci X Faktor’ü psikolojik üstünlüğüdür. Mavs’e o umudu verdiler bir kere. Bundan sonrası tufan. Lakers 3. çeyrekte farkı 16’ya çıkardıktan sonra tavşan gibi ağacın altında havucunu yiyedurmuşken, Mavs çaktırmadan alıverdi maçı. Olayı bu kadar basite indirmek biraz fazla tepeden bakmak oluyor, farkındayım. Eşleşme ve oyuncu kalitesi olarak karşılaştırdığımızda Mavs de Kobe’yi maç içinde uzun süre durduracak oyuncu yok. Maçın sonlarında Kobe’yi birkaç kritik pozisyonda yorup hata yapmasına neden olacak oyuncu var: Jason Kidd. Bu konuda Mavs’in hocası Carlisle’dan kopya çektim. Çünkü ilk maçın sonlarındaki iki pozisyonda Kobe’nin önüne Kidd’i koymak bence hocalık dehasıdır. Şapka çıkardım. Onun haricinde Lakers uzunlarıyla oynarken Mavs’in pota altı savunmasında Chandler haricinde önemli bir tehdit yok. Dirk ve Haywood’un savunma performansları en azından Hornets’dan daha yerinde, gene de yeterli mi tartışılır.
Lakers’ın en önemli artılarından biri de Lamar’ın istikrarlı performansı, özellikle de hızlı hücumlarda sahayı katettiği zaman vücudunu eskiye göre daha dengeli kullanıyor. Zaten bu sayede en iyi 6. adam ödülünü hakederek aldı. Mavs’in artılarıysa Lakers’da Dirk’i teketekte durduracak adamın olmaması, yedek kadronun derinliği, dış atışlar ve her zaman uygulamasalar da sabırlı alan savunması. Günün sonunda oldukça kaliteli, bol teknik faullü, seri ilerledikçe horozların savaşına dönüşecek renkli mi renkli, duygusal mı duygusal bir seri izleyeceğiz. Mavs ilk maçı aldığına göre Lakers o kibirini, zevzekliğini üzerinden atmaya çalışacaktır. Lakers aklını başına devşirirse seri 2-2’ye gelir bir şekilde. Sonrası aynı Hornets serisi gibi 6. maçta Lakers’ın üstünlüğüyle biter. Lakers aklını başına devşirmezse 2. maçı da kaybedeceği için Mavs işi 5. maçta bitirirse şaşırmayın. Nihai tahminim Lakers’ın 4-2 alacağı yönünde. Bu arada iki takım play-offlarda en son 1988 yılında Batı Finali’nde karşılaşmış ve seriyi 4-3 Lakers kazanmış. 23 senedir ilk defa eslesiyorlar. Her sene play-offlara kalan bu iki takımın yollarının özellikle son 10-15 yılda kesismemis olması hakikaten enteresan.
“Delilik ha? Burası Memphis”
La Fontaine’lik değil bu takımın hikayesi. Öyle kaplumbağa karınca gibi börtü böcekle anlatılmaz. Bu takım her maçında 300 Spartalı gibi ruhunu yüreğini ortaya koyarak oynuyor. Kelimelerle anlatmak zor aslında Grizzlies’in hikayesini. Ve öyle sanıyorum ki Grizzlies bu play-offlarin en inanılmaz hikayesi olmaya devam edecek. Bu sütunlarda yazmaya devam edeceğiz şehrin ve takımın içinde bulunduğu durumu.
Bilmiyorum Türkiye’de Amerika’nın güney tabir edilen bölgesinde hortum felaketlerinden ne derece bahsedildi. Geçen hafta Çarşamba günü 24 saat içinde başlıca Alabama, Mississippi, Georgia ve Memphis’in bağlı olduğu Tennessee eyaletlerinde toplam 312 tane hortum vakası yaşandı ve 400’e yakın insan öldü, bir o kadar kayıp var, evler parça pinçik. Ülke tarihinde daha önceki 24 saatlik hortum rekoru 148’miş. Bizler Memphis’te hortum sirenlerini ninni yaptık. Şanslıydık Twister filmindeki hortumlar en azından bizim şehrin tepesine inmedi. FedEx Forum’daysa hortumun âlâsı vardı. Geçen haftaki yazımda 6. maç çok şeye gebe diye yazdıktan sonra 6. maçın son 3 dakikasına Spurs 80-79 girince herşey bitti sandık. Ama halt ettik. Play-offlarda şu ana kadar kesinlikle MVP gibi oynayan Zach Randolph, 300 filmindeki kral Leonidis’in Pers elçisini kuyuya depiklediği gibi Spurs’e karşı 15-4’lük serinin elebaşlığını yaptı ve şehir merkezinde siren seslerinin yerini sevinç çığlıkları aldı.
