Türk Telekom – Pınar Karşıyaka
Maçın analizi bir yana, Avrupa liglerinde maç yapıyor olmak her şekilde değerlidir. Maçların ve liglerin önemi farklı olsa da takıma ve oyunculara değer katar. Dezavantajı da sorumluluk almadan oynamanın getireceği kötü görüntüdür. Her iki takımımız da daha iyi savunma örneği gösterek yine aynı sonuca gidebilirdi. Yüksek skor her zaman kaliteli oyuna işaret değildir. Gösteri maçı olmadığını da düşünmeliyiz değil mi?
Türk Telekom – Pınar Karşıyaka: 74 – 82 (22-22/21-16/15-29/16-15)
Ligdeki performansın bir ölçü olmadığını gösteren sonucu nasıl açıklayabiliriz ? Avrupa'da maç oynamak farklı bakış mı gerektiriyor yoksa Karşıyaka gerekli dersleri çıkarmış durumda mıdır ? Hatta daha uzak bir soru ile devam edelim: maçı önde götürmek sonuca ortak olmayı sağlar mı ? Yakın zamanda Gençlerbirliği - Beşiktaş futbol maçını hatırlarsak hesapların altüst olduğu durumla karşı karşıyayız
Telekom bu hezimeti nasıl sağladı ? Farkında olmadan sonunu nasıl getirdi ? Sadece periyodlara bakarak belirtebilirizki, oyunun kontrolü Karşıyaka'ya geçince giderek savunmayı sertleştiriyor ve kontrolü bunun üzerinden sağlayabiliyor (özellikle 4. periyod).
Kilit kelime kontrol ise bunun ilk adımları nereden geldi ? Telekom tarafında zaman geçtikçe istikrar mı azaldı, yoksa Karşıyaka güçleniyor muydu ?
Telekom, maçı tempoyu yükselterek başlattı. Daha doğrusu kontrolü altına aldı hatta ilk periyod bitmeden farkı 8 sayıya çıkardı. Periyod biterken fark kapanmıştı. Bir başka deyişle: 5 dakikadan az sürede yaşanan yüksek performans kaybı (bir maç sonucunda alınabilecek fark avantajını kaybetmekten bahsediyoruz). Heleki 2. periyod ortasına doğru farkı açamamış olmak da planın bozulduğu anlamına geliyordu.
Devre bittiğinde ilk 20 dakikada, her dakika ortalama 2 sayı önde geçmişti (bazı dakikalarda bu farkı sağlamamış, bazılarında üstüne çıkmıştı ama ortalaması bu idi). Soralım: ilk periyod içinde 8 sayı farktan, ilk 20 dakika ortalama 2 sayı farkla geçen dakikalara gidilmişti. Soyunma odasına giderken Telekom ekibi kendilerine “skordan pay almakta zorlanıyoruz, farkında mısınız ? ” sorusunu sormuş mudur ? İlk periyod içinde toplam sayının %60ını alırken giderek düşmekte idi. Zaman ilerlerken, karşılıklı sayılar atıldıkça bu düşüş normaldir ama bu kaybın şekli yumuşak değildi, giderek sertleşiyordu. Hızlı yükseliş ve hızlı düşüş, kontrolün kaybedildiği anlamına gelmekteydi.
Sırf bu bakış bile Türk Telekom'un gösteriyle, kaliteyi karıştırdığı anlamına gelmektedir ve Karşıyaka takımı da bu durumdan gerekli fırsatı çıkarmıştır.
Pınar Karşıyaka'nın kalan maçlarında daha az hata yaparak ve rakibin yüksek temposunun hatalar getireceğini bilerek daha iyi oyun sergilemesini bekleyebiliriz. Türk Telekom ise, geçmişteki kötü alışkanlıklarını terk etmelidir. Grup maçları tamamlandığında Pınar Karşıyaka'yı daha avantajlı görebiliriz.
Maçın analizi bir yana, Avrupa liglerinde maç yapıyor olmak her şekilde değerlidir. Maçların ve liglerin önemi farklı olsa da takıma ve oyunculara değer katar. Dezavantajı da sorumluluk almadan oynamanın getireceği kötü görüntüdür. Her iki takımımız da daha iyi savunma örneği gösterek yine aynı sonuca gidebilirdi. Yüksek skor her zaman kaliteli oyuna işaret değildir. Gösteri maçı olmadığını da düşünmeliyiz değil mi?
Türk Telekom – Pınar Karşıyaka: 74 – 82 (22-22/21-16/15-29/16-15)
Ligdeki performansın bir ölçü olmadığını gösteren sonucu nasıl açıklayabiliriz ? Avrupa'da maç oynamak farklı bakış mı gerektiriyor yoksa Karşıyaka gerekli dersleri çıkarmış durumda mıdır ? Hatta daha uzak bir soru ile devam edelim: maçı önde götürmek sonuca ortak olmayı sağlar mı ? Yakın zamanda Gençlerbirliği - Beşiktaş futbol maçını hatırlarsak hesapların altüst olduğu durumla karşı karşıyayız
Telekom bu hezimeti nasıl sağladı ? Farkında olmadan sonunu nasıl getirdi ? Sadece periyodlara bakarak belirtebilirizki, oyunun kontrolü Karşıyaka'ya geçince giderek savunmayı sertleştiriyor ve kontrolü bunun üzerinden sağlayabiliyor (özellikle 4. periyod).
Kilit kelime kontrol ise bunun ilk adımları nereden geldi ? Telekom tarafında zaman geçtikçe istikrar mı azaldı, yoksa Karşıyaka güçleniyor muydu ?
Telekom, maçı tempoyu yükselterek başlattı. Daha doğrusu kontrolü altına aldı hatta ilk periyod bitmeden farkı 8 sayıya çıkardı. Periyod biterken fark kapanmıştı. Bir başka deyişle: 5 dakikadan az sürede yaşanan yüksek performans kaybı (bir maç sonucunda alınabilecek fark avantajını kaybetmekten bahsediyoruz). Heleki 2. periyod ortasına doğru farkı açamamış olmak da planın bozulduğu anlamına geliyordu.
Devre bittiğinde ilk 20 dakikada, her dakika ortalama 2 sayı önde geçmişti (bazı dakikalarda bu farkı sağlamamış, bazılarında üstüne çıkmıştı ama ortalaması bu idi). Soralım: ilk periyod içinde 8 sayı farktan, ilk 20 dakika ortalama 2 sayı farkla geçen dakikalara gidilmişti. Soyunma odasına giderken Telekom ekibi kendilerine “skordan pay almakta zorlanıyoruz, farkında mısınız ? ” sorusunu sormuş mudur ? İlk periyod içinde toplam sayının %60ını alırken giderek düşmekte idi. Zaman ilerlerken, karşılıklı sayılar atıldıkça bu düşüş normaldir ama bu kaybın şekli yumuşak değildi, giderek sertleşiyordu. Hızlı yükseliş ve hızlı düşüş, kontrolün kaybedildiği anlamına gelmekteydi.
Sırf bu bakış bile Türk Telekom'un gösteriyle, kaliteyi karıştırdığı anlamına gelmektedir ve Karşıyaka takımı da bu durumdan gerekli fırsatı çıkarmıştır.
Pınar Karşıyaka'nın kalan maçlarında daha az hata yaparak ve rakibin yüksek temposunun hatalar getireceğini bilerek daha iyi oyun sergilemesini bekleyebiliriz. Türk Telekom ise, geçmişteki kötü alışkanlıklarını terk etmelidir. Grup maçları tamamlandığında Pınar Karşıyaka'yı daha avantajlı görebiliriz.





