Şimdilerde Mississippi nehrinin taşmasını bekliyoruz. Şehir teyakkuzda. Sel nereleri vuracak diye beklerken Oklahoma’nın Thunder’ı mı yaman, Memphis’in Hortum’u mu yaman göreceğiz. İlk maçta Grizzlies yine Zach ve Marc eşliğinde Thunder’ı pilav üstü tandır yaptı. Açıkçası bu takım şımarmayıp böyle oynadığı taktirde Thunder’ı da eler, Batı finalinde Mavs karşısında favori olur, Lakers’ı da bayağı zorlar hatta eleyebilir. Şımarmazsa dememin sebebi Zach’in ilk Thunder maçından sonra biraz “beni durduracak kimse yok” havalarındaki demeçleri. Tamam Durant’in demecini doğruladın ama ağır ol Zach façanı alabilirler. Perkins gibi pis oynayan kaya gibi bir adam var Thunder’da. Böyle konuşup sonra hüsrana uğrayan çok adam var tarihte. Alçakgönüllülüğü elden bırakmamakta fayda var. Bu seriler boşuna 7 maç üzerinden oynanmıyor. 1 numaralı takımı eleyen otomatikman finale çıkmıyor.

Thunder çok yetenekli ve kaya gibi bir takım. Play-offlar başlarken Lakers’la beraber Batı finaline yakıştırdığım bir takım. Önemli yıldızları var. Listelemeye gerek yok uzun uzun. Ama o Zach yok mu o Zach. Teketekte kesinlikle devrilmiyor. İlk maçtan sonra Thunder’ın yapması gereken şey Perkins ve İbaka’nın Zach’ın sinirini bozmaları, onu faul problemine sokmaları, hatta teknik fauller aldıracak pislikler yapmaları. İlk maçta sert savunmayı denediler fakat bu sefer de Marc’ın orta mesafeden gayet isabetli atışlar atacağı tuttu ve Grizzlies maçı kolayca aldı, bir ara fark 3’e düşmüş olsa da. Thunder’ın ne olursa olsun sert oynaması lazım, dahası olayı psikolojik savaş boyutuna taşıması lazım. Ayrıca yedeklerden Harden sezonun ikinci yarısında gayet iyiydi. Tabureden katkı gelmesi şart. Grizzlies’e karşı hücumda sadece Durant’le Westbrook’la olacak iş değil bu. Sportmenlik dışı faullerle dayak kötek bir seri olacak devamında. Zira Shane Battier ve Tony Allen’in elleri de armut toplamıyor. Memphis öyle bir kadro kurdu ve öyle inatçı, öyle oyundan kopmayarak oynuyor ki, en agresif seyirci, en zorlu deplasmanlarda bile bana mısın demiyor adamlar. Grizzlies, Nuggets gibi yetenekli, seyri eğlenceli, geleceğin takımı modunda ama şimdilik vur ensesine al ekmeğini hesabı bir takım olmadığını çoktan gösterdi. Ayrıca su an için fazla gösterge olmasa da sezon içindeki maçlarda Grizzlies’in Thunder’a 3-1’lik üstünlüğü var. İkinci maçın skoru ne olursa olsun ipler Grizzlies’ın elinde. Serinin 3. ve 4. maçları Memphis’te. Şehir halkının beklentisi Thunder’ın Mississippi’nin sel sularının altında eriyip gitmesi. Maçların ertelenmesi düşünülmüyor şu safhada. Zira FedEx Forum, nehrin hemen dibinde değil. Eski salon Piramit’te oynansaydı maçlar, o zaman rahat ertelenirdi zira Piramit nehrin dibinde.
2. maç notu: Thunder 2. maçta zorlanmadı. Hücumda top dolaştırmaları üst düzeydeydi. Yedekler 48 sayı attı. Grizzlies Harden’a ve Maynor’a hazırlıksız yakalandı. İçeride duvar ördüler, sert savunmayla yıprattılar Grizzlies uzunlarını. İlk maçta içeriden 58 sayı bulan Grizzlies bu maçta 34 sayı buldu. Yalnız Grizzlies ilk maçtan sonra takım olarak çok zorlamadı bana kalırsa. Maçı kazanması gereken kazandı ama top hala Grizzlies’de. Şimdi 4 gün dinlenme var.
GÖKTEN DÜŞEN ELMALAR...
Madem masallarla başladık masalla kapatalım bu haftayı. “Onlar erdi muradına biz çıkalım kerevetine” dememiz için daha var. Ama playoffların ilk turunda gökten düşen üç elmanın sahipleri bence son yılların en müthiş hikayesi olmaya namzet Grizzlies’dan: Tank gibi Zach Randolph, takımın mentörü, aslan yürekli Shane Battier ve oyuncularını, disiplin ve inanmanın başarmanın yarısı olduğuna inandırmış, mütevazi, senin benim gibi insan, gönül adamı ama mangal yürekli hoca Lionel Hollins.
Play-offsuz kalmayın…





















